Bitlis Tatvan İlçesi

'Bitlis Tanıtımı' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bitlis Tatvan İlçesi konusu Doğu Anadolu Bölgesi'nde Bitlis İli'ne bağlı bir ilçe olan Tatvan'ın, kuzey ve doğusunda Van Gölü, güneydoğusunda Gevaş, güneyinde Hizan ilçeleri ile batısında Bitlis ili, kuzeyinde de Ahlat ilçesi bulunmaktadır. Van Gölü'nün güneybatısındaki yüksek bir alanda yer alan Tatvan'ın büyük bölümü dağlıktır. İlçenin güney ve güneydoğu kesimlerini Güneydoğu Toroslarına bağlı dağlar, batı ve kuzeybatı kesimini de nemrut Dağı engebelendirmektedir. Ayrıca en yüksek yeri Alacabük Dağı olarak bilinen Pelli Dağı da güneydoğu sınırı yakınındadır. İlçe topraklarından çıkan Güzeldere başta olmak üzere küçük akarsular Van Gölü'ne dökülmektedir. Güney ve güneydoğudaki dağlardan kaynaklanan suların oluşturduğu dereler ilçe sınırları dışında Dicle Nehri'nin başlıca kollarından olan Botan Çayı'na katılır. Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü'nün güneybatı kesimi ile Nemrut Gölü'nün bir bölümü de ilçe sınırları içerisindedir.

    İl merkezine 25 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 1.235 km2, denizden yüksekliği ise 1.720 metre olup, toplam nüfusu 80.460'dır.


    İlçenin ekonomisi ticaret, sanayi, tarım ve turizme dayalıdır. Ekime elverişli topraklarında şeker pancarı ve buğday yetiştirilir. Az miktarda sebze ve meyva da yetiştirilmektedir. İlçe topraklarında sünger taşı ve pelit içeren maden yatakları bulunmaktadır. İran ile 1970'te demiryolu bağlantısının sağlanması, Muş, Diyarbakır ve Siirt'ten geçen karayollarının ilçe sınırları içerisinde birleşmesi, Van Gölü kıyısındaki Tuğ İskelesi yöreyi taşımacılık yönünden önemli bir konuma getirmiştir.

    Tatvan isminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte Kanuni döneminde Zal Paşa tarafından şimdiki Çağlayan mahallesi mevkiinde bir kale yaptırdığı ve halkın buraya Taht-ı Van adını verdikleri söylenmektedir.

    Dağlar

    İlçe topraklarının büyük bir bölümünü dağlar oluşturmaktadır. Güney ve güney doğu kesimini Toroslara bağlı dağlar; batı ve kuzeybatı kesimini de Nemrut Dağı oluşturmaktadır. Nemrut Dağı’nın yüksekliği 3050 metredir. Güney sınırını oluşturan Alacahöyük Dağı olarak da bilinen Pelli Dağı’nın yüksekliği de 3076 metredir. İlçenin kuzeyinde bulunan Nemrut Dağı, gerek bu bölgedeki volkan dağlarının bir örneği olması ve gerekse Van Gölü’nün meydana gelmesinde önemli bir yer tutması bakımından incelenmeyi gerektiren bir dağdır. Zamanımızda sönmüş bir volkan olarak görünen bu dağ, doğu batı doğrultusunda uzanan geniş ölçülü uzun bir çukur alanın ortasından yükselmektedir. Nemrut volkanı kuaternerde püskürmüş yığıntı dağ ve platoların anayapısını meydana getirmiş bulunduğuna göre böyle bir eski çukurluk sisteminin ve gelişmiş akarsu ağının piliosen devrine ait olması daha geniş bir ifade ile, bu eski reliefin yaşının kuaterner öncesi olma ihtimali yüksektir. Nemrut yanardağı Van Gölü’nün batısında, Tatvan ilçesinin kuzeyinde yer almış olup 3050 metre yüksekliğindedir. Tepesi kesik koniye benzer biçimde olup çapı 6 km kadar olan daire şekilli bir krater işgal eder. Nemrut Dağı, üzerine her taraftan kolay çıkılabilen yayvan yamaçlı bir kubbe biçimindedir. Yüksek tepesinden 400-500 metre aşağıdaki krater tabanı ve bunun bir kısmını örten gölün bulunduğu asıl volkan konisinden başka, dağın göğsünde koni biçiminde başka tepelerde mevcuttur. Nemrut Dağı, tabakalı volkanlar soyundan sönmüş bir yanardağdır. Dağın bugünkü doruğundan, etrafa doğru bazı yerlerinden birkaç derece, bir çok yerinden de daha fazla eğimli lav ve tüf tabakaları birbiri üstüne ve yanyana gelecek şekilde kat kat sıralanmıştır. Dağın yamaçlarında en geniş yeri tutan, volkanik örtü lavlarıdır. Bunlar, türlü püskürmeler sonucunda fasılalı olarak volkan bacasından püskürmüşlerdir. Yanardağın faaliyeti çok defa şiddetli patlamalarla başlamış, bu sırada; küller, lapinler, bombalar fırlatmış ve böylece dağın çeşitli yerlerinde tüf yığınları meydana gelmiştir. Daha sonraki püskürmelerde bunların üstünü yeni lavlar örtmüştür. Dağın bazı yerlerinde püskürmeler 15 metre kalınlığında tüf yığınları meydana getirmiştir. Dağın asıl tepesi bu patlamalarla havaya uçmuştur. Dağın kaybettiği bu yüksekliğin 400 metreden fazla olduğu sanılmaktadır. Teşekkül tarzı ne olursa olsun Nemrut Dağı’nın ortasında eski volkan konisinden kalma 7-10 km eninde ve boyunda muazzam bir kaldera meydana gelmiştir. Bu kalderanın en yüksek kenarları 3000 metreden fazladır. Tabanı ise 2400 metredir. Kalderanın yamaçları üzerinde obsidyenler ( volkan camı ) bulunmaktadır. Nemrut volkanın son faaliyeti sırasında, kalderanın doğu bölümü volkan mahsülleri ile dolmuş, yalnız batı bölümü geniş bir çukurluk halinde kalmıştır. Burada suların birikmesiyle 6 km uzunluğunda ve 2 km genişliğinde Nemrut Krater Gölü oluşmuştur. Tatvan’ın güneyini çevreleyen Toroslar’ın uzantısı olan İhtiyarşahap Dağları’nın yüksekliği 3560 m’dir. Bunların dışında bazı dağlar ve yükseklikleri şöyledir : Zin Dağı 2278 , Şirin Dağı 2285, Şisen Dağı 2321, Kirkor Dağı 2478, Aktül Dağı 2073 metredir.

    Ovalar

    İlçenin kuzeybatısında bulunan Rahva Ovası 1850 metre rakımlı olup, buraya çok miktarda kar düşmektedir. Kurak olduğundan, ancak hububat ekimi yapılır. Göllü ve Güzeldere Ovaları ise ilçe merkezinin güneyinde yer almaktadır. Büyük bir kısmı sulu olduğu için sebze (bostan) fasulye, tütün, mısır, ve buna benzer bitkilerin ekimi yapılır. Öbür taraftan Tatvan’ın kuzeydoğusunda Sarıkum, Kıyıdüzü ve Adabağ köylerine ait geniş sulu ovada ise, genellikle şekerpancarı, kavun, karpuz, domates, biber, patlıcan, fasulye ve patates ekimi yapılır. Bunlar, ilçenin ihtiyaçlarını karşılamakta, ihtiyaç fazlası ürünler de çevre il ve ilçelere satılmaktadır.

    Akarsular

    İlçe, akarsular açısından fazla zengin olmamakla beraber Kotum Çayı, Sapur Çayı, Güzeldere Çayı gibi küçük akarsulara sahiptir. Bu sularla, 200 dekar alanda sulu ekim yapılmaktadır. Ayrıca, bu sularda bol miktarda balık bulunmaktadır. Van Gölü’nden sonra, ilçe ve çevrenin balık ihtiyacı buralardan temin edilmektedir. Van Gölü’nde bol miktarda üretilen İnci Kefalı balığı, çevre il ve ilçelere de gönderilmektedir.

    Göller

    Bir bölümü ilçe sınırları içerisinde kalan Van Gölü ile Nemrut Krater Gölü bulunmaktadır. Van Gölü, Türkiye’nin en büyük gölüdür. Van ili Gevaş ilçesi , Erciş ilçesi, Bitlis-Adilcevaz, Ahlat, Tatvan İlçeleri sınırları dahilindedir. Yüzölçümü 3765 km2’dir. Denizden yüksekliği 1700 m.’dir. Dünyanın ikinci büyük krater gölü unvanına sahip olan göl Nemrut Dağı tepesinde bulunmaktadır. Gölün denizden yüksekliği 2400 m olup yüzölçümü 12 Km2’dir.

    Nemrut Krater Gölü

    Anadolu’da tarihi çağlarda faaliyet gösteren birkaç yanardağdan biri de Nemrut Dağı’dır. Bu yanardağın en son 1441 yılındaki faaliyetini 15.yy’da bu yörede yaşayan Wardan adındaki bir yazarın eserinden öğrenmekteyiz. Söz konusu eserde verilen bilgiye göre 1441 yılında Ahlat ile Bitlis arasında bulunan Nemrut Dağı gök gürültüsüne benzeyen bir sesle gürlemiş ve insanları dehşete düşürmüştür. Dağdaki buzlar yarılmış yarıklarından duman ve alev fışkırmaya başlamıştır. Alevlerin içinde eriyen taşlar, kayalar şiddetli gürültü ile havaya uçuşmuştur. Ahlat şehri yıkılacak diye şehir halkı korkudan titremiş ve çevreye kaçışmıştır. Dağdan çıkan öldürücü pis kokular insanları hasta etmiştir. Bu durumu çevre yerleşim birimlerinde iskan edenler açıkça görmüşlerdir. Patlamalar neticesinde tepe kısmını kaybedip kesik koni şeklini almasına rağmen Nemrut Dağı’nın yüksekliği kalderanın kuzeyinde 3050 m ye kadar ulaşır. Kalderanın çevresinde yer yer 2800 m yi aşan yükseltiler bulunmaktadır. Nemrut Kalderası içinde devamlı olarak iki göl ile genellikle yaz mevsiminin sonlarına doğru kuruyan üç göl daha bulunmaktadır. Göllerin beslenme kaynakları yağışlar olup, su seviyeleri yıllık yağış miktarına göre değişmektedir. Göllerin en büyüğü olan Nemrut Krater Gölü’nün kabaca bir hilal şeklinde oluştuğu görülmektedir. Yüzölçümü yaklaşık olarak 12 Km2’dir. Ortalama derinliği 100 m. civarındadır. Bol miktarda aynalı sazan ile az miktarda diğer balık türleri bulunmaktadır. Göl suyu tatlı ve soğuktur. Alınan örneklerin analizi neticesinde suyun berrak, renksiz, kokusuz ve normal içme suyu lezzetinde olduğu tespit edilmiştir..

    Ilıgöl

    İkinci göl olan Ilıgöl’ün yüzölçümü yaklaşık 1.2 Km2’dir. Gerek göl tabanından, gerekse gölün çevresinden karışan sıcak sular ve buhar nedeniyle kış mevsiminde bile 40 dereceye kadar, yaz mevsiminde ise 60 dereceye kadar ulaşan bir sıcaklığa sahiptir. Bazı asalaklar dışında canlı hayatına imkan vermeyen bu göl suyu genellikle romatizma tedavisinde büyük şifa kaynağıdır. Yakın çevrelerden gelen ziyaretçiler 3-4 gün kadar çadır ve kendi imkanlarıyla yaptıkları barınaklar içinde kalarak, günde 2-3 kez gölde banyo yapmak suretiyle tedavi oldukları müşahade edilmektedir. Ilıgöl civarındaki çok sayıda sıcak su kaynağına ek olarak bu gölün yaklaşık 160 m. doğusundaki kayalık bir alanda sıcaklıkla birlikte buhar çıkmaktadır. Bu buharın özellikle astım, bronşit gibi hastalarda teneffüs yoluyla; böbrek ve romatizma hastalarında ise vücudu buhar çıkan yete tutmak suretiyle tedavi olunduğu bilinmektedir. Ilıgöl civarındaki sıcak su kaynaklarının varlığı ve yer yer buhar çıkışı buranın önemli bir yer jeotermal enerji potansiyeli taşıdığı görüşünü kuvvetlendirmektedir.

    İklim

    İlçede karasal iklim hüküm sürmektedir. Van Gölü havzasında bulunmasına rağmen, batı yönlü rüzgarlar daha çok esmektedir. Rahva Ovası’ndan gelen batı yönlü rüzgarlar ile Van Gölü’nden gelen kuzeydoğu rüzgarlar Tatvan’ı etkilemektedir. Tatvan’da hava 104 gün yağışlı, 112 gün açık 149 gün bulutlu geçmiştir. Yağışlar ilkbahar ve sonbahar aylarında olmaktadır. 1997 yılı içinde en fazla yağış olan ay Nisan ayıdır. 152.6 mm/Kg. Yıl içinde Tatvan’ın 111 gününün karlı olduğu tespit edilmiştir. Karın en fazla yağdığı aylar ise Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarıdır. Tatvan’da aylık yağış ortalaması (1963-1996) İlçede son 33 yıllık (1963-1996) sıcaklık ve yağış verilerine göre ortalama sıcaklık 8.5 derece toplam yağış miktarı 858.9 mm.’dir. ilçede yıl içinde en sıcak ay olan temmuz ayı ortalaması 21.5 derecedir. Yıl içinde en soğuk ay olan ocak ayında ise ortalama –3.2 derecedir.

    Meteorolojik Günler

    1997 yılı içinde geçmektedir. Yıllık yağış toplamı 615.0 Kg dir. Tatvan’da Basınç Durumu : Yıl içindeki seyrinde şu sonuçlar elde edilmiştir. Şubat-Mart-Nisan aylarında çok az düşük, mayısta normal, yaz ayları boyunca çok düşüktür. Eylülden itibaren ocak ayına kadar basınç normalin üstündedir. Özellikle yıllık ortalamada ekim ayındaki basınç diğer aylara nazaran yüksektir. Tatvan’ın yüksekliğine göre 832.0 mb’lik basınç normal basınç olarak kabul edilmektedir.

    Bitki Örtüsü

    Dağlık alanlarla çevrili olan ilçe genelde kuzey kesimi volkanik dağların etkisiyle lav platoları görünümünde olup, gözle görülür bir bitki görünmemektedir. Güneybatı ve güneydoğu tarafı Toroslar’ın devamı olan dağlarla kaplı olup bu yörelerde çeşitli bitki örtülerine rastlanmaktadır. İlçe toprakları dağlar arasına sıkışmış olan küçük ovalardan oluşmaktadır. İlçe topraklarında bulunan ağaç türlerinden en çok meşe, karaçam, akasya yabankavağı, dışbudak, bilhassa Nemrut Dağı’nda bulunan huş ağacı gibi türleri oluşturmaktadır. Diğer bitki türlerinden papatya, menekşe, lale, sümbül, çiğdem, zambak ve leylak gibi daha bir çok türü bulunan bitkiler yetişmektedir. Ayrıca baharat ve şifalı ot olarak kullanılan adaçayı, nane, kekik, ısırgan otu, yağ ve peynire katılan sirmok otu bol miktarda yetişmektedir. Nemrut Dağı çevresinde heliz denilen bir bitki türü, ayrıca ilkbaharda çıkan ve halkın Tatvan muzu adını verdiği, başka yerlerde fazla yetişmeyen eşkin (uşkun) kenger, çiriş, kari, semizotu (parpar) kuzukulağı gibi yemeklerin yanında yeşil veya kurutularak yenilen daha bir çok bitki türü yetişmektedir. Ayrıca eğlencelerde misafirlere ikram edilen aluç, dağdagan, bıttım, ceviz, badem, kestane yemişlerin yanında; elma, armut, kayısı, vişne, kiraz, şeftali, ayva, kuşburnu, yörede bol miktarda yetişmektedir. Nemrut Dağı’nda tür bakımından oldukça zengin bir bitki örtüsünün geliştiği görülmektedir. Ancak dağın dış yamaçları ile kaldera arasında bitki örtüsü bakımından bariz bir farklılığının olduğu dikkatleri çeker. Nemrut yanardağının yamaçlarında ve kalderası içinde bugüne kadar 450 bitki türü tesbit edilmiştir. Nemrut yanardağının 1800 m. yükseltisinden başlayarak kaldera alanını kuşatan zirvelere kadar ulaşan yamaçlarda genellikle dağ stebi hakimdir. Diğer bölümlerde soğuk iklim şartlarına dayanabilen ve kışın yapraklarını döken meşe ağaçları bulunmaktadır. Türkiye’de türüne az rastlanan huş ağaçları ile bazı bölümlerinde bodur, ardıç türlerine rastlanmaktadır. Diğer taraftan çobanyastığı, karanfil, korunga, labada, kekik, altınçiçeği, yabani çavdar, yumak, taşkıran, nohut, adaçayı, düğünçiçeği, keten, çiviotu, kıvışkan otu, üçgül, anason, peygamber çiçeği ve yavşan gibi daha bir çok türden bitkinin bulunduğu bilinmektedir. İlçe toprakları genelde alüvyal topraklar, kalüvyal topraklar kiraçsiz kahverengi orman toprakları, kireçsiz kahverengi topraklar ve regesol topraklardan meydana gelmiştir.

    Tatvan’da Şifalı Sular

    Tatvan Meslek Yüksekokulu civarında tarihi çok eski olan bir şifalı su bulunmaktadır. Bu sudan iki şekilde faydalanılmaktadır. Su banyo şeklinde uygulamalarda karbondioksitli olması nedeniyle periferik vasküler rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Isıtıldığı takdirde (Suyun doğal sıcaklığı 15 derecedir.) nörolojik ve hareket sistemi rahatsızlıklarının kronik dönemlerinde rehabilitasyon maksadıyla banyolar şeklinde kullanıldığı, içme suyu olarak kullanıldığında ise mide, bağırsak sisteminin kataral rahatsızlıklarında, böbrek taşı ve iltihabının dökülmesi tedavilerinde kullanılmasının uygun olduğuna dair Sağlık Bakanlığı raporu bulunmaktadır. Beklediği zaman tortu oluşturduğundan şişelemeye uygun bulunmamaktadır. Çayırönü köyünde basur, ayak mantarları, romatizma, mide tedavilerinde kullanılan ve büyük oranda hastaların şifa bulduğu müşahede edilen bir su kaplıcası bulunmaktadır. Bunun dışında romatizma tedavilerinde kullanılan bir çok hastanın şifa bulduğu bilinen başka sular da Çağlayan Mahallesi ile Akhis Köyü’nde küçük birer kaplıca şeklindedir. Tatvan'a komşu ilçeler Ahlat, Bitlis, Gevaş ve Hizan ilçeleridir.

    Tatvan'ın yerli halkı çoğunlukta Kürt halkından ibaret olmakla beraber az sayıda da Ahlat'dan göçmüş Türkmenler, Topal Osman isyanına katılmış ve sürgün edilmiş bazı Laz ailelerden oluşmaktadır. bide tatvanda mıtırplar oturmaktadır buda nufusün 5'te 1'ini olusturmaktadır.


    * * *

    Tatvan’ın ilk kuruluş yeri Küçük su Köyü olup yörede tarih boyunca bir çok uygarlık yaşamıştır. Yörenin ilk sakinleri Huriler olup,M.Ö 3000-2000 yıllarında Van Gölü dolaylarında yaşamış bir topluluktur. Bunların yanı sıra bölgede küçük krallıklarda bulunmaktaydı. Bunlardan Mittani’ler M.Ö 18.yy.da krallık kurarak geniş bir alanda hüküm sürdüklerini M.Ö 1340-1200 yılları arasında bu bölgede yaşamış olan Asur’luların yazılı kaynaklarından öğreniyoruz.

    Büyük İskender’in Doğu seferi sırasında (M.Ö 333) Persler’in yıkılmasıyla yörede bir çok küçük beylikler kuruldu ve yöre bu küçük beylikler arasında sık-sık el değiştirdi. 227 yılında Sasani krallığı kurulur ve sonraki dönemlerde bölge Sasaniler’in hakimiyeti altına girer. 395 yılında Roma imparatorluğunun Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılarak Batı Roma imparatorluğu, Bizans imparatorluğu olarak Ortaçağ Anadolu suna damgasını vurur. Ancak 1000 yıllık bir tarihe sahip olan, Bizans, 640 yıllarından başlayarak Arap saldırılarına uğrar.

    Arapların bu bölgede uzun süre hüküm sürdükleri bilinmektedir. Araplar Anadolu’nun doğusuna sık-sık akınlar düzenleyerek Bizanslılar ile savaşmışlardır. İlk olarak İyaz Bin Ganm (630-640) bölgeye sefer düzenleyerek Tatvan civarlarına varır 642 yılında ikinci kez sefer düzenler. Emeviler döneminde İslam egemenliği sağlamca kökleşmez. Abbasiler zamanında Arap valilerinin baskısı çok artar. Abbasiler burada durmak bilmeyen isyanları bastırarak Ermenileri kazanmak ister, böylece uzun bir barış dönemi ile birlikte yoğun imar çalışmaları başlar (11.yy.) 11.yy’ın başlarında bölgeye Selçuklular akın etmeye başlar ve 1018 yılında Çağrı Bey komutasında bu yöreyi kuşatır. 1207 yılında Eyyubiler egemenlik kurar, 1229 yılında Ahlat ile birlikte Tatvan’da Harzemşahlar’ın eline geçer. Bu durum Selçukluları ve Harzemşahları karşı karşıya getirir. 1232 yılında Anadolu Selçukluları buraları geri alır. 1243 yılında Moğolların Selçukluları yenilgiye uğratmasıyla bölgedeki barış sona erer. Bu dönemden sonra Ak koyunlular, Kara koyunlular, İlhanlılar ve diğer beylikler arasında sık-sık el değiştirir.

    Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1533’de İran’a büyük bir sefer düzenlenir. Bitlis Beyliği’nin başı Şeref Han İran’a sığınır. Osmanlının gönderdiği ulema Paşa Bitlis’i ele geçirmeye çalışırken Safaviler ile savaşmak zorunda kalır. İstanbul’dan çıkan büyük ordu Bitlis, Tatvan, Ahlat, Adilcevaz ve Van’ı hiç zorlanmadan alır. Osmanlı ordusu 1548’de Tebriz’i aldıktan sonra bu bölgeyi tekrar geri alır. Safaviler yaptıkları saldırılarla yöreyi yağmalayarak büyük zarar verirse de Kanuni üç kez sefer düzenleyerek Safavilerin bölgedeki etkinliklerine son verir. Yörenin geçiş noktası olması nedeniyle her dönemde sık-sık el değiştirmiş istilalara uğramıştır.

    Tatvan isminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte Kanuni döneminde Zal Paşa tarafından şimdiki Çağlayan mahallesi mevkiinde bir kale yaptırdığı ve halkın buraya Taht-ı Van adını verdikleri söylenmektedir.

    Cumhuriyetin kuruluşuna kadar Osmanlı yönetiminde olan ilçe Cumhuriyet ile birlikte şimdiki Küçüksu’da nahiye merkezi olarak kurulmuş, 1936 yılında ilçe merkezi olarak şimdiki yerine taşınmıştır
     

Bu Sayfayı Paylaş