Boşnak Kültürü Hakkında Herşey - Boşnak Türkleri

'Ülke Kültürleri' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 4 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Boşnak Kültürü Hakkında Herşey - Boşnak Türkleri konusu Boşnaklar,
    Osmanlı devleti döneminin ümmetçi yapısından
    1960'lar Yugoslavya'sına kadar, farklı şekillerde de olsa, yüzyıllarca dine dayalı bir kimlik tanımı içinde yer almışlar, Bosna-Hersek ve Sancak'ta yaşayan Ortodoks veya Katolik Güney Slavları ise Sırp veya Hırvat milletlerinin bu bölgelerdeki uzantıları kabul edilmiştir. 1963'de Yugoslavya'nın SosyalistFederalCumhuriyet tanımına geçişi ile birlikte Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti yönetiminde Sırpların egemen konumunun zayıflamaya başlaması Boşnaklar için yeni bir milli kimlik tanımının yolunu açmıştır. 1961'de ortaya atılan "Etnik Müslüman" terimi ile Boşnaklar bu isim altında Bosna-Hersek'in yönetiminde Sırpların ve Hırvatların yanısıra söz sahibi hale gelmişlerdir. 1968'de Müslüman milleti, dini mensubiyeti ifade eden müslüman (küçük harfle) teriminden farklı bir anlam içerecek şekilde Yugoslavya anayasasına girmiştir. (Bu anlama göre, örneğin, Yugoslavya Arnavutları, (ekseri) müslüman olup, Müslüman değildiler.). Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kazanmasından sonra ise, Boşnak terimi milli bir anlam kazanmış olup, evrimini halen sürdürmektedir.

    Bu anlamda Sırbistan-Karadağ2002 ve 2003 nüfus sayımı verilerine ve bireylerin kendi tanımlamalarına göre önemli bir Boşnak nüfus bulunmaktadır. Sözkonusu veriler şu şekildedir:
    Sancak'ta; Boşnaklar 193,026 kişi (toplam nüfusun % 45.31'i), Sırplar 156,852 kişi (toplam nüfusun 36.82%), Karadağlılar 29,892 kişi (toplam nüfusun % 7.02'i), Müslüman milleti 27,047 kişiye (toplam nüfusun % 6.35'i);
    Karadağ'da; Karadağlılar 267,669 kişi (toplam nüfusun % 43.16'i), Sırplar 198,414 kişi (toplam nüfusun % 31.99'i), Boşnaklar 48,184 kişi (toplam nüfusun % 7.77'i), Arnavutlar 31,163 kişi (toplam nüfusun % 5.03'i), Müslüman milleti 24,625 kişi (toplam nüfusun % 3.97'i), Hırvatlar 6,811 kişi (toplam nüfusun % 1.1'i).
    Ayrıca, Sırbistan, Hırvatistan ve Makedonya'da % 1'ler civarında küçük bir Boşnak nüfus yaşamakta, işgücü göçü nedeniyle başta Almanya gelmek üzere Batı Avrupa ülkelerine yerleşmiş Boşnaklar da bulunmaktadır.

    Tarih

    Boşnak toplumunun en eski kökleri,21 bin yıl önce Last Glacial Maximum u takiben Balkanlar' da genişleyen antik topluma dayanabilir.Fatih Sultan Mehmed,Fatih Sultan Mehmed Bosna'yı aldığı zaman sedece Katolik' lere değil Bogomill mezhebindeki Bosna Hıristiyan'larına da çok müsamaha göstermiş ve onların devlet hizmetinde yetişmelerini sağlamıştır.İsa'yı Allah'ın kulu olarak kabul etmeleri ve Muhammed'i tanımalarından dolayı Bogomiller Müslüman'lara daha yakın görünüyorlardı.Türk'lerin vicdan hürriyetine hürmet göstermeleri,bir kaç asır Katolik klisesi ile bu mezhep krallarının ve Macar'ların zülmüne uğrayan Bogomill Boşnaklar sırp ve bulgarların zulmüne uğrayanPomakların.da toplu olarak islamiyeti kabul etmelerine sebeb olmuştur.Bogomill mezhebine bağlı olan Boşnaklar,savaş kabiliyetleri,Macar'ları iyi tanımaları sebebiyle Macaristan ile yapılan savaşlarda etkin bir rol oynamışlardır.Müslüman Boşnaklar her zaman Osmanlı Devleti'nin kuzeybatı hududunu yalnız başlarına savunmuşlardır.Boşnaklar İslamiyet'i kabul etmeleri,devlete bağlılıklarını kanıtlamaları sayesinde Osmanlı Devleti'nin çeşitli kademelerinde görev yapmışlardır,hatta defterdar,kaptan-ı derya ve sadrazam dahi olmuşlardır.Hersekzade Ahmed Paşa (1497-1516) beş kez sadrazamlığa getirilmiştir.


    ==K ü l t ü r==

    ===Folklor===

    Boşnak folklorü 15.nci yüzyıla tarihlenen uzun bir geleneğe sahiptir. Boşnak kültüründeki pekçok unsur gibi onların folklörleri Slavik karışımı ve Doğu etkisindedir. Tipik olarak 19.ncı yüzyıldan önce yer alır.
    Boşnak folkloründe iki popüler karakter, '''düzenbaz''' ve '''kahraman''' görülür. Muhtemelen ilkinin en meşhur örneği [[Nasreddin Hoca]], yerel folklor Boşnak kompozisyonunda çeşitli fıkralara sahiptir. Diğer düzenbazlar akıllı bilge adamı içerir. Sözde,bir yerel memur yere yapılacak olan bir kilise için onun bir hayvan derisinden büyük olmamasını talep etmekteydi. Bilge adam, o zaman hayvan derisini ince şerit halinde keser ve onu toprağın üzerine bir kilisenin yapılmasına elverişli olacak şekilde dizerek kilise için bir sınır oluşturur.


    ===Dil===
    Boşnaklar,[[Boşnakça]] konuşurlar.Türkiyede pomaklar ile bu dil hemen hemen şive farkı hariç aynıdır yalnız pomaklar kril alfabesini kullanır ve güney Rusça.ya daha yakın olarak kabul edilir.Bu lisan [[Sırpça]] ve [[Hırvatça]] 'dan yazım ve gramer bakımından biraz deişiktir.Boşnak dili,[[Almanca]]'da olduğu kadar diğer komşu lisanlarda kullanılmayan çok sayıda doğusallık içerir.
    Boşnakça ayrıca kendine özgü iki yazılış biçimine sahipti.Bunların ilk '''Begovica''( ayrıca Bosansika olarak da söylenir) [[Kiril abecesi]];ikincisi ise Arab abecesidir.Bugün, bu iki kullanım da hemen hemen ölmek üzeredir.Çünkü,günümüzde bu kullanımın [[okur yazar]] sayısı oldukça azdır.


    ===Din===
    Boşnakların çoğu Müslüman olsa da, bazıları [[Ateizm]] ,[[Agnostisizm]] ve [[Deizm]]'e inanır.Bundan dolayı '''Secular Hümanizm''' '''Dünya Görüşü''' ''Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'' zamanı boyunca yaygındı.Geçmişte ülkede [[Sufilik]]'in büyük bir rol oynamasına karşın ,[[Bosna-Hersek]] ' te çoğu Müslüman İslam'ın [[Sunni]] [[mezheb]]ine bağlıdır.

    Boşnak Türkleri
    Bosna Beyliği; Atillah Hun'un Avrupa'yı haraca bağladığı günden bugüne kadar, hep Sırbistan Krallığı'nın başının belası olmuştur. Boşnaklar da Yugoslav kökenlidir ve hala Yugoslavca konuşurlar. Tarih boyunca Yugoslav Krallığı’na karşı kim savaştı ise, onlarla bir olmuşlardır. 13. yüzyılda Osmanlıların Balkanları işgal etmeye başlaması ile birlikte, Osmanlılarla birlikte olmuşlar ve Hristiyanlık dinini terk ederek Müslüman olmuşlardır.

    29 Osmanlı Padişahından sadece Ertuğrul Gazi'nin annesi Anadoluludur. Diğer Osmanlı saray kadınlarının ezici çoğunluğu Yugoslav'dır. Yani Boşnak'tır. Her ne kadar Yeniçeri Ocağının devşirme Hristiyan çocuklarından oluştuğu söylense de, bu doğru değildir. Yeniçeri Ocağı; Boşnak saray kadınlarının, kendi akrabalarını getirip Osmanlı yatılı mekteplerinde okutarak, Osmanlıya yönetici yapıyorlardı. Osmanlı saray entrikalarının çoğu da bu Boşnakların sarayı yönetme arzularından kaynaklanıyordu. Kısacası, Afgan kökenli Osmanoğulları'nın yöneticileri hep Boşnaklardan oluşmuştur. Günümüzde de bu aynen devam ediyor.
    Her ne kadar 1825'te, 4.Murat döneminde Yeniçeri Ocağı dağıtıldı ise de, Yeniçeriler Osmanlı ordusunu ve yöneticiliğini sürdürmeye devam ettiler. Birinci dünya savaşında, cephede mağlup olan Osmanlı Paşaları, cepheyi terk ederek soluğu İstanbul'da aldılar. Cephe kaçağı paşalara İstanbul dar gelmeye başladı. Hatta bunlardan bazıları, başka cephelere atanmasına rağmen, görev yerlerine gitmiyorlardı. Sonunda, bu yeniçeri torunları, son bir kez daha Osmanlıya karşı kazan kaldırdılar ve Osmanlı Hilafetini ve Hanedanlığını devirdiler. O günden beri de devleti aracısız, direkt kendileri yönetiyorlar. Osmanlı, Balkanlardan çekilmeye başlamasıyla birlikte, yerli işbirlikçileri de Balkanları terk etti ve Anadolu'yu büyük bir muhacir dalgası sardı. Bunların çoğunluğunu da Boşnaklar oluşturuyordu. Yeniçeri Ocağının dağıtılması, bunlara arazi dağıtılması ve evlenme izninin çıkmasıyla, Anadolu'da çoktan bir Boşnak kolonisi oluşmuştu. Daha sonra gelenler de bu akrabalarıyla çabuk kaynaştılar.
    İkinci Boşnak göçü, ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra oldu. 1942'de Alman Nazi Orduları, Yugoslavya'ya saldırdılar. Boşnaklar, hemen Nazilerle bir oldular. Naziler Yugoslavya'yı işgal ettiğinde, Hırvat kökenli Tito, Kızıl Yıldız isimli gizli bir örgüt kurdu ve Nazi işgaline karşı özgürlük mücadelesine başladı. Naziler, Boşnaklardan oluşan Müslüman SS birliklerini kurarak, Tito'nun Kızıl Yıldız Örgütüne karşı acımasız bir mücadele başlattılar. Ancak, Naziler savaşı kaybedip geri çekilince, iktidara gelen Tito yönetimi döneminde, Müslüman SS birliklerini oluşturan Müslüman Boşnakların önemli bir kesimi, Türkiye'ye göç etmek mecburiyetinde kaldı. Bugün Türkiye'de oluşan asker-sivil yönetim erki, bu muhacirlerin çocuklarından oluşuyor. Mesela, Tansu Çiller'in babası, Müslüman SS birliklerinde bir komutandı. Türkiye 'ye geldiğinde Türkçe bilmiyordu. Yıllar sonra, Türkçeyi öğrenince de vali oldu.
    Günümüzde Boşnak kökenli Osmanlı saray kadınlarının çocukları ve akrabaları Ergenekon'dan çıkıp Anadolu'ya Asena isimli dişi kurdun peşine takılarak geldiklerini iddia ediyorlar. İri kemikli, sarı saçlı ve yeşil gözlü tiplerine baktığımızda, hemen de Ortaasyalı oldukları anlaşılıyor.
    Her ne kadar, Yeniçeri Ocağı mensuplarının Bektaşi, dolayısıyla da Alevi oldukları söylense de, bu tamamen tarihi gerçekleri çarpıtan görüşlerdir. Çünkü Yeniçeriler Müslüman Boşnak çocuklarından oluşuyordu. Ayrıca, 300 yıl boyunca Alevilere karşı yapılan katliamları Yeniçeriler yapıyordu. Nasıl oluyor da bir alevi asker ocağı, sadece suçu Alevi olmak olan insanlara karşı katliamlar uyguluyor? Aslında Haçlı Avrupa Hıristiyanlığına sahip Boşnaklar, hiçbir zaman tam anlamıyla Müslüman olmadılar. Sadece, İslamımsı bir İslam'ı benimsediler. Günümüzde bunu laiklik dinine dönüştürdüler. Kendileri gibi olmayan bütün Müslümanlığa karşılar. Özellikle, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya gelen Boşnak muhacirlerin tamamı, sadece yeminli bir Alevi düşmanı değil, aynı zamanda Anadolu'daki yerli bütün Hıristiyanlara karşı kin ve nefret doludurlar. Bunlar, Avrupa'daki Hıristiyanlardan gördükleri baskıları, Anadolu'daki yerli Hıristiyanların üzerine kin ve nefret olarak kustular. Pontus Rumları, Ermeniler ve Süryaniler bunlardan bazılarıdır. Bu baskılar sonucu, bunlar ya yok oldu ya da Müslüman Boşnaklara uyum sağlamak zorunda kaldılar. Müslüman Boşnak ve Kürd ilişkilerine gelince; bunlar Kürdlerden nefret ederler. Kürd varlığını tamamen red ettikleri gibi, Kürdleri; ehlileştirilmesi gereken dağ Türkleri olarak görürler. Sadece cumhuriyet döneminde, 22 sefer Kürdlere karşı katliam uyguladıklarını kendileri itiraf ediyorlar. Böylece de bunlar, hemen şimdiden 23. Kürd katliamı için hazırlıklara başlanması gerektiğini de düşünüyorlar.(!)
    Cephe kaçkını Boşnak kökenli Osmanlı paşalarının kurduğu Türkiye Cumhuriyetini günümüzde de, bu paşaların torunları yönetiyor. Günümüzde devlet yöneticilerinin tamamına yakını Müslüman Boşnaklardan oluşuyor. Bir kere İçişleri, Dışişleri ve Savunma Bakanlıklarında görev alabilmek için, kırmızı kaplı Anayasaya göre, Boşnak kökenli olmak gerekiyor. Bunlara göre, herkes devlet düşmanı ve haindir. Zaman zaman kışlalarına çekilseler bile, devlet yönetim erki hep bunların elinde olmuştur. Bazen kendileri Anayasayı tamamen rafa kaldırmalarına rağmen, aynı Anayasayı ihlal ettikleri gerekçesiyle, insanları idam ettiler. Müslüman Boşnaklar, Türk ırkçılığında hep baş rol oyuncusu oldular.
    Türkiye'deki yönetici Boşnak Türklerinin kimliklerini teker teker yazmaya kalkışsak, buna ne zaman ve ne de kağıt kalem yeter. Celal Bayar, Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Tansu Çiller bunlardan bazılarıdır. Yukarıda da belirttiğim gibi, devlet yönetiminin tamamına yakını bunların elindedir. Zaten, 600 yıllık Osmanlı ve 83 yıllık cumhuriyet döneminde, hiçbir zaman Ortaasya kökenli Türkmen yönetici olmamıştır.

    Boşnak kökenli saray kadınlarının torunları, devlet yönetimini ellerinde tuttukları gibi, medya, sanat ve ekonomi de bunların tekelindedir. Ekonomik alanda bunların görüşlerine ters düşen birileri olursa, derhal ya yok olur ya da iflas eder. Çünkü devlet bankaları bunların denetimindedir. Sadece ekonomik alanda değil, sosyal ve siyasal yaşamın hiç bir alanında, bunların görüşlerinin aksi olamaz. Şayet olursa, o insanların hali haraptır. Bunların İslamımsı inançlarına uydurmaya çalıştıkları laiklik dinine ters düşen irticacıdır. Velhasıl, bunların borazanının dışında, Türkiye'de hiç kimse ıslık bile çalamaz. Şayet böyle bir aksilik olur da, birleri ıslık çalmaya kalkışırsa, ya ilkel bir darbe olur ya da post modern bir darbe. Ergenekon'dan gelen Yugoslav muhacirlerini kimse kızdırmaya kalkışmasın.
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Bosna-Hersek’te evlilik gelenekleri...

    BOSNA-HERSEK’te savaştan sonra geleneklerin bir çoğu değişmiştir. Dernekler bu gelenekleri sürdürmek için çalışmalarını sürdürmektedir. Evlenme çağına gelmiş genç damat adayının tarafı gelin adayının büyüklerinin yemeğine davetli olarak katılırlar. Bu yemekte uygun görülürse evlenecekler arasında söz yapılması için damat tarafı gelin tarafından tarih belirlenmesini ister.

    Damadın kabulü kahvede
    Evlenecek kızın aile büyükleri damat adayı hakkında bir karara vardıktan sonra kahve ikramına geçilir. Kahve şekerli ise damat adayı evliliğe uygun görülmüş demektir, eğer kahve sade ise damat adayı evliliğe uygun görülmemiştir demektir. Bosna-Hersek’te Türklerin yaptığı diğer bir usulde evlenme çağına gelmiş genç erkekler, bazı düğün alaylarında güç gösterisi ve cesaretlerini göstermek için Mostar Köprü’süne çıkarak suya doğru atlarlar.

    Evlenecek genç köprüye çıkar
    Mostar Köprüsü’nün yüksekliği ve suyun akıntısı ise insanı ürpertir. Bu gelenek ise savaştan sonra azaldığı ve kimsenin yeni yapılan köprünün üzerinden atlayarak kendilerini göstermediği görülmüştür. Düğün gelenekleri, Boşnak, Türk, Makedonlar olmak üzere üç çeşit yapılmaktadır. Bu geleneklerin özü araştırılmaktadır.
     
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Boşnakça Alfabe
    [​IMG]
     
  4. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Boşnakça Soy İsimlerimiz Hakkında!

    Bir kişinin en önemli özelliklerinden biri soyadıdır. Osmanlı zamanında bildiğimiz gibi ailelerin soyadları yoktu babalarının dedelerinin isimleriyle anılırdı aileler. Diğer toplumlarda özellikle Balkanlardaki Müslümanların (Boşnakların) soyadları Osmanlıdan önce de vardı. Bazı soyadılar 500 sene, bazıları ise daha eskiye dayanıyor. Soyadı şu açılardan oldukça önemli:

    1.Ailelern tarihini ve geçmişini açıklamaya yardımcı oluyor
    2.Akrabalık bağlantıları koruyor
    3.Kişisel kimliğin en belirgin özelliği
    4.Soydalar üzerinde çok önemli araştırmalar yapılmaktadır… vs.


    Türkiye’ye gelen Boşnaklar, soyadlarını ‘’soyadı kanunu’’ ile birlikte değiştirmek zorunda kaldılar. Yeni ve Türkçe soyadı almak zorundaydılar. Osmanlıda yaşayan diğer toplumların soyadları olmadığı için herhangi bir tepki yaratılmadı. Ama Boşnakların vardı, herkesçe bilinen koca sülaler ve soyadlarıyla tanınırlardı. Ne oldu?
    Örnek ünlü bir ********n Gradaşçeviç’lerin soyadı birden değişiyor ve Akkaya oluyor… Demek ki o sülaleye ait olan bireyler yeni kimlik almış oluyor ve yeni bir tarihi baştan kuruyorlar. Eski tarihi ve hikayeler bir anlamda suya düşmüş oluyor ve unutulmaya bırakılıyor adeta. Bu durum birçok problemi beraberinde getiriyor. Daha sonraki süreçte akrabalarını bulmak isteyen kişiler bu sebepten dolayı kendi ailelerine ulaşamıyorlar. Sadece soyadı değil geçen duydum ki annemin halasının ismi değiştirildi, Muradiye yerinde Mualla oldu…
    Kimileri toplumdaki sorunlardan ve yanlış anlaşılmalardan dolayı kimileride kanunların izizn vermesinden dolayı ismini dahi değiştirmek zorunda kaldılar.

    Türkiye'ye yapılan göçlerin üzerinden belkide yıllar geçti. Belkide bazı ailelerin çocukları kendi soyadını bile bilmemekteler. Bu durumun ileriye yönelik daha da büyük sorunları beraberinde getireceği görünüyor.


    Acaba eski soyadı almak mümkün mü?
    Kanunlarda bu duruma herhangi bir engel söz konusumu?
    Çevremizde, ailemizde tepki yaratılabilir mi?
    Siz eski soyadlarınızı almayı düşünürmüsünüz?

    Bu konudaki düşüncelerimi ortaya koymaya çalıştım ve belki unutulmaya yüz tutmuş birçok bize ait olan öğeyi ve gerçeği tekrar canlandırdık.

    Adilović ,Agović, Ahmetović, Aličković,Alomerović,Aliomerović
    Aslanović,Atović,Babajić,Bačićanin,Balota,Bašović, Bećović
    Beganović,Begović,Beširović,Bibić, Biševo, Bihorac, Bilalović, Biličkovac,Biševac,Bijedić,Bugučanin,Bondzuković,B rničanin,Bročan,Brzanka,Buljubašić,Cacević,Dzanefe ndić,Dzeković,Čengić
    Dzihović,Đokić,Ćosović,Đurđević,Đukić ,Ćatović,Čivović,
    Ćolaković,Dacić,Dašić,Dečković,Dedović,Demirović,D ervović
    Dizdarević,Drajević,Dreković,Drešević,Društinac,Du dić,Duherić,
    Dupljak,Dzanković,Dzeković,Faković,Fazlagić,Fazlić ,Fetić,Fejzić,
    Gigić,Grahovac,Grišević,Grlavić,Gučević,Gusinjac,H adžialić
    Hadžajlić,Hadzibulić,Kolašinac,Hadzić.
     
  5. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    BOSNA BURAM BURAM OSMANLI KOKUYOR


    [​IMG]


    Bosna Hersek’te, Osmanlı’dan kalma âdetler hâlâ yaşatılıyor… Genç-yaşlı bütün Müslümanlar, ’’Ramazan şerif mübarek ola’’ diyerek birbirlerini tebrik ediyorlar...

    Bosna-Hersek’te, Osmanlı’dan kalma âdetler hâlâ yaşatılıyor. Genç-yaşlı bütün Müslümanlar ‘Ramazan şerif mübarek olsun’ diyerek birbirlerini tebrik ediyor; ancak söyleyen de dinleyen de bu cümlenin mânâsını bilmiyor!
    Yaklaşık altı yüz yıl önce İslamiyet’le tanışan Bosna, Ramazan aylarını Osmanlı’dan kalan izlerle geçiriyor. Heyecan her yıl olduğu gibi Ramazan ayı daha gelmeden başlıyor. Osmanlı döneminden kalma Başçarşı ve oraya uzanan bütün sokak ve caddeler adeta bir gelinlik gibi süslenirken şehirdeki bütün camiler ışıklandırılıyor. Ramazan’da birçok şehirde her yaştan binlerce insanın iştirak ettiği dinî musiki konserleri veriliyor. Medreseler (imam-hatip liseleri) tatil ediliyor ve öğrenciler halka dinî konularda yardımcı olması, hizmet etmesi için ülkenin her tarafına dağıtılıyor. Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan’da bulunan Müslümanların dinî liderliğini üstlenen riyaset makamı Ramazan ayını büyük afişlere Türkçe ‘Ramazan şerif mübarek olsun’ ifadesiyle kutluyor. Osmanlı’dan bugüne intikal eden bu ifade ile insanlar birbirlerinin Ramazan ayını tebrik ediyor; ancak işin garibi ne söyleyen ne de dinleyen bu cümlenin manasını biliyor. Bu kelimelerle Ramazan’ı tebrik edilen kişi de cevaben ‘Allah razı olsun’ diyor. Bosna’da iftar vakitleri, şerefelerin ışıklarının yanmasıyla okunmaya başlayan ezanların yanında şehrin değişik noktalarından atılan havai fişeklerle halka ilan ediliyor.
    Ramazan ayının girmesiyle birlikte Müslüman halkta farklı bir hareketlilik göze çarpıyor. Ülkenin bazı yerlerinde bulunan yardıma muhtaç ailelere yemek verilen aşevlerine (aşçinitsa) varlıklı insanlar destek oluyor. Binlerce insana sıcak yemek dağıtılıyor. Bunların içinde en göze batan iftarlar Türkiye’den gelen müteşebbislerin açtığı Bosna Sema Eğitim Kurumları tarafından veriliyor. Ayrıca, bu eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin organizasyonuyla öğrenciler ve veliler tarafından, binlerce aileye gıda yardımı yapılıyor. Özellikle bazı insanlar Osmanlı’dan kalan bir âdet olarak milli kıyafetlerini giyerek iftar davetine icabet etme usulünü devam ettiriyor. Bazı davet sahipleri ise yine eskiden kalan bir âdet üzere misafirlerini otuz üç çeşit Osmanlı yemeğiyle ağırlıyor.
    Camilerde sabah ve ikindi namazlarını muteakip okunan mukabelelere birçok insan katılıyor. Başta teravihler olmak üzere sabah namazları da dahil beş vakit namaza bayanlar ve erkekler birlikte iştirak ediyor. Kadir Gecesi 2 metre boyundaki dev cezvede pişirilen kahve, Başçarşı’daki Begova Camii’nin avlusunda halka ikram ediliyor. Bayramın yaklaştığı günlerde insanlar yine Begova Camii’nin bahçesinde kurulan fitre ve zekat ödeme merkezinde uzun kuyruklar oluşturuyor. Osmanlı’dan kalan usulle niyetlenilerek kılınan bayram namazlarının ardından birbirleriyle bayramlaşan ve hiç Türkçe bilmeyen bu Müslümanların arasında sadece ‘Bayram şerif mübarek ola!’ ve ‘Allah razı ola!’ cümleleri duyulur.
     
  6. UquR

    UquR Üye

  7. _NewsMan_

    _NewsMan_ Üye

  8. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Emegine Saglık...
     

Bu Sayfayı Paylaş