Burdur Ağlasun İlçesi

'Burdur Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 27 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Burdur Ağlasun İlçesi konusu
    AĞLASUN
    Burdur Ağlasun İlçesi

    [​IMG]

    İLÇENİN ADININ NEREDEN GELDİĞİ :
    İlçemizin adının nereden geldiğine dair iki rivayet vardır. Birinci rivayete göre,Sagalassos Şehri yıkıldıktan sonra bu bölgeye güneyden gelen Yörük aşiretleri kasabanın bulunduğu yere aralıklı olarak oba oba yerleşmişler aradan yıllar geçtikçe,insanlar çoğaldıkça yeni evler kurarak geniş bir sahayı kaplayarak bir yerleşim birimi oluşturmuşlar ve adını Sagalassos’dan esinlenerek Ağlasus-Ala su ve sonunda da Ağlasun denmiştir.
    İkinci rivayete göre ise;Büyük İskender Sagalassos Şehrini almak için şehre üç,dört kez saldırmış fakat kenti bir türlü hakimiyeti altına alamamıştır. Fakat son saldırısını bugün yıkıntıları bulunan Hamamın yan tarafında bulunan tepeden yaparak kanlı çatışmalar sonucunda şehri ele geçirmiştir.
    Bu tepenin adı daha sonra İskender Tepesi olarak kalmıştır. Büyük İskender’in bu seferini Annesi sürekli olarak izlemekte ve bilgi almaktadır. Büyük İskender’in Annesi bu bölgeden gelen habercilere”İskender Sagalassos’u aldı mı?”diye sorar. Onlarda “Büyük Komutanımız İskender Sagalassos’u aldı. Fakat savaş sırasında en sevdiği cesur komutanlarını kaybettiğinden ağlamaktadır”derler. Bunun üzerine annesi “Oğlum Sagalassos’u aldıysa bırakın ağlarsa ağlasın “der. Bunun üzerine İlçemizin ismi Ağlarsın-Ağlasın-Ağlasun şeklinde kaldığı söylenir.
    İLÇENİN TARİHÇESİ
    AĞLASUN; Ressamların ilçemizden geçerken yeşilin bin bir tonunu gördüğü, yüzyıllarca medeniyetlere ev sahipliği yapmış, Dünyanın peşinde koştuğu temiz hava ve bol berrak suyun kaynağı, tabiat güzelliklerinin her türünü gördüğümüz açık sağlık merkezi...
    Adını 5 Km. kuzeyde Akdağ’ın eteklerine kurulan Sagalassos-Antik Pisidia şehrinden alan Ağlasun 1958 yılında ilçe olmuştur.Türkler bu bölgeye gelip yerleştikten sonra Sagalassos Harabelerine Bodrum ismini vermiştir. 1286/1869 Konya Salnamesine göre Maincirli Ağlasun nahiyesi olarak ilçemizin kaydı bulunmaktadır.
    Bu salnameye göre ilçemiz 22 mahalle ve köy olarak 3412 nüfusa sahiptir. Şu anda ise 2 kasaba, 7 köy ve 5 mahalleden oluşmaktadır.
    CORAFİ KONUM
    Ağlasun Akdeniz Bölgesi’nin Göller yöresindeki Batı Torosların iç kısımları üzerinde bulunan 2276 metre yüksekliğindeki Akdağ’ın güney yamaçlarına kurulmuştur. Burdur İlinin güney doğusunda olup denizden yüksekliği(Rakımı) 1050 metredir. İlçemizin kuzey ve kuzey doğusunda Isparta İli,Güneyinde Bucak İlçesi bulunmaktadır. İlçemiz 30 derece 2dakika doğu meridyeni,36 ve 37 kuzey paralel dereceleri üzerinde bulunmakta ve yüzölçümü 576 metre karedir. İlçemiz arazileri dağınık ve engebeli olup,ekilebilir arazisi çok azdır. İlçemizin kuzeyinde Akdağ,güneyinde alçak ve yeni ağaçlandırılmış tepeler ve Peçenek Geçiti,doğusunda Dere boğazı,batısında ise Yaylacık Dağı ve Çatak Beli bulunmaktadır.
    İlçemizin ortasından Tuzlu çay isimli bir dere akmakta,bu çay boyunca bitek topraklara sahip “U”şeklinde bir ovası bulunmaktadır.Tuzluçay İlçemizin çeşitli yerlerinden çıkan Gürleyik, Bey Pınarı,Gök Pınar,Susaklı ve Kirazlı Çayı gibi su kaynakları ile birleşerek kışın Isparta İlinden gelen Doğan dere Çayı ile birleşerek Aksu Nehrine karışır. Yazın ise önüne D.S.İ tarafından yapılan Göl yeri göletinde toplanarak sulama suyu olarak kullanılmaktadır. Tuzlu Çay önceleri dört adet su değirmenine enerji kaynağı olurken şimdi bir adet su değirmeni çalışmaktadır.
    İlçemiz tabiat ve tarihi güzellikler bakımından Burdur İlinin en güzel İlçelerinden birisi durumundadır. Sık ve bol ağaçlı yeşillikler içerisinde,temiz ve bol oksijenli havası,temiz ve soğuk suları ile özellikle yaz turizmi için biçilmiş bir kaftan durumunda olup,yazın Antalya İlimizden gelen yerli turistlerin akınına uğramaktadır.
    KASABA İSİMLERİ
    1-Yeşilbaşköy Kasabası
    2-Çanaklı Kasabası
    AĞLASUN MAHALLE İSİMLERİ
    1-Kum Mahallesi
    2-Hamam Mahallesi
    3-Bala Mahallesi
    4-Sakarca Mahallesi
    5-Kıraç Mahallesi
    İLÇEDE BULUNAN KAMU KURUM VE KURULUŞLARI
    1-Ağlasun Kaymakamlığı
    2-İlçe Jandarma Komutanlığı
    3-Ağlasun Belediyesi
    4-Ağlasun Adliyesi
    5-İlçe Emniyet Müdürlüğü
    6-İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
    7-Malmüdürlüğü
    8-İlçe Tarım Müdürlüğü
    9-İlçe Tapu Sicil Müdürlüğü
    10-İlçe Nüfus Müdürlüğü
    11-İlçe Müftülüğü
    12-Özel İdare Müdürlüğü
    13-Sağlık Grup Başkanlığı
    14-Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü
    15-P.T.T. Müdürlüğü
    16-Orman İşletme Şefliği
    17-T.E.D.A.Ş. İşletme Şefliği
    İLÇEDE BULUNAN SAĞLIK KURULUŞLARI
    a-HASTAHANELER
    İlçemizde hastane bulunmamaktadır.
    b-SAĞLIK OCAKLARI
    1-Ağlasun Sağlık Ocağı
    2-Yeşilbaşköy Sağlık Ocağı
    3-Çanaklı Sağlık Ocağı
    SAĞLIK PERSONELİ
    Uzman Doktor :0
    Pratisyen Doktor :5
    Şef :1
    Hemşire :7
    Sağlık Memuru :2
    Çevre Sağ.Tek. :1
    Ebe :6
    Şoför :2
    Hizmetli :4
    Sözleşmeli Ebe :2
    İLÇEDE BULUNAN İLKÖĞRETİM OKULLARI
    1-Yunus Emre İlköğretim Okulu
    2-Şehit Bayram Yeşil İlköğretim Okulu
    3-50.Yıl İlköğretim Okulu
    4-Yeşilbaşköy İlköğretim Okulu
    6-Çanaklı İlköğretim Okulu
    7-Yazır İlköğretim Okulu
    İLÇEDE BULUNAN LİSELER
    1-Ağlasun Mehmet Akif ERSOY Lisesi
    İLKÖĞRETİM/ORTAÖĞRETİM DERSLİK BAŞIMA DÜŞEN ÖĞRENCİ SAYISI

    EĞİTİM TÜRÜ
    ÖĞRENCİ SAYISI
    DERSLİK SAYISI
    DERSLİK BAŞINA DÜŞEN ÖĞRENCİ SAYISI
    OKUL ÖNCESİ

    106
    7
    15
    İLKÖĞRETİM

    1082
    56
    20
    ORTA ÖĞRETİM

    106
    7
    16
    İLÇEDEKİ ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ SAYILARI
    EĞİTİM TÜRÜ
    ÖĞRENCİ SAYISI
    ÖĞRETMEN SAYISI
    OKUL ÖNCESİ

    106
    2
    İLKÖĞRETİM

    1082
    60
    ORTA ÖĞRETİM

    106
    13
    YAYGIN EĞİTİM

    812(Kursiyer)
    3
    İLÇEDE OKULLAŞMA ORANI
    İLKÖĞRETİMDE : %100
    ORTAÖĞRETİMDE :%67
    DİĞER KAMU KURUM VE KURULUŞLARI
    1-Ağlasun Noterliği
    2-Ziraat Bankası Müdürlüğü
    3-Tarım Kredi Kooperatifi Müdürlüğü
    4-Esnaf Odası Başkanlığı
    6-Esnaf Ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifi Başkanlığı
    İLÇENİN EKONOMİK YAPISI
    1-TARIM VE HAYVANCILIK

    1-İLÇEMİZİN ARAZİ DAĞILIM DURUMU :

    A-Tarım alanı............................................. .....: 8.900 Hektar( % 20.03)
    B-Çayır-Mera.............................................. ....: 4.500 Hektar( % 10.13)
    C-Tarım dışı arazi...........................................: 5.041 Hektar( % 11.34)
    D-Orman ve fundalık......................................:26. 000 Hektar( % 58.50)

    2-TARIM DIŞI ARAZİLERİN KULLANILMAMA SEBEBLERİ :

    Tarıma elverişli olmayan bu arazilerin başında,kayalık araziler,dik ve meyilli araziler,dere yatakları,su biriken göletler,yerleşim yerleri ve yollar gelmektedir.

    3-İLÇE GENELİNDE YAPILAN TARIMSAL ÜRETİMLER :

    A-Tarla ziraatı(Buğday,mısır,ayçiçeği)................. :6.853 hektar (% 77.00)
    B-Sebzecilik(Fasulye,domates,biber,patates,vb.)..... . :210 hektar (% 2.36)
    C-Meyvecilik(Elma,kiraz,vişne)...................... .......... :818 hektar (% 9.19)
    D-Gülcülük(yağlık gül).............................................. :190 hektar (% 2.14)

    Yukarıda ki tarım ile ilgili istatistiki bilgileri incelediğimizde, arazimizin % 30.16’sını tarım arazileri olarak kullanılmakta olduğu ve bu arazilerinde % 77’sinde tarla ziraatı,%20.59’unda sebzecilik,meyvecilik ve yağlık gül yetiştiriciliği ve 3.41’i ise kullanılmamaktadır.
    İlçemizde ve Yeşilbaşköy Kasabamız da son zamanlarda kaliteli Napolyon türü kirazlar yetiştirilmektedir. Daha önceleri ürünün az olması sebebiyle iç piyasada(Antalya,Ankara gibi) fakat son zamanlarda ürün kalitesi ve verim artınca dış piyasaya ihraç edilmektedir.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    4-İLÇE GENELİNDE YAPILAN HAYVANCILIK :

    İlçemiz ve köylerinde genel olarak “Aile İşletmeciliği” şeklinde bir hayvancılık yapılmakta olup,hayvan mevcutları aşağıda ki şekildedir:
    A)Sığır(Holştain,melez ve yerli inek).................. : 4.200 Baş
    B)Koyun(Dağlıç)................................... ............... : 3.863 “
    C)Keçi(Kıl keçisi)........................................... ...... : 20.889 “
    D)Tavuk........................................... ..................... : 8.945 “
    E)İş hayvanı(At,katır,eşek............................. ........ : 1.044 “
    F)Alabalık........................................ ...................... : 8 üretim tesisi.

    [​IMG]

    İlçemiz Tarım Müdürlüğünce çiftçilerimize ekonomik ve bilinçli şekilde üretim yapabilmesi amacıyla;Bitki beslenme,hastalık ve zararlılarla mücadele, yeni tohumluk kullanılması ve ilçemiz tarım arazilerine uygun ve ekonomik değeri bulunan hayvancılık ve pazarlama konusunda bilgi vermektedir. Tohumluk dağıtımı,civciv dağıtımı,suni tohumlama ve hayvan aşı çalışmalarını düzenli olarak yapmaktadır

    A L A B A L I K Ç I L I K
    İçerisinde ki mineral ve besin yönü ile alabalık üretimi için bulunmaz fırsat olan İlçemiz tabii su kaynaklarını değerlendiren girişimciler İlçemiz Ağlasun ve Yeşilbaşköy kasabamızda 8 adet balık üretim çiftliği açarak alabalık üretimine geçmişlerdir.Burada üretilen alabalıklar suyun özelliğinden dolayı diğer İl ve İlçelerde üretilen balıklardan lezzetlidir. Tesislerde üretilen alabalıklar canlı olarak Antalya ve diğer İllerde satılmakta,ayrıca tesislerin lokanta kısımları yapılarak buraya gelen kişilere hem Ağlasun’umuzun temiz havasını,Soğuk berrak suyunu ve leziz alabalıklarını sunmaktadırlar. İlçemiz de hem alabalık üreten hem de lokanta kısmı ile hizmet veren tesislerimiz:
    11-SANAYİİ VE TİCARET
    1-Özgüneş Kireç Fabrikası :Ağlasun İlçemizde bulunmakta olup, günlük 125 ton kireç üretme kapasitesine sahip olup,40 işçi çalıştırmaktadır.
    2-Tekay Tuğla fabrikası : Ağlasun Kibrit Köyümüzde kurulmuş olup,günlük 50 bin tuğla üretimi yapmakta ve 50 işçi çalıştırmaktadır.
    3-Özgüneş Tuğla Fabrikası : Ağlasun Kibrit Köyümüzde kurulmuş olup,günlük 50 bin tuğla üretimi yapmakta ve 50 işçi çalıştırmaktadır.
    KÜLTÜR VE TURİZM VARLIKLARI
    A-Sagalassos Antik Kent üzerinde yapılan arkeolojik çalışmalar :
    Modern gezginler Afyon-Antalya yolunun ortalarında kendilerini birden bire tabii bir peri masalı içerisinde bulurlar. Mavi göllerin bitek vadilerin ve panoramik Aksu Kanyonunun bulunduğu bu yörede iki bin metreyi aşan birçok sarp dağ zirveleri arasında serpilmiş gibidir. Tabiatın dramatik bir güzellik bağışladığı bu bölgede,günümüzün iki İlinin merkezi yer alır. Göller diyarı Burdur ile güller diyarı Isparta...Yakın zamana kadar çok virajlı bir kervan yolu Isparta’dan çıkar,şehre hakim dağlardan geçer ve yüzlerce pınarla göz alabildiğine uzanan bitek meyve bahçelerinin bulunduğu gerçek bir vahaya Ağlasun Vadisine varırdı. İşte bu yol üzerinde Fransız Gezgin Paul LUCAS 1706 yılında Ağlasun’un yaklaşık 7 Km. Kuzeyinde Burdur İli sınırları içinde,Antik bir şehir kalıntıları buldu.

    [​IMG]

    Kalıntılar LUCAS’ı o kadar etkiledi ki,bulduklarını gerçekte var olmuş şehirler yerine perilerin oturduğu mekanlar olarak yorumladı. Ancak bu kentin “Sagalassos” olduğunun anlaşılması 1824 yılını bulmuştur. Kent hakkındaki ilk araştırmalar 1884 ve 1885 yıllarında K.Lackoronski başkanlığında Avusturyalı bir grup tarafından yapılmıştır.1972 ve 1974 yıllarında yine Avusturyalı bir bilim adamı R.Fleischer Heroon binası hakkında araştırma yapmıştır.1982’de S.Mitchell (Swansea Üniversitesi,İngiltere)Pisidia Bölgesi hakkında bölgedeki kentleri inceleyen bir proje başlatmış.1985 yılından sonra Sagalassos’da projeye dahil edilmiştir. Araştırmalar 1986 yılından itibaren M.Waelkens’in (Leuven Katolik Üniversitesi,Belçika) da katılımıyla 1989 yılına kadar devam etmiştir

    (Prof. M. Waelkens)
    Sagalassos’daki ilk modern ve bilimsel kazı çalışmaları 1990 yılında Prof. M. Waelkens(Leuven Katolik Üniversitesi,Belçika)başkanlığında başlamış ve halen devam etmektedir. Ayrıca 1993 yılından beri her yıl kentin çevresinde yapılan yüzey araştırmalarında birçok yeni ören yeri ve anıt bulunmuş ve bunlardan bazılarında Burdur Müzesi işbirliği ile kurtarma kazıları yapılmıştır. Son yıllarda Türkiye’nin en büyük kazılarından biri haline gelen Sagalassos’da 10’dan fazla değişik meslekten ve ülkeden gelen yaklaşık 130 kişilik bilimsel bir ekiple beraber yaklaşık 100 kişilik Ağlasunlu işçi ekibi çalışmaktadır. Sagalassos projesinin finansı Belçikalı bilimsel kurumlar ve sponsor şirketler tarafından karşılanmaktadır.
    B-Sagalassos Antik Kentin Tarihçesi ve kalıntıları :
    Ben Sagalassos ile evliyim diyecek kadar,Sagalassos’u önemli bulan ve bu uğurda kendini adayarak evlenmeyen Belçikalı Prof. M. Waelkens yukarıda da bahsettiğimiz gibi Türkiye’ nin en büyük kazılarından birini oluşturan Antalya’ya 110 Km. uzaklıktaki Sagalassos Antik kenti,Burdur’a bağlı Ağlasun İlçemizin 7 Km kuzeyinde,Batı Torosların eteklerinde yer almaktadır.1450- 1700 m arası yükseklikte meyilli bir arazinin üzerine kurulmuş olan kentin kalıntıları doğu-batı yönünde 2.5 km,kuzey-güney yönünde 1.5 km’lik bir alana yayılmış bulunmaktadır.

    [​IMG]

    (Yukarı Agora ve Antik çeşme İle Antik Kütüphane Binası)
    Kentin ismi(-sos),geçmişinin M.Ö 3000’lere kadar gittiğini ima etse de,kentin çevresinde bulunan bazı mağaralarda Neolitik çağa ait yerleşim izlerine rastlanmıştır. Bu çağda Burdur gölü çevresi Anadolu’da tarım ve hayvancılığın ilk geliştiği yerlerden biri olmuştur.
    Bölgeye M.Ö.17/16.yüzyılda yerleştikleri sanılan Pisidialılar,Luwi dilini konuşan kabilelerin bir parçası olup,aynı soydan gelmelerine karşın farklı lehçeleri konuşan en az üç ayrı kabileden oluşmaktaydı.Savaşcı bir karaktere sahip olan Pisidialılar,Pers kralı Cyrus’tan(M.Ö. 6.yüzyıl)başlayarak Galatia Kralı Amyntas’a (M.Ö. 25 yy.)kadar,tarihleri boyunca bütün komşu krallıklara meydan okumuş ve karşı gelmişlerdir. Yerleşim için sarp dağların tepelerini ve yamaçlarını seçmiş ve birbirinden bağımsız şehir krallıkları oluşturmuşlardır.Başlıcaları Selge,Sagalassos ve Termessos olan şehir krallıkları aralarında da anlaşmazlığa düşüp birbirleriyle savaşmışlardır. Sagalassos ismi tarihte ilk defa Büyük İskender’in kenti “İskender Tepesi”diye anılan yerde yapılan kanlı bir savaştan sonra M.Ö 334 yılında işgali ile geçer. Pisidia bölgesi Büyük İskender tarafından kontrol altına alınsa da,daha sonraları bölgeye düzenlenen birçok askeri seferden de anlaşıldığı üzere,bölge tamamen egemenlik altına girmemiştir.
    Sagalassos Helenistik Dönem boyunca (M.Ö.333-25 yy.)Pisidia Bölgesinin ikinci en büyük kenti(Selge’den sonra)durumundaydı. Kenti çevreleyen dağlardaki bazı savunma sistemleri ve Yukarı Agoradaki “Pazar Binası”nın M.Ö.3.yüzyıldan kaldığı sanılmaktadır. Helenistik devirde kent,döneme kendini adapte edip görünüşte tamamiyle Helenize olmuşsa da halk kendi kimliğini korumuştur. Birçok Pisidialının Helenist ordularla paralı asker olarak görev almasının yanı sıra,Seleukid’lerin(Suriye’nin Mekedonya’lı kralları)Sagalassos’un kuzeyinde kurdukları koloniler(Yalvaç’ta Antiocheia ve Isparta Yakınlarında Seleukeia) ve Sagalassos’a yerleşen Mekedonya’lı kıdemli askerler,kentin Helenize olma sürecini hızlandırmıştır.Yine aynı dönemde,kendi kendini idare etme hakkını daha iyi korumak için Selge ve Termessos gibi Sagalassos’un da Yunan şehirlerindeki idare sistemini benimsediği sanılmaktadır. Bu sistemde şehirler kıdemlilerden oluşan bir idare heyeti ve genç savaşçılardan oluşan bir meclis tarafından yönetiliyordu.
    Sagalassos M.Ö. 189’da Bergamalı Attalid krallığının himayesi altına girmiş ve M.Ö.133’e kadar bu krallığın bir parçası olarak kalmıştır.Bu dönemde yeni surlar eklenmiş ve kentin Helenize olma süreci hızlanarak devam etmiştir.M.Ö.2.yüzyılın sonlarına doğru “Şehir idare heyeti”nin halk tarafından seçilmeye başlanmasıyla kent daha demokratik bir yönetim biçimine kavuşmuştur. İdare heyetinin toplandığı “Meclis binası” M.Ö.125-100 yıllarında inşa edilmiş olup,binanın büyük bir kısmı oldukça iyi korunmuş olarak günümüze ulaşmıştır. Priene’deki meclis binasını anımsatan binanın dış cephesi zengin motifli frizler ve savaş tanrıları Ares ve Athena’nın büstleriyle süslenmiştir. Kent planında güçlü bir Bergama etkisinin kendini gösterdiği bu dönemde ayrıca,halkın buluşma yeri olan iki ayrı meydan (Agoralar)da inşa edilmiştir.
    [​IMG]

    (Yukarı Agorada Bulunan Meclis Binası Yıkıntıları)
    [​IMG]
    M.Ö.1.yüzyılda ise büyük ihtimalle Zeus’a ithaf edilmiş olan Dor tapınağı ve bir çeşme binası inşa edilmiştir.Dor düzenindeki üç portikonun “U” şeklinde düzenlenmesiyle oluşan bu çeşme,belki de ilk “U” şeklinde yapılmış çeşme olma özelliğine sahiptir.


    (Yukarı Agorada bulunan Antinyunlar Çeşmesi)
    M.Ö.1.yüzyılın sonlarına doğru Galatia kralı Amyntas’ın krallığının bir parçası haline gelen Sagalassos M.Ö.25 yılında bu krallıkla beraber Roma egemenliği altına girmiştir.
    Roma yönetimi Sagalassos’a ekonomik açıdan büyük yararlar sağlamıştır. Kentin düzenli yollara Pamphilia limanlarına başlanması ticareti hareketlendirmiş ve kente zenginlik getirmiştir. Ayrıca içinden dönemin en önemli yolun(Via Sebaste)geçtiği kent sınırları Romalılar tarafından genişletilmiş,böylece Sagalassos içinde verimli ova,vadi ve ormanlık alanların bulunduğu yaklaşık 1800 kilometre karelik bir araziye sahip olmuştur.
    Muhtemelen Helenistik dönemde de bir seramik üretim merkezi olan Sagalassos,İmparatorluk döneminde bu konuda bölgenin en önemli merkezlerden biri haline gelmiş ve seramiklerini İtalya ve İmparatorluk kolonilerinin bulunduğu Kuzey Afrika’ya ihraç etmeye başlamıştır.
    Sagalassos Julio-Claudian dönemleri arasında(M.Ö.25-M.S.1.yüzyılın ortası)Pisidia bölgesinin en büyük ve önemli şehri haline gelmiş ve bu dönemde birçok önemli binaların yapılmasıyla kent mimari açıdan da oldukça zenginleşmiştir.
    Augustus döneminde (M.Ö.25-M.S.14) yukarı agora etkileyici onursal anıtlarla bezenmiş,Zeus Mabedine (?) korint düzenin de bir propylon eklenmiş ve Yukarı Agora’nın kuzeybatısına 14 m. Yüksekliğinde bir Heroon inşa edilmiştir.

    [​IMG]

    (Heron Tapınağı 14 Metre Boyunda)
    Kentin tarihinde önemli bir yeri olan ve tanrılaştırılan bir insana,muhtemelen de Büyük İskender’e,ithaf edilmiş olan Heroon binasında 15 adet dans eden genç kız kabartmaları bulunan bir friz ve onun üstünde de yaklaşık 4 metre boyunda bir mermer heykel bulunuyordu.Yine Augustus döneminde Aşağı Agora’nın batısına Apollon Klarios’a ithaf edilen iyonik bir tapınak inşa edilmiştir.Tiberius döneminde ise (M.S.14-37)Aşağı Agora’ya görkemli bir giriş kapısı ve Tiberius’dan sonra birbiri ardına gelen iki imparator (Caligula ve Cladius)adına da Yukarı Agora’da iki adet kemerli kapı inşa edilmiştir.
    Kent M.S.1.yüzyılın ikinci yarısında,büyük ihtimalle deprem,kıtlık gibi tabii felaketlerin de etkisiyle,bir duraklama ve gerileme dönemine geçirmiştir.M.S.1.yüzyıldan 2.yüzyıla geçilirken kentin mimari gelişimi yeniden hareketlenme sürecine girmiş ve bu dönemde Aşağı Agora’ya bir portiko,Agora’nın kuzeyine bir Odeion inşa edilmiş,ayrıca Apollon Klarios tapınağı onarılarak yeniden Apollon Klarios’a ve imparator ailesine ithaf edilmiştir. Bu dönemde yapılan binalarda süslemeden uzak,basit ve yalın bir mimari üslup kullanılmıştır.
    Hadrian döneminin (M.S.117-138) bağlanmasıyla tekrar büyük canlılık kazanan Sagalassos M.S.3. yüzyılın başına kadar mimari yönden en parlak devrini yaşamıştır.Hadrian döneminde Aşağı Agora’nın kuzeyindeki iki katlı çeşme binası ve Dionysos tapınağı tamamlanmış,ayrıca kentin önde gelen soylularından biri tarafından (T.Flavius Severianus Neon)bir kütüphane binası yaptırılmıştır.


    (Antik çeşme)
    [​IMG]
    (Antik Kütüphane)
    [​IMG]
    Yine bu dönemde İmparatorluk Ailesi adına yapımına başlanan Korint düzenindeki görkemli bir tapınak Antoninus Pius döneminde (M.S.138-161)tamamlanmış ve onun adına ithaf edilmiştir.Marcus Aurelius (M.S.161-180)döneminde ise Yukarı Agora’ya 28 metre uzunluğunda bir çeşme binası inşa edilmiştir. Binada yer alan altı adet nişin her birinde Aphrodisias ve Dokimeion’da (Afyon yakınlarında İnce hisar) yapılmış olan mermer heykeller bulunuyordu. İnsan boyundan daha büyük olan bu heykeller,halen burdur Müzesinde sergilenmektedir.Marcus Aurelius döneminde tanınmış bir aile tarafından yaptırılan Macellum (gıda pazarı) yine bu imparatorun adına ithaf edilmiştir.
    Kentin en görkemli yapıları arasında bulunan tiyatro M.S.180-200 yılları arasında 1700 metre yüksekliğe inşa edilmiştir. Kapasitesi 9000 kişi olan tiyatro,Roma Hamamından sonra kentin en iyi korunmuş ikinci yapısıdır.

    [​IMG]
    (Antik Roma Hamamı)
    Roma Hamamının kesin tarihi henüz belirlenmemişse de,yapımına M.S.2. yüzyılda başlandığı sanılmaktadır. Üç katlı olan hamamın (alttaki iki katı neredeyse tamamen korunmuştur)Doğu Roma dünyasındaki en iyi korunmuş hamam yapısı olduğu söylenebilir. M.S.3. yüzyılın ilk çeyreğinde hamam binasının yanına görkemli bir giriş kapısı inşa edilmiştir.
    M.S.3. yüzyılda anıtsal binaların yapımı tamamen durdurulmuş,4.ve5.yüzyılda ise bu faaliyetler eskiye göre azalarak devam etmiştir.M.S.400 civarında kent merkezinde bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bazı zemin taşlarının değiştirilmesi ve yeni portikoların yapımı ile Yukarı Agora yenilenmiş,ayrıca kutsal sayılan bazı yerler kiliseye dönüştürülmüştür.
    M.S.518’deki deprem kente önemli zararlar vermişse de yıkılan anıtsal yapılar özellikleri korunarak yeniden onarılmıştır. Daha sonraları gittikçe azalan merkezi otoritenin sonucu olarak kentte bir düzensizlik baş göstermiş ve M.S.6. ve 7. Yüzyıllarda halka ait binalar ve alanlar şahısların istilasına uğramıştır. Kentin önemli bir geçim kaynağı olan seramik üretimi de M.S.7. yüzyılın ilk yarısında durmuştur.M.S.7. yüzyılın ortalarında meydana gelen büyük bir deprem ve ilk Arap akınlarının sonucunda halk kenti terk etmiştir. Sagalassos halkı bundan sonra Ağlasun’a yerleştiği buradaki Bizans kalıntılarından anlaşılmaktadır. Yüksek ve dağlık arazide ki konumu nedeniyle kent yağmalanmaya maruz kalmış,kentin kalıntıları da meydana gelen toprak kaymaları sonucunda toprak altında kalarak yüzyıllar boyunca korunmuştur. Yapılan kazılarla yeniden gün ışığına çıkarılan Sagalassos klasik antik dönemin en iyi korunmuş kentlerinden birisidir.
    Antik kenti korumak ve en iyi biçimde sergilemek amacıyla yürütülen restorasyon çalışmaları sonucunda kazılarda bulunan birçok kalıntının zorlu kış şartlarına karşı korunması için önlemler alınmış,ayrıca çeşme ve kütüphane binalarının restorasyonları 1997 yılında tamamlanarak ziyarete açılmıştır.
    Genç Helenistik Çeşme binası orijinal yapı taşları kullanılarak ayağa kaldırılmış ve antik su kaynağına ulaşılarak çeşmeye antik fonksiyonu tekrar kazandırılmıştır.Toroslar’ın 2000 yıldır kesilmeyen bu tabii su kaynağı eski Sagalassos’lular gibi günümüz ziyaretçilerini de serinletmeye devam etmektedir. Büyük bir bölümü halen ayakta olan Roma Dönemi Neon Kütüphanesi’ni korumak ve sergilemek gayretiyle antik yapı olduğu gibi içine alıp kapalı bir müze ortamı oluşturulmak için yeni bir koruma binası inşa edilmiş,antik yapının taban mozaikleri ve yazıtları restore edilerek ziyarete açılmıştır.
    Sagalassos birçok yerli ve yabancının ilgisi çekmekte ve yılda 40-45 bin yabancı ve yerli turist gelerek bu antik kenti gezmektedir.

    ANIT AĞAÇ TARİHİ ULU ÇINAR

    [​IMG]
    [​IMG]


    İlçemiz Cumhuriyet Meydanında sanki Ağlasun’un tarihi benim ve benden sorulur dericesine heybetli bir şekilde duran Tarihi Ulu Çınar,Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığınca gönderilen İnceleme Heyeti gerekli inceleme ve araştırmaları yaparak ağaç ile ilgili aşağıdaki raporu hazırlamışlardır.”Burdur İli Ağlasun İlçesi Cumhuriyet Meydanında bulunan Çınar Ağacı takriben 1000 yaşında ve 3.30 metre çaplı olduğu “ belirlenmiştir.
    Bu rapor üzerine Kültür Bakanlığı Gayri Menkul Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı komisyonu 14.05.1976 yılında Ankara’da H. Kemali SÖYLEMEZOĞLU Başkanlığında toplanarak İlçemizde bulunan Çınar Ağacını “Anıt Ağaç” olarak tescil edilmesine karar vermiştir.
    Özellikle yazın ilçemizi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler büyük ilgi gösterdiği,yanında mutlaka bir hatıra fotoğrafı çektirdiği veya kameraya aldırdığı tarihi ulu çınar Ağlasun halkının da göz bebeği durumunda olup bütün heybeti ile yıllara meydan okuyup,”Ağlasun’un geçmişini öğrenmek isterseniz benim dallarımın altına oturun ve çıkardığım fısıltıları dinleyin ve benimle sohbet edin”demektedir.
    1996 yılında Çınarın etrafı Ağlasun Belediyesince etrafı çimlendirilerek gövde kısmını demir parmaklıklarla çevirerek hem çınarın gövde ve köklerini koruma altına almış hem de gelen yerli ve yabancı turistlere Tarihi Ulu Çınar’ın altında oturmalarını sağlamıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş