Bir Daha hiç kimseyi Sevmeyeceğim

'Şiirler' forumunda maviboncuk tarafından 22 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. maviboncuk

    maviboncuk Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bir Daha hiç kimseyi Sevmeyeceğim konusu
    Gecenin sıcağında açık pencereden içeri süzülen rüzgar, yüzümü okşuyordu Bir türlü uyku tutmuyor anılarsa, gözümün önünden gitmiyordu. Sağa sola dönmekten başım ağrımaya başlamıştı. Yalnızlığı içime birtürlü sindirememiştim. Evlendiğimizde mutluluğumuz, geleceğe ait verilen sözler, bir kenara itilmişti şimdi. Araya giren bir kadın güzel mutluluğumuzu bozmuştu. Tek taraflı olamazdı hiçbirzaman suç.. Kabahat yanızca kadında mıydı. Hayır tabii.. En büyük suç eşimdeydi. Neden mutluluklar ve sevgi birzaman sonra bitiyordu? Kadın herzaman çok seven, eşine bağlı, ya erkek,
    hep arayışlarda.

    Uykum kaçmıştı bir kere, teselli sanki sigaradaydı. Anılar ise gözümün önünde dün gibi, biri bitiyor biri başlıyordu hayallerimde. En kötüsü ise yalnız kalmaktı. İnsanın bir nefese ihtiyacı vardı. Çocuklarım evlenmiş kendi hayatlarıyla mücadele ediyordu. Sık sık ararlardı. Ama ya geceleri..
    Bomboş bir karanlık, içi dolmayan geceler, uyandığımda yalnızlığımı yüzüme vuran sabahlar. Ne yapmalıydım? İkinci bir evlilik mi? Ya yine eşim beni bırakıp giderse? Bu sorular bitmiyordu düşüncelerimde. Bazen yastığı ağzıma kapatıp saatlerce ağlıyordum. Kimse duymasın kimse bilmesin mutsuzluğumu diye.

    Bunalımlı günlerle mücadele ederken, bir şirkette karşılaşmıştık onunla.. Göz göze geldiğimizde, yüreğimden birşeylerin aktığını hissettim. Gülümseyerek yanıma gelmişti.
    -Merhaba size yardımcı olabilir miyim? Ben muhasebe müdürü Salih.
    -Memnun oldum efendim benim ismim Jale. Karaköy şubesinde halkla ilişkiler müdürüyüm.
    -Aaaa evet sizinle konuşuyoruz ama tanışmamıştık. O zaman bu gece ki toplantımıza da katılacaksınız.
    -Tabii efendim. Benim işim bitti gitmem gerek. Görüşmek üzere.
    -İyi günler Jale hanım görüşmek üzere.

    Ne harika biri, bana neler oluyor diye düşünüyordu. Yüreği, ilk görüşte aşk bu olsa gerek derken, aman boşver aşk da neymiş diyordu mantığı..
    Akşama harika olmalıydı. Herzaman giyimine, saçına önem verirdi. Belki de tek oyalandığı, kendini mutlu hissetiği yer, kuaför ve giyim mağazalarıydı. İşine geri dönmeyecekti. Fazla yapacağı bir işi de yoktu zaten. Kendini soluk soluğa, bir alışveriş merkezinin önünde buldu. Gökkuşağının bütün renklerinin, üzerinde olduğu, harika bir elbise beğenmişti. Ordan da kuaföre gitti. Saat sekiz de başlıyordu toplantı. Hersene olan, geleneksel yemeğiydi çalıştığı şirketin. Yaşı kırkı aşmasına rağmen, hâlâ genç görünüyordu. Hele aldığı kıyafet, on yaş daha gençleştirmişti onu.

    Eve geldiğinde gözlerine inanamadı. Saat altıyı geçmişti. Aklına gelmemişti saatine bakmak hiç. Gideceği yol bir saatlik mesafedeydi.
    -Neyse canım taksi çağırırım. Otobüslerde sürünecek halim yok diye düşündü. Karnı çok açtı ama, toplantı nasılsa yemekliydi. Aceleyle giyindi. Son kez aynaya baktığında harika görünüyordu. telefon edip bir taksi çağırdı.
    Şöfere Pera Palas`a gideceğim dedi.
    -Tamam efendim.
    Biraz sonra kraliçe edasıyla arabadan iniyordu.
    Kapıda ilgili kişiye davetiyesini gösterdi. Aslında nedense kalabalıktan hoşlanmazdı fazla...Ama bu toplantı gerçekten onun için önemliydi. Kendine oturacak bir yer ararken, karşıdan Salih beyin geldiğini gördü.
    -Jale hanım bizim masamıza buyrun.
    -Çok naziksiniz teşekkürler Salih bey.
    Beyaz pantolon ve yakası açık mavi gömleğiyle harika yakışıklıydı Salih.
    Boynunda ki altın zincir de ayrı bir hava katmıştı yakışıklılığına. Salih kırkbeş yaşında hiç evlenmemişti. Kaç kere nişanlandıysa bir türlü evliliği tadamamıştı. Artık evlenmem diyordu kendi kendine. Jale`yi gördüğünde hayran kalmıştı. Tam idealimde ki kadın diye düşünüyordu.

    Yemek güzel sohbetler ve şirketin ileri gelenlerinin konuşmalarıyla devam ediyordu. Salih Jale`nin tam karşısında oturuyor ve gözlerini hayran olduğu kadından bir türlü ayıramıyordu. İlk bakışta hiçbir kadına böyle duygular beslememişti. Saat onikiye geliyordu. Yavaş yavaş toplantıya katılan kişiler, kalkmaya başlamışlardı. Jale`de yalnız olduğu için,
    -Ben de kalkmalıyım geç oldu dedi.
    Salih hemen atıldı.
    -Jale hanım ben sizi eve bırakırım.
    -Lütfen yorulmayın ben, taksi çağırıp giderim.
    -Olur mu efendim sizi yalnız yollamam. Buyrun çıkalım.
    -Peki nasıl isterseniz.
    Aslında bu teklif Jale`nin de hoşuna gitmişti.Kendinle mücadele veriyor. Salih`in anlamasını istemiyordu.

    Araba da ikisi de sessizdi. İlk olarak sessizliği Salih bozdu.
    -Ne tarafta oturuyorsunuz Jale hanım.
    -Beylikdüzü siz,
    -Kadıköy,
    -Keşke taksiyle gitseydim. Şimdi siz giderken aklım siz de kalacak.
    -Merak etmeyin eve gider gitmez ararım sizi.
    -Çok teşekkürler.
    -Sizi merakta bırakır mıyım hiç.
    -Evinin kapısında iniyordu Jale, teşekkür ederek..
    Birbirlerine telefonlarını verip el sallayarak ayrıldılar.

    Hayatının akışı bir den değişmişti Jale`nin. Kader bana da gülüyor artık, çok şükür diyordu. Birbirlerine deliler gibi aşık olmuşlardı. Artık evlenmeye karar vermişler, ama tek sorunsa Jale`nin oğullarıydı. Anneleriyle ilgilenmedikleri gibi, annelerinin evlenmesini de istemiyorlardı. Çocuklarla Jale`nin arasında,
    bayağı tartışmalar oluyordu. Salih`de bu duruma çok üzülüyordu.
    -Gel evlenelim onlara haber vermeyelim. İlerde nasılsa alışırlar diyordu.
    Jale çocuklarının üzerine titreyen bir anneydi. Evlatlarını üzmek istemiyordu ama, Salih`i de çok seviyordu.
    -Salih gel evlenmeyelim ama, birbirimizi hep sevelim. Her fırsatta görüşürüz. ne dersin?
    -Olur mu hiç canım. Ben sabah gözlerimi açtığımda, seni kollarımın arasında bulmak istiyorum. Bu kadar da eziyet olmaz ki. Hiç bir bahanemiz yok ama, uzatmalı aşıklar gibi yaşayacağız. Nerde görülmüş ki..

    Bu düşünceler, ikisinin arasında soğukluklar yaratıyordu. Salih bir an öce evlenmek istiyor Jale ise, çocuklarıyla arasını bozmak istemiyordu. Bir yanda da mutluluğu, sevdiği aşkı vardı. İkisinin arasında kalmak ne zor du.
    Düşüncelerinin arasında kaybolmuştu Jale. Gözlerinin yaşı dinmiyordu. Çocuklarıyla her konuştuğunda, hep aynı tepkiyi alıyordu. Yapacak bir şey yoktu. Çocukları onun için çok kıymetliydi. Evlenmekten vazgeçeceğim diyordu.
    Salih`e söyleyecekti. İsterse, bir ömür boyu onun olacaktı. Ama kimsenin duymaması kaydıyla. O da...öyle emindi ki kabul etmeyecekti böyle durumu.
    Ne yapayım kader diyordu. İlk defa karşısına bu kadar çok sevdiği biri çıkmıştı. Unutacaktı Salih`i ve bir daha hiçkimseyi sevmeyecekti. Sevmeyeceğim diyordu kendi kendine, bir daha hiçkimseyi sevmeyeceğim.


    Menekşe Gülay

     

Bu Sayfayı Paylaş