Bursa İli Hakkında Bilgiler

'Marmara Bölgesi' forumunda Dine tarafından 16 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bursa İli Hakkında Bilgiler konusu
    Bursa Kestane Şekeri
    [​IMG]Kestane Şekeri Belgin Çöleri

    Meyveleri görkemli ağacına yaraşır şifalı bir iksir!.. İnsanoğlunun eli değip de altın rengi balla tatlandırdığında, lezzeti başdöndürücü.... Dillere destan bir tatlı bu...

    Öylesine özel bir lezzet ki o; anlatabilmek için ne kadar özel bir ağacın meyvesinden yapıldığını düşünmekle başlamak gerek... Yüzyıllara ulaşan yaşamları, bir insanın kollarıyla saramayacağı kalınlıkta görkemli bedenleri, gökyüzüne değermiş gibi sonsuz görüntüleri, iri yapraklarının altında, lezzetini çepeçevre dikenleriyle sararak içinde saklayan, kestane ağaçları ile... Yeşilin bin bir tonu içinde akıp giden sıcak ve sakin yaz geçip de doğanın sarı renge bürünmeye başladığı günlerde ayrılır, ağaçla meyvesinin hikâyesi... Kışın ilk günleri kapımızı çaldığında, kestaneler artık sofralarda, sinema önlerinde, okul kapısında, şekercilerdedir... Hiç şüphe yok ki aralarında, kahverengi ile altın karışımı görüntüsü ve bal kıvamındaki şerbeti, çeşitli şekilleriyle çok özel tatlardandır kestane şekeri...

    "Castanea Vesca" demişler ona; mutfaklarının zenginliği, damak tatlarına düşkünlükleriyle tanınan Romalılar... Lezzetiyle birlikte gizemli gücüne de inandıkları bu afrodizyakı tabii ki en özel yemeklerinde kullanmışlar. Tarih boyunca onun eşsiz lezzetinin kıymetini bilenler elbet sadece Romalılar değil... Doğu, batı bütün uygarlıklar... İnsanoğlunun ilk besin kaynaklarından biri olduğunu da söylemeden geçmemeli: Alp Dağları'nda yaşayan buzul çağı insanları yılın dört-beş ayını sadece onu yiyerek geçirirlermiş... Öyle besleyici bir yaşam iksiri (Eh, yüz gramında 160 kalori var tabii...

    Üstelik şeker, protein, yağ, sodyum ve potasyum içeriyor!..) kestane... Besleyici olmasından başka birçok hastalıktan da koruyor insanoğlunu... Faydası saymakla bitecek gibi değil. Kabuklarının suda kaynatılmasıyla hazırlanan ilaç ateş düşürüp sinirleri yatıştırıyor mesela... Meyvesi kasları kuvvetlendiriyor, kan dolaşımını düzenliyor. Bedenin ve zihnin yorgunluğunu gideriyor, kansızlığa çare oluyor. Zamanımızın yaygınlaşan dertlerine; damar sertliği ve yüksek tansiyona da birebir...

    Lezzetin Şifası

    Bu şifalı lezzetin Anadolu'daki en bilinen adresi, hiç şüphesiz Bursa... Tarihi, efsaneleri, ipeği kadar nefis yemekleriyle de ünlü olan şehrin adı onunla bir tutulur. Ve bu yapılması pek zahmetli şekerin bu şehrin adıyla ünlenmesi sadece lezzetinden değil; burada yetişen kestanelerin her yerdekilerden daha iri olmasından!.. Öyle ki halk diline yerleşmiş güzel bir söyleyiş var; "Bursa'nın kestanesi, okka çeker beş tanesi"... Bir zamanlar sadece beşi bir okka-yani 1280 gram- gelen bu kestaneler yerlerini, bugün ağaçların sayısının gitgide azalması nedeniyle, Türkiye'nin başka bölgelerinden getirilen kuzu kestanelerine bırakıyorlar. Şekerlerin pahalı olmasındaki en büyük nedenlerden biri de bu. Oysa ki bir zamanlar Bursa'nın kestaneleri "vakıf" kestaneleriydi; yani herkes bedava yiyebilirdi. Söylenceye göre, Osmanlı padişahlarından biri, Tophane semtinde, şimdi Kavaklı Camii diye bilinen yere cami yaptırmış.

    Adamın biri de gelmiş caminin önüne, bugün hâlâ yaşayan bir çınar dikmiş. Çınarı gören padişah pek memnun olmuş, "Bunu kim dikti ise çağırın gelsin" demiş. Adamı getirmişler. Padişah bakmış, değneğine dayanarak ayakta zor duran bir ihtiyar.

    Padişah "Dede" demiş, "Şimdi değneğini havaya at. Yere düşene kadar dile benden ne dilersen." "Peki" demiş ihtiyar ve değneğini havaya atmış... "Bursa kestaneleri vakıf olsun" diye bağırmış, işte o zamandan ağaçları kuruyana kadar. Bursa kestaneleri "vakıf" tı...

    Bir Günlük Bekleyiş

    Peki ya kestane ağacının bu canım meyvesinden başka bir özelliği yok mudur? Uludağ yamaçlarında ve Bursa ovasında kestanelik ormanlar bugün hastalıktan kurumaya yüz tutsa da geçmişte halkın en önemli zenginliğiydi hiç kuşkusuz... 20-25 metreye kadar boylanan, suya en mukavim ağaçtır kestane ağacı... Karadenizli tekne ustaları, ünlü takalarının omurgasını suda kolay çürümeyen kestane ağacından yaparlarmış ve Bursa, Cumalıkızık Koyü'nün evleri kestane ağacından yapıldığı için 200 yıldır hâlâ ayakta! Mimarlık alanında en prestijli ödül sayılan Ağa Han Mimarlık ödülü, bu nedenle geçtiğimiz yıllarda Cumalıkızık Köyü'ne verildi.

    Damağımızdaki tadı, çocukluk ve ilkgençlik günlerinden beri hatıralarımızın en özel yerinde saklı kalan şekerlerdendir kestane şekeri... Nasıl da emek ister yapımı! İki gün süren bir serüvenin sonucudur, tabağımıza geldiğinde bizi sarıveren büyülü tadın şöleni... Bu şekeri yapmak için iri kestanelerin makbul olduğunu söyleyelim, ilk iş olarak, kestaneler dış kabuklarından özenle ayrılır.

    Kabukları soyulduktan sonra iç kabuğuyla suya konarak hafif ateşte ağır ağır pişirilerek başlar yolculuk... İç kabukları soyulacak kıvama gelince ateşten indirilerek soğumaya bırakılır. En çok sabır ve özen isteyen aşaması başlar tatlının... Tek tek, özenle, parçalamadan iç kabuklarından so***** ayırmak gerekir kestaneleri... Bir yandan da şerbet hazırlanır. Şeker tencereye konup üzerini bir parmak geçecek kadar su ilave edilir. Şerbet yapımının bu aşamadaki püf noktası karıştırılmadan kısık ateşte şekerin erimesinin beklenmesidir. Şeker eridikten sonra kestaneler tencereye özenle yerleştirilir. Çok hafif ateşte, kaynatmadan iki saat pişirilir. Artık bir günlük bekleme süresi başlamıştır bu eşsiz lezzete ulaşmak için... Bir gün boyunca şurubuyla bekletilen kestaneler, sürenin dolmasıyla kalan şurubu emene kadar çok hafif ateşte yeniden pişirilir. Ve nihayet hazırdır... Son bir eklemeyle lezzet tamamlanır: Servis yaparken üzerine vanilya serpilir...

    Mutfaklarımızda hazırlanışı ayrı birer anı olan kestane şekeri, yazar Selim İleri'nin hatıralarından şöyle dökülmüş kâğıda:

    "Bursa sona ermiş; Laleli'deki evde kestane, Bursa hatırası olup çıkmıştır. Bursalı hanımların hepsi Nezihe Halamız gibi kestane marifetleri bilirler miydi? Nezihe Hala, meyvesi iri ve tatlı Bursa kestanesini evirip çevirip kotardığı gibi, ufak meyveli, çok tatlı kuzu kestanesinden de harikalar yaratırdı. Ne olurdu, nasıl olurdu, bu kestaneler haşlanır, bir püre mi diyeyim, krema, kaymak mı diyeyim, pembemsi bir doyulmazlık olup çıkardı... Ben sonraları en ünlü pastanelerimizden kestaneli pastalar, kestane kubbeleri almadım mı sanıyorsunuz! Gelgelelim hiçbirinde halamızın kestane marifetlerinin tadını yakalayamadım. Yok, severim kestaneli pastayı, çikolata dökülmüş, içi portakal kabuklu, kiraz şekerlemeli kestane ezmesini; ama hepsi o kadar. Ev yapımları, Nezihe Hala'nın eli değmişleri nerede!"

    Hafızalarımızda kalan tadı ile sofralarımızda en özel yerini alan, Osmanlı mutfağından bize miras kestane şekerleri, bugün belki de hiçbir meyveden yapılmış tatlının görmediği itibarı görmeye devam ediyor...

    Gitgide çeşitlenen şekilleri, renk renk görüntüleri ve doyulmaz lezzeti ile...

    Kestane Şekeri (4 kişilik)

    Hazırlama Süresi: 20 dk.
    Pişme Süresi : 120 dk.
    500 gr Kestane
    2,5 su bardağı Toz Şeker
    2,5 su bardağı Su
    2 tatlı kaşığı Vanilya

    Hazırlanışı:

    Kestanelerin dış kabuklarını bir bıçak yardımıyla keserek soyun. Soyulmuş kestaneleri su dolu tencereye alıp ince kabukları yumuşayıncaya kadar kısık ateşte bekletin. Kestaneleri sudan alıp ılınınca ince kabuklarını soyun.

    Toz şekeri başka bir tencereye alıp üzerine su ilave edin. Orta ateşte karıştırmadan şeker eriyinceye kadar kaynatıp kestaneleri ilave edin. Kaynatmadan kısık ateşte yaklaşık 2 saat pişirin. Tencereyi ateşten alıp 1 gün kadar bekletin. Kalan şurubunu emene kadar çok hafif ateşte yeniden pişirin. Servis yaparken üzerine vanilya serpin.

    Afiyet Olsun...

    Alıntıdır
     
  2. Dine

    Dine Özel Üye

    Bursa İnegöl ilçesi
    [​IMG]

    İnegöl Tarihçesi
    iLK VE ORTAÇAĞLARDA İNEGÖL

    İnegölde yapılan Arkeolojik kazılarda çıkarılan tarihi eserlerden İnegöl ve civarında M.Ö. 3000 yılından itibaren yerleşme olduğu anlaşılmaktadır.

    Bölgemiz M.Ö. 2000-1900 yılları arasında Anadolu’ya ilk gelen Etiler’in ( Hititler ) hakimiyetinde kalmıştır. 5000 yıl önce yerleşim olduğu anlaşılan bu topraklarda sırasıyla ; Lidyalılar, Persler, Bitinyalılar yaşamışlardır. Bölgemiz M.Ö. II. Y.Y.’ın sonlarında Bergama Krallığı ile beraber Romalılar’ın hakimiyetine girmiştir.

    M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla bölge Doğu Roma İmparatorluğuna kalmış, daha sonra da Bizans İmparatorluğuna geçmiştir. Bizans döneminde kuzeyden Got’lar ve Hun’ların, güneyden de Arap’ların akınları sonucu bölgemiz uzun süre çeşitli devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır.

    TÜRKLER ZAMANINDA İNEGÖL

    Uzun süre Bizanslıların elinde kalan bölgemiz Anadolu Selçuklu Devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın ( 1075-1081 ) İznik’i alarak Başkent yapmasıyla da Anadolu Selçuklular’ının hakimiyetine girer. Türkler çok kısa zamanda orta ve batı Anadolu’nun hakimi olurlar. Doğuya doğru fetihler yapmak amacıyla yola çıkan 1. Kılıçarslan Malatya kuşatmasını sürdürürken Haçlılar Anadolu’ya geçerek İznik’i kuşatırlar. Yapılan savaşlar sonunda İznik, Bursa ve çevresi 1097 yılında Bizanslılara bırakılır. Anadolu Selçuklular’ı İznik, Bursa ve çevresini tekrar alarak Çanakkale Boğazına kadar ilerlerler. Güçlenen Bizans kuvvetleri Türkler’i birdaha İç Anadolu’ya doğru çekilmek zorunda bırakır. Batı Anadolu tekrar Bizanslılar’ın eline geçer.( 1143 )

    Alıntıdır
     
  3. Dine

    Dine Özel Üye

    Bursa'da Sanayi
    [​IMG]Bursa'da Sanayi
    Bereketli topraklar, ipekli kumaşlar…
    Tarih boyunca ekonomik ve külltürel anlamda önemli bir yerleşim alanı olan İznik’e göre daha genç bir kent olan Bursa, ekonomik önemini Osmanlı ile birlikte kazanmaya başlamıştır. İlerleyen yüzyıllar boyunca dev bir imparatorluk haline gelecek olan Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti Bursa, bu konumundan dolayı hızlı bir gelişim sürecini yaşamaya başlamış ve zaman içinde ticari hayatın bütün renklerini bünyesinde barındırır hale gelmiştir.


    Bereketli ovası nedeniyle tarım, imparatorluk döneminde Bursa ekonomisinin lokomotiflerinden biri olmuştur. Ancak kentin İpek Yolu üzerinde önemli bir durak olması, ipek böcekçiliğinin ve dolayısıyla dokumacılığın önemini tarımın önüne taşımıştır. Öyle ki, Bursa hala ipekli kumaşları ve tekstil ürünleri ile anılan bir kenttir.


    Bu gelişme 1500’lü yılların sonuna doğru neredeyse zirve noktasına ulaşmıştır. 1491 yılında yapımı tamamlanan ve Ulucami’nin hemen yanında yer alan Koza Han, bütün ülkenin hatta dünyanın en önemli ipek merkezi olmuştur. Kervansaray olarak inşa edilen bina, günümüzde ekonominin nabzının attığı iş merkezlerinin ilk örneklerinden biridir ve hala ipek kozası alım-satım işlerinin yürütüldüğü yerdir. Bursa’ya gelen turistlerin uğramadan kentten ayrılmadığı han, bugün rengarenk ipek kumaşların satıldığı dükkanlaryla ışıltısını koruyor.


    Bursa’da, ışıltılı vitrinleri ile günümüzde de cazibesini koruyan bir başka mekansa Kapalıçarşı’dır. İmparatorluğun en güçlü zamanlarından itibaren kentin en güzel kumaşlarının, en nadide mücevherlerinin satışa sunulduğu çarşı, eski günlerindeki kadar olmasa da hala önemini korumaktadır ve yüzyıllar boyunca ekonomik dengelerin oluşumunda büyük rol oynamıştır. Günümüz Bursa’sında ise bu görev büyük bir oranda alışveriş merkezlerinin üzerindedir. Kentin içinde ve dışında yer alan bu merkezler hem ekonomik hem de kültürel anlamda yaşamın önemli bir noktasında yer almaktadırlar. Kendi içlerinde gerçekleştirdileri kültürel ve sanatsal aktiviteler kent yaşamını canlandırırken, sundukları imkanlarla spor ve eğlenceye yönelik renkliliği de Bursalılar’a taşımaktadırlar. İpekçilik nedeniyle dokumacılığın da hızla geliştiği Bursa, ilerleyen yüzyıllarda bu konuda önemli gelişmeler yaşamıştır. 18.yy. sonlarında başlayan havlu dokumacılğı bugün hala devam etmekte ve üretilen havlular dünyanın dört bir yanında alıcılarını bulmaktadır. Bu nedenle Bursa biraz da havlunun başkentidir aslında.


    Günümüzde de tarihin bıraktığı bu mirası iyi kulanan Bursa, Türkiye’nin tekstil merkezi olma özelliğine sahiptir. Hatta kentteki iş istihdamının büyük bir bölümü bu sektörde yoğunlaşmaktadır. Bursa’da tekstil sektöründe faaliyet gösteren 8000 civarında irili ufaklı işletmede yaklaşık 60.000 kişi çalışmaktadır.Türkiye’de kurulu 11 sentetik iplik fabrikasının 8’i Bursa’da bulunmaktadır. Yine sentetik iplik üretimi olarak bakıldığında Bursa, ülkenin toplam kapasitesinin %75’ine sahiptir.

    Dokumacılğın yanında tarım da önemli bir ekonomik değer olmuştur Bursa’da. Örneğin, zeytincilik bugün de önemini koruyan bir ekonomik değerdir. Ancak daha küçük hacimde üretimine devam ediliyor olsa da, Bursa’da yetişen şeftali ve kestane bütün ülkenin tanıdığı lezzetler arasındadır. Bursa’da üretilen kestane şekeri ise kentin mutfak kültüründe önemli bir yere sahiptir. Ancak gün geçtikçe sanayi kenti kimliğini kazanmaya devam eden Bursa’da tarım, ekonomik önemini yitirmektedir.
    Bursa’da tekstil kadar öneme sahip olan bir başka sanayi dalıysa otomotivdir. Kent merkezinde yer alan iki otomotiv devi Tofaş-Fiat ve Oyak Renault, otomotiv yan sanayiinin de gelişmesinin en büyük nedenidir. Dolayısıyla bu sektör Bursa ekonomisinin can damarlarından biridir.


    Sanayi Bölgeleri


    Bursa ili, Türkiye'nin ilk organize sanayi bölgesinin kurulduğu, bu konuda ülke genelinde organize sanayi bölgesinin kurulmasına öncülük etme özelliğine sahiptir.


    Bursa Organize Sanayi Bölgesi
    Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planındaki "Güney Doğu Marmara Kalkınma Projesi" kapsamında ilde kurulması kararlaştırılan Bursa Organize Sanayi Bölgesi; Bursa-Mudanya karayolu üzerinde bulunmaktadır.
     
  4. Dine

    Dine Özel Üye

    5 Nisan Bursa’nın Fethi

    Bursa'nın Fethi Osmanlı Devleti 'nin ilk başkentlerinden biri olması hasebiyle Bursa, devletin, idarî, siyasî, dinî, ilmî, kültürel, sosyal ve ekonomik hayatında önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. Çok daha sonraları gelecek olan Keçecizâde Fuad Paşa'nın "Bursa Osmanlının dibacesidir"(Dibace=Başlangıç) sözü, Bursa'nın Osmanlı tarihinde oynadığı role işaret etmektedir.
    Kurulusu, milattan önceki yıllara dayanan Bursa, daha sonra Romalıların eline geçer. Roma'nın Doğu ve Bati olmak üzere ikiye bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans'ın) idaresinde kalmıştır.
    Osmanlı Devleti 'nin kurucusu olan Osman Bey'in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken işaret edildiği gibi Osman Bey, Bursa'yı kuşatma altına almış fakat fethine muvaffak olamamıştı. Bununla beraber Bursa'ya Bizans'tan gelecek yardıma mani olmak için, şehrin yakınlarına iki kale yaptırmış, bunlardan birine Ak Timur'u, diğerine de Balabancık'ı muhafız olarak tayin etmişti. Böylece Osman Bey, Bursa'ya dışardan gelebilecek yardim yollarını denetim altına almış oluyordu. Bu sebeple 1315 yılından itibaren Bursa, Osmanlılar tarafından çevresinde inşa edilen kaleler vasıtasıyla bir mânâda muhasara altına alinmiş oluyordu.
    Orhan Bey, 1326 yılında büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür.
    Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar, Osman Gazi'nin, Bursa'nın fethinden önce oklu Orhan'a:
    Oğul, sen önce Adranps (Orhaneli)'a git ki, o kâfirin babası Dinboz gazasında benim Bay Koca'mın düşmesine sebep oldu." diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal), Turgut Alp, Şeyh Mahmud ve Edibali'nin kardeşi oklu Ahi Hasan'la gönderdi. Orhan Bey, bu tecrübeli komutanlarla görüşerek Bursa'nın güneyinde ve bir bakıma Bursa'nın anahtarı durumunda olan Adrenos kalesini alıp yıktırır. Orhan Bey'in gelişinden önce kaleyi boşaltıp Elete dağına çıkmış olan halk ve kale beyi, Orhan'a itaatini bildirirler. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsı Orhan Bey, insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hoşgörülü bir şekilde davranır.
    Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi, Pınarbaşı mevkiinde karargahını kurup kaleyi kuşatır. Bizans'tan beklenen yardımın gelmeyeceğini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi, Gazi Mihal Bey vasıtasıyla ve bazı şartlarla Bursa'yı teslim edeceğini bildirdiğinden 2 Cemayizelevvel 727 (6 Nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlılara teslim edilir. Kale muhafızı olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlıların hizmetine girer. Orhan Bey, burayı aldıktan sonra babasının na'şını buraya getirterek sonradan Gümüşlü Künbed diye meşhur olan yere defn ettirir.
    Gerek strateji, gerekse psikolojik bakımdan Osmanlılar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nın fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalışan Gibbons, bunu özellikle İstanbul'daki iç çekişmelere ve halkın maddî sıkıntı içinde bulunmasına bağlar. Bu arada Bursa'nın fethinden sonra Evrenos Bey'in Müslüman olduğunu, birçok kimsenin de ona u***** yeni fatihlerin (Osmanlıların) dinini kabul ettiğini de belirtir. Böylece kuruluş dönemindeki Osmanlı Beyliği'nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da işaret eder.
    Bursa'nın fethinden sonra, Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik İznik olmuştur. Marmara havzasında bir sanayi şehri olan İznik, o dönemlerde Bursa'dan daha mühim bir şehir olma özelliğine sahipti. Burası Bizans'ın, Anadolu'daki en büyük şehirlerinden biri olmakla kalmıyor, ayni zamanda Hıristiyanlık için dinî bir merkez olma hüviyetini de taşıyordu. Nitekim miladî takvimin 325. senesinde Büyük Kostantin tarafından günümüz Hıristiyanlığının akidelerinin tespitinde rol oynayan en mühim konsol burada toplanmıştı. 1074 yılından Birinci Haçlı Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti'ne başkentlik eden İznik, belirtilen tarihten itibaren Bizanslıların elinde idi. Hatta 1204 yılından 1261 yılına kadar da Bizans İmparatorluğu'nun merkezi olmuştu. Bundan başka İznik, Kocaeli yarımadası bakımından stratejik önemi haiz olan önemli bir şehirdir.
    Bursa'nın zaptından sonra Osmanlı Beyliği'nin merkezi buraya nakl edilmiştir. Yeni hükümdar burayı yeni binalarla süslemişti. İnşa edilen dinî ve sosyal eserlerle şehir, Müslüman Türk şehri olma hüviyetini kazanıp yeni bir çehreye büründü. Orhan Bey, daha isin basında eski kiliseleri mescide ve medreselere çevirdi. Bursa'da fakir ve yoksulları doyurmak için imâret yaptırıp onlara vakıflar tahsis eyledi. Buradaki bilgin ve hafızlara da maaş bağladı.

    Alıntı.
     
  5. Dine

    Dine Özel Üye

    Bursa'ya gitmek için çok neden var




    [​IMG]



    İpek yolu üzerinde bulunan tarihi şehrin verimli ovası üzerinde, yolun her iki yanına dizili son derece modern fabrikaları görünce önceleri sanki bir Alman kentine giriyormuş izlenimi uyanıyor. Fakat şehir merkezine yaklaştıkça standart Bursa'da olduğunuzu çok geçmeden anlıyorsunuz.



    Sadece camiler, türbeler, ipek, kadife, kestane şekeri, şeftali, Uludağ, teleferik turu, kılıç kalkan oyunu değil tabii Bursa'da yaşanan. "Bursa" denince aklımıza tekstil ürünleri, özellikle havluları, bıçakları ve ipek böcekçiliği geliyor.
    Daha bitmedi. Roma Bizans döneminden kalma tarihi eserleri, müzeleri, medrese, han, hamam, kervansaray, imarethaneler, köprüler, çeşmeler, parklar, anıt olmuş çınar ağaçları, kapalıçarşısı, yaşanası güzellikteki evleri, çevre köyleri, şifalı termal kaplıcaları gezip gördükten sonra iskender kebebını yemek için de sıraya giriliyor Bursa'da.



    [​IMG]



    Tarihi Ulucami'nin mimarisini, iç duvar hat sanatı örneklerini ve fiskiyeli havuzu ziyaretinizde hayran kalıyorsunuz.
    Yeşil Cami ve Yeşil Türbe'nini ihtişamı, duvar çinileri ve mermer çeşmesi tekrar tekrar gelmenize neden oluyor. Hepsi de son derece etkileyici Ata yadigarı eserlerimiz.
    Bunlara ilave olarak bir yer daha var ki imrendirici yerlerin başında geliyor. Daha Bursa'ya girişte, 3 km kala yani çevre yolunun hemen altında, çölde vaha misali bir emekliler parkı var.
    Emekli olunca toprakla ilgilenmek ne keyifli bir uğraştır. Ama araziniz, bahçeniz yoksa bu zevki nasıl tadacaksınız : Bu sorunun yanıtını Bursa Belediyesi veriyor.



    Kiralık bahçeler


    [​IMG]
    Bursa'nın eski Belediye Başkanı Ekrem Barışık, Almanya ziyaretinde gördüğü bir uygulama üzerine Bursa'da dere yatağını düzeltip
    250 metre karelik bahçeler parsellemiş, etrafını tel örgüyle çevirip içlerine de ahşap küçük kulübeler kondurup emeklilere kiralamış.


    Kiralama şartları çok basit:
    Emekli olacaksınız ve her yıl bahçeyi ekip biçeceksin o kadar. Bursa'lı emekliler her sabah büyük hevesle kiralık bahçelerine geliyor, kimisi çiçek yetiştiriyor kimi sebze. Su sorunu yok; parkta buz gibi kuyu suyu var, kullanımı da ücretsiz. Emekliler parkında akla gelen her türlü hizmet düşünülmüş. Parkın 24 saat görev yapan bekçisi var, postacı bile geliyor, telefon kulubesi de var hemde çalışıyor. Bahçeler arası yarışmalar yapılıyor. Emekli Şükrü Çerezci gül birincisi olmuş. Eski Başkan sürekli hayır duasıyla anılıyor.
    [​IMG]
    Emekli İbrahim Albayrak ise "Emekliler parkındaki" bahçesinde marul, maydanoz, dereotu kısaca kış sebzeleri yetiştiriyor. Neredeyse gerçek tadını, yaprağının kokusunu unuttuğumuz domatesleri, taze soğanlardan yaptığı demeti sarıp evine götürüyor.
    Bursa Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nce kiralanan bu bahçelerin benzerini de Yıldırım Belediyesi Vakıf köyde 50 dönüm araziyi parselleyerek yapmış ve hemen kapışılmış.
    Şehirlerde apartmanlara sıkışmış sakinlerin böyle kiralık bahçelere ne büyük ihtiyacı olduğunu düşünerek yazdığım satırlar umarım diğer Belediye Başkanlarına da örnek olur. Hergün bir yenisi sırıtarak yükselen gökdelenlerden arta kalan arazilere bir de belki bu gözle bakarlar!



    Türkiye'de tek
    [​IMG]



    Bursa'da gezilip görülmesi gereken yerlerden birisi de kendi konumu
    itibariyle Türkiye'de ilk ve tek olma özelliğine sahip Ormancılık Müzesi. Çekirge semtinde aynı isimle anılan caddesi üzerindeki "Saatçi Köşkü", 19.yüzyıldan kalma Barok mimari tarzı mimari ve çevresiyle dikkat çekiyor. Köşk günümüzde ormancılıkla ilgili bir nevi ihtisas müzesi olarak da işlev görüyor.

    [​IMG]


    Ormancılık Müzesi'nin kurucusu ve müdürü olan Bülent Zafer Öztaptık, ziyaretçilere ormancılık hakkında bilgi verildiğini, çevre bilinci konusunda fikir sahibi olmarı sağlandığını belirtiyor. Müze teşhir salonlarından doldurulmuş orman canlıları; vahşi hayvanlar ve kuşlar, orman hayatında görülebilecek zararlı ve faydalı böcekler, biyolojik mücadele, kudağ'da zirveye yakın yer bitkileriyle beslenen endemik kelebekleri görülüyor. Ayrıca dünyada sadece Amerika'da bulunan "Sekoya" ağaçlarının Anadolu'da bulunup ve doğadaki konservasyonu ile günümüze gelebilmiş fosilleri, ağaç kesitleri de sergileniyor. Pazartesi hariç her gün ücretsiz görülebilen Ormancılık Müzesi gezisinden sonra dönemin özelliklerini yansıtan Saatçi Köşkü bahçesindeki terasta kamelya ve havuz yanında oturup ağaçlar altında dinlenebilirsiniz.




    Aynı cadde üzerinde Karagöz ile Hacivat'ın mezarı ve kendilerine ayrılan temsili maketlerinin bulunduğu bölüm de yer alıyor.



    [​IMG]



    Bursa Saat Kulesi
    Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Sultan 1.Osman ve Sultan Orhan türbelerinin kuzeyindeki Tophane Parkı içinde bulunuyor. Osmanlı devrinde Ramazan ayı iftar vaktini bildiren topun atıldığı yerde bulunması nedeniyle "Tophane" diye de anılan kule, Sultan 2.Abdülhamit'in tahta çıkışının 30'uncu yıldönümü olan 31 Ağustos 1906'da bitirilerek, Vali Reşit Mümtaz Paşa tarafından törenle Bursalılar'ın hizmetine sokulmuştu. 4.65 x 4.65 metre planlı, 6 katlı saat kulesi, 25 metre yüksekliğinde. Günümüzde orijinali yerine elektronik bir saat takılan kule, Bursa Belediyesi'nce yangın gözetleme amacıyla da kullanılıyor.
    [​IMG]



    Açık hava müzesi görünümündeki şehir turunuz bitince dönüşte alabilecekleriniz arasında şubeleri büyük şehirlere de yayılan ünlü havlucuların ürünleri olabilir. Bursa ile özdeşleşen iskender kebabın lezzet sırrı, Uludağ eteklerinin kokulu ot ve kekikleriyle beslenen koyunlarının eti ve özel mandıranın imali tereyağından geliyor.
    İsmini de 4000 yıllık Türk yemeği kuzu çevirmeyi döner kebabına
    çeviren İskender'den almış. Yüzyıllarca yerdeki ateşe paralel olarak pişirilen kuzuyu sinir ve kemiklerinden arındırıp dikey çubuk üzerine kendi ekseninde dönmesini sağlayan İskender pişen kısımları uzun bıçakla yaprak yaprak keserek döner kebabını bulmuş.


    Kuruluş tarihi 1867 olan Kebapçı İskender'in devamını oğulları Nurettin, Süleyman ve Cevat kardeşler sağlamış. Babaları Süleyman olan üçüncü kuşak Fahri, Yavuz ve torun İskender yüz yılı aşkın süreyi geride bırakmanın gururunu yaşıyorlar.



    Hünkar Köşkü Müzesi
    1844 yılında Osmanlı padişahı Abdülmecit adına av kşökü olarak inşa edilen Hünkar Köşkü, 19 günde bitirilmiş. Abdülaziz ve V.Mehmet Reşat kalmış. 1925 yılında ise Atatürk, resmi ziyaretlerin dışında 4 kez dinlenme amaçlı kısa sürelerle kalmış. 1995 yılında restorasyona başlanarak, 29 Mayıs 2003 tarihinde ziyarete açılan Hünkar Köşkü, pazartesi günü dışında 09:30 - 17:00 arası ücretsiz gezilebiliyor. Sanat tarihçisi Zehra Ursavaş'ın müdürlüğünü yaptığı Hünkar Köşkü, tavan kalem işi süslemeleri, Bursa seyir panoramasına hakim bahçesi, dönemi yansıtan orijinal eşyaları ve Atatürk odasıyla ilgi çekiyor.
    Bursa Kent Müzesi
    3 katı ile hizmet veren müze, girişte ziyaretçileri antika bir araba ile karşılıyor. Atatürk köşesi, Bursalı ünlü iş adamları ve çeşitli standları gezen ziyaretçiler, üst katta Bursa Futbol Tarihi Sergisini görüyorlar. Müzenin zemin katında ise, çeşitli iş kollarının çalışmalarını yansıtan cansız mankenlerle sunumu yapılıyor. Kalaycı, nalbant, semerci, kumaşçı, şekerci, dönerci gibi dükkanlar aslına uygun dekorları ile ilgi çekiyor.

    Bursa Anadolu Arabaları Müzesi
    [​IMG]



    Bursa'nın gezi yerleri arasında bir de Umurbey Mah. Kapıcı Cad. Yıldırım semtinde Bursa Anadolu Arabaları Müzesi bulunuyor. Anadolu üretim ustalığının değişik tasarımlarının örneklendiği müzede, ağaç arabalar, kırsal arabalar, yol arabaları ve savaş arabaları görülebiliyor. Roma dönemi savaş arabası, kupa, Balıkesir öküz arabası, Tokat kağnı, Bursa, Akhisar öküz arabası, Bursa Derin Esebey, Akhisar tek atlı Esebey, Konya çarklısı, Sivas at arabası, Bursa, Trakya, Eskişehir Tatar arabası, İstanbul çarklısı, Fayton, briçka, panyo, ağır yük arabası, top arabası gibi örneklerin yer aldığı müzede Anadolu tarihinin çeşitli dönemlerini yansıtan 31 motorsuz araç ın yanısıra, Tofaş'ın 30 yılda ürettiği otomobilleri temsilen 10 adet otomobil de sergileniyor. Bu bölümde, ilk Murat 124, ilk Murat 131 ve ilk Kartal'ı da görmek mümkün.


    [​IMG]


    Ücretsiz gezilebilen müze, pazartesi hariç her gün 10.00-17.00 arası açık.
     
  6. Dine

    Dine Özel Üye

    İLÇELER

    Bursa ilinin ilçeleri; Nilüfer, Yıldırım, Osman Gazi, Büyük Orhan, Gemlik, Gürsu, Harmancık, İnegöl, İznik, Karacabey, Kales, Kestel, Mudanya, Mustafa Kemal Paşa, Orhaneli, Orhangazi ve Yenişehir'dir.

    Gemlik :Bursa'nın 30 km. kuzeybatısında aynı adlı körfezin kıyısında kurulmuştur. Gemlik'e bağlı Kurşunlu, Küçük Kumla, Büyük Kumla, Karacaali yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı kıyılardır.

    İnegöl :Bursa'nın 454 km güneydoğusunda yer alan İnegöl, Antik dönemde Ankedoma adıyla tanınmaktaydı. İlçedeki önemli tarihi eserler Osmanlı döneminden kalmadır.
    1481'de Sadrazam İshak Paşa tarafından yaptırılan İshak Paşa Cami ve Külliyesi, Hamza Bey Cami, Yıldırım Cami (Cuma Camii), Kurşunlu Cami, Kurşunlu Han ve Ortaköy Kervansarayı İnegöl'deki tarihi eserlerdir. İnegöl'ün 13 km batısında Sultan köyünde XIV. yüzyılda yaşamış Germiyanoğlu Geyik Baba ile Balım Sultan adına, Orhan Bey tarafından yaptırılmış Geyikli Baba Türbesi önemli bir ziyaret yeridir. Boğazova Yaylası, Arabaoturağı Yaylası, Alaçam Yaylası, tarihi çınarlar İnegöl'ün tabii güzellikleridir.

    Karacabey : Bursa'nın 65 km batısında yer alan Karacabey ilçesi, Antik dönemde Mihaliç adı ile bilinmekteydi. Kentin belli başlı tarihi eserleri Sultan I. Murat'ın yaptırdığı Ulu Cami,1457 yılında Karaca Bey tarafından yaptırılan Karacabey Cami (İmaret Cami) ile Karacabey-Bursa yolu üzerinde ve Uluabat kıyısındaki Osmanlı dönemi yapısı Issız Han'dır.

    Keles :Uludağ'ın güney eteklerinde kurulu olan Keleş ilçesi, Bithynia, Roma, Bizans kalıntılarına sahiptir. XIV. yüzyılda Osmanlı egemenliğine girmiştir. İlçenin en önemli tarihi yapısı Sultan Yıldırım Bayezid'in Yakup Çelebi tarafından yaptırılan cami, hamam ve medreseden oluşan Yakup Çelebi Külliyesidir.
    Kelesin Kocayayla mevkii kampçılık ve trekking için eşsiz bir doğa parçasıdır. Kocasu ırmağı rafting sporu için elverişli şartlara sahiptir.

    Mudanya :Bursa'nın 25 km kuzeybatısında ve Marmara Denizi kıyısında yer alan Mudanya, Bursa'nın iskelesi durumundadır.Temiz havası ile yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı Mudanya civarında en tanınmış günübirlik gezi yeri Çanaklıçeşme'dir.
    Osmanlı evlerinin en güzelleri Mudanya'dadır. Bu evlerin en önemlisi Tahir Paşa Konağıdır.

    Mustafakemalpaşa :İlkçağdan beri çeşitli yerleşimlere sahne olan ilçenin eski adı Kirmastı'dır. Yakınında Miletopolis ören yeri bulunmaktadır. İlçe merkezinde Lala Şahin Türbesi, Hamzabey Cami ve Türbesi, Şeyhmüftü Cami ve Türbesi yanı sıra Dorak Hazineleri bölgesi, Kestelek Harabeleri ilgiye değer tarihi yerlerdir. Muradiye Sarnıç köyü yakınlarındaki Suuçtu Şelalesi, Söğütalan bucağındaki Suçıktı mesiresi Mustafakemalpaşa civarındaki eşsiz harikalarıdır.

    Yenişehir :Bursa'nın 45 km doğusunda yer alan Yenişehir antik çağda Neopolis olarak tanınıyordu. Osman Gazi döneminde Osmanlı topraklarına katılan ilçe, Osman Gazi tarafından gazilerine kılıç hakkı adıyla yurtluk olarak verilmiştir. İskana açılan yerde kurulan kent Yenişehir adını almıştır.
    Osmanlı döneminden kalan zengin tarihi eserlere sahip Yenişehir'de Osman Gazi' nin yaptırdığı saraydan arda kalan Saray Hamamı, I. Murad döneminden kalma Postinpuş Baba Zaviyesi, XIV. yüzyılda inşa edilen Voyvoda Cami (Çınarlı Cami), XVI. yüzyılda yapılmış olan Koca Sinan Paşa Külliyesi, Bali Bey Cami, Orhan Bey tarafından yaptırılan Ulu Cami, Süleyman Paşa Külliyesi, 1645'de Yenişehirli Deli Hüseyin Paşanın yaptırdığı Çifte Hamam, Yarhisar Köyü Orhan Cami ve Saat Kulesi görülmeye değer tarihi yapılardır.

    Büyükorhan :Bursa’nın 86 km. güneyindedir. İlçenin yarısı ormanlık alana sahip olup tabii güzelliklerinden Görecik yaylası ilçeye 6 km. uzaklıktadır.

    Gürsu :Bursa merkezine 12 km. uzaklıktaki Gürsu ilçesi,tarihi çınar ağaçları,Osmanlı evleri,tarihi hamam ve camisi ile şirin bir ilçedir.

    Kestel :Bursa’nın 12 km. doğusunda yer alan Kestel,Bursa ile hemen hemen birleşmiş gibidir. Kestel adı Roma Döneminde yapılan ve Kastel adı verilen kalesinden gelmektedir.

    Orhaneli :Bursa’nın 55 km. güneyinde ve Uludağ eteklerindedir. Orhaneli yakınlarındaki Çınarcık günübirlik bir turistik alandır ve tabii güzellikleri ile ünlüdür.

    Orhangazi :Bursa’nın 48 km. kuzeyinde ve Bursa-Yalova yolu üzerindedir. Bursa’dan sonra sanayi açısından ikinci sırayı almaktadır. İznik Gölü’nün batı kıyısında uzanan topraklarda, Keramet Kaplıcası’nın kliminotolojik etkisi ile dünyanın en lezzetli zeytinin yetiştiği yer olmuştur.

    NASIL GİDİLİR
    Bursa,kara ve deniz ulaşımından en geniş şekilde yararlanabilen,hava ulaşımında gelişme potansiyeli olan bir ildir. İlin coğrafi ve tarihsel konumu,ülkenin önemli ve gelişmiş merkezlerine yakınlığı,ulaşım alternatiflerinin gelişmesini sağlamıştır.

    Karayolu : İl gerek iç gerek şehirlerarası trafik yönünden yoğun bir karayolu trafiğine sahiptir.
    Bursa Terminali il merkezine yaklaşık 10 km uzaklıkta bulunmaktadır. İlden diğer tüm illere seferler bulunmaktadır.
    Terminal : Yeni Yalova yolu 10. km


    Denizyolu : Deniz yolu ulaşımı Gemlik ve Mudanya iskeleleri vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Her iki liman da Bursa’ya yaklaşık 30 km. uzaklıktadır ve Bursa sanayisi için önemli dışalım ve dışsatım iskeleleridir.
    Gemlik limanından sadece yük taşımacılığı yapılmaktadır. Mudanya’dan Denizyolları İşletmesi’nin İstanbul’a karşılıklı vapur seferleri vardır.
    İDO Mudanya Terminali
    İş günleri Mudanya’dan İstanbul’a her gün saat 7.30’da
    Cumartesi : 7.30 Pazar : 17.00

    Havayolu : Bursa’da il merkezine 8 km. uzaklıkta bir havaalanı bulunmaktadır.
    Bursa Hava Limanı :
    Yenişehir Hava Limanı :

    Demiryolu : İlde demiryolu ağı bulunmamaktadır.
     
  7. Dine

    Dine Özel Üye

    GEZİLECEK YERLER

    İZNİK
    İznik, her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntıları ile yoğrulmuş, bölgede, yüzyıllar boyu tarih sayfalarının baş köşelerinde yerini almış bir kenttir. Dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir.

    Çinicilik
    İznik çiniciliğinin gelişimini, tarihleri bilinen yapılar üzerindeki çini kaplamalardan açık-seçik görülebilir. 1378/91 yılları arasında yapılan İznik Yeşil Cami minaresini süsleyen en eski Osmanlı çinileri teknik ve dekor bakımından Selçuk geleneğini devam ettirmekle beraber renk ve tonları onlardan daha zengindir. Camiye ismini veren bu çiniler firuze ve yeşil renklerin çeşitliliği ve zenginliğiyle dikkat çekerler.
    İstanbul'daki yapılarda kullanılan çinilerin İznik'te yapıldığını tarihsel belgelerden öğreniyoruz. Milet, Şam grubu ve Rodos işi adı ile tanınan seramiklerin merkezi İznik'tir. XVII. yy.da İznik'e gelen gezgin Evliya Çelebi, 300'den fazla çini fırınının bulunduğundan söz eder. İznik çinilerinde; lâle, sümbül, nar, karanfil gibi çiçek motifleri kullanılmıştır. Ayrıca insan, kuş, balık, tavşan, köpek gibi hayvan ve gemi motiflerine de rastlanır. Mavi, firuze, yeşil ve kırmızı en çok kullanılan renklerdir.
    Tarihçe: Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde M.Ö. 2500 yıllarına inen uygarlık izleri saklıdır. M.Ö. VII. yüzyılda Trak kavimlerinin göçlerinden önce burada kurulan yerleşim 'Helikare' adını almıştır. Kentte basılan sikkelerde Khryseapolis (Altın Şehir) adı okunmaktadır.
    Makedonya İmparatoru İskender'in generali Antigonos tarafından M.Ö. 316 yılında yenilenen kent Antigoneia adını almıştır. İskender'in ölümünden sonra Antigonos ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatros'un kızı olan eşi Nikaia'nın adını vermiştir. M.Ö. 293'te Bithynia Krallığı'na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir. Bir süre Bithynia Krallığı'nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma'nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür.
    Nikaia, Bithynia havarilerden Petrus'un çabaları ile Hıristiyanlık ile tanışır. İmparator l. Constantinus döneminde Hıristiyanlık üzerindeki yasaklar kalkar. 325 yılı yazı başında Nikaia, Hıristiyanlık için çok önemli bir olaya sahne olur ve Birinci Konsül, Senatus Sarayı'nda toplanır. İmparator Constantinus'un da katıldığı toplantıda iki önemli görüş tartışılır. İskenderiyeli din adamı Arius'un görüşü ".//hz. İsa'nın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediğidir." Kısa sürede taraftar toplayan bu teze, Piskoposlar karşı çıkmıştır. Hıristiyan dünyasınca bugün de savunulan "Hz. İsa'nın Tanrı nın oğlu olduğu" tezi uzun tartışmalardan sonra kabul görmüştür. Hıristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir.
    787 yılında İznik Ayasofya'sında VII. Konsül toplandı. İmparatoriçe İrene'nin önderliği ile resim ve heykel üzerindeki yasaklar kaldırıldı.
    İznik, Selçukluların Bizanslıların da başkenti olmuştur.
    1331 yılında Osmanlı orduları tarafından ele geçirilen İznik, Osmanlı dönemiyle birlikte canlanmaya başladı. Osmanlı idaresinde İznik, sanat, ticaret ve kültür merkezi oldu. Orhan Gazi Medresesinde birçok ünlü ders verdi. Davud-u Kayseri, Ebul Fadıl Musa, Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi ünlü tasavvuflar İznik'te yaşadı ve eserler verdi. Osmanlı döneminin ilk cami, medresesi ve imareti İznik'te inşa edildi.
    XIV ve XV. yüzyıllarda XVI. yüzyılda İznik bir sanat merkezi olmuş, dünyaca ünlü çini ve seramikler burada üretilmiştir. İznik, Hellenistik çağdan kalma ızgara planlı kent yerleşimi, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapıları ile tarihi kent dokusunu bütün canlılığıyla korumaktadır.
    İklim: İznik genellikle ılıman bir iklime sahiptir. İlçede kışlar genel olarak çok yağışlı, yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

    MUDANYA
    Bursa'nın 25 km kuzeybatısında ve Marmara Denizi kıyısında yer alan Mudanya temiz havası ile yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı bir merkezdir.
    Tarihçe
    Mudanya, İonya'nın 12 büyük kentinden biri olan Kolofonlu göçmenler tarafından M.Ö. VII. Yüzyılda kurulmuştur. Apamcia-Myrleia atlı bu antik kent bugünkü Hisarlık tepede yer almaktaydı. Mudanya Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde yaşamıştır.
    İklim
    Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.

    CUMALIKIZIK
    Osmanlı sivil mimarisinin en görkemli köy yerleşimini günümüze ulaştıran Cumalıkızık, son yıllarda ülkemiz yanında tüm dünyada da tanınmaya başlamıştır. O kültür varlıkları yanında doğal varlıklarca da zengindir.
    Tarihçe: Osmanlıların Bursa'da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180'i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır.
    Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu mevkiinde Bizans devrine ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir, Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi'nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa'yı, 1331 yılında İznik'i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır. Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu konut mimarisi, yaşam biçimine yansıtmıştır.Uludağ'ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine bu konumlarından dolayı ''kızık'' adı verilmiştir. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir.
    İklim:Kışlar genel olarak çok yağışlı,yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

    Kaleler
    Bursa Kalesi: Bursa Kalesi'nin yapılışı M.Ö. I. yüzyıla dayanır. Bugün surların uzunluğu iki km. kadardır.

    Camiler
    Önemli bir inanç turizmi merkezi olan Bursa'da Yıldırım Camii ve Türbesi, Yeşil Cami ve Türbesi, Emir Sultan Camii ve Türbesi, Ulu Cami (Cami Kebir), Muradiye Külliyesi, Hüdavendigar Cami ve Külliyesi önemli cami ve külliyeleridir.



    alıntı
     
  8. Dine

    Dine Özel Üye

    Bursa Cami ve Külliyeleri

    Ulu Cami (Merkez): 1396-1400 yıllarında Yıldırım Bayezıt tarafından, tamamıyla kesme taştan, çok kalın ve yüksek duvarlarla 12 ağır dört köşeli paye üzerine, pandantiflerle, yirmi kubbeli olarak yaptırılmıştır.
    Çok kubbeli camilerin en klasik ve abidevi bir örneğidir. Zengin ve ferah mekanı ile bütün Türk camileri arasında en büyük ölçüye de (318 m2) sahiptir. Rumi ve palmetlerle ince işlenmiş küçük geçme panolar, geometrik örnekli korkuluk şebekeleri, ön cephesindeki kitabe ve şebekeli tacı ile minber Selçuklu üslubundan Osmanlı üslubuna geçişin şaheseridir.
    Şadırvanın yapımı ile ilgili rivayete göre; Ulu Caminin yapımı için bazı yerlerin kamulaştırılması gerekir. Şadırvanın bulunduğu yer ise bir Musevi kadına aittir. Arazisini vermek istemeyen Musevi kadın bir gece rüyasında tüm insanların aynı yöne koştuklarını görür. Merakla nereye gittiklerini sorar "Cennete!" cevabını alır. O da koşmak ister ama arazisini vermediği için ona engel olurlar. Bu rüyadan çok etkilenen Musevi kadın ertesi gün arazisini, şadırvan yapılması koşulu ile verir.
    Caminin inşası sırasında nakit zorluğu çekilip yarım bırakılınca Hıristiyan ve Musevi cemaatler maddi katkıda bulunmuş, bunun üzerine Müslümanlar da şükranlarını belirtmek için David'in Yıldızı ve Haç işaretlerinin oyulduğu taşları caminin pencereleri üzerinde kullanmışlardır.

    Emir Sultan Camisi ve Türbesi (Merkez): Ünlü bir bilgin olan Emir Sultan, 1391 yılında Bursa'ya gelmiş ve Yıldırım Bayezıt'ın kızı Hundi Fatma Hatun ile evlenmiştir. Emir Sultan Cami ve türbesi, karısı tarafından II. Murat devrinde yapılmıştır. Bursa'nın doğusunda Emir Sultan Mezarlığı yanında bir tepededir.
    Kuzey yönünde yanlarında iki oda bulunan sekiz köşeli bir türbe vardır. Şadırvanlı avlusu ile tek kubbeli cami tipinin güzel bir örneği olan Emir Sultan Caminin bugünkü şekli, 1804 yılında Sultan III. Selim zamanında yapılmıştır.

    Muradiye Külliyesi (Merkez): Muradiye semtinde büyük bir parkın içinde yer almaktadır. Sultan II. Murat tarafından 1424-1426 yılları arasında yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret, hamam ve 12 türbeden oluşmaktadır.
    Cami Osmanlı mimarisinde, ilk zamanlarda çok kullanılmış olan yan mekanlı (zaviyeli) camiler türündedir. Mihrap ve minberi 18. yy.dan kalma olup Barok üsluptadır. Giriş kapısı ahşap işçiliğin en güzel örneklerindendir. Muradiye Külliyesinde II. Murat ve ailesi adına yaptırılmış 12 türbe bulunmaktadır.

    Orhan Cami ve Külliyesi (Merkez): 1339-1340 yıllarında Orhan Bey tarafından yaptırılan külliye, cami, medrese, imaret, mektep, hamam ve han (Emir Hanı) yapılarından oluşmaktadır. Ulu Caminin doğusunda olup Osmanlı külliyelerinin ilk örneklerindendir.
    Orhan Cami, Bursa'daki erken Osmanlı dönemi yapılarının en önemlilerindendir. Yanlardaki ikiz kemerler yapının önemli özelliklerindendir. Üç sıra tuğla, bir sıra taş düzeni ile yapılmış olup, dış yüzdeki tuğla işçiliği son derece ilginçtir.

    Hüdavendigar Cami ve Külliyesi (Merkez): 1366-1385 de Sultan I. Murat (Hüdavendigar) tarafından yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret, türbe ve hamamdan oluşmakta olup, Çekirge semtindedir.
    Osmanlı Mimarisinde bir benzeri daha olmayan iki katlı yapının alt katı cami, üst katı ise medresedir. Gösterişli dış minaresi ile bir saray görünümünde olan yapının mimarı belli değildir. Yanlardan ve önden, ortası sütunlu çift sivri kemerlerle açılan üst kat revakları ile iki katlı cephe, Venedik saraylarını andıran gösterişli bir manzara kazanmaktadır. Ortası açık olan kubbenin altında şadırvan, hafif şırıltılarla ahenkli bir atmosfer yaratır.
    Hüdavendigar Caminin karşısında 1389'da I. Kosova Savaşı'nda şehit düşen Sultan I. Murat (Hüdavendigar)ın türbesi bulunmaktadır. Yıldırım Bayezıt tarafından yaptırılan türbenin kitabesi 1722 tarihlidir.

    Yıldırım Bayezıt Külliyesi (Merkez): 1390-1399 tarihleri arasında yapılan ve şehrin doğusunda, Yıldırım semtinde bulunan külliye; cami, medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, kasır, mutfak, hizmet odaları ve ahır yapılarından oluşmaktadır.
    Külliyenin ortasında bulunan cami, yan kanatlı camilerin en anıtsal örneklerinden olup, 1399 tarihli bir vakfiyesi bulunmaktadır. Osmanlı mimarisi bu cami ile kendine has yapı üslubunu bulmaya başlamıştır.
    Caminin kuzeydoğusunda kitabesi bulunan tek yapı olan türbe yer almaktadır. 1406'da Yıldırım Bayezıt'ın oğlu Süleyman Han tarafından Mimar Ali bin Hüseyin'e yaptırılan türbe, revaklı Osmanlı türbelerinin ilk örneğidir.

    Yeşil Cami (Merkez): 1419-1420'de Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılan caminin süslemeleri ise, 1424 de II. Murat döneminde yaptırılmıştır. Süslemede kullanılan yeşil firuze ve çinilerden dolayı Yeşil Cami olarak tanınır. Mimarı Hacı İvaz Paşadır. Bursa'nın en önemli Osmanlı dönemi yapılarından olup, cami mimarisinden çok süslemeleri ile ünlüdür. Çini süslemeler caminin en önemli özelliğidir.

    Yeşil Türbe (Merkez): Bursa'nın simgesi olan yapı, Osmanlı türbe mimarisinin en güzel örneklerindendir. Mermer bir merdivenle çıkılan sekizgen yapıyı, yüksek bir kasnağa oturan kurşun kaplı kubbe örtmektedir. Çini süslemeleri ile eşsiz bir yapıdır. Tümüyle çini kaplı mihrabı bir şaheserdir. Ceviz ağacından geçme tekniği ile yapılmış, geometrik motiflerle süslü ve kitabeli kapı Osmanlı ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir.

    Geruş Sinagogu (Merkez): Arap Şükrü Sokağındadır. XIV. yy. sonlarında İspanya'dan yurt dışı edilen ve Osmanlı İmparatoru II. Selim tarafından gönderilen kalyonlara bindirilerek Osmanlı İmparatorluğu'na kabul edilen Musevi topluluğunun Bursa'ya yerleştirilen ilk kafileleri tarafından yaptırılmıştır. İbranice'de "kovulmuş" anlamına gelen Geruş adının sinagoga verilmiş olması, bu yönden anlam taşır. Günümüze son derece sağlam ve bakımlı olarak ulaşmış olup, Musevi cemaatinin ibadetine açık tutulmaktadır.

    Mayor Sinagogu (Merkez): Arap şükrü Sokağındadır. İspanya'nın Mayorka Adası'ndan XV. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunca kabul edilen ve Bursa'da ikamet eden diğer Musevi kafilelerince inşa edilmiş olup, geldikleri adanın adından esinlenerek Mayor adını almıştır. İlk yapıldığı tarih XV. yy olarak bilinmektedir. İç kısmını süsleyen çok renkli kalem işi motifleri önemlidir.

    Etz Ahayım Sinagogu (Merkez): Arap Şükrü Sokağında bulunan ve XIV. yüzyılın başlarında yapılan sinagogun adı İbranice'de "Hayat Ağacı" anlamına gelmektedir. Osmanlı döneminde yapılan ilk sinagog olması nedeniyle önem taşımaktadır. Bursa'nın fethini gerçekleştiren Orhan Bey zamanında bir ferman çıkarılarak bu sinagogun yapılmasına izin verilmiştir.

    İznik Yeşil Cami (İznik): Osmanlı mimarisinin İznik'teki en önemli abidevi yapısı olan cami, ilçenin doğusunda Lefke Kapısı'nın yakınındadır. Çandarlı Hayrettin Paşa tarafından 1378-1398 de yaptırılmıştır.
    Köşe sütunları ile mukarnas nişli, geometrik geçmeler, Rumi ve palmet kabartmalarla süslü sade mermer mihrap, en eski ve devrin en güzel Osmanlı örneğidir.
    Selçuklu geleneğine uyan tuğla minare, camiye adını veren, yeşil firuze, sarı ve mor renkli çinilerle süslenmiştir. İznik Yeşil Cami, Selçuklu mimarisinden doğduğu sezilen Osmanlı üslubuna geçiş yapılarından biridir.

    Hacı Özbek Cami (Çarşı Mescidi-İznik): İznik'te çarşı içindedir. 1333'te yapılmış olup, tarihi en eski kitabeli Osmanlı camisidir.

    Çandarlı Kara Halil İbrahim Paşa Türbesi (İznik): Kılıçaslan caddesi üzerinde bulunan türbe, kerpic duvarlı ve kakılı türbe örneklerindendir. II. Bayezıt döneminde Faik Paşa tarafından yaptırılmıştır.

    Şeyh Kudbettin Cami (İznik): Yeşil cami karşısında, İznik Müzesi'nin yanındadır. XV. yy. başında yaptırılmıştır. Kurtuluş Savaşı'nda yıkılan yapının bazı duvar kalıntıları ve mimarisinin bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Musevilerin simgesi olan yedi mumlu şamdanın işlendiği bir taşın, caminin yapımında kullanılması Müslümanların hoşgörüsüne en güzel örnektir.

    Ayasofya Müzesi (İznik): Kentin ortasında IV. yy.da yapılmış bir Bizans Kilisesi olup, Orhan Gazi zamanında camiye çevrilmiştir. Hıristıyanlarca önem taşıyan 7. Ecumenik Konsül toplantısının yapıldığı yerdir.Şu anda yıkık durumdadır.

    Senatus (Konsül Sarayı-İznik): Hıristiyanlarca büyük önem taşıyan Konsül toplantılarının ilkinin yapıldığı yer olan Senatus, Konsül sarayı olarak da isimlendirilmektedir. Göl kapısı tarafında yer alan eserin kalıntıları göl suları altındadır.

    Hipogeum (Yeraltı Mezar Odası- Elbeyli-İznik): Elbeyli Köyü yolunda IV: yy.da yapılmış bir mezar odasıdır. Freskleriyle Türkiye’deki en değerli hipojedir. Kare duvarlarla örülmüş üstü beşik tonozludur. Batı duvarında kabartma şeklinde iki tavus kuşu vardır. Mezarda bulunan lahit,işlemeleri ve yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış yivli sütunlarla süslenmiştir.

    Kiliseler,


    Fransız Kilisesi: Üzeri ahşap ve kiremitle örtülü kilisede hasta bakım yeri de vardır. 19. yy' da yapıldığı tahmin edilmektedir.

    Sinagoglar,

    Geruş Sinagogu: 16. yüzyıl başlarında II. Selim tarafından inşa ettirilen sinagog Arap Şükrü sokağındadır. 14. yüzyılın sonlarında İspanya'dan sınır dışı edilen ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından gönderilen kalyonlara bindirilerek Osmanlı İmparatorluğuna kabul edilen Musevî topluluğunun ilk kafileleri Bursa'ya yerleştirilmiş ve bu sinagog kurulmuştur. Geruş Sinagogu' nun günümüzdeki yapısı son derece sağlam, bakımlı olup, ibadete açık tutulmaktadır.

    Ets Ahayim Sinagogu: Hayat Ağacı Sinagogu olarak da bilinen Sinagog, Osmanlı Döneminde ilk yapılan sinagog olması nedeniyle önem taşımaktadır. Bursa fethini gerçekleştiren Orhan Bey zamanında bir ferman çıkartılarak Ets Ahayim Sinagogunun kurulmasına izin verilmiştir.

    Mayor Sinagogu: İspanya'nın Mallorca Adasından 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunca kabul edilen ve Bursa'da yerleştirilen diğer Musevî kafilelerince bu sinagog inşa edilmiş olup, geldikleri adanın adından esinlenerek Mayor adını almıştır. Mayor Sinagogu'nun etkinliklerinden ve ölü yıkama bölümü halihazırda kullanılmaktadır.

    Hanlar

    Emir Han: Ulu Caminin hemen altında bulunan Emir hanı, Orhan Bey tarafından, XIV. yy 'ın ikinci yarısında yaptırılmıştır. İç avlu çevresine sıralanan iki katlı revak ve buraya açılan odalardan oluşan bu han Osmanlı hanlarının ilk örneğidir. Hanın ortasında bir şadırvan ile tarihi çınarlar bulunur.

    Eski (Tahıl) Han: Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan hanı, Kanuni'nin sadrazamlarından Semiz Alizade XVI. yy da yaptırmıştır.

    Geyve Hanı: Demirkapı Çarşısı'nın yanında bulunan, Hacı İvaz-Payigah olarak bilinen han, XV yy' da, Ahi Bayezid'in oğlu Hacı İvaz Paşa yaptırarak, Çelebi Mehmet'e armağan etmiştir.

    İpek Han: (Arabacılar Hanı) İvaz Paşa Camii yanında bulunan bu han, Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Bursa'daki hanların en büyüğüdür.

    Koza Han: Ulu Cami ile Orhan Cami arasında bulunan bu hanı, II. Bayazıt, İstanbul'daki hayır yapılarına gelir getirmek amacıyla 1490 yılında yaptırmıştır. Bursa'nın en güzel ve günümüzde en yoğun olarak kullanılan hanıdır.

    Pirinç Han: 1508 yılında Sultan II. Bayazıt, İstanbul'daki vakıflarına gelir sağlamak amacıyla yaptırmıştır. Hanın avlusunda bir tarihi çınar bulunur.


    alıntı

     
  9. Dine

    Dine Özel Üye

    Milli Parklar

    Bursa - Uludağ Milli Parkı
    Yeri: Bursa İli
    Ulaşım: Marmara Bölgesinde Bursa ilinin güneyinde yükselen Uludağ üzerinde yer alan Milli Parka Bursa'dan 34 km.lik yaz-kış açık karayolu ile veya 40 kişilik kabini olan teleferikle 20 dakikada Sarıalan'a çıkılır. Oradan da minibüslerle "oteller bölgesine"ulaşılır. Özel helikopter servisi ile İstanbul'dan 25 dakikada Milli Parka varılabilir.
    Özelliği: Yer kürenin derinliklerinden gelen magmanın kırıklar ve çatlaklar boyunca yeryüzüne doğru yükselmesi ve katılaşması sonunda meydana gelen Uludağ'ın jeolojik yapısını genellikle iç püskürük granit kayaçları oluşturmaktadır.Dağın bugünkü şeklini kazanması tektonik hareketler ve farklı aşınma etkisiyle oluşmuştur. Bursa ovasından kısa mesafede 2543 metreye kadar yüksek Uludağ,Marmara Bölgesinin en yüksek noktasıdır.Aras çağlayanı ve doruklarda görülen buzul izleri Uludağ'ın jeomorfolojik yapısının ilgi çekici özellikleridir.
    Milli Parkın bir başka özelliği de Bursa ovasından Uludağ'ın doruklarına doğru değişen bitki topluluklarının meydana getirdiği orman kuşaklarıdır. Botanik bilimci MAYR'ın bitki kuşaklarını muhtelif yüksekliklerde karakterize etmesi bakımından Dünya Ormancılık Literatüründe özel bir önemi vardır.
    Milli Parkın elverişli tabiat şartları ayı, kurt, çakal, tilki, karaca, geyik, tavşan, domuz, keklik, yabani güvercin, akbaba, kartal, çaylak, bülbül, çalıkuşu gibi hayvanların yaşaması ve çoğalmasına imkan vermiştir.
    Aralık-Mayıs ayları boyunca Uludağ karla örtülüdür. 3.95 metreye varan kar kalınlığı, kayak yapmaya son derece elverişli, kar kalitesi ile Uludağ;Türkiye'nin en önemli kış sporları merkezidir.
    Görülebilecek Yerler: Çobankaya ve Sarıalan kamp-günübirlik kullanım alanı Milli Parkın farklı peyzaj değerlerini Çobankaya mevkiindeki "Bakacak Manzara Seyir Terası" ise daha geniş bir perspektifte peyzaj değerlerini, Bursa ovasını ve kent gelişimini ziyaretçilere sunar.
    Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Park sahası içerisinde"Oteller Bölgesi"diye adlandırılan mevkii ziyaretçilere kış aktivitelerinde kayak imkanı sunarken, Sarıalan,Çobankaya ve Kirazlıyayla mevkiileri kamp ve günübirlik kullanımlar için düzenlenmiş sahalardandır.
    Sarıalan mevkiinde sabit (baraka, Bungalow) ve çadır ile kamp yapma imkanı sağlamakta, oteller bölgesinde ise gerek kamu gerekse özel işletmeler gecelemeye olanak sağlar. Çobankaya mevkiinde ise yalnızca çadırla kamp yapılabilmektedir.

    Mağaralar

    Ayvaini Mağarası
    Mağara Bursa İline bağlı Ayva köyünde yer almaktadır.
    Özellikleri: Giriş kısmı hariç yatay gelişmiş bir mağaradır. Mağara iki ağıza sahiptir. Mağaraya bir noktadan girip (Doğanalanı) başka bir ağızdan çıkılmaktadır. Mağaranın hemen girişinde 17 metrelik dikey bir iniş yer almaktadır. Mağarada bir çok göl yer almakta olup ilkbahar aylarında, suyun yükselmesine rağmen geçilebilecek kadar sığdır.

    Oylat Mağarası
    Yeri: Bursa, İnegöl İlçesi, Hilmiye Köyü
    Mağara Bursa-Ankara kara yolundan Oylat Kaplıcasına ayrılan yoldan yaklaşık 17 km. içeride Hilmiye köyünün bir km. güneyinde yer almaktadır.
    Özellikleri: Toplam uzunluğu 665 m. olan mağara iki ana bölümden oluşur. Dar galerilerden oluşan birinci bölüm girişten çöküntü sonuna kadar olan kısımdır. İçeride dev kazanları ve damlataş havuzları bulunur. İkinci bölüm büyük bir çöküntü salonudur. İri blok ve dev damlataş şekillerinden (sarkıt, dikit ve sütun) oluşmaktadır.
    Mağara önünde sıcaklık 29ºC, nem yüzde 47, girişte sıcaklık 19ºC, nem yüzde 55, dar galeride 17ºC, nem yüzde 78, çöküntü salonlarında 14ºC, yüzde 90 nem oranlarına sahiptir.

    Kaplıcalar

    Termal kaynakları bakımından zengin olan Bursa'nın Vakıfbahçe (Çekirge) Kaplıcası, Bademli Bahçe Kaplıcası, Dümbüldek Kaplıcası, Gemlik (Terme) Kaplıcası ve Armutlu Kaplıcası ünlü kaplıcalarıdır.

    Oylat Termal Turizm Merkezi
    Yeri: Bursa iline bağlı İnegöl ilçesinin güneyindedir.
    Ulaşım: İnegöl şehir merkezine 27 km. uzaklıktadır.
    Suyun Isısı:
    40°C -Oylat Hamamı Kaynağı
    30,5°C -Sızı Suyu Kaynağı
    10°C -Göz Suyu Kaynağı
    PH Değeri:
    7,26 -Oylat Hamam Kaynağı
    7,18 -Sızı Suyu Kaynağı
    3,04 -Göz Suyu Kaynağı
    Özellikleri: Sülfat, bikarbonat, kalsiyum, Oylat Hamamı ve Sızı Suyu Kaynakları, Sülfat, hidrojen iyonu, demir, Göz Suyu Kaynağı
    Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri
    Tedavi Ettiği Hastalıklar: İçme kürleri, diürez kürlerde ve şişmanlıkta etkilidir, banyo kürlerinin sedatif özelliklerinden yararlanılır.
    Konaklama Tesisleri: Büyük Otel (220 Yatak), Motel (210 Yatak)

    Çekirge Termal Turizm Merkezi
    Yeri: Bursa ilinin Çekirge mevkiindedir.
    Suyun Isısı:
    47°C -Vakıfbahçe Kaynağı
    58°C -Karamustafa Kaynağı
    77°C -Kaynarca ve Yenikaplıca Kaynakları
    78°C -Kükürtlü Hamam Kaynağı
    PH Değeri:
    6,98 -Vakıfbahçe Kaynağı
    6,60 -Karamustafa Kaynağı
    6,78 -Kaynarca ve Yenikaplıca Kaynakları
    6,44 -Kükürtlü Hamam Kaynağı
    Özellikleri: Hipertermal , hipotonik, oligomitalik ve radyoaktif , Vakıfbahçe Kaynağı, Hipertermal , hipotonik, radyoaktif, Karamustafa Kaynağı, Hipertermal , hipotonik, Kaynarca, Yenikaplıca, Kükürtlü Hamam Kaynakları, Bikarbonat, sülfat, kalsiyum, magnezyum, Vakıfbahçe ve Karamustafa Kaynakları, Bikarbonat, sülfat, sodyum, kalsiyum,-Kaynarca ve Yenikaplıca kaynakları, Bikarbonat, sülfat, sodyum, kalsiyum, karbondioksit, sülfür, Kükürtlü Hamam Kaynakları
    Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri
    Tedavi Ettiği Hastalıklar: Banyo kürleri romatizmal sendromlar, hareket sisteminin diğer ağrılı hastalıkları, kronik iltihaplı ve ağrılı kadın hastalıkları, damar tıkanıkları, bronşiektazıler; içme - banyo kompoze kürleri karaciğer, safra yolları, hafif diabet, kriz devrelerinin dışında gut hastalığı, kanda fazla miktarda yağ birikintileri görülen şişmanlıklarda etkilidir.
    Konaklama Tesisleri: Anatolia Oteli ( 93 Oda, 192 Yatak), Büyük Yıldız Oteli ( 35 Oda, 68 Yatak), Hotel Kervansaray ( 211 Oda, 500 Yatak)

    Armutlu Termal Turizm Merkezi
    Yeri: Bursa İli, Armutlu ilçesinin kuzeyinde ve Armutlu Belediyesi mücavir sahası içinde yer almaktadır.
    Ulaşım: Armutlu il merkezine 2km. uzaklıktadır.
    Suyun Isısı: 57oC
    PH Değeri: 6,2 - 6,5
    Özellikleri: Sülfatlı, Bikarbonatlı, Klorürlü, Kalsiyumlu, Sodyumlu ve Karbondioksitli bir bileşime sahiptir.
    Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri
    Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, kalp ve kan dolaşımı, kadın, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel rahatsızlıklar, beslenme bozukluğu gibi hastalıklara olumlu etki yapar.
    Konaklama: 2 yıldızlı konaklama tesisi mevcuttur.



    alıntı



     
  10. Dine

    Dine Özel Üye

    Plajlar
    Marmara Denizi'nin güneyinde yaklaşık 135 km uzunluğunda kıyısı bulunan Bursa ilinde, Karacabey, Mudanya ve Gemlik ilçelerinde geniş doğal kumsallar ile İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri kıyılarında güzel plajlar bulunmaktadır. Yeniköy, Bayramdere (Malkara) kesimi ile Mudanya'nın Zeytinbağ kesimine dek uzun ve geniş doğal kumsallar vardır. Kum kalitesi iyi olan bu kıyılarda Kurşunlu, Bayramdere, Yeniköy-Mudanya kesiminde de Mesudiye, Eğerce ve Esence plajları bulunmaktadır.

    Mesire Yerleri


    Saitabat Şelalesi: Derekızık köyüne 3 km uzaklıkta bulunan şelale,bir kanyondan dökülmektedir. Şelale çevresinde et mangal lokantaları ve büfelerin yer aldığı bu mesire alanı Bursalılarca yoğun olarak kullanılmaktadır.

    Suuçtu Şelalesi: Mustafakemalpaşa ilçesine 18 km. uzaklıkta bir cennet parçası Suuçtu Şelalesi 38 metre yükseklikten dökülür.

    Aras Şelalesi: Aras Deresi ve Aras Şelalesi Uludağ'ın kar sularını taşıyan ve tam kayalıkların içinden 15 metre yükseklikten düşer. Bursa-Soğukpınar arası 30 km olup, köyden itibaren 5 km stabilize bir yolla Ketenlik yaylalarına, oradan da şelaleye varılır.

    Sportif Etkinlikler


    Kayak Merkezleri: Dünyaca ünlü Uludağ Kayak Merkezi Bursa sınırlarındadır.

    Uludağ Kayak Merkezi

    Avcılık: Bursa, yaban av hayvanları bakımından zengin bir bölgede yer almaktadır. Bursa'da dört önemli kuş alanı bulunmaktadır. Bunlar Uludağ, İznik Gölü, Uluabat Gölü ve Kocaçay Deltasıdır.

    Dağ Doğa Yürüyüşü: Uludağ yaz ve kış doğa yürüyüşüne elverişli olup tercih edilen 6 parkur belirlenmiştir.

    Oteller Bölgesi-Cennet kaya Parkuru: Başlangıç noktası rakımı 1865 metre olan bu parkur üzerinde kuzey yamaçtan Gemlik Körfezi'nin,güney yamaçtan ise tüm dağ köylerinin manzarası eşliğinde,doyumsuz bir doğa yürüyüşü yapılmaktadır. Parkurun mesafesi 2000 metredir.

    Oteller Bölgesi-Sarıalan-Çobankaya Parkuru: Başlangıç ve bitiş noktası rakımları 1850 metre ve 1750 metre yükseklikte son bulan bu parkurda,yol boyunca pırıl pırıl akan derelerle süslenmiş muhteşem bir orman ortamı bulunmaktadır. Parkurun mesafesi 5200 metredir.

    Oteller Bölgesi-Softaboğan şelalesi Parkuru: Başlangıç noktası rakımı 1800 metre olan bu orman parkurunda Uludağ'ın dere,gölet ve taraçalar halinde aşağıya inen şelale bulunmaktadır. Su sesleri ve eşsiz manzaraların rehberliğinde Bursa Ovası'nın muhteşem panoraması ile doğa yürüyüşü sonuçlanır. Parkurun mesafesi 6000 metredir.

    Oteller Bölgesi-Hanlar Bölgesi-Bağlı Köyü Parkuru: 1865 metre yükseklikten başlayan iniş parkurunda zirveden dağ köylerine inerken Anadolu insanının olağanüstü konukseverliğini görmek mümkün olmaktadır. Parkurun mesafesi 7500 metredir.

    Oteller Bölgesi-Zirve Tepesi Parkuru: 2487 metrelik zirveye tırmanırken Uludağ ve yöresinde doğa ve bitki örtüsünün olağanüstü görüntüleri ile bir yanda denizin bir yanda Apollon göllerinin doyumsuz panoraması görülmektedir. Parkurun mesafesi 7615 metredir.

    Wolfram-Madenler Bölgesi-Göller Yöresi Parkuru: 2300 metrelik rakımda dağ manzaralarının eşliğinde sadece Uludağ'a has kelebek cinslerini, dağ çiçeklerini gözlemlemenin ayrıcalığını yaşayacak, buzul göllerinin (Kara Göl, Aynalı Göl, Kilimli Göl, Buzlu Göl) muhteşem atmosferi hissedilmektedir. Parkurun mesafesi 9800 metredir.

    Gençlik Kampları: Gemlik ilçesinde kıyıda gençlik Spor İl Müdürlüğüne ait Hasanağa ve Kırcaali Gençlik ve İzcilik kampları bulunmaktadır. Bunlar 175'er yataklı olup yaz aylarında 10'ar günlük 4 devre olarak Türkiye'nin her yerinden gelen gençlerin kamp yapmalarına olanak sağlamaktadır.

    Bursa Orman Kampları
    Ayrıca, Uludağ Milli Parkı içinde bulunan Gölcük Kamp Alanı da öğrenci ve izci gruplarının kamp etkinlikleri için kullanılmaktadır. İznik ve Uluabat Gölü kıyıları da gençlik kampları için oldukça uygundur. Göl çevresinde uluslararası katılıma açık yelken, yüzme, sörf ve kampçılık eğitimi verilmektedir.

    Kuş Gözlem Alanı
    İznik Gölü Kuş Alanı,Uludağ Kuş Alanı,Ulubat Gölü Kuş Alanı ve Kocaçay Deltası Bursa ili sınırları içinde bulunmaktadır.
    Marmara Havzası
    Kocaçay Deltası


    COĞRAFYA
    Marmara Denizi'nin güney doğusunda yer alan Bursa'nın Marmara Denizi'ndeki kıyılarının uzunluğu 135 kilometredir. İlin en önemli yükseltisi, aynı zamanda kayak merkezi ve milli park da olan Uludağ'dır. Belli başlı göller ise İznik Gölü ve Uluabat Gölü'dür.
    Bursa genellikle ılıman bir iklime sahip olmakla beraber bölgelere göre iklim farklılıkları gösterir. Güneyde Uludağ'ın sert iklimi ve bol yağışlarına karşılık, kuzeyde Marmara'nın yumuşak iklimi hüküm sürmektedir. İlde kışlar genel olarak çok yağışlı, yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

    TARİHÇE
    Bursa bölgesinin tarihi M.Ö. 5000-3500 yıllarını ihtiva eden kalkolitik döneme uzanmaktadır. Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalarda, bu döneme ilişkin bazı kalıntılar elde edilmiştir.
    Daha sonra Frig, Roma, Bizans dönemlerini yaşayan şehir Selçukluların ve Osmanlıların egemenliğine girmiştir.
    29 Ekim 1923'te ilan edilen Cumhuriyet ile birlikte Bursa şehri kültür, sanayi ve ziraat merkezi olarak gelişmesini sürdüren bir il olmuştur.

    NE YENİR
    Bursa'ya gelindiği zaman mutlaka İskender Kebabı,İnegöl Köftesi ve Kemalpaşa Tatlısı yenmeli. Bunlar dışında Bursa'yla özdeşleşmiş olan Kestane Şekeri unutulmamalıdır.

    NE ALINIR?
    Tüm dünyaya ün salmış olan Bursa İpekli dokumalarından ve Bursa'nın meşhur havlusu alınmalıdır.

    YAPMADAN DÖNME
    Cumalıkızık'ı görmeden,
    Uludağ'da kayak yapmadan,
    Külliyeleri ziyaret etmeden,
    Kaplıcalara uğramadan,
    İskender kebabı, Kemalpaşa tatlısı ve kestane şekeri yemeden,
    Bursa ipeği satın almadan dönmeyin.



    Bursa Valiliği


     
  11. Dine

    Dine Özel Üye

    BURSA


    [​IMG]


    Arap şükrü sokağı


    [​IMG]



    Bursa Ulu Cami


    [​IMG]


    [​IMG]



    Zafer Plaza


    [​IMG]



    Bursa Teleferik


    [​IMG]




    Bursa Metrosu


    [​IMG]



    Bursa Gemlik


    [​IMG]


    Bursa Yeşil Cami
    [​IMG]



    Bursa Şehir Merkezi


    [​IMG]


    ----------


    Bursadaki Saat Kulesi


    [​IMG]
     
  12. Dine

    Dine Özel Üye

    Bursadan Kış Manzarası


    [​IMG]


    Eski Bursa Evleri


    [​IMG]


    Eski Bursa Resmi


    [​IMG]



    Bursa il Haritası


    [​IMG]


    ----------


    Bursa Tophane


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bursa As Merkez

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş