Bu sonu ben yaz(a)madım; bıraktım size…

'Şiirler' forumunda NeslisH tarafından 19 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bu sonu ben yaz(a)madım; bıraktım size… konusu Ben kara bir lekeyim.
    Ucu açık kurşun kalemlerle
    büyüyor kimliğim…

    Bazen,
    Tahta merdivenlerle tırmanıp çatıya,
    “içim”i
    Yere bırakmak istiyorum.
    Parçalanışında “içim”
    Bu kez acı çekmeden,
    Titremeden ellerim,
    Hani yabancı birinin
    içiymiş parçalanan
    ve ben
    herhangi biriymişim oradan tesadüfen geçen,
    bulunduğum yere nezaketen
    “üzüldüm” demeye gelmişim de,
    çekilip şöyle bir köşeye,
    tahta sandalyede,
    ağzımdan çıkan sensizlikle,
    tırmandığım merdiven basamaklarını
    “içim”e boyamak istemişim.

    Bana ağır yaralar,
    kalıplaşmış yasalar,
    inkar edilmiş yalnızlıklar,
    yüklemeyin…
    Giderek büyüyor kamburum…

    Yıllar evvel bir gün,
    eski bir kütüphane yangınında
    el değmemiş
    bir kitap rafında,
    “unutulmuş satır araları”nda
    yakılmıştı içim…

    Susarak biriktirdiklerim
    sarsılarak bedenimi esir alırken,
    geciktiğim onca şey varken,
    kendime yetemiyorken
    ve
    kendimi yeterince yıpratabiliyorken,
    belki de son kez,
    “bu kez son”
    diyerek;
    göçüyorum içimden h/içime...

    “Zamanı var” diyorum…
    Zaman/sız bitiyorum.
    “Zaman geçse” diyorum…
    Zaman geçiyor fakat ben yerimde hala uygun adım yaşıyorum.

    Bu ateşte bereket var!
    Taze yürekli, hanım efendi,
    sade bir kış renginde bu bahar.
    Turkuaz rengi dalgalar
    neşeyle bahçemize yamansınlar.
    Tek celsede boşansın bu acılar !

    Turkuaz dalgaların ellerinden
    tuttuğun gibi vur yüzünü kışa…
    Ateşe dön sonra yüzünü,
    korkma!
    Ateşe değsin sözün…
    Ateşin söylediklerine ise
    aldırma…
    Yoksa yanar iki cümlelik özün…

    Yokluğuma zincirlenmiş
    alazlar gibi artık ağrıların,
    sen gittiğinde ben bitmiştim.
    Ve varlığın her şeyken bende,
    dünyanın dimağında yok oluştun en fazla…

    Sağır ve kör bir gezegende
    Etrafındakiler senin “için”
    için
    ağlar diye düşünme…
    Herkes hangi yöne yönelttiyse acılarını
    sen de kaderi düzeltme.
    Aklındaki
    oyun oynuyor sana,
    kalbindeki
    nasırlaştırıyor seni…
    bırak aklındaki oyun oynasın sana...
    bırak kalbin nasırlaştırsın seni…
    bir düşün geçmişi,
    senden önce bu yolları geçenleri,
    hangisi sen kadar sefil,
    hangisi sen kadar ağlak bir ketum…

    Bu sonu ben yaz(a)madım; bıraktım size…

    Yalnızlığıma yordum
    içimde türlü karmaşalar,
    deliliğe vurdum
    yer altında toplu intiharlar…

    Yüzümü ikiye böl;
    Birine ağla, diğerine söv!
     

Bu Sayfayı Paylaş