Bursa İmaretleri

'Marmara Bölgesi' forumunda DeMSaL tarafından 9 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bursa İmaretleri konusu bursada bulunan imarethaneler - bursa imarethanesi



    Nilufer Hatun İmareti

    Sultan Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun İznik’te 1388 yılında bir zaviye- imaret yaptırmıştır. Yeşil Cami’nin kuzeybatısında, Müze, Türbe ve Lefke sokaklarının bulunduğu yerde olan imaret günümüzde İznik Müzesidir.

    İmaretin doğu cephesindeki giriş kapısı üzerinde üç satırlık, 48×151 cm. ölçüsünde bir kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabede Sultan Murad’ın (1362-1389) annesi Nilüfer Hatun için 1388’de bu imaretin yapılmasını emrettiği belirtilmiştir.

    Kitabenin Türkçe’si:
    Bu mamur olarak sürecek olan mübârek ve şerefli imaretin yapılmasını büyük hükümdar, kerem sahibi Hakan
    Sultan oğlu Sultan, Orhan’ın oğlu Murad emretti. Annesi merhume ve makfure
    Nilüfer Hatun için yedi yüz doksan senesinin Cumade’l-evvelinin başında.

    İmaret doğu-batı doğrultusunda peş peşe uzanan giriş ve ibadet mekanı ile buna bitişik kuzey yönündeki iki yan kanat ve önündeki son cemaat yerinden meydana gelmiştir. Yapı bir bakıma yan mekanlı, ters T planlı yapılar grubundandır. Kare mekanlı giriş pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbenin ortasında yuvarlak bir aydınlık feneri vardır. Buradaki giriş kapısının iki yanında da iki pencere bulunmaktadır. Giriş mekanından sonra 0.63 m. yüksekliğinde doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı bölüm kemerle ikiye ayrılmıştır. Bunlardan doğudaki bölümün ortasında sekiz dilimli, batısında da yuvarlak kubbeler bulunmaktadır. Büyük kubbeli kısımdan sonraki bölüm mescit bölümüdür. Burası bir kemerle ayrılmış ve üzeri iki küçük kubbe ile örtülmüştür. Mihrap girişin karşısında olmayıp, kıbleye yönelik sol duvarın ortasındadır. Ancak yapının son onarımı sırasında imaretin bu özelliği dikkate alınmamış, duvar sıvanmış ve mihrap ortadan kalkmıştır. İmaretin kuzey ve güney doğrultusundaki dikdörtgen yan kanatlar, kemerlerle kareye dönüştürülmüş ve üzerleri Türk üçgenleri ile geçişi sağlanan kubbe ile örtülmüştür. Aynı zamanda bu kubbeli ve ocaklı bölümler zaviyenin misafir odaları olarak da nitelenebilir. Batı ve yan duvarlarında altlık ve üstlük olmak üzere birer pencere bulunmaktadır. Doğu duvarında ise ocak nişi ile mazgal pencereler vardır.

    İmaretin önünde, kuzey-güney doğrultusundaki dikdörtgen son cemaat yeri, iki taraftan yan kanatların bir bölümünü açıkta bırakmıştır. Cephelerde tuğla ve taşlardan oluşturulmuş çeşitli motifler dikkati çekmektedir. Ayrıca giriş cephesindeki pencerelerin kemerleri testere dişi şeklinde frizlerle çevrilmiştir. Bunların alınlıkları kesme taş ve tuğladan motifler içermektedir. İçlerinden bir tanesi de dama taşı şeklindedir. Ayrıca zengin biçimde alçı kabartmalara da rastlanmaktadır.

    XIX.yüzyıl sonlarına kadar imaret işlevini sürdüren bu yapı, İznik’i Yunan işgali sırasında büyük ölçüde tahrip olmuştur. Cumhuriyet döneminde bir süre depo olarak kullanılmış, bu arada onarılmış, binanın çevresini kuşatan ekler ortadan kaldırılmış ve bugünkü görünümünü almıştır. Kültür Bakanlığı’nca 1955 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.

    Sinan Paşa İmareti


    Osmanlı Sadrazamı ve Yemen Fatihi Sinan Paşa Yenişehir’de cami ve medreseye 1572-1573 yıllarında bir imaret eklemiştir.

    Sinan Paşa Medresenin kuzeydoğusunda yer alan imaret L planı şeklindedir. Biri eğri, diğer ikisi dikdörtgen olan mekanlardan meydana gelmiştir. Bunlardan kuzeydeki bölüm dikdörtgen planlı olup, kemerlerle kareye dönüştürülmüş ve üzerleri kubbe ile örtülmüştür. Güney duvarındaki bir kapı, kuzey duvarında da birer mazgal penceresi bulunmaktadır. İmaretin duvarları dışa kapalıdır. Ayrıca doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı diğer mekan yine bir kemerle ikiye bölünmüştür. Her iki bölümün de üzeri birer kubbe ile örtülüdür. İmaretin üçüncü bölümü doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. İki kemerle de birbirine eşit, üzerleri kubbeli üç bölüme ayrılmıştır. İmaretin doğu kanadındaki mekan ise, yine dikdörtgen planlı olup, burası da bir kemerle ikiye ayrılmış ve üzeri kubbe ile örtülmüştür.

    İmaret yanındaki medrese duvarları gibi moloz taş ve tuğla ile yapılmıştır. Duvar örgüsü düzenli olmayıp, 1-2 moloz taş ve yine aynı şekilde tuğladandır. İmaretin kapı ve pencere kemerleri, aydınlık fenerleri, testere dişi tuğla frizlerle hareketlendirilmiştir. Yalnızca kapı ve pencere söveleri, lentoları taştandır.

    Karacabey İmareti

    Karacabey İmareti Fatih Sultan Mehmet döneminde Abdullah oğlu Dayı Karaca Beg’in emri ile 1456-1457 yılında yapılmıştır. Giriş kapısının kemeri üzerinde 2.65×0.72 m. ölçüsünde üç satırlık mermer bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabede:

    Bu imaretin yapılmasını sekiz yüz altmış bir hicri tarihinde Murat Han oğlu Sultan Mehmet’in devleti günlerinde, Allah’ın rahmetine muhtaç, merhum, mağfur, saadetli ve şehit, büyük emir, hatırlı komutan Abdullah oğlu Dayı Karaca Beg emretmiştir. Yazılıdır.

    Ekrem Hakkı Ayverdi 1455 tarihli Vakıf Defterine göre, bu imaretin kitabesinde belirtilen tarihten önce yapıldığını ileri sürmektedir. İmaret 1853 depreminde harap olmuş, daha sonra Yunanlılar tarafından tahrip edilmiş, 1971-1972 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılmıştır. Yapı halen cami olarak kullanılmaktadır.

    İmaret Erken Osmanlı döneminde uygulanan ters T zaviyeli plan düzenindedir. Ön kısmında altı sütunun birbirleri ile ve duvarlarla bağlantısını sağlayan kemerlerle beş bölüme ayrılmıştır. Bunların üzerleri küçük pandantifli kubbelerle örtülmüştür. Girişte kubbeli iki kare mekan bulunmaktadır. Bunlardan öndeki daha geniş olup, bir kemerle arkadaki ibadete ayrılan bölümden ayrılmıştır. Girişin hemen sağ ve soluna da imaretin yan kanatları eklenmiştir. Bunların üzerleri pandantifli birer kubbe ile örtülmüştür. Son cemaat yeri ile bu bölümler arasındaki holün sağ tarafına da sonradan yapılan bir minare eklenmiştir
     

Bu Sayfayı Paylaş