Bypass Nedir - Anjiyo Nedir

'Genel Sağlık' forumunda DeMSaL tarafından 27 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bypass Nedir - Anjiyo Nedir konusu bypas hakkında - anjiyo ne demektir - anjiyo hakkında


    Bypass
    Son yıllarda kalp cerrahisi elde ettiği başarılara bir yenisini eklemiş ve “Koroner baypas” ameliyatlarım gerçekleştirmiştir. Koroner baypas ameliyatının ana ilkesi: “Atheroskleroz ile tıkanmış olan bir ya da birkaç koroner damarın tıkanmanın ötesi açık ise, aortadan getirilecek olan bir damar ile tıkanmanın ötesinde ağızlaştırılarak, koroner kan dolaşımının yeniden yeterli bir düzeye çıkartılmasıdır”.

    Bu amaçla hastanın bir bacağından “Safena” adlı toplardamar çıkartılır ve bu damar aorta ile koroner damar arasında köprü olarak kullanılır. Safena venası bir ucundan aorta damarının çıkan bölümüne ağızlaştırıhrken. diğer ucu da koroner damarın tıkanma bölgesinin Ötesine ağızlaştırılır. Böylece aorta kanının safena venası ile kurulan köprünün yardımı üe koroner damarının tıkanma noktasının ötesine ulaşabilmesi sağlanmış olunur. Koroner baypas ameliyatı her hastaya uygulanamaz. Herşeyden önce hastanın tıkanmış olan koroner damarının tıkanma noktasının ötesindeki bölümlerinin açık olması gerekmektedir.

    Angina pektorisli hastanın, artık ilaç tedavisine yeterince yanıt veremiyor olması gerekmektedir. Sol ventrikülün çalışmasının çok bozulmuş olmaması ve diğer bazı koşullara göre, hastalara baypas ameliyatı yapma ya da yapmama yönünde karara varılmaktadır. Koroner baypas ameliyatı üe hastaların büyük bir çoğunluğunda [% 85} angina pektoris atakları önlenebilmektedir. Diğer yandan kalbin çalışma gücü de artmaktadır.

    Anjiyo
    Anjiyografi, herhangi bir damar sisteminin görüntülenmesi, damardaki kan akımının nasıl olduğu, darlık, tıkanıklık gibi sorunların olup olmadığının araştırılması demektir. Vücudun tüm damarları için anjiyografik işlemler yapılabilir. Göz damarları, beyin damarları, kalp ve bacak damarları genellikle en sık araştırılan damar sistemleridir. Bunlardan kalp damarlarını incelemek için yapılana koroner anjiyografi denir.

    Ülkemizde ve dünyada bu işlem genellikle kasık (genellikle sağ kasık) atardamarından yapılmaktadır. Ancak bilek veya dirsek hizasında kol atardamarından yapılması da giderek yaygınlık kazanmaktadır.

    Hasta, anjiyografi odasındaki cihazın yatma kısmında uzanmış, işlem yapılacak olan vücut kısmı dezenfektan solüsyonlarla temizlenmiş ve üzeri de steril örtülerle kapatılmış şekilde hazırlanmıştır. İşlem sırasında sadece işlemin yapılacağı küçük bölge ve hastanın başı açıkta olup, vücudun diğer kısımları tamamen ve steril örtülerle kapatılmış durumdadır. Hastanın genel anestezi veya narkozla uyutulması söz konusu değildir, gerek yoktur. İşlem yapılacak olan cilt bölgesi lokal anestezi ile uyuşturulur. Sonra kasık veya kol atardamarına 2-3 mm kalınlıkta bir tüp yerleştirilir. Bu tübün içinden ilerletilen daha ince bir tüp, atardamarların birbiri ile bağlantılı olması dolayısı ile, geriye doğru kalp damarlarının ağız kısmına kadar yol alır. Hangi noktada bulunulduğu, sürekli olarak monitörden izlenir ve rahatlıkla görülebilir. Hekim atardamar içinde yukarıya yani kalbe doğru ilerlettiği ince tübün ucunun, kalbin hemen çıkışındaki koroner damarların ağzında uygun noktaya gelip yerleştiğini görünce, bu ince tübün dışarıdaki ucuna bağlı olan enjektörden özel bir ilaç verir.

    Gayet düşük bir risk söz konusudur. Ancak her tıbbi işlemde olduğu gibi burada da bu küçük riski belirtmek gerekir. Genellikle binde 1 gibi bir risk oranı bildirilmekle beraber, varsa eşlik eden başka hastalıklar ve klinik sorunlar elbette bu riski biraz daha artırırlar. Bu küçük risk oranı içinde ilk akla gelenler işlem yapılan yerde kanama, kan birikmesi (hematom), enfeksiyon, girişim yapılan damarın zedelenmesi, bacak siniri zedelenmesi, kullanılan ilaca bağlı alerji, zaten önceden var olan bir böbrek yetersizliği varsa bunun ağırlaşması, çok daha nadir olarak da kalp damarlarında zedelenme, beyne kan götüren atardamarların hava veya başka parçacıklarla tıkanması (emboli) veya ölüm olarak sayılabilir.

    Anjiyografi ve benzer girişimlerin teklif edildiği hastalar doğal olarak bunun riskini sormaktalar. Biz hekimler küçük de olsa söylemek zorunda olduğumuz bu riskleri ifade edince de haklı olarak tereddüt etmekteler. Ancak bu riskleri mutlaka yaşanacak bir akıbet gibi algılamamak gerektiğini, kalp damarlarında eğer gerçekten ciddi bir sorun varsa bunu ortaya çıkarıp gereğini yapmamanın daha tehlikeli olacağını hatırlatmakta büyük fayda vardır
     

Bu Sayfayı Paylaş