Bingöl Şiirleri - Bingöl ile ilgili Şiirler

'Bingöl Tanıtımı' forumunda Mavi_Sema tarafından 21 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bingöl Şiirleri - Bingöl ile ilgili Şiirler konusu Bingöl şiiri
    Bingöl hakkında şiirler
    Bingölle ilgili şiirler

    BİNGÖL'DE OLMALI ŞİMDİ


    Şeytan dağlarını mesken tutmalı

    Ya da Şerafeddin dağlarında çoban olmalı köyümün sürüsüne

    Kavala üflemeli türkü tadında

    Stresten uzak sade bir hayat

    Ekmek elde su gölde yaşamalı

    Yüzlerce kez yüz sürmeli toprağına

    Şimdi Adaklı / ya da köylerinde olmalı





    Doruğuna çıkmalı Akça kara dağının

    Darahênê'nin alnındaki onuru okumalı

    Oradan seyretmeli Murat nehrini

    Buğday / soğan ekmeli ovasına

    Cücüğüyle beslenmeli soğanın

    Mandıralarda süt ürünleri üretmeli

    Başkent’inde yaşamalı bir eyaletin

    Şimdi Genç / ya da köylerinde olmalı





    Arıcılık yapmalı papatya çiçekleri arasında

    Güneşin doğuşunu seyretmeli Kale tepe’de

    Bu doğa harikasındaki hazzı tatmalı

    Çadır kurmalı doyulmaz yaylalarında

    Deliksiz rüya gibi bir yaşam sürmeli

    Şimdi Karlıova / ya da köylerinde olmalı





    Sarp ve yüksek bir kayaya tırmanmalı

    Kiğı kalesine ulaşmalı zoru başarıp

    Nostaljik bir hayat sürmeli eski merkezde

    Asaletli tarihini araştırmalı ilçenin

    Ve bir hayata demir atmalı oralarda

    Şimdi Kiğı / ya da köylerinde olmalı





    Kurulmalı heybetli bir dağın yamacına

    Keke’yi dinlemeli Servet Kocakaya'dan

    Bir hayat adamalı Yüzen ada’nın güzelliğine

    Bir çocuğu sever gibi sevmeli oraları

    Kana kana yaşamalı her halini coşkuyla

    Belki de turizm cenneti olabilecek bir yer

    Şimdi Solhan / ya da köylerinde olmalı





    Görkemli dağların arasında yer edinmeli

    Gölgesinde saklanmalı meşe ağaçlarının

    Kışı kış gibi ve serin karşılamalı yazı

    Özlüce barajına akmalı Peri suyuna kapılıp

    Hayvancılıkla sağlamalı ailenin azığını

    Şimdi Yayladere / ya da köylerinde olmalı





    Erzurum / Erzincan / Tunceli illerinin havasını

    Aynı anda solumalı / Çat / Pülümür / Tercan ilçesiyle

    Sert bir arazide arkadaş edinmeli kayalıkları

    Omzuna yaslanmalı Çavuşlu ve Koşan dağlarının

    Bir ülkenin yolu bulunmayan yegâne ilçesi

    Şimdi Yedisu / ya da köylerinde olmalı





    Seyretmeli folklor oyunlarını

    Kurbanlık kuzu olmalı Kartal oyununda

    Arkadaşlık etmeli şehrin delileriyle

    Dörtyol'da her hangi bir çay bahçesinde

    Tahta bir iskemlede kıtlama çay içmeli

    Yaşlı bir amcanın tabakasından cıgara sarmalı

    En derinlerine dağıtmalı dumanı ciğerlerimin

    Tandırda pişen sıcak ekmekten yemeli

    Afatlar da vurulmalı vahşi bir güzele

    Olmalı şimdi ab-ı hayat başında

    Yüz sürmeli toprağına şimdi Bingöl'de olmalı

    Abdulsemet Telimen


    Bingöl Çobanları

    Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
    Bu dağların en eski âşinasıdır soyum,
    Bekçileri gibiyiz ebenced buraların.
    Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
    Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
    Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
    Kırlara açılırız çıngıraklarımızla...

    Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni;
    Kuzular bize söyler yılların geçtiğini.
    Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
    Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
    Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı;
    Her adım uyandırır ayrı bir hatırayı:

    Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
    Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
    Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
    "Suna"mın başka köye gelin gittiği akşam.

    Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla,
    Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
    -Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
    Diye hıçkırır kaval:
    Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun,
    Daima eğeceksin, başkalarına boyun;
    Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
    Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
    Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an!
    Mademki kara bahtın adını koydu: Çoban!

    Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
    Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
    Anlattı uzun uzun.
    Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
    Nadir duyabildiği taze bir heyecanla...
    Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
    Bingöl yaylarının mavi dumanlarına,
    Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına!

    Kemalettin Kamu
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    BİNGÖL İNSANI

    İlk gözlerini açmış bu topraklarda,
    Birlikte yaşamaya başlamış yeşil yapraklarla,
    İlk terbiyesini almış Osman Dede’ den,
    Büyük annesi edeplendirmiş anlattığı ninilerden,

    Zamanla pişmiş büyük ailesi içinde,
    Aklını çelen olmamış, daima kalmış zinde,
    Kurnazlığı tilkiden öğrenmiş dağda gezerken,
    Mutiliği de öğrenmiş koyun güderken,

    Gün gelmiş köyü orman köyü seçilmiş,
    Köylülere de “Bu köyde hayvan besleyemezsiniz” denilmiş,
    Böylece zorunlu olarak göç etmiş şehir’ e,
    İhtiyar dedesi ile ninesinden başka bir şeyi kalmamış geride,

    Gelip yerleşmiş Çapakçur deresine,
    Okula gitmek istediğini söylemiş annesine,
    Annesi ile babası anlaşarak göndermişler mektebe,
    Daha iyi yetişmesi için de bırakmışlar katibe,

    Katip kendisine şehirdeki kültürü aşılamış,
    Müspet ilimleri de yavaş yavaş okulda almış,
    Böylece hem bedenen hem de ruhen olgunluğa erişmiş.
    Kıskançlığın, hasımlığın, bencilliğin üstüne çıkabilmiş.

    İşte bütün insani yönlerini böylece tamamlamış,
    Vücut uzuvları üzerindeki kontrolü de sağlamış,
    Artık kendisinden sudur edemez olmuş kötülük,
    Hayır işlerinde kullanmak için göremez olmuş mal mülk.

    Kalbindeki tüm hayırlar çiçek gibi açılmış,
    Bütün kötülüklerin üzerini de set gibi kapatmış,
    Bu güzel ve iyi şeylerin kazanımı için gösterilen dirayet,
    Bu bölgede yaşayan tüm insanlara etmiş sirayet.

    Yunus’ un, Mevlana’ nın sevgisi burada da kendini göstermiş,
    Buraya uğrayan yabancıların hepsi bunu hissetmiş,
    Onun için burada daima yabancı haklıdır.
    Her çeşit dokunulmazlığı da aynen saklıdır.

    Buradaki halk kime bağrını açarsa,
    Siper eder kendini, yedirmez onu kurda kuşa,
    Çünkü onun için misafir Allah’ tan emanettir,
    O’ na kötülük şöyle dursun, düşünülmesi dahi hıyanettir.

    Gelir kaynaklarının başında hayvancılık gelir,
    Bu mesleği de en iyi Karlıova’ lılar bilir,
    Köylülerin yüzde doksanı burada rencber,
    Maişetleri için bütün aile fertleri olur seferber,

    Büyük-küçük birbirlerine karşı etmezler kusur,
    Küçükler büyüklerine karşı saygıdan el pençe durur.
    Burada insanlar birbirlerine kendir ipi ile bağlı,
    Herkeste bir sevgi, herkes birbirine sevdalı,

    Bu topraklarda mayasını bulmuş mertlik,
    Buradaki insanlarla yoğrulmuş cömertlik,
    Kanaatkardır insanları bulmasalar da metelik,
    Buradaki insanlara işlememiş, işleyemez nicelik.

    Bu topraklarda yaşayan insanlar herkese kucak açar,
    Bir daha bırakmamak üzere bağrına basar,
    Küçükleri korurken, yaşlıları da en az babaları kadar sayar,
    İşte BİNGÖL’ lüler analarından bu duygularla doğar
     

Bu Sayfayı Paylaş