Bilmece ve Bilmecelerin Çocuklara Kazandırdıkları

'Çocuk Oyunları' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bilmece ve Bilmecelerin Çocuklara Kazandırdıkları konusu BİLMECELER

    Doğa olayları ile insan, hayvan ve bitki gibi canlıları, eşyaları, dinî konu ve motifleri kapalı bir şekilde soran çağrışımlarla bulunmasını amaç edinen kalıplaşmış sözlere bilmece denir.bir varlığın,olayın,kavramın adı verilmeden kapak bir biçimde,çağrışımla birlikte,özellikleri belirtilerek bulunması istenir.şiirsel çağrışımlı anlatımları,bilmecelerin oldukları gibi bozulmadan saklanmasını sağlamıştır. Bilmeceler halktaki anlayış yetisinin yaşamsal ışımalarıdır. Onları kimin türettiği, kimin, ne zaman söylediği bilinmez. Toplum düşüncesinin böylesine ortak bir ürünüdür.Çocuk 3 yaşına girmesiyle birlikte bilmecelerle ilgilenmeye başlar.

    BİLMECELERİN ÇOCUKLARA KAZANDIRDIKLARI

    -Karşılıklı bilmece soranlar soru-cevap ilişkisi içindedir.
    -bilmeceler her toplumda hoşça zaman geçirmek ve eğitmek amacıyla söylenen yaygın zeka ve söz oyunlarıdır.
    - Bilmeceler yalnız gönül eğlendirmek için sorulmaz,ayrıca çocuğu düşünmeye sevk eder.
    - Bilmeceler ayrıca toplumsal yaşamda önemli işlevler görür.örneğin;köy düğünlerinde ,hamamlarda söylenir.
    -Çocuğa anadil ve düşünme ilişkisini sezdirir.
    -Dilin gizemli dünyasını duyumsatır.
    -Sözcük dağarcığını zenginleştirir.
    -Çocuklar bilmecelerden şiirsel bir tat alırlar.


    Bilmecelerde genellikle iki özellik göze çarpar:

    Biri, bilmecenin, bir şiir niteliği taşıması, şiiri kuran özlerin, onda yer tutmasıdır. Bilmecenin dokusunu ören şiir iplikleri ona ayrı bir tat, ayrı bir sevimlilik, bir yumuşaklık kazandırır. Böylece bir sanat yaratması olup çıkar bilmece.
    Öteki, bilmecenin bir tekerleme niteliğinde oluşudur. Tekerleme niteliği taşıyan bilmecelerde sözlerin belli bir anlamı yoktur.
    Bilmeceler yapı bakımından ikiye ayrılır:
    İlkin birbirine benzeyen, aralarında ses uyumu bulunan sözlerin (bunlar uydurma da olur) sıralanışı. Bu durumda bilmece bir müzik uyumu taşır. Sözler arasında, uyumun sağladığı anlamsız bir bir bağlantı vardır. Daha doğrusu bilmecenin anlamı ikinci bölüme sığdırılır. Birinci bölüm çoklukla bir giriş niteliğindedir. İlk bölümde ses uyumuna, kolay söyleyişe,önem verilir. İkinci bölümde anlama önem verilir." Bir şeyi üstü örtülü sözcüklerle betimleyerek, dinleyeni, ne olduğunu bilmeye davet eden küçük şiirdir. Bilmecelerin bir bölümü manzumdur. Bunların arasında beyit, mani gibi biçimini korumuş olanları da vardır.

    Kimi bilmeceler ise aşınıp değişerek başlangıçtaki manzum şeklinden uzaklaşmıştır. Kolay söylenmesi, hatırda tutulması için manzum olmayan bilmecelerde de bazı biçimsel anlatma tekniklerine, iç uyaklara, ses yinelemelerine başvurulduğu görülür.
    Örneklerle Çocuk Edebiyatı Recep NAS Ezgi Kitapevi Bursa-2002 syf:325-335

    BİLMECE ÖRNEKLERİ

    *Küçücük bakkal,dünyayı yutar (ağız)

    Yaştır kurutamazsın,tuzunu bulamazsın.çiçeklerden toplanır,tadına doyamazsın. (bal)

    Her şeyi görür,kendini göremez. (göz)

    Kırmızı boncuk,asılı ipe.Ağızda şeker,kulakta küpe. (kiraz)

    Ot yedim etlendim,su içtim sütlendim.Aç kapıyı Fatmacık,dört ayaklı ben geldim. (koyun)

    Ben iki hasretlinin,arasında durdum,yüzlerini görmeden,onlarla konuştum. (telefon)

    Gece içindeyiz,gündüz dışında.Pencereli,kapılı,bir şirin yuva. (ev)

    Kat kat sefer taşıyım.Dört heceyle bilinir.Bende canlı bir şeyler var,fakat sanma yenilir. (apartman)

    Yaz derim yazar,çiz derim çizer.resim yapmayı,çok çok sever. (kalem)

    Akşam baktım çok idi,sabah kalktım yok idi. (yıldız)

    Suyu tuzlu içilmez,vapursuz hiç geçilmez.Rüzgarları çok eserse,dalgaları eksilmez. (deniz)

    Rengi yoktur,sesi vardır,bulutun anası var,ne sararır,ne solar,türlü kaplara dolar. (yağmur)

    Eli var ayağı var,uzunca bir kuyruğu var.İnsan desem insan değil,hayvan desem hayvan değil.Bir acayip huyu var. (maymun)

    O her gün yeniden doğar,dünyaya haber yayar. (gazete)

    Renkli camdan yüzü var,acı-tatlı sözü var.Dünyayı gösterse de yine bizde gözü var. (televizyon)

    Altında dört teker,üstünde yük çeker. (araba)

    Karnında yer,sırtından çıkarır. (rende)

    Ağzını açar,alev saçar.Üstünde yemek,altında pasta pişer. (fırın)

    İki camlı pencere,bakıp durur her yere. (gözlük)

    Kırışık mırışık,bu giysiyi giymem.Kim düzeltir bilirim,söyleyemem. (ütü)

    Ortaya bir gümüş top koydum,ay geldi alamadı,güneş geldi aldı. (buz)

    Evi sırtında,ayağı karnında,izi yıldız,gözü boynuz. (salyangoz)

    Kat kattı katmer değil,kırmızıdır elma değil,yenir ama meyve değil (soğan)

    Çıt etti,çiçek açtı (kibrit)

    İpi bağladım sopaya,uçtu gitti havaya (uçurtma)

    Yaprağı var ağaç değil,dikilir urba değil,konuşur insan değil. (kitap)

    İnim inim inler,bin kişi dinler (davul)

    Gece dolu,gündüz boş (yatak)

    Benim bir kızım var,kat kat çeyizi var (lahana)

    Dağdan gelir sekerek,kara üzüm dökerek (keçi)

    Boyu uzun fidan gibi,teni beyaz zambak gibi (mum)
     

Bu Sayfayı Paylaş