CİZYE - İslami Sözlük

'Dini Terimler Sözlüğü' forumunda Dine tarafından 26 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    CİZYE - İslami Sözlük konusu CİZYE

    İslâm devleti bünyesinde yaşayan gayr-i müslim vatandaşların mükellef olan erkeklerinden can ve mallarını koruma bedeli olarak yılda bir defa alınan vergi Buna cizye denilmesinin sebebi, zimmî denilen cizye yükümlüsünü ölümden koruduğu içindir Bir islâm beldesinde yaşayan gayr-i müslim, İslâm'a girerse cizyeden kurtulur Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:

    "Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldığı şeyleri haram tanımayan, hak dinini din olarak kabul etmeyen kimselere, zelil ve hakîr olarak kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşınız " (et-Tevbe, 9/29)

    Cizye, borcunu ödedi demek olan "cezâ deynûhu" fiilinden bir çeşit borç ödeyişi ifade eden bir isim olup, müahidin ahdi üzerine vereceği vergiye ıtlak olunur ki; can, mal ve özgürlüklerinin korunması karşılığında ödenmesi gerekir

    Müşriklere gelince onların cizye ödeyerek şirklerini sürdürmeleri asla sözkonusu olamaz Onlar için ya İslâm ya da kılıç vardır Burada da cizyenin Ehl-i Kitab'a özgü kabul edildiğini ifade eder bir kayıt yoktur Bunun için mesele içtihadî olmuştur İmamı Âzam Ebu Hanife'ye göre cizye mutlaka Ehl-i Kitap'tan ve Arap olmayan müşriklerden alınır; fakat Arap müşriklerden alınmaz Onlara ancak İslâm teklif edilir Ebu Yusuf'a göre kitab'i olsun müşrik olsun Arap'tan alınmaz; fakat Arap olmayan Ehli Kitap'tan ve müşriklerden de alınır İmam Şafiî'ye göre ise Arap olsun olmasın cizye ehl-i kitaptan alınır Gerek Arap olan gerek olmayan müşrik ve putperestlerden alınmaz İmam Mâlik ve Evzâi ise bütün gayr-i müslimlerden alınır kanaatini belirtmişlerdir

    İlk zamanlarda cizyenin nasıl uygulandığına dair elimizde delil olabilecek bilgi, yalnız Mısır'da cârî muamele hakkındaki bilgilerdir Orada vergi ödeyenlere, bir kurşun mühür verilir, mükellef bunu boynuna takardı Fakat sonraları Hişâm b Abdülmelik Barâe namıyla muntazam makbuz vermek yönteminin uygulanmasını istedi Bu makbuzlardan çoğu günümüze kadar gelmiş ise de henüz bunlar üzerinde gerekli araştırma yapılmamıştır Mısır'ın fethinde adam başına iki dinar konduğu rivayet edilir (Elmalılı Hamdi Yazır, HDKD III, 2509)

    İslâm'ı kabul edenlerin çoğalması ile orantılı olarak, cizye, kişi başına vergi özelliğini kaybetti Mısır'da, Selahaddin Eyyûbî devrinden itibaren, bu verginin yıllık geliri sadece 130000 dinardan ibaret kaldı (Makrîzî, Hitat, I, 107, 108, 27, 23)

    Cizye İslâm'ın ilk defa ihdas ettiği bir vergi değildir Cizye eski çağlardan beri vardır Yunanlılar, Milat'tan önce beşinci yüzyıl sıralarında Fenikeliler'in saldırılarından korunmak karşılığında küçük Asya sahillerinde yaşayan halklardan cizye almaktaydılar Romalılar da hâkimiyetleri altına aldıkları kavimlerden cizye almışlardır İranlılar da yine hâkimiyetleri altında bulunan reayadan cizye alırlardı

    Müslümanlar açısından cizye, ilk defa Hz Peygamber (sas) tarafından konulmuştur Hz Muhammed cizye verecek olanlara yaptığı anlaşmalarda, durumlarına göre cizyenin miktar ve şeklini belirlemiştir Hz Peygamber, Necran hristiyanlarıyla yaptığı anlaşmada her yıl Safer ayında iki bin ve Recep'te bin takım elbise cizye koymuştur Her takım elbisenin değeri bir rukiye olarak belirlenmişti Bir rukiye kırk dirhemdi Cizye böylece bir şekil ve muayyen bir miktarda olmaksızın Hz Ebu Bekir (ra)'ın hilâfetinin sonuna kadar devam etti Hz Ömer (ra) hilâfet makamına geçip de İslâm fetihleri geniş bir alana yayılınca, cizyenin miktarı belirlendi Hz Ömer, etrafta bulunan kumandanlara; sakalı, bıyığı gelmiş olanlara cizye tarh edilmesine ve bunun her adam başına dört altın veyahut kırk dirhem gümüş olarak belirlenmesine dair emirler gönderdi Bu miktar daha sonraları gayr-ı müslimin ekonomik durumuna göre yeniden belirlenmiştir Cizye, Batılılar'ın gözlerine çok batan bir vergi olduğu için, onları memnun etmek düşüncesiyle Tanzimat'ın ilânında ilk iş olarak "cizye" vergisi kaldırıldı ve bu verginin patrikhaneler eliyle cemaatleri adına toplanmasına karar verildi İslâm hukukunda Cizye iki türlüdür:

    1) Sulh yoluyla konulan cizye: Bunun miktarı, anlaşma esaslarına göre uygulanır Taraflar tek yanlı irade ile cizyenin miktarını değiştiremezler Meselâ; yukarıdaki ifadede de belirtildiği gibi Hz Peygamber (sas) zamanında Necran halkı ile yıllık binikiyüz takım elbise üzerine anlaşma yapılmıştır

    2) İslâm devleti tarafından doğrudan doğruya konulan cizye: Müslümanlar kendi güçleriyle bir düşman ülkesini ele geçirirler ve gayr-i müslim olan halkını yurtlarında "tebea" olarak bırakırlarsa, bunlara miktarı İslâm devletince belirlenen cizye vergisi konulur

    Cizye yalnız Ehl-i Kitap denilen yahudiler ile hristiyanlardan ve kendilerinde Ehl-i Kitap şüphesi bulunan mecûsîlerden kabul edilir

    Cizyenin bir kimseden tahsil edilebilmesi için bu kimsenin akıllı, hür, sağlıklı, erginlik çağına ulaşmış erkek olması şarttır Bu nedenle akıl hastaları, bunaklar, çocuklar, kadınlar, köleler, kör ve topallar, çok yaşlılar, yıl içinde altı aydan fazla bir süreyle hasta olanlardan cizye alınmaz Çünkü cizye, şer'an savaşmaya muktedir olan gayr-i müslimlere ait bir yükümlülüktür Yukarıda sayılanların ise savaşmaya gücü olmadığından, bunlar cizye ödemekle yükümlü değillerdir Kilise ve havralarda bulunan rahip ve papazlara cizye bağlanıp bağlanamayacağı konusunda görüş ayrılığı vardır

    Cizyenin miktarı, yükümlülerin ekonomik durumları dikkate alınarak belirlenir Geçmiş devirlerde devlet tarafından konulan cizyenin miktarı için yükümlüler üç sınıfa ayrılmıştır Zengin sayılanlardan yıllık kırksekiz; orta hallilerden yirmidört; çalışmaya muktedir fakirlerden de oniki dirhem cizye alınmıştır Nisap miktarına mâlik olanlar da zengin sayılmıştır Bazı bilginlere göre ise, zengin, orta halli veya fakir sayılma konusunda ikâmet ettiği beldenin örfüne göre karar verilir Sağlam ve geçerli olan görüş de budur

    Cizye ödeyen mükellefler, İslâm devleti ile sadece inanç ve dini merasimlerine için verilmesi için değil; aynı zamanda can ve mallarının korunması ve devlet garantisi altına alındığına dair bir anlaşma yapmış olurlar Bu vergiden ziyade, devletin bu vatandaşlarına yaptığı harcamalara onların bir nevî katkılarıdır

    Hanefîlere göre cizye, yıl başından itibaren tahsil edilmeye başlanır Çünkü cizye yükümlüsü, yıl başından itibaren geleceğe doğru saldırıdan korunma hakkını elde etmiş olur Bu yüzden cizye oniki taksit halinde her ay tahsil edilir Bazı İslâm hukukçularına göre ise, cizye, yıl sonunda tahsil edilebilir Devlet bunu daha önce talep edemez

    Cizye, tahakkuk ettikten sonra şu üç sebepten biriyle düşer:

    a) Mükellefin müslüman olması Cizye verecek kimse müslüman olursa kendisinden cizye kalkar Zira Hz Peygamber (sas): "Müslüman üzerine cizye yoktur " buyurmuştur (Tirmizî, Zekât,11; Ahmed b Hanbel, I, 223)

    b) Cizye tahsil edilmeden sürenin geçmiş olması Bu durumda cizye zaman aşımına uğramış olur

    c) Cizye tahsil edilmeden mükellefin ölmesi Bu halde de cizye düşer: Mirasından tahsil edilmez

    Şâmil İA
     

Bu Sayfayı Paylaş