Bozarmut Köyü Kargı Çorum

'Çorum Tanıtımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 6 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bozarmut Köyü Kargı Çorum konusu Çorum İli Köyleri - Bozarmut Köyü Kargı- Bozarmut Köyü Hakkında Bilgiler - Bozarmut Köyü Resimleri




    Çorum
    Bilgiler
    Nüfus 53 (2000)
    Koordinatlar
    Posta Kodu 19900
    Alan Kodu 0364
    Yönetim
    Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi
    İl Çorum
    İlçe Kargı

    Bozarmut, Çorum ilinin Kargı ilçesine bağlı bir köydür.

    Tarihi
    Köyün hangi tarihte kurulduğuna dair bir bilgi yoktur köyün kuruluşu etraf köylerde yaşıyan üç kişinin ava çıkması ve köyün bulunduğu yere gelmeleri orda ki doğa güzelliginden etkilenmeleri ve armut ağaçlarının bolca bulunduğu ve güzel bir çayırı olan bu bölgeye ev yapmaya karar vermeleri nedeni ile kurulmuştur bu üç avcı 1. koçoğlu 2. körahmetoğlu 3. uzunoğludur bu avcılar evlerini yapıp köyü kurmuşlardır bu 3 kabile zamanla çoğalmışlardır köye daha sonra samancılar kabilesi yerleşmiştir ve köy nufusu artışa geçmiştir. Köyün bilinen ilk muhtarı koçoğlu hüseyin çavuştur köy daha sonraları büyük illere çok göç vermiştir köyün büyük illere göç vermesi köylülerin birbirinden ayrılmalarını sağlamamıştır köylüler genellikle yaz aylarında bozarmutda buluşurlar. Birbirlerinden kopma gibi nedenlerle karşılaşmamışlardır. köyün en önemli özelliği suyunun bol olmasıdır.Bozarmut köyünün halkı diğer köylerin dışında Bozarmuta daha bağımlıdır,Bir ilçenin kaymakamı gibi su-elektrik-altyapıya önem verirler.Diğer köyler Bozarmut bağlı idi.

    Köyün Şuan Önde Gelen Kabileleri

    1-Keçeoğlu 2-Galincooğulları 3-Uzungil 4-körahmetoğlu


    Kültür

    Köyün kız isteme gelenekleri hala görenek olarak devam etmektedir.ve Keşkek,içiyağlı,bulgur aşı,tarhana,bamya ve pilavlı aş başlıca yemeklerindendir.


    Düğün günü öğle namazından sonra “gelin alma” ya gidilir.Gelin arabası süslenir.Oğlan evinin önünde toplanan arabalara 1,5-2 m. uzunluğunda basma takılır. Gelin arabasının takısı biraz torpilli olur. Damadın babası gelin arabasının önüne oturur. Cebinde içine para konulmuş zarflar vardır. Zarfların içine zamanın en küçük kağıt parası konur. Ailenin durumuna göre daha fazlası konulabildiği gibi, zarfların bir kısmı da boş olabilir. Arabaların kornaları çalınarak, gelin arabası önde, konvoy halinde kız evine gidilir. Herkes arabalardan iner. Kadınlar düğün evine girerler, erkekler de bahçede beklerler. Bu bekleyiş gelin alıcıya biraz zor gelir; ama “kız evi naz evi” olduğundan gelinin çıkışı biraz ağırdan alınır. Gelinin yakınlarından küçük bir çocuğa gelinin kuşağı bağlattırılır. Çocuk “kuşak ermiyor” diye bağırır.Damattan bahşişini alır ve kuşak bağlanır.Aynı şekilde bir başka çocuk çeyiz sandığının üzerine oturur.O da bahşişini almayınca sandığın üzerinden kalkmaz. Nihayet gelin hanım kapıda görünür, damat beyin kolunda gelin arabasına kadar yürürler. Hoca efendinin duasından sonra alkışlarla arabaya binerler. Bu arada arabalara birer basma da kız evinden takılmıştır. Kornalar çalmaya başlar.Büyük bir telaş içerisinde arabalara binilir.Düğün konvoyu her zaman ki güzergahından geçerek oğlan evine gelir.Güzergah hiç değişmez.Çarşıdan geçilir, benzinliğin önünden u dönüşü yapılıp oğlan evine gelinir.Yolda gelin arabasının önü çocuklar tarafından kesilir.Damadın babası cebindeki zarfları çocuklara dağıtır.Eve gelinir.Gelin, arabadan iner, hoca dua eder, alkışlarla gelin avluya girer. Bu arada damadın babası cebindeki bozuk paraları çocukların üzerine atar.Çocuklar daha çok para kapabilmek için birbirleriyle yarışırlar.Gelin, eve girerken avluda bir kova suya tekme attırılır.Buğday ölçmek için kullandığımız “hak”ın üzerine oturtulur. Gelinin başından aşağı bir avuç buğday serpilir.Bir direğin önüne dikilir ve başı hizasından ağaca çivi çakılır.Eve girince doğruca mutfağa götürülür, bal ve yağ gibi geçinsinler diye bal ve yağ yedirilir.Gelin yatak odasına girince , yatağının üzerinde erkek çocuğu yuvarlandırılır. Gelin eve girerken, gelin alıcı da avluda kurulan sofralarda, keşkek, pilav, nohut ve helvadan oluşan yemeği kaşıklamaktadır.Yemekler yenildikten sonra düğün sahibine hayırlı olsun denir, gidilir.

    _________GÜYEĞÜ KOYMA:______________________

    Yatsı namazından sonra hoca efendi ve cemaatla birlikte tekbirlerle damat eve götürülür.Damadın sırtına kırmızı bir cüppe örtülür.”Al güyeğü ol” tabirinin kullanılması bundandır.Damadın hocası ve yakın arkadaşları koluna girerler.Bu arada damadın arkadaşları damadın sırtına yumruk vurmak için birbirleriyle yarışırlar.Arkasından bir grup genç de damadı korumaya çalışır. Bu arada sürekli tekbir getirilir. Avlu kapısından içeri girilir, hoca duayı yapar, damat hocanın ve babasının elini öper, koşarak eve girer. Damat koşarken arkasından yumurta atılır. Evden bir sini leblebi, şeker, lokum getirilir.Orada bulunanlara dağıtılır. Hoca efendiye de bir havlu sarılıp verilir. Kalabalık dağılmaya başladığı sırada damadın arkadaşları evin kiremitlerine, odanın camına adet yerini bulsun diye taş atarlar. Darısı bekarların başına.

    ________________GELİN GÖSTERME:_______________

    Düğün bittikten sonra sıra gelin hanımın eşinin akrabaları ile tanışmasına gelmiştir. İlk önce ailenin büyüklerinden başlamak üzere bütün akrabalar ziyaret edilir. Ziyaretler genellikle akşam yapılır ve yemekli olur. İki, üç sofralık davetli vardır.Yemekten sonra gelin hanım,orada bulunanların ellerini öper. Her gidilen eve “dürü” götürülür [​IMG]ürü; bir bohçanın içerisine konulan gömlek, atlet,çorap, top (Kargı Bezi), kağıt içi yazma v.s. den oluşur. Dürünün azlığı veya çokluğu takılan takıyla doğru orantılıdır. Aile fertlerinin hemen hepsine yetecek kadar eşya bulunur. Yakın akrabalara gelin gösterme tamamlandıktan sonra komşulara, düğünde altın takan tanıdıklara gidilir.Her gidilen yere az çok mutlaka dürü götürülür. Gelin gösterme işi düğünden sonra bir yıl içerisinde tamamlanır. Çeşitli nedenlerle gelin göstermeye gidilemeyenlerin dürüleri bir şekilde kendilerine ulaştırılır.

    _________________EVLİLEME:____________________

    Evlileme, damadın gelin hanımın ailesiyle tanışma merasimidir. Düğünden bir hafta sonra yapılır, olağanüstü durumlarda tarih öne veya sonraya alınabilir. Oğlan tarafı yakın akrabaları ile birlikte kız evine akşam yemeğine gider. Kız tarafından da davetliler vardır. Sofralar kurulur, herkes sofraya oturur. Damat, kayınpederinin vereceği “söyletmelik”i almadan konuşmaz ve sofraya oturmaz. Söyletmelik; kayınpederin damadına vereceği saat, radyo v.s. türünden bir hediyedir. Bu köylerde filanca yerdeki tarla veya ahırdaki dana şeklinde de olabilir. Damat, söyletmeliğini aldıktan sonra sofraya oturur ve hep birlikte yemek yenilir.Yemekten sonra damat önce büyüklerden başlamak üzere orada bulunanların ellerini öper.

    _____________KÖY DÜĞÜNLERİ_____________________

    Her köyde düğün adetleri farklı farklıdır. Ama hepsinin bir ortak özelliği vardır. Hemen hemen bütün köy düğünlerinde davul zurna çalınır. Düğünden birkaç gün önce komşu köylere “okuyuntu” gönderilir.Düğüne gelen davetliler köyün girişinde davul zurna ile karşılanır. Davulcu eşliğinde köy meydanına gelirler. Davulcular için yere para atılır. Davulcularda bunu ağızlarıyla yerden alırlar ve kendilerine has gösterilerini yaparlar. Köy düğünlerinde güreş yapılır. Güreşler karakucak şeklinde olur. Komşu köylerin pehlivanları ile kıran kırana güreşler olur. Güreşlerde düğün sahibinin belirlediği ödüller verilir. Dünya ve Olimpiyat şampiyonu Tevfik KIŞ’lar, Nazmi AVLUCA’lar bu meydanlarda yetişmişler ve daha niceleri de yetişecektir. Gelin çıkmadan bir gün önce, gece köyün meydanına ateş yakılır, ateşin etrafında halka olunur ve simsim oynanır. Simsim oyunu sırasında davul zurna sürekli çalar, oyuncular birer birer çıkıp ateşin etrafında oynarlar. Oynarken sol el arkada, sağ el havada sallanır, etraf kolaçan edilir. Bir başka oyuncu nara atarak oyun alanına girer, oynayan kişinin sırtına yumruk vurmaya çalışır o da kaçarak halkadaki yerini alır. Oyun bu şekilde devam eder. Aynı gece “kelle güreşleri” yapılır. Güreşlerin ödülü bir sığır kellesidir. Onun için kelle güreşi diye adlandırılır. Kelle güreşleri köyden birinin ortaya çıkıp meydan okumasıyla başlar. Rakip olarak komşu köylerden bir pehlivan çıkar. Güreş, güreşçilerden biri yenilene kadar sürer, yenilen pehlivanın yerine onun köyünden bir başka pehlivan çıkar. Bir kişi üst üste üç kişiyi yenerse kelle güreşlerini kazanır. Kelle güreşleri küçük boylardan başlar, yüksele yüksele gider. Köyler en iyi pehlivanlarını en sona saklarlar. Ancak o yörenin baş pehlivanı kelle güreşlerine çıkmaz. Bilhassa Gökçedoğan (Tekkeşin), Maksutlu, Göl ve Osmancık’ın İnal köyleri arasındaki rekabet meşhurdur. Gelin çıktığı gün “güyeğü giydirme” merasimi yapılır. Köy meydanına bir çul serilir. Güyeğü ve sağdıç yan yana otururlar. Sağdıç damadın akrabalarından 8-10 yaşlarında bir erkek çocuğudur. İlahilerle damatlıklar giydirilir. Giyinme işlemi tamamlandıktan sonra takı takma merasimi başlar. Damadın babasından başlamak üzere bütün davetliler damada takılarını takarlar. Ağzı laf yapan gür sesli biri ortaya çıkar ve kimin ne taktığını yüksek sesle ilan eder. Bu arada sağdıca da bahşiş verilir. Takı takma işleminden sonra tüfek atışları yapılır. Önceden belirlenen bir yere bir balon asılır. Balonu vuran kişi, ödül olarak ortaya konan horozu alır. Gelin alma, güyeğü koyma işleri bilinen şekilde yapılır. Düğün günü davetlilere yemek verilir. Gelin getirildikten sonra davetliler , düğün sahibine hayırlı olsun dileklerini sunar ve giderler

    ______________BEBEK GÖRME______________________

    Yeni evli çiftin en büyük emeli çocuk sahibi olmaktır. Çocuk evin mutluluk kaynağıdır. Düğün olduktan 3-5 ay sonra gözler gelin hanımdadır. Öncelikle kaynana,babaanne, anneanne, komşu kadınlar gelini rahat bırakmazlar.”Yolcu”olup olmadığını sık sık sorarlar. Yoksa ev halkında bir tedirginlik başlar. Süre uzadıkça tedirginlik artar. Ve bir gün gelin hanım müjdeli haberi verir. Hamiledir artık .Ev halkının geline olan tavır ve davranışları bile değişmiştir.Yüzler güler.Tedirginlikten eser kalmamıştır.Kısa zamanda , akrabalar, konu komşu herkes duyar. En çok rahatlayan gelin hanım olmuştur. Kaynananın, mahallenin kadınlarının manalı bakışlarından kurtulmuştur. Artık gelin hanım el üstünde tutulmaktadır.Tabiri caizse eli sıcak sudan soğuk suya değmez.”Aşerme” döneminde bir dediği iki edilmez. Ne isterse alınır. Eskiden istenilenleri bulmak çok zor olurdu. Mesela zemheride karpuz, ağustosta nar, nereden bulursan bul. Şimdi öyle değil. Dört mevsim aradığını bulmak mümkün. Bebek görme, Bebeğin doğum günü yaklaştıkça , her iki ailede de heyecan artar. Hummalı bir hazırlık başlar. Bebeğin akla gelen bütün ihtiyaçları karşılanır. Bebek deyince akla gelen beşik, kız tarafınca alınır.Adet böyledir. Beklenen gün gelmiş, doğum gerçekleşmiştir. Kısa zamanda bütün akrabalara, komşulara duyurulur. Bir bayram havası eser her iki ailede de. Hele bir de çocuk erkekse... değme keyfine. Nedense herkes öncelikle erkek çocuk ister. Oysa kız çocukları biraz daha vefalı oluyor herhalde. Yakın arkadaşları genç babaya “ne zaman kutlama yapacağız” diye takılırlar. Eskiden bir sandık lokum alınır, hep birlikte yenirdi. Şimdi kutlama şekilleri de değişti. Bebeğin kırkı çıkana kadar gelin hanım pek evden dışarı çıkmaz. Annesine, komşulara gittiği zamanlarda, bebeğin kundağına bir parça ekmek azık konur. Gittiği yerden dönerken o azık orada bırakılır, aynı şekilde başka bir azık konur. Neden böyle yapıldığını pek bilen yoktur. 40 gün boyunca azık taşıma işi devam eder. Şimdilerde bu adet pek uygulanmıyor. Bebeğin kırkı çıkınca gelin hanım kırklanır. Artık “bebek görme” gününü belirleme zamanı gelmiştir. Her iki aile birlikte bebek görme gününün yapılacağı günü kararlaştırırlar. Bu gün ilk altı ay içerisinde bir gün olabilir. Bebek görme günü bütün akrabalara, komşulara duyurulur. O gün yaklaştıkça evlerde yemek hazırlıkları yapılır. Börekler, baklavalar açılır, dolmalar dürülür. Bebek görme gününe sadece kadınlar iştirak ederler. Herkes hediyesiyle birlikte gelir. Yakın akrabalar altın takarlar, güçlerinin yettiğince. Yenilir, içilir, takılar takılır. Bebeğin 5-6 yıllık giyecek ihtiyacı karşılanmıştır; ancak unutulmaması gereken bir nokta vardır ki getirilen bütün hediyelerin ödünç olduğudur. Her iki aile de kimden hangi hediyenin geldiğini takip etmek zorundadır. Altın takanlara mutlaka altın takılır. Diğerlerini de getirdiği hediyenin eşdeğerinde başka bir hediye götürülür. Bebek görme, yalnızca ilk çocuklar için yapılır, kız olsun, erkek olsun. Diğer çocuklara yapılmaz.

    ________________ANNELER GÜNÜ__________________

    Bütün dünyada mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanılan “Anneler Günü” nden bahsetmiyorum. Bu Kargı’mıza has bir Anneler Günü. Kargı’nın da Anneler Günü mü olurmuş demeyin. Bal gibi oluyor ve yıllardır uygulanıyor. Belki yıllarca da uygulanacak. Kargı’da her cuma “Anneler Günü” dür. Bütün gelinler cuma günleri annelerini ziyaret ederler. Tabii ki damatlar da kaynanalarını. Erkekler açısından bakıldığında kaynanalar günü de denilebilir. Cuma sabahı gelin hanım, her sabahkinden biraz daha erken kalkar, ev işlerini çabucak görür, bohçasını hazırlar, çocuğunu giydirir, annesinin evinin yolunu tutar. Çoğu zaman kaynanasından izin almaya bile gerek görmez.Onun en tabi hakkıdır cuma günleri annesine gitmek. O gün akşama kadar annesiyle birliktedir.Gerekiyorsa annesinin haftalık işlerini görür. Akşama her zamankinden farklı yemekler hazırlanır. Ne de olsa damat gelecektir. Eskiden kaynanasına gelen damatlara “yumurta yemeye mi geldin?” diye takılırlardı. Şimdi yumurtaya pek rağbet yok. Evin tek damadıysan bu bakım yıllarca sürer. Damatlar çoğaldıkça eskilerin pabucu dama atılır. Her zaman olduğu gibi rağbet yeniyedir. Bu adet yıllarca devam etmiş inşallah yıllarca da devam eder. Peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde “Kadınlarınızın haftada bir gün ailelerini ziyaret etmelerine müsaade ediniz “ buyurmaktadır. Anneler günü yemek hazırlığı

    _________________DİŞ ÇÖREĞİ____________________

    Bebek büyüyüp ilk dişi çıkınca, genç anne yakın arkadaşlarını, üç beş komşuyu çaya davet ederek “diş çöreği” pişireceğini söyler. Akşamdan hamur mayalanır. Çörekler küçük parçalar halinde tepsiye dizilir. Bir parçasının içerisine boncuk konulur, boncuğun hangi çörekte olduğunu kimse bilmez. Çay saati gelince çörekler tepsilere konulup misafirlere ikram edilir. Boncuk kimin çöreğinden çıkarsa o kişi bebeğe bir hediye almak zorundadır. İnsanlar bir araya gelebilmek için ne güzel sebepler buluyorlar.

    ________________EV GÖRME_______________________

    “Ahirette iman, dünyada mekan” demişler, atalarımız. Evlenip çoluk çocuğa karışan gençlerimizin en büyük hayali bir ev sahibi olmaktır. Bu da zaman ve para işidir. Kolay yapılmaz.Yeni ev yaptıranlara, eve taşındıkları ilk günler içerisinde “gülü güle oturun” a gidilir. Buna “ev görme” denir. Akrabalar, komşular, uzak yakın tanıdıklar bütçe imkanları nispetinde bir hediye ile “ev görme” ye gelirler. Gelmeden önce haber verilir. Ev sahibi de buna göre hazırlık yapar.Yemek ve çay ikram edilir.Yeni eve taşınanlar, şükrün ifadesi olarak mevlid okutur ve yemek verirler.

    __________________HATİM_______________________

    İlkokul çağındaki kız erkek bütün çocuklar, yaz tatillerinde mahalle camilerinde Kur’an-ı Kerim ve dini bilgiler öğrenmeye gönderilirler. Kur’an okumayı öğrenip hatim indirenler için evde hatim duası yapılır. Hatim duasına yakın akrabalar ve komşular gelirler. Mevlid okunur. Gelenlere yemek ikram edilir. Duadan sonra çocuk önce hocadan başlamak üzere herkesin elini öper. Çocuğa para ve çeşitli hediyeler verilir. Hocaya da gömlek, havlu türünden bir hediye verilir.

    _________________AİLE HAYATI____________________

    köyümüzde aileler genellikle iki çocukludur. Hedef, bir erkek bir de kız çocuğudur. Fazlası pek düşünülmez. Devletimizin milyarca lira harcayarak uygulamak istediği doğum kontrolü, ilçemizde yıllardır uygulanmaktadır. Halk arasında çocuk sayısının sınırlandırılmasıyla ilgili bir söylem vardır; “Biri az, ikisi karar, üçü zarar” denilmektedir. İki kız çocuktan sonra erkek çocuk istenmesi ya da iki erkek çocuktan sonra kız çocuk istenmesi nedeniyle üç çocuklu ailelere rastlanmaktadır. Dört veya beş çocuklu aileler varsa mutlaka başka yerlerden gelip ilçe merkezine yerleşmişlerdir. Bu nedenle nüfus artış hızımız ülke genelinin çok altındadır. Aileler genelde çekirdek aile şeklindedir. Yeni evlenen çift hemen yuvadan uçar. Gençler mecbur kalmadıkça baba evinde kalmazlar. Hele bir de çoluk çocuğunu geçindirecek kadar işleri varsa değme keyfine… Son yıllarda yeni evlenenler ayrı bir eve yerleştirilmektedir. Onun için gelinler kaynana kahrını fazla çekmezler. Böyle giderse kaynanalık da tarihe karışacaktır.

    __________MÜBAREK GÜN VE GECELER________________

    _________________RAMAZAN_____________________ __

    Ramazan ayına günler öncesinden hazırlıklar yapılır. Şehrin muhtelif yerlerine mahyalar asılır. Evlerin genel temizliği, ramazan alışverişleri yapılır. Ramazan boyunca kandiller yanar. İftar ve sahurda ramazan topu atılır.Sahurda genellikle pilav pişirilir. Çoluk çocuk herkes sahura kalkar. Çocukları oruca alıştırmak için öğleye kadar oruç tutmaları teşvik edilir. Bu oruca “tekne orucu” denir. Tekne orucunu tutan çocuk bunu dedesine satar, ondan bahşiş alır.Ramazanın sonuna doğru bayram hazırlıkları başlar.Çocuklara bayramlıklar alınır.

    ________________ARİFE GÜNÜ____________________

    Arife günü sabah namazından sonra mezarlık ziyaretine gidilir. Mezarların genel bakımı yapılır, mezarlıkta bulunan ağaçlar ve mezarların üzerindeki çiçekler sulanır. Mezarların kenarına bir avuç pirinç veya kırık serpilir. Önce aile büyüklerinin mezarlarından başlamak üzere, akraba, eş, dost mezarları ve son olarak da Mihri Hatun Türbesi ziyaret edilir, Yasin-i Şerif okunur.Genellikle sabah erken saatlerde erkekler, öğleden sonra da kadınlar mezarlık ziyaretine giderler. Mezarlık ziyareti akşama kadar sürer. Arife günü ikindi namazından sonra Mihri Hatun Camii’nde, yatsı namazından sonra da İmambey Camii’nde Sakal-ı Şerif ziyareti yapılır.

    _________________RAMAZAN BAYRAMI_______________

    Çocuklar bayram gününü dört gözle beklerler. Bayramlıklar yatağın baş ucuna konur. Bayram sabahı erkenden bayram namazına gidilir. Namazdan sonra mahalle camilerinde, havanın durumuna göre caminin içinde veya bahçesinde bayramlaşma yapılır. Bayramlaşma hocanın duasıyla sona erer. Eve geldikten sonra çoluk çocuk kaldırılır, bayramlıklar giyilir ve hep birlikte ailenin en büyüğünün evinde toplanılır.Yemekten sonra büyüklerin elleri öpülür, çocuklara bayram harçlığı verilir. Bayram süresince akraba, konu komşu ziyaret edilerek büyüklerin elleri öpülür. Çocuklar para ve şeker verilerek sevindirilirler. Bayram günlerinde özel yemekler pişirilir, gelenlere baklava ikram edilir, Resmi bayramlaşma ilçe müftülüğünde ve belediyede yapılır. Esnaf dükkanları ziyaret edilir. Hemen hemen herkes birbiriyle bayramlaşır. Bayramlaşmaya gelenlere şeker, kolonya ve çay ikram edilir. Bayram ziyaretleri bayram süresince devam eder.

    ________________KURBAN BAYRAMI_________________

    Kurban Bayramı arifesinde de ramazanda olduğu gibi mezarlık ve Sakal-ı Şerif ziyareti yapılır. Bu defa her evde kurbanlık alma telaşı başlar. Kurbanlık olarak alınan küçükbaş hayvanlara arife günü akşamı kına yakılır. Aynı kınadan kızlar da ellerine yakarlar. Ramazan bayramında olduğu gibi erkenden yatılır, bayram namazına gidilir, mahalle camilerindeki bayramlaşmadan sonra eve gelinir. Kurban kesilirken gözleri bağlanır, tekbirlerle kesilecek yere getirilir, çocuklar oradan uzaklaştırılır. Kurban kesilir, yemekler yenir, fakirlere verilmek üzere ayrılan paylar dağıtılır. Halk arasında bir tabir vardır,”Hak için kurban, küp için kıyma” diye. Kurban etinden yeterli payı dağıtmayanlar için kullanılır. Bayramlaşma belediye, müftülük ve esnaf ziyaretleri ile devam eder. İşlerin yoğunluğu nedeniyle kurban bayramına katılım ramazan bayramına oranla düşük olur. Akraba ziyaretleri tamamlanır, uzaktaki akrabaların bayramları telefonla aranarak kutlanır. Eskiden ramazan ve kurban bayramı günlerinde birdir bir, a gızım, tura oyunları oynanır, çıngırşağa binilirdi. Bu oyunlar “unutulan adetlerimiz” bölümünde anlatılmıştır.

    ______________İLK NAMAZ________________________

    Regaip Kandilinin kutlanacağı gün “ilk namaz “ günüdür. Bu gün ikindiden sonra evlerde pilav pişirilir, komşulara ve yakın akrabalara dağıtılır. Halk arasında “aş bayramı” olarak da adlandırılır. Son yıllar pilavın yanı sıra başka yemek ve tatlılar da yapılmaktadır. Fırınlarda özel olarak pişirilen küçük ekmekler alınır. Akşama doğru yemekler dağıtılmaya başlanır. Gelinler, kızlar, sinilerin üzerine konmuş tabak tabak yemekleri komşu ve akrabalara dağıtırlar. Getirilen tabak boş verilmez, mutlaka içerisine başka bir yemek konularak geri verilir. Ayrılırken “kandiliniz mübarek olsun” denilir.

    ______________AŞURE GÜNÜ_______________________

    Muharrem ayının 10. günü aşure günü olarak kutlanır. Aşure pişirilip konu komşuya dağıtılır. Eve bolluk ve bereket getirmesi düşüncesiyle aşure günü bulgur, pirinç, mercimek vs. gibi yiyecekler alınır. Aşure gününden bir gün önce başlama üzere üç gün oruç tutulur. Unutulmak üzere olan bir adettir.

    ______________KANDİL GECELERİ___________________

    Mevlid, Regaip, Berat, Miraç ve Kadir geceleri yüzyıllardır kutlanılan mübarek gecelerimizdir. Bu gecelerde camilerde mevlidler okunur, tesbih namazları kılınır, dualar edilir, yakınların kandilleri tebrik edilir. Eskiden bu gecelerde, akşam ile yatsı namazı arası çocuklar sokağa çıkar ve “Alahu, Mevlam hu, bu gece kadir gecesi” veya “berat gecesi” şeklinde bağırarak mahalleyi dolaşırlardı. Zamanla bu adet unutuldu.

    _______________ASKERE UĞURLAMA________________

    Askere gidecek olan gençler celp kağıtları çıktıktan ve kendilerine ulaştıktan sonra akrabaları ve arkadaşları tarafından yemeğe çağrılırlar. Arkadaşlarıyla beraber gezip eğlenerek hoşça vakit geçirirler. Son hafta devre arkadaşlarıyla birlikte konvoy düzenleyip, ellerinde bayraklarla şehir içinde tur atarlar. Tur esnasında halkı selamlar, halk da onlara sevgi gösterisinde bulunur.”En büyük asker, bizim asker” sloganı sürekli tekrar edilir .Gidecekleri gün yakınları ve tanıdıklarını gezerek vedalaşır. Aileleri ve yakınları uğurlamak için otobüslerin yanına gelirler. “Hayırlı teskereler” dileğiyle uğurlanırlar. Köylerde uğurlama işlemi daha görkemli bir şekilde yapılır. Köylüler köy meydanında toplanırlar. Askere gidecek delikanlılar sıra ile herkesle vedalaşırlar. Köy meydanı ana baba gününe döner. Davul zurna sesleri, asker yakınlarının hıçkırıkları birbirine karışır. Askere giden gençlere azdan çoktan mutlaka harçlık verilir. Davul zurna eşliğinde köyün çıkışına kadar uğurlanır. Arkalarından birer kova su dökülür.

    _______________CENAZE ADETLERİ__________________

    Ölen kişinin orada bulunanlar tarafından elbiseleri çıkarılır, çenesi bağlanır, gözleri yumulur, ayak baş parmakları birbirine bağlanır. Sağlık ocağına haber verilip ölüm raporu hazırlattırılır. Kısa künyesi yazılıp cami imamlarına bildirilerek salası verilir. Sala verilirken cenaze yıkama işlemleri de başlar. Yıkama işlerine orada bulunan vatandaşlar yardımcı olurlar. Saladan sonra ölen kişinin kim olduğu ilan edilir. Sala verildiğini duyan vatandaşlar, kimin öldüğünü öğrenmek için merakla dinlerler. Cenaze yakınları, cenazenin çıktığı eve giderler. Görevlilerce yıkanıp kefenlenen cenaze omuzlarda Mihri Hatun Camii’ne getirilir. Cenaze namazı kılınır, helallik dilenir, mezarlığa götürülür. Defin işlemi yapılırken Yasin-i Şerif okunur. Duadan sonra orada bulunanlar cenaze yakınlarına taziyede bulunurlar. Son olarak imam efendi “talkın” verir. Talkın verilirken ölen kişiye annesinin adı ile hitap edilir. Son yıllarda getirilen bir uygulama ile ezan ve sala sadece Mihri Hatun Camii’nde okunmakta, cenaze, cenaze yıkama aracında yıkanmakta, taşıma işi de cenaze arabasıyla yapılmaktadır.

    _______________UNUTULAN ADETLERİMİZ____________

    _______________YAĞMUR DUASI____________________

    GÖDE GÖDE MEKEREK GÖKTEN IRAHMET GEREK TARLADA ÇAMUR TEKNEDE HAMUR VER ALLAH’IM VER SİCİM GİBİ YAĞMUR

    ____________TURA OYUNU_________________________

    Ramazan ve Kurban Bayramı tatillerinde mahalle aralarında “bayram yeri” diye bilinen boş arsalarda oynanırdı. Mahallenin gençleri kız erkek karışık olarak bayram yerlerinde toplanırlardı. Nişanlı veya evli olanlar bu oyuna alınmazlardı. Tura; ucu düğümlenmiş büyükçe bir mendil veya bez parçasıdır. İlkokul çocuklarının “yağ satarım, bal satarım” oynadığı gibi gençler karışık halka olurlar ve yere çömelirler. Ebe olan elinde tura, halkanın etrafında dolanmaya başlar. Ebe erkekse kızların kız ise erkeklerden birinin arkasına turayı koyar, koyduğunu gizleyerek halkanın etrafında bir kez dolanır. Turayı kapıp koyduğu kişinin sırtına vurmaya çalışır. Oturan kişi turayı önceden fark ederse alıp ebenin peşinden koşar. Ebe de kalkan kişinin yerine oturur. Oyun bu şekilde devam eder. Kızların ilkokuldan sonra okula gönderilmediği, haberleşme araçlarının bu kadar yaygın olmadığı yıllarda bu oyun bayram günlerinin vazgeçilmez oyunu idi. Oynayandan çok seyredenin bulunduğu bayram yerleri tıklım tıklım dolardı. Gençler bayramlıklarını giymiş vaziyette gelirlerdi bayram yerine. Bayram günleri dışında genç kız ve erkeklerin birbirlerini görmeleri pek mümkün değildi. Evlerdeki yoğun iş temposuna bayram nedeniyle ara verildiğinde, normal zamanda kızlarının evden dışarı çıkmasına izin vermeyen aileler bayram günlerinde biraz daha hoşgörülü davranır, kızlarının bayram yerine gitmesine izin verirlerdi. Gençlerin ilk bakışmaları, tanışmaları buralarda olurdu. Evliliğin temelleri buralarda atılırdı. Bir ihtiyacın karşılanması bakımından ortaya çıkan bu adet 70’li yılların sonuna kadar devam etmiş, takip eden yıllarda çeşitli nedenlerin etkisiyle ortadan kalkmıştır.

    _________________ÇINGIRŞAK_____________________

    Boş bir arsanın ortasına 1-1,5 m. uzunluğunda, 20-25 cm. kalınlığında ucu koni biçiminde sivriltilmiş bir ağaç dikilir. 7-8 m. uzunluğunda sağlam bir ağacın tam ortası koni biçiminde ağacın gireceği şekilde oyulur ve dikilen ağacın üzerine konur, tepesine de dönerken gıcırdaması için kömür tozu sürülür. Oyun için gerekli düzenek hazırlanmıştır. Bu oyun iki kişiliktir. İki kişi ağacın uç taraflarına karınlarının üstüne eğilerek binerler. Biri yükseldikçe diğeri alçalarak döner. Yorulanın yerine bir başkası biner ve bu oyun bu şekilde devam eder. Bu oyunu Ramazan ve Kurban Bayramı tatillerinde, 18-25 yaş arasındaki gençler oynarlardı. Şimdi mahalle aralarında ne çıngırşak kaldı, ne de çıngırşağa binen genç.
    Coğrafya

    Çorum iline 143 km, Kargı ilçesine 27 km uzaklıktadır.
    İklim

    Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.
    Nüfus
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2008 200
    2000 120
    1997 79
    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Genelde geçmiş yıllarda büyük şehirlere göç etmiş insanlar emekli olarak tekrar köylerine dönerek yaşamlarını sürdürmektedir.
    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
    Seçim Yılı Muhtar
    2008 Hasan Kaymaz
    1999 Şerafettin Çelik
    1994
    1989
    1984
    Altyapı bilgileri

    Köyde ilköğretim okulu yoktur.Göç vermeden önce civardaki köylerin genelinin çocukları Bozarmut Köyüne okul için gelirdi,Şimdiki okul harabeden ibarettir . Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol çakıldan ibaret olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş