Bombayla 2 kişi öldü faili 9.5 yıl yatıp çıktı

'Yurt İçi Haberler' forumunda gül_üm tarafından 16 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. gül_üm

    gül_üm Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bombayla 2 kişi öldü faili 9.5 yıl yatıp çıktı konusu Bombayla 2 kişi öldü faili 9.5 yıl yatıp çıktı

    Cüneyt Cebenoyan, ablasını öldüren saldırı için "PKK taşeron olabilir" diyor. Güvenlik kamerası görüntülerini bir yıl sonra isteyen polis, şüphelenen aileyi dinlemedi. Bombayı koyan PKK'lı ise itirafçı olunca 9.5 yıl yatıp çıktı
    Tarih, 30 Aralık 1994. Yer İstanbul'un orta yeri, Taksim. Akşam saatlerinde The Marmara Oteli'nin girişindeki Opera Pastanesi'nden büyük bir patlama sesi yükseliyor. Dumanların arasından insanlar kaçışıyor. Kâbus gibi çöken karanlıktan ise çığlıklar... Sonuç iki ölü, onlarca yaralı... Patlamada gazeteci-yazar Onat Kutlar ve daha bir gün önce 37'nci yaşını kutlayan Arkeolog Yasemin Cebenoyan hayatını kaybediyor. Arkeolog Yasemin Cebenoyan'ın kardeşi sinema eleştirmeni Cüneyt Cebenoyan, "Bugün hâlâ kendime 'Perde arkasında kimler vardı?' diye soruyorum. Devletin içinde birtakım çeteler var, belki devletin ta kendisi" diyor ve ekliyor: "Geçmişe yönelik umudum yok, ama bugüne ve geleceğe dair umutlarımı diri tutmak istiyorum. İyi ki bir araya gelmişiz. Bir araya gelip kötü gidişe takoz koyduk. Dink davası, yaşanan bir sınav. Bir başka bahara denilmesin." Kutlar ve Cebenoyan'ı öldüren bombayı önce yılbaşını kutlamak isteyenlere yönelik saldırı çağrısı yapan İBDAC'nin koyduğu sanıldı. Ancak saldırının arkasında PKK'nın olduğu belirlendi. Davada toplam 23 kişi yargılandı. Deniz Demir ve Abdülcelil Kaçmaz'a müebbet hapis cezası verildi. Topluma Kazandırma Yasası'ndan yararlanan Kaçmaz'ın cezası 14 yıla, Demir'in cezası 16 yıla indirildi. Bombacı Demir, itirafçı olunca 9.5 yıl yattıktan sonra salıverildi.
    "PKK TAŞERON HİZMETİ VERMİŞ
    Ablasının öldüğü saldırının asıl sorumluların yakalanmadığını ve devletin vatandaşlarını koruma görevini yerine getiremediğini anlatan Cebenoyan, sonrasında geçirdiği süreci şöyle anlattı: "Biz travma yaşayan bir aileyiz. Bizim biraz şefkate ve ilgiye ihtiyacımız vardı. Biz bunu göremedik. Babam şüphelerini söylediğinde polis tehditvari bir şekilde "Biz işimizi yapıyoruz, sesinizi kesin" dedi. Daha sonra oteldeki güvenlik kameralarının bir yıl sonra istendiğini, ancak otel tarafından saklanmadığını öğrendik. Belki de delile ihtiyaç yoktu. Zaten biliyorlardı suçluyu, elleriyle koymuş gibi buldular. PKK taşeron hizmeti vermiş olabilir. Deniz Demir gerçekten oraya bombayı koyan insandır ama belki de danışıklı bir dövüş vardı. Sonra itirafçı oldu. 9.5 yıl yatıp Yargıtay'ın son nihai kararı beklenmeden salıverildi." Sohbetimiz sırasında zaman zaman sessizliğe bürünüp, uzun uzun düşüncelere dalan Cebenoyan, yaşanılanların ne kadar acı olduğunu anlatırken ise ağzından şu sözler dökülüyor: "Sabahattin Ali cinayetinde de katil ortada, ama iki yıl yatıp çıkıyor ve korunuyor. 'Devlet iyi bir şey ama içinde kötü çeteler var' demek zor. Polisin çok becerikli olduğunu düşünüyorum. İstediği zaman istediği kişiyi yakalayabiliyor. Ama istemediği zaman da çok güzel sürüncemede bırakabiliyor. Yargı da öyle. Karşısında kendine düşman bellediği bir kişi varsa ona karşı sert, acımasız ve saat gibi tıkır tıkır işleyebiliyor. İstemedikleri bir şey varsa o süreç işlemiyor." Yakılan ateşin diri tutulması için toplumsal baskının şart olduğunu anlatan Cebenoyan, "Yalnız olmadığını görmek, gelecek için birbirimizle bu ilişkiyi kurmak iyi geldi. İyi ki bir araya gelmişiz. Daha kötüye gitmesine bir takoz koyduk, daha iyi gitmesi için bir motivasyon sağladık" dedi. "Hepimiz ciddi travmalar yaşamış, çok yaralı insanlarız" diyen Cebenoyan şöyle konuştu:
    "UMUTLAR KIRILMASIN"
    "Nereye kadar ne yaparız bilmiyorum ama herkes sahip çıkarsa bir ölçüde ve birkaç kazanım elde edip moralimiz düzelirse devam ederiz. Ama bir şey elde edilemezse umutlar bir süre sonra kırılır. Hrant Dink davasında arkasındaki örgütlenme açığa çıkmazsa umut kaybı olacak."
     

Bu Sayfayı Paylaş