Bunama sinsi ilerleyen bir hastalıktır

'Genel Sağlık' forumunda NeslisH tarafından 18 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bunama sinsi ilerleyen bir hastalıktır konusu Bunama sinsi ilerleyen bir hastalıktır
    ÇANAKKALE (İHA) - Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Handan Işın Özışık Karaman, yaşlılarda bunama hastalığının sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu söyledi.

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin Tabip Odası işbirliği ile Truva Toplum Merkezi'nde düzenlediği bilgilendirme toplantısında açıklamalarda bulunan Nöroloji Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Handan Işın Özışık Karaman, bunama hastalığının (demans) sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu belirterek, “Demansı adı verilen bunama hastalığı belleğin, zekanın, düşünme yeteneğinin, kişiliğin, davranışın ve duygulanım durumunun geri dönülmez şekilde bozulması olarak biliniyor. Bunlar içinde Alzheimer en bilinen bunama çeşidini oluşturuyor. Gelişmiş ülkelerde en sık rastlanan ölüm nedenleri içinde dördüncü olarak yerini alan hastalık belirli risk faktörlerini taşıyor. Buna göre hastalık genellikle 40 yaş üstünde başlar yaş ilerledikçe artar. Alzheimer Hastalığı kadınlarda daha fazla görülmektedir. Erkeklerde damarsal bunamalar (alkol ve sigara tüketimi kadınlara oranla fazla olduğundan) daha sık rastlanan çeşittir. Eğitim düzeyinin düşüklüğü riski arttırır. Zihni meşgul eden uğraşılar örneğin bulmaca çözmek, satranç oynamak veya kitap okumak, hastalığın görülme riskini azaltıyor. Ailede ise birinci derece yakınlarında Alzheimer hastalığı olanlarda risk 2-4 kat oranında fazlalaşmaktadır. Östrojen alan kadınlarda risk, almayanlara göre yarı yarıya azdır. Buradan yola çıkarak özellikle menapoza giren kadınların mutlaka doktor kontrolünde östrojen almaları gerekmektedir. Romatizmal ilaçlar gibi bazı ilaçlar riski azaltır” dedi.

    “YAŞLILIKTA UNUTKANLIK HALİ MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİDİR”
    Hastalığın başlangıcının sinsi olduğunu hatırlatan Özışık Karaman, hastanın hastalığının etkisi ile davranışlarının farkında olmadığını belirterek, “Demans (bunama) hastaları, yaşadığı bir ameliyat, geçirdiği bir enfeksiyon veya çok yakın birisini kaybetmekten dolayı bu hastalığa yakalanabilirler. Hastalık küçük unutkanlıklar ile başlar. Bu nedenle özellikle ileri yaşlarda yaşadığımız unutkanlıklar mutlaka değerlendirmelidir. Örneğin yemeği ocakta unuturuz, ütüyü fişte unuturuz. Bu durumlar sıkça başımıza geliyor ise, daha önce dediğimiz gibi riskler taşıyorsak mutlaka bir Nöroloji uzmanına gözükmeliyiz. Hastalığın seyrinde hasta, daha çok yakın zamanda edindiği bilgileri hatırlamaz, depresif gözükür, kuşkucudur, kişilik özellikleri değişmiştir, kişisel bakımı kötüleşir, içine kapanmaya başlar. Hasta yakınları 30-40 yıl önceki olayları çok net olarak hatırlayan hastalarının 5 dakika önce sorduğu soruyu tekrar tekrar sormalarına şaşırmaktadır. Bu durum ilk edinilen, öğrenilen bilgilerin en son unutulmasından kaynaklıdır. Oysa ki artık hastamız yeni bilgileri kaydedemediğinden sürekli aynı soruları tekrarlar hale gelir. Gençlerde görülen unutkanlığın altından ise sıklıkla modern yaşam tarzının getirdiği ruhsal sıkıntılar ve hastalıklar (depresyon, anksiyete, uyum bozukluğu gibi) çıkmaktadır. Bazı vitamin eksiklikleri (B12 ve folat) ve guatr bezi bozuklukları da gençlerde unutkanlığa neden olabilir ve araştırılması gerekli olabilir. Günümüzde özellikle çalışan kişilerde unutkanlık şikayetine sık rastlanmaktadır. Her unutkanlık demans başlangıcı değildir. Ama tedbir amaçlı zihinsel uğraşılar edinmek faydalı olacaktır. Eğer unutkanlığı olan bir yaşlı iyi bildiği yolları bulamıyorsa, daha önceden dolaştığı yerlere artık gidemiyorsa, evin yolunu bulamayıp kayboluyorsa, ya da evin yolunu aramaktan dolayı eve geç geliyorsa, evin içinde odaları karıştırıyorsa, bunlar Alzheimer hastalığı ile ilişkili bulgular olabilir” dedi.

    Doç. Dr. Handan Işın Özışık Karaman, bunama hastalığındaki kişilerin daha önceden olmayan bir şekilde içlerine kapanıp, isteksiz, şevksiz görülebildiklerini de belirterek, “Hastalar uğraş ve hobilerini terk edebilir. Örneğin bir hasta arkadaşları ile briç oynamayı bırakabilir. Karmaşık alet kullanımı zorlaşır. Para hesabında güçlük olabilir. Bankamatikten para çekmek hastalar için çok zor bir şey haline gelebilir. Bunlar ile beraber bir takım psikiyatrik bulgular da olabilir. Hastalar olmayan şeylerden bahsedebilir, onları gördüğünü, işittiğini söyleyebilir. Her ne kadar hastalıkta bir çok bulgu olsa da en önemli bulgu giderek artan bir unutkanlıktır. Bu durumlarda mutlaka hastamızı bir Nöroloji uzmanına gösteriniz.” dedi.

    “BUNAMA HASTALIĞININ TEŞHİSİ ÇOK ÖNEMLİ”
    Özışık Karaman, konuşmasında hastalığın teşhisi ve tedavisinin önemine de değinerek “Bunama hastalarına yapılan işlem, muayene ve laboratuvar incelemelerinden oluşur. Hastamız öncelikler Fizik ve Nörolojik muayeneden geçirilir. Kısa Akıl Muayenesi Testi yapılır. İlaç kullanımı saptanır. Kan tahlili sonuçları edinilir. EKG ve Akciğer grafisi çekilir. Beyin görüntülenir. EEG'si çekilir. Çeşitli psikolojik testler yapılır. Ve bütün bunlardan sonra bir yorum yapılarak tedavisi için bir yol belirlenir. Her açıdan hastamız incelenir ve sabırla ilerleyecek bir süreç başlar. İşte bu noktada aile desteği çok önemlidir. Hasta mümkün olduğunca evinde bakılmalıdır. Belki bir bakıcı desteği gerekir. Ama hasta evini hatırladığı için hastalığın seyri için de yardımcı olacaktır. Hasta için günlük aktiviteler desteklenmeli ancak bu aktiviteler hastanın istekleri ve kalmış olan yetenekleri ile uyumlu olmalıdır. Hasta aşırı uğraşlardan ve uyarılardan korunmalıdır. Hastaya asla otoriter bir tutum ile yaklaşmamalıyız. Hastanın sinirliliği bunama derinleştikçe artar; bakan kişiler bunu üzerlerine almamalıdır. Sosyal izolasyondan ve duyu yoksunluğundan kaçınılmalıdır. Kalp, dolaşım, böbrek ve solunum sistemleri yönünden desteklenmeli, yeterli beslenmeli ve diş bakımı iyi yapılmalıdır. Uyku bozuklukları ile başa çıkılmalıdır. Hastamızın gündüz saatlerinde şekerleme yapmasına izin vermeyerek, onun yerine hastamızı uğraşılarla oyalayarak, akşam uykusunun iyi olmasını sağlayabiliriz” dedi.
     

Bu Sayfayı Paylaş