Bizim Ateistlerimiz Dindardır

'Köşe Yazıları' forumunda Asi_isyankar tarafından 26 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Bizim Ateistlerimiz Dindardır konusu Bizim Ateistlerimiz Dindardır

    Ate, yalnızca “Ben Tanrı’ya inanmıyorum. Buyurun siz inanın ama benim onunla işim olmaz” der. Ateist ise, “ben inanmıyorum, siz de inanmayacaksınız”. Ateistlere yalnız bizim ülkemiz ve benzer ülkelerde rastlanır. Batı’da ateist yok mudur? Vardır. Ama gene onlar da iyi-kötü düşünmüş sonuçta işin kolayına kaçmışlardır.


    Dostoyevski’nin bu paradoks tümcesini elbet çevirisinden okudum. Paradoksal yapısını bir yana bırakırsak, kimi teknik kusurlar var tümcede.
    İlkin Dostoyevski ‘ateist’ mi dedi yoksa ‘ate’ mi? Okuduğum çeviri Rusça’dandı. Rusça bilmediğimiz için de çevirmen karşısında elimiz kolumuz bağlı. Buna karşın yapmaya çalışacağım çözümlemenin sonunda bana katılacağınızı umarak onun ‘ateist’ değil de ‘ate’ demiş olacağını düşünüyorum.
    İkinci sorunlu sözcük ‘dindar’. Dostoyevski acaba ‘dindar’ mı dedi yoksa ‘inançlı’ mı?
    Yine öyle sanıyorum ki ‘inançlı’ dedi. Çünkü bir defa bu tümce, Dostoyevski gibi birey yaşam biçimlerini son derece iyi gözlemlemiş bir romancı/düşünüre yakışmıyor. Dostoyevski şunu demiş olamaz: “Bizim Tanrı düşmanlarımız kiliseye devam eder”. Çünkü dindarlık sadece dinî eylemleri işaret eder. Ateist de Tanrı’ya inanmayan değil, Tanrı alehtarıdır.

    ATELİK VE ATEİZM
    Her ne kadar felsefeciler arasında ateist, militan ateist ayrımı bulunsa da ‘ist’ takısının ideolojik çağrışımla malûl olması nedeniyle (hadi galat-ı meşhur diyelim) ben kısaca ate/ateist ayrımına gidiyorum.
    Bildiğiniz gibi ate, yalnızca “Ben Tanrı’ya inanmıyorum. Buyurun siz inanın ama benim onunla işim olmaz” diyen kişi.
    Ateist ise, inançsızlığın yukarıda anıldığı gibi militanlığını yapan “ben inanmıyorum, siz de inanmayacaksınız” diyen.
    Eğer böyleyse, biraz mahcubiyetle de olsa Dostoyevski’nin paradoksal gibi görünen tümcesini ben şöyle çevirirdim; eğer Rusça biliyor olsaydım: “Bizim atelerimiz inançlıdır”.

    FELSEFİ TANRI MI MİSTİK TANRI MI
    Önce düşünsel bir sorunu çözüme kavuşturmak gerekiyor: ‘Tanrı’yı yadsıma ve/veya ‘Tanrı’ya inanç deyip durduğumuz bu Tanrı, felsefî bir Tanrı mı yoksa mistik bir Tanrı mı?
    Çok değilse de ikisi arasında en azından kendisine ulaşılıp ulaşılamama konusunda izlenecek güzergâh, metot, üslup açısından önemli ayrımlar var.
    Önce ateyi ele alalım. Düşünen insan arar (bulur veya bulamaz), ötekini peygamberler haber vermiştir.
    Gadamer, hocası Heiddegger için: “Ömrü boyunca Tanrı’yı aradığı doğrudur ama bu tanrı kesinlikle mistik bir Tanrı değildi” diyor.
    Şimdi bütün bunlar doğruysa Heiddegger eğer aradığı Tanrı’yı bulduysa bütün anlamlarıyla felsefî bir Tanrı’ya inanmış olur, ateisttir, Eğer bulamadıysa yine felsefî anlamda tartışmasız atedir.
    O zaman düşünen adamın vardığı yer olumlu. Tanrı var dese de yok dese de sürekli arıyor, bundan ötürü de ateist olamıyor veya olmuyor.

    BİZİM GİBİ ÜLKELERDE ATEİST GÖRÜLÜR
    Ateiste gelince: Bu zatlara yalnız bizim ülkemiz veya mümasili ülkelerde rastlanır çoğunlukla. Batı’da ateist yok mudur? Var. Ama gene onlar da iyi-kötü düşünmüş sonuçta işin kolayına kaçmışlardır. Mesela Bernard Russell gibi. Bu tartışmada radikal bir tarzda taraf olmak makul görünmüyor. Ama şu kadarcık bir taraflılık büyük harfle yazılan ‘Aklın’ bir gereği gibi geliyor bana.
    Tartışmada taraf değilim ama şu Tanrı’yı yadsımak kolay değildir; bütün anlamlarıyla ateist olanların zihinsel tembelliği vardır.
    Bu kertede varoluşçuların şu aforizmasına yürekten katılıyorum:

    [B]Tanrı’yı ispat imkânsız, inkâr ise hafifliktir. [/B]
    [FONT=Times New Roman]Fazla dağıtıp, ayrıntılarda boğulmadan konuya dönersek kaynağı düşünce olan atelik (Batı’dakiler gibi) ile yine kaynağı düşünce olan ateizm arasında kavga çıkmaz ayrıca ikisi de soyludur.[/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Ateistse mistik Tanrılar’a inanan, o Tanrılar’ın gücünü hâlâ yitirmediği bizimki gibi ülkelerde boy verir ve nasıl ki kaynağı aynı olan inanırlığının hiçbir niteliği, erdemi yoksa aynen onun da yoktur. Atelikle Tanrı düşmanlığını birbirine karıştırmamak gerekir. [/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]‘Bizim Tanrı’ya inanmayanlarımız Tanrı’ya inanır’. Nasıl inanır? Onu yadsı***********, mümin nasıl ona mürid toplarsa o da onun müridlerini koparmaya çalışarak. Nasıl inanır? Söverek. Ruslar gibi biz de Doğuluyuz ve mümkün değil düşünsel anlamda bizde soylu ate çıkmaz, duygusaldır; söver ve/veya sünnet olur, cenazesini imam (veya papaz) kaldırır.[/FONT]

    [FONT=Times New Roman][B][FONT=Times New Roman]VAR OLMAYAN TANRI’YA SÖVÜLMEZ[/FONT][/B]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Var olmayan Tanrı (lütfen anlamaya çalışın) yadsınamaz. Var olmayan Tanrı’yla savaşım verilmez. Ama böyle bir tip varsa kimdir bu, nasıl türemiştir? [/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Karamsarlık değil, kendi kadar düşünen kendi kadar yazan birinin sorumluluğu şunu söylemek: Ülkemizden hiçbir öğreti ve/veya ideoloji taraftarının sahicisi çıkmaz. [/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Bu bahçe kireçli. Hakikaten mümin, hakikaten ate, hakikaten solcu, mümin, hatta (mesela İshak Alaton gibileri saymazsak) gerçek kapitalist çıkmaz. Ate diye ateist (Tanrı düşmanı), solcu diye kemalist ve/veya özgür seksçi mümin diye (Ali Kalkancı, Müslüm Gündüzler’in irabtan mahalleri yok) salt dünyalar, dünya iktidarları için cemaatler, partiler, yeşil sermaye odakları kuran biçareler, kapitalist adına karın tokluğuna işçi çalıştırmak için Allah’ın dinini istismar eden vahşi kapitalistler, Gazap Üzümleri’ni yazdıranlar çıkar.[/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Bu bahiste sorun şu: Bunların hepsi faşist. Ortak paydaları bu.[/FONT]

    [FONT=Times New Roman][B][FONT=Times New Roman]ORTAK PAYDALARI FAŞİST OLMALARI[/FONT][/B]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Felsefi tabanlarında din bulunmayan, hiçbir dinî referansı olmayan siyasi oluşumlardan, en muhafazakâr partiye kadar kendi içinde demokrat bir parti biliyor musunuz? Hepsi faşist.[/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Gelelim İslamcı oluşumlara, partilere. Ayet şöyle: [I]“Size ne oluyor ki; ‘Rabbimiz, bizi insanları hain olan bu kentten çıkar, tarafından bize bir koruyucu gönder’ diyen mustazaf (ezilmiş) erkekler, kadınlar ve çocuklar için fi sebilillah (Allah yolunda) savaşmıyorsunuz.”[/I] ( Nisa 75 4/75)[/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Demek ki İman Çağı’nda ‘fisebillillah cıhad’ın içi doluydu ve kesinlikle yeryüzünde mazlumlar için savaştı. [/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Ülkemizde birkaç İslamcı parti kapatıldı. Bunları anımsayın. İktidar da oldular. Ne diyorlardı: ‘fisebilillah cıhad’, ‘ila-i kelimetullah’ (Allah sözcüğünün yücelmesi) için cihad.[/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Bunların ve öteki bütün İslamcı yapılanmaların ne istediklerini anlamaya çalışırsanız, ayan-beyan şu çıkar ortaya: Namaz kılalım, her yerde takke, türban serbest olsun, genelevler kaldırılsın, içki içilmesin gibi ameller. Bunların hepsi ameldir ve islama göre bütün ameller ayrıntıdır (furuattır). Ahlak ve/veya iman asıl, ameller teferruattır. Amelleri küçümsediğim sakın anlaşılmasın. Mesela özgür bir ülkede isteyen başını rahatlıkla örtebilmelidir. Örneklersek mesela yukarki ayetle amel etmeyen, gündeminde mutlak manada adalet /zulüm kavramları bulunmayan birinin bütün amelleri boşa gitmiştir.[/FONT]
    [FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman]Şimdi toplumda zalim aynı zalim, mazlum aynı mazlum kaldıktan sonra takkeli başbakan benim neyime.[/FONT]

    [FONT=Times New Roman][I][FONT=Times New Roman][B]* Şair-Yazar / [/B][EMAIL="mazlummurat55@gmail.com"][B][COLOR=#000080]mazlummurat55@gmail.com[/COLOR][/B][/EMAIL][/FONT][/I][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT]
     

Bu Sayfayı Paylaş