Bir çocuğun namaz kılma öyküsü

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 13 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Bir çocuğun namaz kılma öyküsü konusu Bir Çocuğun Namaz Kılma Öyküsü


    Türkan Hanım dindar bir ailede büyümüştü. Annesi her fırsatta ona
    ve
    kardeşlerine namaz kılmalarını söyler, hatta kızarak onları uyarırdı.
    Türkan Hanım namazın kılınması gerektiğine inanır, ama yine de
    kılmazdı, çünkü kılmak nefsine zor geliyordu. Bazen başlar, sonra
    terk
    ederdi.


    Evlendi ve çocukları oldu. Annesi her geldiğinde aynı şekilde namaz
    kılmaları için ikaz etmeyi sürdürüyor, o da ısrarla kılmamaya devam
    ediyordu. Çok istemesine rağmen bir türlü nefsine galip gelemiyordu.
    Bir gün arkadaşları ona oturmaya geldi. İçlerinden biri annesini de
    yanında getirmişti. Teyze çok mübarekti. Öyle tatlı konuşuyordu ki,
    onu dinleyen saatler geçse usanmazdı. Teyze bir ara namaz konusuna
    değindi. O anlatırken, Türkan Hanım annesini hatırlamış ve annesinin
    eski günlerdeki namaz ikazlarını düşünüyordu. Misafirler de teyzeyi
    zevkle dinliyordu.

    Türkan Hanımın küçük oğlu Zekeriya, dört yaşındaydı. Oynadığı
    oyunu
    bırakmış, teyzenin koltuğu dibinde iki elini yumruk yapıp yüzüne
    dayamış bir şekilde, kıpırdamadan dinliyordu. Annesi ikram için
    mutfakla salon arasında koşturup dururken mevzu değişmişti. O da
    onların yanına oturup sohbetin güzelliğine kapılarak çayını
    yudumlamaya başladı.


    "Anne, senin yerine ben namaza başlayacağım"

    Tam bu sırada mutfaktan bir gürültü geldi. Arkasından da oğlunun
    çığlığı duyuldu. Telâşla mutfağa koştu Türkan Hanım. Misafirler de
    korkuyla peşinden gittiler. Oğlu bir sandalye koyarak lavaboya
    çıkmıştı. Bir ayağı lavabonun içinde, diğeri ise dışarıdaydı.
    Sandalye
    devrilmiş yerde dururken, oğlu da lavabonun kenarında korkmuş bir
    şekilde asılı duruyordu. Koşup kucağına aldı. Su içeceğini zannederek:

    "İsteseydin ben verirdim yavrum, ya düşüp bir yerine zarar verseydin"
    diye çıkıştı.

    Türkan Hanım oğlunun verdiği cevabı, uzun yıllar geçmesine rağmen
    hâlâ
    unutamaz; çünkü şöyle demişti çocuğu:

    "Anne, ben abdest alacaktım. Teyze dedi ya, namaz kılmayanlara Allah
    ceza verecekmiş diye. Ben de, sen ceza almayasın diye senin yerine
    namaza başlayacaktım."

    O an Türkan Hanım, tepeden tırnağa titrediğini hissetti. Allah,
    yıllarca namaz kılmayan Türkan Hanıma oğlunun davranışıyla müthiş bir
    ders vermişti. Yavrusuna sarılıp dakikalarca ağladı.

    Bu hikâye birçok bakımdan ders verici. Aslında çocuklar büyüklere
    değil, anne babalar evlâtlarına namazı öğretmeli. Çünkü, Peygamber
    Efendimiz (s.a.v) çocuklarımıza yedi yaşına geldiklerinde namaz
    kıldırmamızı ve on yaşına geldiklerinde ise ciddi bir şekilde üzerinde
    durmamızı emreder.

    Çocuklarımıza -küçük yaşlarda gerek camilere götürerek, gerek ise
    evde
    cemaat yaparak- namazı sevdirmeli ve onlara örnek olmalıyız. Namaz
    çocuklara tatlı bir üslûpla, sevdirilerek anlatıldığı takdirde
    çocukların namaza karşı ilgi ve sevgileri kaçınılmaz olur.
     

Bu Sayfayı Paylaş