BUHÂRÎ - İslami Sözlük

'Dini Terimler Sözlüğü' forumunda Dine tarafından 22 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    BUHÂRÎ - İslami Sözlük konusu BUHÂRÎ

    (194-256/810-869)

    Hadis bilginlerinin ileri gelenlerinden biri

    Ebû Abdullah Muhammed b İsmâil b İbrâhim b el-Muğîre b Berdizbeh el-Cûfî el-Buhârî

    Muğire b Berdizbeh, Buhara Valisi Yemân el-Cûfi'nin aracılığıyla müslüman olmuştur Bu nedenle Cûfi'ye nisbet edilmiştir Buhârî'nin babası ve dedesi hakkında pek bilgimiz yoktur

    Muhammed el-Buhârî, 13 Şevvâl 194 h/21 Temmuz 810 tarihinde Cuma günü Buhara'da doğmuştur Bundan dolayı da Buhârî nisbetiyle anılmasına sebep olmuştur Buhârî, henüz bebek iken babası vefat etmiş, kardeşi Ahmed'le birlikte yetim kalmıştır Annesinin terbiyesi altında büyümüş, küçük yaşta Kur'an'ı ezberlemiş ve Arapça öğrenmiştir Babasından kalan servet onun hiç kimseye muhtaç olmadan ilim öğrenmesinde yararlı oldu On bir yaşında hadis öğrenmeye başladı Onaltı yaşında annesi ve kardeşi Ahmed'le birlikte hacca gitti Annesi ve kardeşi Buhârâ'ya dönerken, kendisi ilim öğrenmek isteğiyle Mekke'de kaldı (210 h/825)

    Onsekiz yaşında "Kitâbu Kadâya's-Sahabe ve't-Tâbiin" ile "et-Târîhü'l-Kebîr" adlı eserlerini yazdı İlim öğrenmek için Şam'a, Mısır'a, Basra'ya, Bağdat'a gitti Bu amaçla altı yıl Hicâz'da kaldı Buhârî, hadis öğrenmek ve nakletmekle kalmadı Şiirle de ilgilendi Ancak fazla şiir yazmadı Savaş sporlarına ilgi duydu, ata bindi, ok attı

    Akranları Buhârî'den övgüyle bahsederler Onu övenler arasında büyük muhaddis İmam Müslim'de vardır Buna rağmen, Buhârî'nin üstünlüğünü çekemeyenler fitne çıkarmaktan geri kalmadılar Buhârî'nin "Kur'an mahluktur" düşüncesini savunduğunu yaydılar Bu dedikodulardan rahatsız olan Buhârî, memleketi Buhâra'ya gitti Burada da rahat edemedi Buhârâ emiri ile arası açıldı Buhara Emiri Halid İbn Ahmed, çocuklarına Câmiu's-Sahîh'i ve et-Tarih'i okutması için Buharî'yi konağına çağırır fakat Buharî, bu teklifi kabul etmez İlim meclislerinin herkese açık olduğunu,isteyenin gelerek yararlanabileceğini, ilmi valinin konağının duvarları arasına hapsedemeyeceğini bildirir Bu olay üzerine Ahmed İbn Hâlid, onu Buhara'dan sürer

    Buhârî, Buhara'dan ayrıldıktan sonra Semerkand'a gider Hartenk köyünde bulunan akrabalarının arasına yerleşir Semerkand'lılar, Buhârî'den yararlanmak isterler Bir heyet gönderip Semerkand'a gelmesi ricasında bulunurlar Buhârî, Semerkand'a gitmek için hazırlık yapmaya başlar ancak bu arada hastalanır ve Ramazan Bayramı gecesi vefat eder (30 Ramazan 256 h/31 Ağustos 869) Cenazesi, bayram günü öğleden sonra kılınarak Hartenk'e defnedilir

    İmam Buhârî keskin bir zekâ ve ezberleme yeteneğine sahipti Herhangi bir şeyi ezberlemesi için ona bir defa bakması veya onu bir defa dinlemesi yeterliydi Bağdatlıların ve Semerkandlılar'ın O'nun zekâ seviyesini denemek için sordukları sorular bunu göstermesi bakımından önemlidir Gezileri sırasında dinlediklerini yazmaması ve kendisine takılanlara, dinlediği bütün hadisleri ezberden okuması da dikkat çekicidir O aynı zamanda çok hadis ezberlemekle de şöhret bulmuştu

    İnce yapıtı uzun boylu idi İhtiyarlığında çok halim selim görünüşlü olmuştu Sert yaratılışlı değildi Yumuşak huyluydu İlim konusunda çok dikkatli idi Dayanaksız konuşmak istemezdi Başkaları hakkında gayet yumuşak bir dil kullanırdı Derdi ki,

    "Hiçbir kimseyi gıybet etmemiş olarak Allah (cc)'a kavuşmayı arzu ediyorum" Rical bilgisi herkesten çok olmasına rağmen cerh ettiği (zayıflığını ortaya koyduğu) raviler hakkında bile aşağılayıcı tabirler kullanmazdı Yalancılığı bilinen birisi için "fîhi nazar (bunda ihtilaf vardır)", "seketû anhu (sikalığı konusunda âlimler sustular)" derdi O'nun bir adam hakkında en ağır sözü "münkerü'l-hadis (hadisi alınmaz)" terimidir

    Kütübü sitte müelliflerinden en-Nesâî, Buhârî'yi bizzat görüştüğü şeyhler arasında saydıktan sonra şöyle demiştir: "O, sika, inanılır, akıllı bir muhaddistir İslâm tarihinde ilk defa sahih kitap yazan odur" Bazı âlimler onun için şöyle derler: "Buhârî, Allah (cc)'nun yeryüzünde yürüyen ayetlerindendir" Necm b el-Fazl diyor ki: "Rüyamda Rasûlullah (sas) efendimizi gördüm Bir köyden çıkmış gidiyordu ve arkasından İmam-ı Buhârî de onu takip etmekteydi O bir adım atınca Buhârî de bir adım atıyor ve ayağını Rasûlullah (sas)'ın ayağını bastığı yere basıyordu Kitabını da her bakımdan ona nisbet ediyordu"

    Buhârî ilmiyle amel eden bir insandı İslâmî sınırlara uymada aşırı derecede titizdi Helâl ve haram konusunda duyarlı idi Hadis ilmine hizmet, bu yolla Allah (cc)'ın rızasını, Rasûlullah (sas)'ın şefaatini kazanmaktan öte bir amaç taşımıyordu Babasından kalan mirası bile bu yolda harcamıştı Cömertliğiyle şöhret bulmuştu, yardım ettiklerine Allah rızası için elini uzatıyordu Çok Kur'an okur, çok nafile namaz kılardı Rivayete göre her üç günde bir Kur'an'ı Kerîm'i hatmederdi Gecenin bir kısmını uykuyla geçirirdi Sürekli geceleri uykusundan kalkıp, kandilini yakar, hadis tahric ederdi Yahut yazdıklarına işaretler koyar, üzerinde düşünürdü Seherden önce uyanır, gece namazı kılar; sonra Kur'an'ın üçte birini okurdu Ramazanda ise terâvihten sonra Kur'an'ın üçte birini okumaya devam ederdi

    Buhârî'nin kendi ifadesine göre hadis aldığı hocalarının sayısı binden fazladır Hadis yazdığı şeyhlerine ait senetleri de bildiğini, senedi zayıf rivayetlere itibar etmediğini belirtir Hocalarının başlıcaları şunlardır:

    Ahmed b Hanbel, Ali b el-Medinî, Yahya b Maîn, İsmail b İdris el-Medînî, İshak b Rahuyeh

    Bunların dışında şu isimleri de görüyoruz;

    Mekkî b İbrahim el-Belhî, Muhammed b Selam el-Bikendi, İbrahim b el-Eş'as, Ali b el-Hasan b Şekîk, Yahya b Yahya, İbrahim b Musa el-Hafız, Şüreyc b en-Numan, Ebu Asım en-Nebil eş-Şeybânî, Muhammed b Abdullah el-Ensârî, Abdullah b Zübeyr el-Hamidî, el Mekrî, Abdülaziz el-Üveysî

    Öğrencileri arasında da en meşhurları şunlardır;

    Ebu İsa et-Tirmîzî, Muhammed b Nasru'l Mervezî, İbni Ebi Dâvud, Müslim b Haccac ve en-Nesâi

    Câmiu's-Sahîh; İslâm'ın ilk dönemlerinde hadislerin Kur'an'la karışması söz konusu olduğundan hadislerin yazılması yasaktı Sonraları Kur'an-ı Kerîm, kitap haline getirilip, çoğaltıldı orıa bir şeyin karışması engellendi Sahabe nesli bütünüyle vefat etmiş, İslâm ülkeleri genişlemiş, değişik düşünceler ortaya çıkmıştı Bu tür nedenlerle hadislerin toplanmasının yararlı olacağına inanıldı ve hadislerin tedvinine başlandı

    Hadislerin toplanmasına Tabiun* döneminde başlanmıştır İmam Mâlik* (179 h/195) Hz Peygamber (sas)'in hadislerine Sahabe ve Tabiun kavillerini ekleyerek Muvatta'yı tasnif etmiştir İmam Mâlik'ten sonra da hadis konusunda çalışmalar yapıldı

    Buhârî'nin Câmiu's-Sahîhi meydana getirmesi iki sebebe dayanmaktadır Bunların birincisi, hocasının kendisinden böyle bir istekte bulunması, ikincisi de kendisinin görmüş olduğu bir rüyadır

    Buhârî, sahih adıyla anılan ve içerisine sadece kendince sahih olduğu sabit olan hadisleri koyduğu kitabını yazmakla hükümlerin kaynaklarını bulmada önemli bir hizmeti yerine getirmiştir İmam Buhârî ayrıca bu eserle kendisinden önce yaşamış mezhep imamlarının dayandığı temellerin sağlam olduğunu, hiç birinin kişisel görüşle fetva vermediğini ortaya koydu Ondan sonra gelen muhaddisler, hadis çalışmalarının sınırlarını az çok belirlemiş oldular İlim adamları Buhârî'nin eserine büyük önem verdiler

    Özellikle sahih hadis konusunda onun eserinin ortaya koyduğu gerçekleri ve şartları kabul ettiler, örnek aldılar O, hadiste odak ve hareket noktası olarak değerlendirildi

    Buhârî, bu eseri meydana getirirken çok titiz davrandı Eserine aldığı hadisleri, altı yüz bin hadisin içinden seçti Sahih hadislerin dışında kalan diğer hadisleri eserine almadı Eserin kabarmasını önlemek için sahih hadislerin bile bir kısmını almamıştır Câmiu's-Sahih'te yer alan hadislerin sayısı yedibinikiyüzyetmişbeştir Bazı hadisler değişik kitaplarda geçmektedir Mükerrerler çıkarıldıktan sonra geriye kalan hadis sayısı dört bin'dir

    Câmiu's-Sahih'te hadisler konularına göre kitaplara, her kitap da kendi arasında bâblara ayrılmıştır Eserde, üzerinde ihtilaf edilmeyen hadislere yer verilmiş, râvilerin güvenilir olması hususunda titiz davranılmıştır Râviler birbirine bağlanarak ilk kaynağa kadar götürülmüştür Hadisleri bazı titiz ölçülere vurduktan sonra sahih kabul edip, uymayanları reddetme çığırını açan Buhârî olmuştur O'ndan sonra gelen âlimler bu yoldan giderek sahih hadisleri zayıf ve uydurma olanlarından ayırmaya devam etmişlerdir Sahih hadis kitabı yazanlar çok olmakla beraber Buhârî kadar titizliği ileri götüren olmamıştır Hadis kabulünde kendine has çok dar bir yolda tek olması onun İslâm ümmeti arasında müstesnâ bir şöhret ve güven kazanmasına sebep olmuştur

    Sahih'in nerede telif edildiği hususunda değişik görüşler vardır Buhârî, hadis almak için gittiği her yerde eserini telife çalışmıştır Hayatı seyahatlerle ve ilim yolunda geçen bir insanın onaltı yıllık çalışmasının mahsulü olan bu eserin telifini bir yere bağlamak mümkün değildir

    Câmiu's-Sahih'te yer alan kitap (bölüm) sayısı doksanyedi, bâbların sayısı üçbindört yüzelli kadardır Üç râvili hadislerin sayısı da yirmi ikidir Değişik senetle gelen hadisler Sahih'te yer almaktadır Ancak aynı senet ve aynı metinle birden fazla yerde zikredilen hadislerin sayısı yirmi üç kadardır Kur'an'dan sonra ana kaynak olan Buhârî'nin Sahih'i ile Müslim'in eserine Sahih adı verilmektedir İkisine birden "Sahihayn "* denilir Diğer dört hadis kitabına da "Sünen "*, altı hadis kitabının tümüne birden "Kütübü Sitte"* denilmektedir

    Buhârî'nin bu eserine ait bir çok şerh yazılmış ve üzerinde çalışmalar yapılmıştır En meşhur şerhleri, Aynî'nin Umdetu'l-Kari, Askalani'nin Fethu'l-Barî ve Kirmâni'nin Kevâkibü'd-Derârî, adlı eserleridir

    Câmiu's-Sahih dışında, şu eserleri vardır:

    Tarihu'l Kebir: Hadis ricaline ait önemli bir eserdir Sahasında ilk yazılanlardandır Buhârî bunu henüz onsekiz yaşında iken Rasûlullah (sas)'ın kabri başında mehtaplı gecelerde yazmıştır Haydarabad'ta 1941-1954 tarihlerinde dört cilt,1959-1963 tarihlerinde üç cilt halinde basılmıştır

    Târihu'l-Evsât: Tarihu'l Kebir'in kısaltılmışıdır Bazı yazma nüshaları mevcuttur İbni Hacer Tehzibû't-Tehzib isimli eserinde bundan nakiller yapmıştır

    Tarihu's-Sağîr: Tarihu'l Kebir'in bir özetidir 1325 yılında Zuafâü's-Sağîr ile birlikte Hindistan'da basılmıştır

    Kitâbu Zuafâü's-Sağîr: Zayıf ravilerin hallerinden bahseder Hindistan'da 1323 ve 1326 tarihlerinde basılmıştır

    et-Tarihu fi Ma'rifeti Ruvati'l-Hadîs ve Nükâti'l Âsâr ve's Sünen ve Temyizü Sikatihim min Züafâihim ve Târihu Vefâtihim: Küçük bir risâledir

    et-Tevârîhu'l Ensâb: Bazı şahısların özel hallerinden bahseder

    Kitâbu'l Künâ: Râvîlerin künyelerinden bahseden bir eserdir Haydarabad'ta 1360 yılında basılmıştır

    Edebü'l-Müfred: Ahlâk hadislerini toplayan bir eserdir İstanbul'da 1306, Kahire'de 1346, Hindistan'da 1304 yıllarında basılmıştır

    Refu'l-Yedeyn fi's-Salati: Namazda el kaldırmakla ilgili bir risâledir Kalküta'da 1257, Delhi'de 1299 yıllarında yayınlanmıştır

    Kitâbu'l-Kıraati Halfe'l-İmam: Namazda imamın arkasında okuma hakkında yazılmış bir risâledir Hayrü'l Kelâm fi Kıraati Halfi'l İmam adıyla Orduca çevirisi ile beraber 1299'da Delhi'de, ayrıca 1320'de Kahire'de basılmıştır

    Halku'l-Ef'ali'l-İbâd ve'r-Redd Ale'l Cehmiyye: Cehmiyye mezhebinin görüşlerini reddeden bir kitaptır 1306'da Delhi'de basılmıştır

    el-Akîde yahut et-Tevhîd: Akaid konusunda yazılmış bir eserdir

    Abarü's Sıfat: Hadisle ilgili bir eserdir ve bazı kütüphanelerde yazma nüshaları mevcuttur Bunlardan başka kimi kaynaklarda Buhârî'ye ait olduğu zikredilen şu kitapların ismini de görmek mümkün:

    Birri'l Valideyn, el-Camiu'l Kebir, et-Tefsirü'l Kebir, Kitabü'l Hibe, Kitabü'l Eşribe, Kitabu'l Mebsut, Kitabü'l İlel, Kitabü'l-Fevâid, Esamü's Sahâbe, Kitabu'd-Duâfa, el-Müsnedü'l-Kebir, Sülâsiyyât

    Şâmil İA
     

Bu Sayfayı Paylaş