Bir İlim Ve Edep Örneği: HZ. ÂİŞE (R.A.)

'İslamda Aile ve Kadın' forumunda Dine tarafından 13 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bir İlim Ve Edep Örneği: HZ. ÂİŞE (R.A.) konusu
    Bir İlim Ve Edep Örneği: HZ. ÂİŞE (R.A.)

    Hz. Aişe annemiz, mü’minlerin anneleri arasında özellikle ilme çok yetenekli oluşuyla dikkat çekmiştir. Hz. Ebû Bekr’in kızıdır. Bildiğimiz gibi Ebû Bekr, ALLAH ve Rasûlüne derin bağlılığı nedeniyle “sıddîk” lâkabıyla anılmıştır. Hz. Peygamber’in hayatı incelendiğinde, Hz. Ebû Bekr’in ayrı bir yeri olduğu görülür. Rasûlullah’a en büyük desteği veren insanlardan biri olan Hz. Ebû Bekr, İslâm için bütün servetini harca*****, infak denilince akla gelen ilk isimlerden biri olmuştur. Böylesine fedakâr ve itaatkar bir ALLAH ve Peygamber dostunun kızı olan Hz. Âişe, ahlâki açıdan babasına çok benziyordu. O da ALLAH ve Rasûlünü razı etmek için çalışmış ve daimâ sevgili eşi Hz. Peygamber’e hizmet arzusu taşımıştır.

    Rasûlullah’la oldukça erken bir yaşta evlenmiş olması, O’nun diğer müslümanların İslam’ı öğrenmesindeki rolünü bir kat daha artırmıştır. Son derece yetenekli, zeki, ilmi seven ve öğrenme gayreti içinde olan bir insandı. Daha babasının evindeyken edebiyat ve tarihle ilgili bilgiler edinmiş, ilk eğitimini babasından almıştır. Evlendikten sonra ilim öğrenme arzusu artarak devam etmiştir. Bu
    özellikleri nedeniyle Hz. Peygamber’in en önemli öğrencilerinden biri olmuştur. Hz. Peygamber de O’nun yeteneklerini geliştirmesi ve öğrenmesini kolaylaştırmak için gerekeni yapmış ve O’na yardımcı olmuştur.

    Hayatının bütün aşamaları müslümanlar için örnek ve rehber olan Hz. Peygamber’in, özellikle aile hayatının iyi biliniyor oluşunu Hz. Aişe’ye borçluyuz. O, Hz. Peygamber’den en çok hadis rivayet eden sahabiler arasında yer almıştır. Diğer müslümanların görmediği, bilmediği pek çok husus Hz. Âişe’nin rivayetleri sayesinde bilinmektedir. İdeal bir aile reisi olarak Rasûlullah’ın eşlerine, çocuklarına davranışlarını Hz. Âişe’den öğrenmekteyiz.

    Gelen âyet-i kerimeleri daha iyi anlayabilmek için Rasûlullah’a sorular sorar, öğrendiklerini uygulamak için özen gösterirdi. O’ndaki ilmî yetenek ve merak, Rasûlullah’ın O’na derin bir sevgi duymasına vesile olmuştur. Rasûlullah, hanımlarının arasında kendisine yalnızca Hz. Âişe’nin yanındayken vahyin geldiğini söylemiştir. Sahâbe, O’nun Hz. Âişe’ye olan sevgisini biliyor ve vermek istedikleri hediyeleri kabul etmesi için Rasûlullah Hz. Âişe’nin yanındayken vermeye dikkat ediyorlardı. Hz. Âişe nedeniyle bir çok âyet-i kerime nazil olmuştur. Yüzlerce beyitlik şiirleri ezberleyecek kadar kuvvetli bir hafızaya sahipti.

    Rasûlullah’a olan yakınlığı ve ilim arzusu O’nu tefsir ve fıkıh alanında otorite yapmış ve ilmî açıdan kadınerkek bütün müslümanların gıpta ettikleri bir seviyeye ulaşmıştır. O, öğrendiklerini Rasûlullah’ın vefatından sonra da insanlara aktarmaya devam etmiştir. Halifeler döneminde pek çok önemli konuda fetva vermiştir. Sahabî tarafından müctehidler arasında sayılmış, görüşlerine itibar edilmiştir. Kur’an ve sünnete aykırı olduğunu düşündüğü kararlara itiraz etmekten çekinmemiş ve itirazlarının nedenlerini ashaba delilleriyle açıklamıştır.

    Ebû Mûsa O’nun için, “Hakkında bilgi sahibi olmayıp da Âişe’den sorduğumuz hiç bir şeyde asla güçlük çekmedik” demiştir.

    Bildiklerini yalnızca soru soranlara değil, kadın-erkek herkese öğretmeye çalışmış ve öğrencileri olmuştur. Bunların arasında önemli hukuk âlimleri de bulunmaktadır. ALLAH’ın bir çok kabiliyetlerle donattığı Hz. Âişe, ibadetlerini de büyük bir istekle yerine getirirdi. O, nafile oruç ve namazlarında Hz. Peygamber’e eşlik eder, gecelerini ibadetle ihya ederdi.

    Zengin bir aile kızı olmasına rağmen Peygamber evinin mütevazi havasına çok çabuk uyum sağlamış, dünya hayatını değil “ALLAH’ı, Rasûl’ü ve Ahiret muradı”nı tercih etmiştir. Resûlullah’a karşı çok hizmetkârdı. Ev işleriyle meşgul olacak bir hizmetçi olmasına rağmen O’nun işleriyle bizzat kendisi ilgilenirdi. Rasûlullah’a duyduğu sevgi, zaman zaman diğer annelerimizi kıskanacak kadar yüksekti. En çok da Hz. Peygamber’in Hz. Hatice’ye olan sevgisini kıskanır, “dünyada O’ndan başka kadın yok mu?” diyerek bunu ifâde ederdi. Çok yönlü bir insan olan, Hz. Peygamber’den sonra müslümanlara bilmedikleri pek çok şey öğreten Hz. Âişe, İslam tarihi içinde istisna bir yere sahiptir. Özellikle müslüman kadının kabiliyetlerini geliştirip, onları Din-i Mübin için kullanma noktasında çok önemli ve çarpıcı bir örnektir. Âbid ve âlim sıfatlarını mükemmel bir şekilde kendisinde topla***** müslüman kadının hareket alanının genişliğini göstermiştir.

    Alıntıdır​
     

Bu Sayfayı Paylaş