Bulmaca Buldurmaca - Tiyatro Metni

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda KaRDeLeN tarafından 8 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bulmaca Buldurmaca - Tiyatro Metni konusu
    Bulmaca Buldurmaca - Tiyatro Metni



    EFEKT: Kuş cıvıltıları
    ABBAS: Hamdi, söyle bakalım; bir renk?
    HAMDİ: Sarı.
    ABBAS: Sa...rı... Sarı uymuyor.
    HAMDİ: Kahverengi.
    ABBAS: Kah..ve...ren...gii.. Üç harf eksik kaldı.
    HAMDİ: O zaman “neskahverengi”.
    ABBAS: Nes.. kah.. veren...gi... Oldu lan.Dur bakalım bu “Kö” neymiş. Altının ikisi, bir nota. Kö diye bir nota var mı lan Hamdi. Orhan babadan böyle bir nota duydun mu sen hiç?
    HAMDİ: Orhan Baba’dan duymadım da, kıpraşımlı bir sanatçı var ya ondan duymuş olabilirim. Ha Azer Bülbül..
    ABBAS: Dalga geçme. Şurada, ayda yılda bir gazete bulmuşuz, ayda yılda bir bulmaca çözüyoruz içine turp suyu sıkma.
    HAMDİ: Ha hatırladım abi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Devlet Konservatuarı yaylı sazlar bölümü, müzikte yeni arayışlar yapıyordu, gazetede okudum... onlar bulmuş olabilir... bu kadar aradıklarına göre, bulmuşlardır dokuzuncu notayı herhalde.
    2/ABBAS: Hayda şurada da bir ZB çıkmış.. Bakalım... Yukarıdan aşşa beş... bir element.
    HAMDİ: ZB, zibidinyumun simgesi abi, duymadın mı hiç?
    ABBAS: Zibidinyum mu? Neyse Nil’in kenarında yetişen ve milattan önce yaprakları kitap malzemesi olarak kullanılan bir kamış türü?
    HAMDİ: Şeker kamışı
    ABBAS: şe.. ker.. kamı...şı ... ı sığmıyor...
    HAMDİ: Siyah kareleri yanlış yere koymuşlar abi yine, üstüne yaz sen “ı”yı .
    ABBAS: Tamam uzatma da şu “ÖM” neymiş ona bakalım.
    HAMDİ: Tersi milattan önce....
    ABBAS: Yok.... Ne bu... “Ömerikyumun simgesi”. İyi valla okulda bize öğrettikleri 114 element vardı. 200’e çıktı.
    HAMDİ: Ne diyorsun abi sen! Bilim hızla ilerliyor. Demek ki Ömer adında biri bulmuş, Bir Türk, helal olsun.
    ABBAS: Helal olsun valla. Ben de diyordum, niye kitaplarda yazmaz bu elemen?... Bir Türk buldu ya..
    HAMDİ: Abi biz zehir gibi milletiz bir aslında. Bu NASA’nın Apollo 11 var ya, uzaya gönderdiler; bizim Kaportacı kazım yapmış. Projesini de kroki Mahmut çizmiş de söylemiyorlar saklıyorlar.
    ABBAS: Hamdi, boğaz köprüsünün altında var ya hazineler varmış lan . Bizim Dedektör Tevfik ben çıkarıvereyim demiş de Japonlar izin vermemiş. Köprüyü onlar yaptı ya...
    HAMDİ: Kendileri götürecekler
    ABBAS: Tersi kozmonot. Bunu bilmeyecek ne var; astronot.. Hah astronot, dedin de aklıma geldi. Niyazi amcanın yurt dışında okuyan bir oğlu vardı.
    HAMDİ: Cemalettin,
    ABBAS: Heee. Niyazi amca; “oğlum astronot olacak” deyip duruyordu. Ne olmuş, Cemalettin astronot olmuş mu?
    HAMDİ: Geçen Niyazi Amca’yla sanayi de karşılaştık, Cemalettin astronot “olmuş".
    ABBAS: Yapma Len Hamdi, nasıl olmuş, o kadar kolay mıymış?
    HAMDİ: Torpil Abbas Abi, torpil. Okuldan Amerikalı yakın bir arkadaşı George Dabılyu Bush’un emmisinin oğluymuş. Adam NASA’da işe guyuvermiş Cemalettin’i. Öğle yemeği bedava, sigarasını da cebine koyuvermiş, tam gün de sigortasını yapıvermişler... Cemalettin paraya para demiyormuş.
    ABBAS: Ya ne diyormuş?
    HAMDİ: “Paya” diyormuş, herif “r”leri söylemiyordu ya abi... Niyazi amca iki hafta önce oğlunun ziyaretine gitti ta Amerika’lara. Cemalettin, Niyazi Amca’yı Yankiler’le Losencılıs takımının beysbol maçına bile götürmüş. Göndermeden iki gün önce de Niyork Numune Hastanesinde baştan ayağa bir kontrolden geçirttirivermiş. Ha uçağa bindirirken de bin dolar kuyuvermiş cebine. Niyazi amca; “yok oğlum gerek yok” dediyse de, “al baba yav” demiş. “kulak arkası yaparsın” demiş. (Birlikte gülerler)
     

Bu Sayfayı Paylaş