Bir Kahvelik Para Hikayesi

'Çocuklara Masallar Fıkralar' forumunda Mavi_Sema tarafından 9 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bir Kahvelik Para Hikayesi konusu Balkan Ahmet bütün gece uyuyamadı. Bir bir tarafına bir öbür tarafına döndü durdu. Yüreğinde tarif edilmez bir eziklik vardı. Bir türlü sabah olmuyordu. Nihayet derme takma küçümencik evinin kırıkları gazete parçalarıyla yamanmaya çalışılmış penceresinde biraz sonra doğacak olan güneşin belirtileri yansıdı. Adam buna herzamankinden fazla sevinerek alelacele ayağa fırladı. Yaşının oldukça ilerlemiş ve ömrünün buraya kadarki kısmının hep yoksulluk içinde geçmiş olmasına rağmen bir atlet gibi çevikti. Hep öyle acele acele hareketler yaparak gömleğini çakşırını giydi. Ateşi çoktan sönmüş sobanın üzerinden ibriği alarak dışarı çıktı. Duvarın hemen köşesine eğilerek ellerini yüzünü yıkadı. Sonra doğrularak dalgın dalgın bakışlarını çok uzaklara mıhladı. Derinlerden gelen bir sesle:
    - Ah bir kahve olsa da içiversem şimdi dedi.

    Eli kendiliğinden yamalı çakşırının cebine gitti. Oradan bir kahvelik para çıktı. Balkanın gözlerinde parlak bir gülümseme belirdi. Deliliği tutmuş bir insanın tavrıyla:
    - Yürü be ! diye bağırdı.

    Saçaklardakı halâ uykulu kuşlar bu naradan ürkerek uçuştular. Ama asıl uykudan uyanan şu kahve içme hevesi olmuştu. Bir kahve için ta şehre gitmek gerekiyordu. Şehir çok uzakta idi. Bu yolu haketmek her Ademoğlunun göstereceği hüner değildi. Ama o Balkan Ahmet idi. Mutlak gidecek ve kahvesini içecekti!
    Hemen yaya yola çıktı. Saatlar sonra nihayet şehre vardı. Vay burada ne kadar da çok insanlar varmış! Sokaklar vızıl vızıl. Buna hayranlıkla baktı da onu en çok etkileyen bu oldu. Salyaları akmaya başladı. Bu halini etraftan geçenler de görmesin diye en yakın bir kahvehaneye daldı. Bir köşeye oturarak kırk yıllık ağa imiş gibi kuruldu. Oturur oturmaz da abasnın sol yakasını kaldırarak oraya başını soktu. Usullacık:

    - Söyle bakalım canım ne istersin? dedi
    Hemen ardından oradan yanıt almışcasına:
    - Kahveci diye haykırdı kebabın bulunur mu canım kebap istiyor da!...
    Kahveci müşterisine tuhaf tuhaf baktı yine de nezaketle:
    - Yok efendim dedi.
    Balkan Ahmet başını yine yakasının altına götürerek:
    - Gördün ya kebap yokmuş başka ne istersin canım dedi.
    Sonra kahveciye dönerek:
    - O zaman köfte ver dedi
    Bu defa kahveci biraz kızgın:
    - Kahvehanede köfte ne arar be adam diye tersledi.
    Balkan Ahmet başını abasının altına sokarak canına köfte de olmadığını bildirdi. Böyle böyle canı ne isterse kahvecinin tepesi atana kadar dizdi durdu. İstedikleri de hep et türünden tuzlu pastırmaya kadar yemekler. Bir ara kahvecinin gerçekten sabrının taşıp onu dışarı atacağını anladı. Acele davranarak:- Efendim dedi kahven de mi yok? Bir kahve ver hiç olmazsa.
    Kahveci derin bir nefes alarak:
    - Kahvehanede kahve olmaz mı geliyor kahven dedi.

    Balkan Ahmet ikram edilen kahveyi höpürtede höpürtede büyük bir keyifle içti. Sonra oldu olacak bir kahvelik parasını bankadan milyonlar çekermiş gibi göksünü kabartarak kahveciye uzattı. Ayağa kalkmazdan önce başı gene yakasının altına gitti. Oradan hafifçe söylenen şu sözler işitildi:

    - Oldu mu gönlün canım? Bak sen ne arzu ettiysen hepsini istedim. Ama ne yapalım ancak yalnız kahveleri varmış. Haydi tutalım şimdi yine yaya Kulakova yolunu!
    genizlerine bir takım kokular gelmeye başladı etrafına tepeden baka baka çıkardı
     

Bu Sayfayı Paylaş