Bu Kalp Seni Unutur Mu Dizisi Oyuncu Kadrosu

'Diğer Yerli Diziler' forumunda Mavi_Sema tarafından 16 Kasım 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bu Kalp Seni Unutur Mu Dizisi Oyuncu Kadrosu konusu BU KALP SENİ UNUTUR MU BASIN ÖZETİ – SHOW TV

    YAYIN GÜNÜ: CUMA
    YAYIN SAATİ: 22:00
    KANAL: SHOW TV
    DİZİ İSMİ: BU KALP SENİ UNUTUR MU
    YAPIM: SİS YAPIM
    YAPIMCI: TOMRİS GİRİTLİOĞLU – BAHADIR ATAY
    OYUNCULAR: BÜLENT İNAL, MELİS BİRKAN, BERRAK TÜZÜNATAÇ, SAYGIN SOYSAL, OKAN YALABIK

    KONU:

    HATIRLA SEVGİLİ’NİN DEVAMI…

    12 Eylül öncesi yaşanan siyasi olaylar 1980 yılından sonra artık eskisi gibi devam etmeyecektir. 68 kuşağının ve kısmen 78 kuşağının masumiyeti artık kaybolmuştur. Özel ilişkilerde de bunu hissederiz. Aşklar, arkadaşlıklar, aile ilişkileri değişim geçirmektedir. İnsanlar birey olmanın farkına varırken bencilliğin sınırında gezmeye başlamışlardır. “Serbest rekabet” özel ilişkiler de dahil her durum söz konusudur artık. Dizinin konsepti “hatırlatmak” olamaz. “değişim” “savrulma” “yalnızlaşma” ve “farkındalık” olabilir. Kahramanlarımız üzerinden bütün bu duyguları anlatırken, hem geçmişi hem de bugünü anlatmaya çalışacağız. Hikayemizi Solcu Sinan’la, varlıklı ve apolitik bir aileden gelen Cemile’nin aşkı üzerine oturturken, sağ görüşlü karakterlerle de birbirine karşıt görüşleri de anlatıyor olacağız.

    BU KALP SENİ UNUTUR MU 25 EYLÜL CUMA GÜNÜ 22:15’TE SHOW TV EKRANLARINDA BAŞLIYOR


    Oyuncuları

    [​IMG]
    Bülent İnal

    Doğum Yeri : Şanlıurfa
    Doğum Tarihi : 19 Mayıs 1973
    Eğitimi : Akademi


    9 Eylül Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur.

    Azad dizisinde Urfa'lı Azad, Kurşun Yarası'nda işgal altındaki Ege'de mert bir kaymakam ve son olarak Kanal D'nin dizisi Ihlamurlar Altında'da varoş delikanlısı Yılmaz olarak oynadı. Şu an Karayilan dizisinde oynuyor.


    Çetin Tekindor
    [​IMG]
    Doğum Yeri :
    Sivas
    Doğum Tarihi : 01 Ocak 1945
    Eğitimi : Akademi



    1970 yılında Ankara Devlet Konservatuarı'ndan mezun oldu. Tiyatro sahnelerine IV. Murat oyunu ile giriş yaptı. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda "Sahne ve Diksiyon" dersleri veren Tekindor, daha sonra aynı görevini 1998 yılına dek Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nde sürdürdü. Onun daha büyük kitlelerce tanınması ise Yücel Çakmaklı`nın yönettiği 1983 yapımı Küçük Ağa dizisi ile oldu. Beyazperde ile ilk tanışması ise Başar Sabuncu'nun yönettiği ve Müjde Ar ile başrollerini paylaştığı Kaçamak (1987) filmi ile oldu. Bir taraftan tiyatro oyunlarında rol alıp, TRT'de yayınlanan yabancı film ve dizi filmleri için seslendirme yaparken, diğer taraftan Dönemeç (1988), Önce Canan (1988) gibi TV dizilerinde ve Son Türbedar (1996), Kerem (1999) gibi TV filmlerinde rol aldı. Ardından oldukça büyük izlenme oranlarına ulaşma başarısı yakalayan Yılan Hikayesi (1999) dizisinde Sinan adında Kral lakaplı önemli bir rol üstlendi. Bunu Tutku Çemberi (2000), Üzgünüm Leyla (2002) ve Çaylak (2003) dizileri takip etti. Aynı yıl, kariyerinin ikinci sinema filmi Karşılaşma 'da oynadığı rol ile 2003 Ankara Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Yine 2003 yılında rol aldığı Bir İstanbul Masalı dizisi, televizyon ekranlarında oldukça önemli başarılar elde etti. 2004 yılında, Ahmet Ümit'in aynı adlı polisiye romanından uyarlanan Şeytan Ayrıntıda Gizlidir adlı TV dizisinde rol aldı. Aynı yıl iki sinema filminde birden rol aldı. Bunlardan ilki 5 farklı Türk yönetmeninin 5 farklı hikayeye imza attığı Anlat İstanbul, diğeri ise Türkiye'de çok büyük bir gişe başarısı elde eden, Çağan Irmak'ın yönettiği Babam ve Oğlum 'du. İzmirli köy ağası Hüseyin Efendi'yi canlandırdığı bu film, Tekindor'a 27. SİYAD Türk Sineması Ödülleri'nde ve 13. ÇASOD Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri kazandırdı. Çetin Tekindor, sinema ve dizi oyunculuğuna halen devam etmektedir.

    Melis Birkan

    [​IMG]

    Doğum tarihi: 1983
    Doğum yeri: Eskişehir
    Eğitimi: Konservatuar
    Oynadığı Sinema filmleri:
    Film Adı Yapım yılı Rolü
    Amerikalılar Karadeniz'de 2 2006 Çiçek
    Barda 2006 Nil
    Ulak 2007 Emine - Ümmü
    Issız Adam 2008 Ada
    Oynadığı Diziler:
    Dizi Adı Yapım yılı Rolü
    Çapkın 2005 Kiraz
    İyi ki Varsın 2006 Gizem
    Köprü 2006 Elmas
    Ay Işığı 2008




    Okan Yalabık
    [​IMG]
    Doğum Yeri : İstanbul
    Doğum Tarihi : 13 Aralık 1978
    Eğitimi : Lisans




    1994 yılında amatör olarak tiyatroya başladı. Bir çok amatör grupta çeşitli görevler üstlendi. 1997 yılında İst. Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nü kazandı. 1998 yılından beri Kenter Tiyatrosu’nda ‘Martı’, ‘Nükte’, ‘Sırça Kümes’, ‘İnishmorelu Yüzbaşı’ oyunlarında rol aldı. Bir diğer taraftan da ‘Gülüm’,’ Kolay Para’ adlı sinema filmlerinde ve `Yılan Hikayesi`, `Serseri` ve `Hatırla Sevgili` adlı TV dizilerinde rol aldı.

    Mehmet Ali Alabora

    [​IMG]
    Doğum Yeri :
    İstanbul
    Doğum Tarihi : 25 Kasım 1977
    Eğitimi : Akademi




    Oyuncu Mustafa Alabora ve Betül Arım çiftinin oğludur.

    1993 yılında Özel Boğaziçi Lisesi sponsorluğunda yarı profesyonel bir tiyatro kurdu. Bu ekiple birkaç temsil oynadı. 1995 - 1997 yılları arasında ATV’de yayımlanan A Takımı programında çalıştı. Bu sırada kendini ilk kez tanıttığı Kara Melek adlı Tv dizisinde rol almaya başladı. Ancak asıl ünlenmesi Yılan Hikayesi adlı TV dizisinde başrolde oynaması ile oldu.

    1999 yılında ilk sinema filmi olan Türk - Yunan ortak yapımı “Kayıkçı” isimli filmde başrolü oynadı. Bu sırada İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nı bitirdi.

    Mehmet Ali Alabora, ilk profesyonel tiyatro deneyimine ise Tiyatro İstanbul sahnesinde sergilenen Acaba Hangisi? adlı oyunla başladı.


    Tomris GİRİTLİOĞLU Biyografisi

    Salkım hanımın taneleri filmi ile gündeme gelen tomris giritlioğlu, geçmişin hızlı devrimcilerinden birisi. yargıtay 5. hukuk dairesi başkanı ali arcak'ın kızı olan giritlioğlu'nun filmini sunuyoruz sizlere.

    Şimdi sizlere bir dönem filmi sunuyoruz. Hikaye, zaman zaman geçmişe de uzansa ağırlıklı olarak 1955'ten sonraki dönemi anlatmaktadır. Olayda adı geçen mekanlar, insanlar ve tarihler tamamen gerçektir.

    1960'lı yılların sonları. Türkiye'de öğrenci olayları had safhadadır. Yer Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi. 68 kuşağının öğrenci liderleri 'hızlı' günlerinde. Kolej kantininde olması gereken liseli genç bir kız, üniversiteli öğrenciler arasında dikkat çekiyor: "Kolej kantininde değil daha çok Siyasal'ın kantininde. Kendimden daha büyük insanlarla başka kantinleri paylaşıyordum."

    Hızlı devrimcilerin arasında
    Liseli kızı bu ortama çeken ondaki devrimcilik ruhudur, isyandır, düzene karşı gelmedir. O, dayısının oğlu Savaş vasıtasıyla girdiği bu çevrede sevilen birisidir de: "Kendilerinden küçük bir kızın o kadar ilgili olmaları hoşlarına gidiyordu." Bu yıllar 'birilerinin emellerine alet' olan öğrencilerin idamlarına da tanık olur: "Bütün hücrelerimde o genç insanların öldürülüşüne isyan vardı. Deniz Gezmiş'ler idam edildiğinde iki gün kendimi eve kapamıştım." Salkım Hanım'ın Taneleri filmi ile tekrar gündeme gelen yönetmen Tomris Giritlioğlu (Arcak)'tan bahsediyoruz. Lise yıllarında devrimci olan genç Tomris, bugün hala o kuşağın 'yanlışlarında bile bir saflık olduğuna' inanmaktadır. O yıllarda herşeye tamamen kendi bulunduğu noktadan, tek yanlı bakan Giritlioğlu, bu yanını okuduğu kitaplara da yansıtmaktadır. Kendi fikir ve düşüncelerine uymayan görüş ve kitapları kaale almayan bir tavır içindedir: "O zamanlar benim inançlarım ve düşüncelerim dışında olanlarla kesinlikle görüşmezdim." Ondaki bu nokta, 1974'te önce çevirmen olarak gireceği TRT'nin 1975'te açtığı bir sınavda üç bin kişi arasından kazanan oniki kişiden birisi olunca değişecektir. TRT sınavı kazananlara bir kurs verir, kurstan sonra Tomris Giritlioğlu TRT'nin Belgesel'ler bölümüne geçer. O dairenin başında bulunan Muhsin Mete, Giritlioğlu'nun hayatında önemli değişimlere yol açar. Mete, 'onu hayatında utandıran ilk insandır.': "Muhsin Bey, hiç inanmadığım, karşısında çok durduğum ideolojiden bir insanın ne kadar kültürlü olduğunu gösterdi. Ben onun kadar okumuyordum. O hem benim ideolojime hem kendi ideolojisine ait olanları okuyordu. Ben ise tek taraflı okuyordum." Bazen bir insan tanımak okunacak onca kitaptan daha önemli rol oynar insanın hayatında. Giritlioğlu da bunu yaşamıştır.

    Doğuyu geç keşfettim
    Tomris Hanım, TRT'de belgesel çekmeye başlayınca Cemil Meriç'i keşfeder. Bu keşif bir dönüm noktası olur onun için. Daha önce 'ülkenin temel meselelerine dalmadan daha yüzeysel yaşadığını' düşünen Giritlioğlu bugün, 'Galiba Türkiye'yi çok iyi tanımadan bir gençlik geçirdik' dedirtecek değişime uğrar geçen sürede: "Batıyı keşfetmiştim ama doğuya uzaktım." Giritlioğlu, aslında ne kadar doğulu olduğunu anlar. Yaşı 25'tir. Bu onda kendi toprağıyla ve insanıyla uzlaşma fikrini geliştirir: "Kendimi şimdi daha doğru buluyorum." Sonunda da, yönetmen olarak daha çok -azınlık olsun olmasın- bu toprağın üstündeki insanlarla ilgili meseleleri 'ortak kültürün sonuçları' olarak görüp beyaz perdeye aktarır. Suyun Öte Yanı ve Salkım Hanım'ın Taneleri (Bu filmdeki Durmuş tiplemesi Anadolu insanına belki biraz haksızlık etmektedir. Çünkü ya hep yiyici Durmuş ya da sürekli 'çanta taşıyan' bir Bekir vardır karşımızda ama) bu bakış açısıyla ele alınmıştır. (Buna rağmen yine bu toprağın kültürüne ait kişilerin sorunlarını aktarabilir misiniz? sorumuza Giritlioğlu, "Hayır" diyor. Çünkü "İnandığı şeyleri daha iyi anlatabileceğini düşünmektedir.")

    Babası Yargıtay Başkanı
    Tomris, ilk üç çocuğunu doğar doğmaz kaybettikleri için beş sene çocuk istemeyen bir ailenin 'ilk' çocuğu olduğundan şımartılır ve el üstünde tutulur. Dedesi Ahmet Arcak Türkiye ve dolayısıyla Antakya'nın ilk nakliyecilerinden birisidir. Babaannesi Cemile Hanım ise o zamanın şartlarında denemeler yazan bilinçli bir ev hanımıdır. (Tomris Hanım, Salkım Hanım'ın Taneleri filminde Durmuş'un eşi rolündeki Nimet'te biraz babaannesini anlatır.) Arcak (Şarkıcı Deniz Arcak'la Tomris Hanım aynı ailedendir) ailesi oldukça kalabalıktır. Üç hala ve iki amcanın bir arada yaşadığı aile Tomris Hanım'ın babasının İstanbul'a okumaya gitmesi ile 'dökülmeye' başlar. Baba Ali Arcak, İstanbul'da hukuk eğitimi alır. Sonrasında ise Yargıtay Başkanlığı'na kadar yükselir. Beşinci Hukuk Dairesi Başkanlığı yapar. Bunun öncesinde sürekli yer değiştiren bir devlet görevlisidir. 1945'te hayatını birleştirdiği Adanalı orta halli bir ailenin kızı Sakine (Günaydın) Hanım'la evliliğinden doğacak Tomris de, bu Anadolu gezilerinin Konya Kadınhanı durağında 1955'te doğar. (Ailenin diğer çocuğu Başar, Opaş'ın genel müdürlüğünü yapmaktadır.) Uzun süre tek çocuk olması sebebiyle itina ile büyütülen Tomris, babaannesinin de etkisiyle bu yaşlarda okumaya başlar. Çok kitap okumasının temelinde bir de doktor tavsiyesi yatmaktadır. Küçük Tomris altı yaşında iken bir trafik kazası geçirince bir gözü şaşı kalır. Doktor 'reçetede' bir gözünü kapatarak okumayı önerir ona. Çok okuması da onda yaşıtlarına bile anne veya ablalık muamelesi yapmasına yol açar: "Hiç bir zaman yaşıtlarımla bir yerde buluşamadım. Temel sorunum o oldu galiba. Bu nedenle yaşımı da tam çocuk gibi yaşayamadım."

    Mutlu bir çocukluk dönemi geçiren Tomris, tam bir baba-kız ilişkisi yaşar. Babasının onun üzerindeki etkileri daha fazladır. İlkokul üçüncü sınıfa kadar Ceyhan'daki Sakarya İlkokulu'nda okuyan küçük Tomris, sonra babasının Ankara'ya tayin edilmesi ile TED Ankara Koleji'ne girer. Çok çok süper bir öğrencidir: "Karnemde bir tane yedi vardı, babam gülerek çok ayıp demişti bana." Kolejin ilerleyen yıllarında yukarıda anlattığım gibi 'devrimcilik yılları' başlar.

    "Bir film izledim..."
    Kolejden sonra, babası onun hukukçu olmasını ister. O hukuk eğitimini sıkıcı bulduğu için Dilbilim (İngiliz Dili ve Edebiyatı) okumaya karar verir. İkinci sınıftan itibaren felsefeden ek dersler alarak burayı da bitirir: "Dilbilim kendimi zenginleştirmek adına seçtiğim birşeydi. Asıl hedefim gazetecilikti. Masa başı iş sevmiyordum." Ona gazeteci olmayı düşündüren babasının çevresinde Bülent Ecevit'e varıncaya kadar gördüğü gazetecilerdir. Ama üniversitenin birinci sınıfının sonunda (1974) tatil için Londra'ya gider. Burada Tarkovski'nin İvan'ın Çocukları adlı filmini izleyince düşünceleri de temelden değişir: "Yönetmen olma düşüncesini bende başlatan film odur. Hayatımda deprem oldu. Bütün sevdiğim sanat dalları fotoğrafçılık, heykel, resim, edebiyat, müzik herşey vardı o filmde." Hemen babasına okulu bırakacağına dair bir mektup yazar. Babası en azından üniversiteyi bitirmesini ister. Üniversitede de o kadar başarılıdır ki, hocalar onun üniversitede kalmasını isteyecektir ondan. Babasının dediğini yapar, üniversiteyi bitirir. Bu arada yaz aylarında da İngiltere'de kurs görür. BBC'de de iki ay staj yapar. TRT'ye girer.

    Eşi de hızlı solcu
    Yönetmenler Derneği üyesi olan ve çok hızlı düşündüğü için kendini 'ifade özürlü' olarak değerlendiren (halbuki gayet iyi konuştuk) Giritlioğlu, kendi filmlerini sinemada izleyemeyen birisi. Çok vefalı olduğu için halen TRT'de olduğunu söyleyen Giritlioğlu, 1977'de, yine o yılların hızlı solcularından Aycan Giritlioğlu ile evlenir. Aycan Bey, o yıllarda TRT Haber Dairesi Müdürü'dür. 1971'de TRT'de muhabir iken Sıkıyönetim'in aradıkları arasında olduğu için Londra'ya kaçan Aycan Giritlioğlu, 12 Eylül'den sonra da bu sefer 101'ler hadisesiyle atılır TRT'den. 1980 sonrasında ise Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği yapar. Aycan Bey'in annesi 12 Mart İhtilali sonrası solcu gençlerin mahkemelerine gidip onlara destek verdiği için adı Jale Ana'ya çıkan birisidir. Dedesi ise Tomris Hanım'ın anlattığına göre Girit'e gidip Rum'ların kafasını kesen paşalardandır. Aycan Bey'in kardeşi Necmettin Giritlioğlu da devrimcilik yolunda ilk öldürülenlerden birisidir. Tomris-Aycan çiftinin tek çocuğu olan Ilgaz da 12 Eylül'den üç gün önce doğar: "O zaman Ankara Esat'ta oturuyorduk. 13 Eylül sabahı. Polisler Dev-Genç'li çocukları kovalıyor. Bunları kucağımda bebekle izliyorum pencereden. Eşimin ailesi de kayınvalideme kadar darbelerden etkilenmiş insanlar. Ilgaz'a çok sıkı sarıldığımı ve bunlardan biri Ilgaz olsaydı diye düşündüğümü hatırlıyorum. Bu düşünce beni korkutmuştu. Gençliğimi geride bıraktım diye..." Tomris Hanım böyle düşündüğünde henüz 25 yaşındadır. Ondaki bu kırılma sonraki kuşağa da yansımıştır ona göre: "80 sonrası kuşağın çok apolitik olduğunu düşünüyorum.

    Belki hedeflenen buydu. Başarıldı."

    Şimdi ne yapıyorlar?
    Ilgaz : Bilgi Üniversitesi'nde sinema okuyor.
    Aycan : Senaryo yazıyor.
    Tomris : Halen yönetmenliğe devam ediyor. Yine bir dönem filmi olacak- henüz senaryo aşamasındaki- 6-7 Eylül Olayları'nı beyaz perdeye aktarmaya çalışıyor.


    Alıntıdır...
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    paylasim icin tesekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş