Bilimsel Gerçeklerle Fonksiyonel Besinler

'Diyet Beslenme' forumunda Siraç tarafından 8 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bilimsel Gerçeklerle Fonksiyonel Besinler konusu
    Bilimsel Gerçeklerle Fonksiyonel Besinler

    Bilimsel Gerçeklerle Fonksiyonel Besinler


    • Yapılan bilimsel araştırmalarca, çeşitli karotenoidlerin antikanserojen etkileri kanıtlanmıştır. Karotenoidlerden biri olan likopen domateste bulunan vitamin A benzeri bir bileşik olup prostat, meme, sindirim sistemi, mesane, deri ve serviks kanseri riskini azaltmaktadır. Likopenin antikarsinojen etkiyi antioksidan özelliği ile yerine getirdiği düşünülmektedir.
    • Karotenden zengin sebze ve meyveler ile birlikte bir turunçgil (citrus) meyvesinin diyete eklenmesinin kanser önlemedeki önemi vurgulanmaktadır. Bunların sıçan ve farelerde kendiliğinden oluşan veya kimyasal ajanlarla meydana getirilen kanserlere karşı koruyucu bulunmuştur.
    • Çin’de geniş bir grupta yürütülen bir vaka-kontrol çalışması, soğan ve sarımsak tüketimi ile mide kanseri gelişme riski arasında ters bir ilişki olduğunu göstermiştir. Soğan ve sarımsakta bulunan allilik sülfitler bağışıklık sistemini güçlendirir, karsinojenlerin atılımını arttırır, tümör hücre çoğalmasını baskılayan enzimleri uyarır ve serum kolesterol düzeylerini azaltır.
    • Finlandiya’da 9959 kadın ve erkek üzerinde yapılan bir çalışmada flavonoid alımı ile kanser arasında ters bir ilişki saptanmıştır. Flavonoid alımı yüksek olanlarda 24 yıllık izlem sonunda akciğer kanseri oranının %50 azaldığı gösterilmiştir. Hawai’de elma ve soğan tüketimi ile akciğer kanseri arasında ters bir ilişki belirlenmiştir. Çeşitli bitkisel kaynaklı besin ve içecekler (meyveler, sebzeler, çay, kakao, şarap) flavonoidlerden zengindir. Yapılmış bir çalışmanın sonucuna göre, kanser tümör hücresinin çoğalmasının engellenmesinde kabuklu 50 mg elma (yaş olarak) %42 oranında, kabuksuz 50 mg elma ise tümör hücresi çoğalmasını %23 oranında baskılayabilmektedir.
    • Soya tüketiminin yüksek olduğu Hong Kong ve Singapur’da, meme kanseri oranı düşüktür. Soya fasulyesi önemli bir fitoöstrojen kaynağıdır. Soyanın kanser, kardiyovasküler hastalık, osteoporoz önleme ve tedavisinde, menopoz semptomlarının hafifletilmesinde rolü vardır. Fitoöstrojenler özellikle hormon bağımlı olan kanserlerin kontrol ve önlenmesinde rol oynar.
    • Japonya’da yürütülen bir çalışmada flavonoid (quercetin, myricetin, kaempferol ve luteolin) alımının artmasıyla plazma total kolesterol ve LDL-kolesterol konsantrasyonlarının azaldığı görülmüştür. Finlandiya’daki bir başka çalışmada ise quercetin’den zengin elma ve soğan tüketimi arttığında koroner hastalıktan ölüm riski azalmış olarak bulunmuştur.
    • 1970’li yıllarda Fransa’nın belli bölgelerinde yaşayan ve bol miktarda kırmızı şarap tüketen bireylerde yüksek oranda yağ tüketimine karşın diğer batı toplumlarına göre kalp hastalığı oranının düşük oluşu araştırmacıların dikkatini çekmiştir. Daha sonraki araştırmalarda kırmızı üzümün kabuğunda antioksidan özellikli polifenolik bileşiklerin olduğu saptanmıştır. Alkol almak istemeyenler kırmızı üzümün suyunu içtiklerinde de aynı etkiyi elde edilebilmektedir. Kırmızı şarap beyaz şaraba göre polifenolik bileşiklerden 20-50 kat daha zengindir.
    • Çaydaki polifenolik bileşikler kanser ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucudur. Japon kadınlarında günde beş bardak ya da daha çok çay içilmesinin evre I ve II meme kanseri tekrarlarını azalttığı gösterilmiştir. Çaydaki kateşinler kanser ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaktadır. Özellikle “Yeşil çay” kateşinlerden oldukça zengindir

     

Bu Sayfayı Paylaş