Bilim diyor ki başarının önündeki engel biziz!

'Köşe Yazıları' forumunda Dine tarafından 12 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bilim diyor ki başarının önündeki engel biziz! konusu İki hafta önce Bahçeşehir Üniversitesi, New York Üniversitesi’nden ünlü bir sosyal psikologu ağırladı. Princeton ve Stanford Üniversitesi’nde eğitim görmüş olan Joshua Aronson, önyargılar ve başarı arasındaki ilişki üzerinde araştırmalar yapıyor.



    Sunumunu dinleme ve akşamda bir yemekte kendisiyle uzun uzun sohbet etme şansım oldu. Ertesi gün makalelerini okudum. Savları çok ilginç.

    NE ZAMAN ZEKİ OLURUZ?

    İlginç bir soru, değil mi? Zeki olmak duruma ve zamana mı bağlı?

    Aslında evet. Zeki olmak ile zekayı etkili şekilde kullanmak farklı şeyler. Yani zeka durumsal bir performans.

    Siz de bilirsiniz ki bazı insanların yanında kendimizi çok zeki ve pozitif hissederiz. Bizden bir şey öğrenmek isteyen, bize soru soran ve bize saygı gösteren kişilerden haz alırız. Kendimizi gösteririz.

    Ama bizi sürekli eleştiren, aşağılayan ve takdir etmeyen kişilerin yanında hata yapmaktan korkarız ve aptal gibi hissederiz.

    ÖRGÜT KÜLTÜRÜNDEKİ YAPI

    Şirket kültüründe de durum bazen böyle olur. Bazı insanlar becerikli olmalarına rağmen, kültürel yapıdan dolayı yeteri kadar kendilerini gösteremediğini ve kapasitelerini kullanamadığını hisseder

    Okullarda, evlilik ve ilişkilerde de benzer bir yapı olabilir.

    ÖNYARGISIZ DURUM VE BAŞARI

    Bu ilişkiyi gözlemleyen Joshua, şöyle bir sav ortaya atmış: bize karşı olumsuz bir önyargı varsa ve biz bunun farkındaysak, bu bizim başarımızı olumsuz etkiler.

    Bu savı ispatlamak için birçok araştırma yapmış ve bu savında haklı çıkmış.

    Bir araştırmasında zenci ve beyaz Amerikan öğrencilere bir IQ testi vermiş ve şöyle demiş:

    “Bu testin amacı sizin problem çözme yönteminizi anlamak.”

    Zenci ve beyaz öğrenciler aynı derecede iyi yapmış.

    ÖNYARGILI DURUM VE BAŞARI

    Daha sonra yine beyaz ve zenci öğrencilerden oluşan başka bir gruba aynı IQ testini vermiş ama bu defa şöyle demiş:

    “Önünüzde bir IQ testi var. Amacımız sizin grup içinde ne kadar zeki olduğunuzu görmek”

    Bu defa sonuçlar çok ilginç çıkmış.

    Burada ‘zenci öğrenciler beyaz öğrenciler kadar zeki değildir’ önyargısı hemen etkisini göstermiş ve zenci öğrencilerde bir stres yaratmış.

    Bu etki yüzünden zenci öğrenciler beyaz öğrencilerden çok düşük puanlar almış.

    Toplumda var olan bu önyargı zenci öğrencilerin düşünce yapılarını hemen etkilemiş.

    Daha doğrusu çoğu zenci öğrenci, bu önyargının kendilerini etkilemesine izin vermiş. Bu da başarılarını düşürmüş. İlk deneyde bu önyargı harekete geçirilmediği için başarı eşit olmuş.

    GENEL VE BİREYSEL ÖNYARGILAR

    Genel önyargılar, bireysel yargıları oluşturuyor. Örneğin:

    Fakir öğrencinin okuması zor. Sadece iyi okullardan mezun olanlar başarılı olur.
    Burası kurumsallaşmış bir yer. Düzen kurulu. Ben değiştiremem.
    Hepsi zeki adamlar. Biliyordur herhalde.

    Bazen de biz kendimizle ilgili kendi önyargımızı oluşturuyoruz. Sizinde başarınızı engelleyen bir önyargınız varsa, hemen keşfedin ve bu önyargının sizi kısıtlamasına izin vermeyin.


    Fotoğraf Analizi

    Geçen salı sizlerden gelen fotoğrafları analiz edeceğim demiştim. Sizlerden çok sayıda fotoğraf geldi. Aralarından seçmek oldukça zor oldu.

    Bugün Cevat Bey ve Müge Hanım’ın fotoğrafını seçtim çünkü bugün Cevat Bey’in doğum günü.

    İyi ki doğdunuz! İşte Analiz. Sizin de fotoğraflarınızı bekliyorum.

    [​IMG]

    Analize fotoğrafı çeken kişiden başlamak istiyorum.

    Kardeşim fotoğrafın üstünde iki hektar boşluk var, ama diğer taraftan ayaklar görünmüyor. J Gözler, fotoğrafın tam orta çizgisinden aşağıda olduğu zaman güzellik kayboluyor. Karakterler bir de güneşe bakınca, yüz ifadeleri ortamın güzelliğini yansıtmamış.

    Cevat Bey fotoğrafta otoriter taraf. Eli sevgilisinin omzunda. Tam bir sahiplenme hareketi. Bacaklar da açık. Bu da otorite alanını genişletme hareketi. Ayrıca dik duruyor. Dik durmak ve göğsünün açık olması otorite, güven ve rahatlığın göstergesi. Yüz ifadesi gergin. Bir memnuniyetsizlik var ama güneşe bakmaktan olsa gerek.

    Müge Hanim, bacak bacak üstüne atmış ve kolu da dizinin üstünde. İkisi de kendini kapama hareketi. Duruşuyla da az alan kaplıyor. Ayrıca sevgilisine doğru eğilmiş. Dik duruş değil. Otorite gösterimi yok ama sevgilisinin kolu altında olmanın verdiği bir memnuniyet ve rahatlık var. Her ikisinin de sol elleri açık ve gevşemiş. Bırakmışlar. Birbirlerine karşı rahatlar ve güvendeler. Allah mesut etsin.

    Cevat Bey’e Müge Hanım’lı nice mutlu yıllar. Fotoğrafçıyı da değiştirdiler mi tamamdır.

    Sizin de fotoğraflarınızı bekliyorum. Lütfen fotoğraf dosyasına kendi isminizi verip gönderiniz.


    Özgür Bolat / Hürriyet
     

Bu Sayfayı Paylaş