Bizim çocuklar vites artırmalı

'Galatasaray' forumunda DilzaR tarafından 25 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bizim çocuklar vites artırmalı konusu [​IMG]


    Baros, Lincoln, Kewell üçlüsü 27 gollük müthiş bir katkı yaptı. Ancak sarı-kırmızılı takımın ligde ve UEFA Kupası’nda zirve yolunu açması, yerli oyuncuların, yabancıların en azından geçen seneki performanslarına çıkabilmelerine bağlı
    Geçen yıl son 6 haftadaki müthiş performansla gelen şampiyonluğun sloganı ‘yüzde 100 yerli’ydi. Galatasaray Carrusca’dan, Barrusso’dan, Bouzid’den hiçbir şey alamamıştı. Song’dan, Lincoln’den ve sonlara doğru Nonda’dan da çok az şey alabildiler. Bu, futbolun ötesinde neredeyse politik ve ekonomik açılımları olan yorumlara yol açtı. ‘Kendi çocuklarımızla her şeyi yaparız.’
    Bu yıl bu teşhis yine aynı yönetim tarafından tashih edildi gibi. Baros, Kewell, De Sanctis ve özellikle de geçen yıldan kalan Lincoln’ün son dönemdeki katkısı müthiş. Lincoln, Baros, Kewell üçlüsünün attığı 27 gol Galatasaray’ın attığı toplam gol sayısının yüzde 71’ine denk geliyor.
    Galatasaray’ı geçen yıl ligin finalinde sırtlayan yerlilerin büyük çoğunlukla Avrupa Şampiyonası’nda görev alışı bu yılki performanslarına etki etmiş gibi. Şampiyonluğun kahramanı Servet’ten, en iyi çıkış yapanı Mehmet Topal’a kadar henüz geçen yılki performansına ulaşabilen yok. Ancak yabancılar bu sefer açığı kapatmaya çalışıyor.
    Durdurulması güç
    Geçen yıl 16. haftayı 1 yenilgiyle geçen Galatasaray şimdiden 3 yenilgi sayısına ulaşmış durumda. Bu durumun sebebi deplasmanlardaki hüsran. Kocaeli galibiyetinin ardından tam iki buçuk ay boyunca kazanamadılar. 5 maçta 3 yenilgi aldılar. Ancak Ankara’nın suni çimine ulaştıklarında galibiyete kavuşabildiler.
    Ligde kendi evinde oyunu rakip alana yıkabildiklerinde durdurulması güç bir hücum organizasyonuna sahipler. Rakip evinde dirençli bir orta sahaya karşı oynadığında rahatsız oluyorlar. Avrupa’da durum tam tersi. Avrupalı bir alan oyunuyla karşılaşıldığında deplasmanda daha rahat ettikleri de oynadıkları (Bellinzona maçlarını bir kenara bırakalım) 6 maçta ortaya çıktı. Lizbon’da ve Berlin’de rahatlardı. Ali Sami Yen’de hiç değil.
    Bu biraz kafa karıştırıcı bir durum gibi gelebilir. Oyuna tempo vermek, hızla rakip kaleye inmek, şartlar oluştuğunda, yani rakip savunmayı önde kurup orta sahasını öncelikle hücuma yönelttiğinde onlar için çok kolay oluyor. İşte en son Beşiktaş maçı... İşte Benfica ve Hertha maçları.
    Nonda tek pivot [​IMG]
    Bu durumun iki sebebi var. Orta sahada kavga eden oyuncu sayısının azlığı ve bu oyuncuların form durumu. Bu yüzden Skibbe’nin üçlü savunma tercihinin geçici bir durum olmayabileceği ihtimal dahilinde. Galatasaray ikinci yarıya da bu formasyonla başlayabilir. Ancak bunun da riskleri fazlasıyla var. Bunu bertaraf etmek de bu bağlantıları sağlayan yerli oyuncuların formlarında yükselmeyle mümkün. Mehmet Topal ve Ayhan geçen yılki verimliliklerine ulaşırlarsa Galatasaray’ın önüne koyduğu tarihi hedefe ulaşması olanak dahilinde.
    Baros’un, Lincoln’le kurduğu Arda’nın da kuvvetli bir şekilde desteklediği hücum organizasyonunun çeşitlenebilmesinin şartı da Nonda’nın kendine gelmesi. Eldeki tek pivot özellikli oyuncu o. Eğer 3 yıllık sözleşmesi onda bir rehavet yaratmadıysa ve gönderilmesi söz konusu değilse performans yükselmesi durumunda katkısı büyük olur. İlerideki çapa olabilirse, defansif orta sahaya nefes aldırması bile büyük şans olabilir.
    Ancak başta da söylediğim gibi bu ekip için zirvenin yolu geçen yıl takımı sırtlayan yerlilerin, yabancıların en azından geçen seneki performanslarına çıkabilmelerine bağlı.


    Devrenin transferi
    Milan Baros

    Baros maç başına gol ortalaması açısından üç takımı, Konyaspor, Ankaragücü ve Hacettepe’yi geride bıraktı. Antalya kadar attı. 14 maçta 14 gol atan Çek oyuncunun UEFA Kupası’nda da 4 golü var. İlginç olan ise Baros’un ligde oynadığı maçların yarısında gol atmamış olması.
    68 kez milli formayı giyen 27 yaşındaki futbolcu için Galatasaray, Lyon’a 5.5 milyon euro bonservis ödemişti. 2002’de Liverpool’a imza attığından bu yana hiçbir sezonda Galatasaray’da henüz 16 maçta ulaştığı gol sayısına ulaşamamış olması onun yeniden kariyerine ivme kazandırdığını gösteriyor olmalı. Çek oyuncu yeniden Avrupa’nın gözünü üzerine çevirmeyi bildi. Galatasaray’a imza atmasında Liverpool formasıyla 2005 Şampiyonlar Ligi kupasını birlikte kaldırdığı Harry Kewell’la oynayacak olmanın verdiği rahatlık herhalde rol oynamıştır. Ancak devrenin sonlarına doğru asıl rahatlığı sanırım Lincoln’le kurduğu pas ilişkisinde buldu.
    Kabul edelim ki geçen yılı Lyon’da attığı 7 golle kapayan, Aston Villa’da hayal kırıklığı yaşayan Çek oyuncunun transferi riskli görülüyordu. Baros, 2 maç kaçırmasına ve bazı maçlara sağ kanatta başlamasına rağmen 14 golle kariyerinin en parlak lig performansını sergiliyor.

    71.5 dakikaya 1 gol sığdırdı
    Milan Baros, ligin 16 haftalık bölümünde 14 maçta forma giyerken, 14 gol kaydetti. 1002 dakika sahada kalan Çek yıldız, 71.5 dakikada 1 gole imzasını attı. UEFA Kupası’nda ise 4 kez golle buluşan Baros, sarı-kırmızılı forma altında toplamda 18 kez rakip ağları havalandırdı.

    [​IMG]
    Devrenin yıldızı
    Cassio Lincoln

    Geçen yıl Beşiktaş maçıyla başlayan Kalli - Lincoln uzaklaşmasının geçmişi de vardı. Yetenekten önce disiplin jenerasyonunun temsilcisi Kalli’nin, Lincoln transferine sıcak bakmadığı hep söylendi. Bu, Kalli’nin de zaman zaman ima ettiği bir durumdu. Skibbe ise Almanya’nın yeteneğe susadığı dönemin temsilcisi. Brezilyalı Lincoln’ü hocalık yapmayarak çalıştırdı ve kazandı. Schalke’den bildiğimiz ‘Alex’in biraz daha fazla koşanı’ performansına kısa sürede ulaştı. Taraftar onu zaten oynamasa da seviyordu. O kendisini bizim gibi müşkülpesentlere de sevdirdi. Galatasaray adına devrenin yıldızı o. Arda ise zaten efsaneler arasına girdi (!) Fazla söze gerek yok.
    [​IMG]
    Devrenin geri dönüşü
    Barış Özbek

    Uzun süren sakatlığın ardından Barış çok daha olgun ama aynı enerjiklikte bir performansla geri döndü. 4’lünün sağında, 3’lü savunmada ortanın sağında ya da ortanın ortasında güvenilir ve vasatın çok üzerinde bir performansla oynuyor. Milli takımı tercih etmeyişi bizim için kayıp. Onun için de...

    Hayal kırıklığı
    Sağlık durumu

    Tıp eğitimi almadım. Sağlık ekibine haksızlık etmek istemem. Belki de Galatasaray’ın başında bir kara bela var. Ancak sebep ne olursa olsun sağlık Galatasaray’da sık rastlanan bir hâl değil. Linderoth’dan Serkan’a, Mehmet Topal’a, Emre Güngör’e, Kewell’a, Hasan Şaş’a, Orkun, Uğur, Nonda’ya vs.vs... Galatasaray’ın uzun, bol ve tekrarlayan sakatlıkları, hastalıkları sanırım en büyük hayal kırıklığı oldu. Oyuncu performansları açısından bakıldığında ise... Sanırım ilk olarak geçen yıl attığı kritik gollerle şampiyonlukta önemli rol oynayan Nonda’yı gösterebiliriz. Sonra da kariyeri açısından kendisinden çok şey beklenen Fernando Meira’nın vasatlığı dikkat çekici. Ancak her iki oyuncuda özellikle de Meira’da Popescuvari bir geri dönüş ve yükseliş beklenebilir.



    Devrenin tezatı
    Kalli bir bakıma yardımcıları gönderildiği için gitmişti. Skibbe’nin yardımcıları gönderildi ama o kaldı. Hem de çok eleştirildiği bir dönemde. Sonra geçen yıl giden ve gidişi şampiyonlukta dönüm noktası olarak kabul edilen Kalli geri döndü. Skibbe bir bakıma yardımcı oldu. En baştan Skibbe, Kalli’nin yardımcısı olsaydı geçen yıl Galatasaray şampiyon olur muydu?

    Aksesuvarı
    Fenerbahçe maçında elmacık kemiğinin kırılması sonrası hemen hafta içindeki kupa maçında yüzüne taktığı maskesi Servet’in kısa sürede alametifarikası oldu. O ana kadar çok top kaybetmekle form düşüklüğüyle eleştirilen milli oyuncuya o andan itibaren gelen eleştiriler kesildi sanki. Maskesi cansiperane oyununun bayrağı gibi. Muhtemelen ikinci devre maskesiz sahada olacak ya da Petr Cech gibi ömür boyu takmayı da tercih edebilir. Eğer Servet’in maskesini, maç sonrası taktığı şapkalardan daha az eksantrik bulanlardansanız, o zaman favoriniz Baros’un pembe kramponları olmalı...

    Kritik anı
    Ankara’nın çimine bak

    Benfica ve Hertha galibiyetleri Galatasaray için kritik dönemeçler. Ligde istenen pek alınamazken Avrupa’ya tutunuş moralleri yerinde tutan gelişme oldu. Ancak yine de Ankaragücü ve Gençlerbirliği maçında alınan galibiyetler, toplam 20 dakikada atılan 6 gol, Skibbe’nin nefes almasını sağladı. Şimdi Alman hocanın önündeki kritik dönemeç Bordeaux maçları. Geçerse iyice rahatlayacak.
     

Bu Sayfayı Paylaş