Bir kölenin imanı

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda RiVeR_Nn tarafından 29 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. RiVeR_Nn

    RiVeR_Nn Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bir kölenin imanı konusu Bir kölenin imanı

    İman senbolü, müşriklerin yaptığı bütün işkencelere direnerek, acılar içinde kıvranırken bile ahad-ahad diye inleyerek Allah (cc)'ın bir olduğunu haykıran sahabe.

    İslam'ın insana nasıl değer verdiğinin canlı şahidi. Kölelikten efendiliğe giden yolun, sivil direnişin sembolü…
    Vedin b. Atâ anlatıyor:
    Vahiy gelmeye başladıktan bir süre sonra, Allah Resûlü (sav), özellikle bunaldığı ve Mekke'deki tansiyon yükseldiği zaman Hz. Ebû Bekir ile birlikte Mekke'den uzaklaşıp, şehrin dışında bir mağaraya çekilirlerdi. Yine bu şekilde Mekke'den ayrılıp, bir mağaraya getmişlerdi. Onlar burada bulunurken, Abdullah b. Cüd'an'ın kölesi olan Bilâl-i Habeşi, her zaman olduğu gibi, efendisine ait olan bir koyun sürüsünü otlatıyordu. Kendini bekleyen ve hayatını tamamen değiştirecek olan büyük mucizeden habersiz olarak koyunlarını otlata otlata Allah Resulü (sav) ve Hz. Ebu Bekir'in kaldığı mağaranın bulunduğu yere kadar geldi.
    Bilal-i Habeşi'nin efendisi Abdullah b. Cüd'an, Mekke'de doğup büyümüş olan ve tam yüz kölesi bulunan bir köle tüccarıydı. Kaçan kölelere neler yapıldığını bildikleri için köleleri kaçmaya yeltenmeden ona hizmet ederdi. Bu durumu bilen efendi de, kölelerin koyunlarını dağlarda rahatça otlatmasına izin verir, bu konuda onlara fazla müdahale etmezdi. Bu yüzden Bilâl-i Habeşi de efendisini çok fazla kaygılandırmadan dağlarda koyunlarını rahatça otlatırdı. Şimdi yine dağlardaydı ve koyunları ile bir mağaranın önünden geçiyordu. Onu gören Allah Resûlü (sav) Bilal-i Habeşi'ye seslenerek:
    -Ey çoban! Biraz sütün var mı?
    -Yalnızca kendisinden yiyeceğimi temin ettiğim koyunun sütü var. -Onu bize getirir misin?

    Olur, diyerek koyunu Allah Resûlü(sav) götürdü. Allah Resûlü(sav) ondan bir kap istedi. Bilâl efendimiz, hemen gidip bir kap getirdi. Efendimiz kap doluncaya kadar koyundan süt sağdı. Kap dolunca, sütten sırayla içtiler. Önce Allah Resûlü (sav), ondan kanıncaya kadar içti.

    Sonra kabı Hz. Ebû Bekir'e verdi. O da kanıncaya kadar içti, kalanı Bilâl-i Habeşi'ye verdi. Süt içildikten sonra Allah Resûlü (sav), Bilâl-i Habeşi'ye dönerek, ona kendisinin Allah'ın Resûlü olduğunu söyledi. Kur'an okuyup, İslam'dan Allah'tan ve Resulünden bahsettikten sonra, onu İslâm'a davet etti.
    Bilal-i Habeşi şaşırıp kalmıştı, ilk kez hür bir insan kendisine bu kadar değer veriyor, kendisini muhatap alarak insanca muamele yapıyordu. Allah Resûlü'nün (sav) ona yaklaşımı, köle gibi değil, hür bir insan gibiydi. Bunun için onu pür dikkat dinledi. Konuşması ve davranışlarındaki asalet, sözlerindeki güzellik Bilâl efendimizin dikkatinden kaçmadı. Aslında, İslâm'a girmesi için, bu kadarı bile yeterdi. Ayrıca Onun anlattığı her şey, çok doğru ve çok güzel şeylerdi. Allah Resûlü'nün (sav) sözlerinden çok etkilenmişti.
    Düşünmeye bile gerek duymadan hemen orada Müslüman oldu. Allah Resûlü (sav):
    -İslâm'a girdiğini sakın kimseye söyleme, diye ona sıkı sıkıya tembih etti. Çünkü Allah Resulü(sav) ne onun nede başka bir sahâbenin müşrikler tarafından hırpalanmasını istemiyordu. Bilâl efendimiz:
    -Olur, diyerek, konuşması bittikten sonra oradan ayrıldı. Koyunları toplayıp, efendisinin evine geri döndü. O günden itibaren koyunlar, her zamankinden çok daha fazla süt vermeye başlamıştı. Koyunların daha fazla süt verdiğini gören efendisi:
    -Her halde güzel bir otlak bularak, koyunları orada otlatıyorsun.
    -Evet çok bereketli bir otlak buldum. Bunu derken manevi bereketi kastediyordu. İslâm'ın emirlerini öğrenmeği çok fazla arzulayan ve kalbinin daha da mutmain olmasını isteyen Bilâl efendimiz, İslâm hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir an önce Allah Resulü'nün (sav) yanına gitmek istiyor, sabahı dört gözle bekliyordu. Sabah olunca koyunlarını alarak doğruca Allah Resûlü'nün (sav) bulunduğu mağaranın yanına gidiyor, akşama kadar orada Allah Resûlü'nü (sav) dinliyordu. Böylece onun ilminden ve feyzinden istifade ediyor, akşam olduğunda, istemeye istemeye mağaradan ayrılıp sessizce efendisinin evin yolunu tutuyordu. Bu güzel sohbet tam üç gün sürdü. Üç gün sonra Allah Resulü (a.s.m) ve Hz. Ebu Bekir şehre döndüler.
     

Bu Sayfayı Paylaş