Bilişim dünyasının dahisi 'kelepçe' kurbanı

'Haber Arşivi & Gündem' forumunda HÜZÜN_LÜ tarafından 29 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Bilişim dünyasının dahisi 'kelepçe' kurbanı konusu 250 kilo ağırlığındaki Bülent Tigin, son çare olarak midesine kelepçe taktırmaya karar verdi. bilişim dünyasının yakından tanıdığı Tigin, operasyondan üç gün sonra can verdi.

    [​IMG]

    Bilişim dünyasında "Konu bilgisayar güvenliği olduğunda kendisi danışılaması gereken insan" ve "dahi" olarak tanınan, aynı zamanda müzisyen de olan Bülent Tigin (30), 250 kiloluk ağırlığından kurtulmak için midesine kelepçe taktırdığı ameliyattan çıktıktan 3 gün sonra hayatını kaybetti. Bülent Tigin'in annesi ameliyatı yapan doktoru suçladı.

    Suçlanan Prof. Dr. Mustafa Taşkın ise suçlamayı kabul etmedi ve Bülent Tigin'in ölümle sonuçlanan sürecini "Tüm çabalar hastanın özel şartlarından dolayı işe yaramadı. Biz yardım amaçlı yaptık, uğraştık elimizden geleni yaptık ama başaramadık" dedi.

    Olayla ilgili süreci annesi Betül Tigin anlattı. Bülent Tigin, 17 Ocak'ta fazla kilolarından kurtulmak için, annesi Betül Tigin ile beraber Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr Mustafa Taşkın'a gitti. Prof. Dr. Mustafa Taşkın 250 kilodaki hastasına mide kelepçesini isterse hemen takabileceğini söyledi. Hasta doktorun önerisini kabul etti, kelepçe 19 Ocak'ta Çengelköy Özel Ülkü Hastanesi'nde Bülent Tigin'in midesine kelepçe takıldı. Ancak operasyon sonrası sancıları ve ağrıları başlayan Bülent Tigin, 24 Ocak günü saat 08.20'de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi. Bülent Tigin, burada hayatını kaybetti.

    Bir evladım vardı, onu da elimden aldı
    Betül Tigin tek oğlunu trajik bir ölüme götüren süreci şöyle anlattı: "Oğlum 250 kiloluydu. Kilolarından kurtulamıyordu. Fazla kilolarından kurtulmak için onunla bir araştırma yaptık. Bu işten kurtulmanın tek yolunun mide kelepçesi taktırmak olduğuna karar verdik.
    Ameliyat sonrasında Bülent'in gaz şikayetleri başladı. Bu şikayetin giderilmesi için müdahalede bulunuldu. Müdahaleden sonra diğer testler de yapıldı ve doktor her şeyin normal olduğunu söyledi. Üçüncü gün sonunda bir telefon geldi ve oğlumun Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne haber verilmeden apar topar sevk edildiğini öğrendim.
    Hastaneye gittiğimde durumun çok ciddi olduğunu, daha sonra da Prof. Dr. Mustafa Taşkın'ın oğlumu o durumda bırakıp gittiğini öğrendim. Taşkın'ı aradığımızda başka bir hastanın yanında olduğunu söyleyerek telefonu yüzüme kapattı. Bu ameliyat için 10 bin Euro para aldı. Ancak oğlumun durumuyla ilgili telefonda bilgi bile vermedi. Para önemli değil gitsin ama can gitti. Benim görür gözüm, tutar elim bir evladım vardı onu da elimden aldı.

    Oğlumun cenazesini almaya gittiğimizde, yetkililer, tedavinin raporları doktorun nereye koyduğunu bilmediklerini söyleyerek bize teslim etmediler. Çengelköy Özel Ülkü Hastanesi'nde ameliyat edilmesine rağmen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde ameliyat edilmiş göstermişler. Bu yaşananların cezasını kim ödeyecekse ödesin. Bu yaşananları bütün Türkiye duysun ve hiç kimse zayıflamak için bu yola başvurmasın. Benim canım yandı, başkalarının canı yanmasın."

    Betül Tigin konuyla ilgili hukuk yoluna gideceğini ancak bir sonuç alamadığı takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne de başvuracağını söyledi.

    Prof. Dr. Taşkın: Aşırı kilodan hiçbir alete sığmıyordu
    Konuyla ilgili olarak Doğan Haber Ajansı'nın sorularını yazılı bir açıklamayla yanıtlayan Prof. Dr. Mustafa Taşkın olayı şöyle değerlendirdi:

    "Hasta ayakta duramayan 250 kiloluk, ayaklarından sıvı akan bir hasta. Yataklara sığmıyor, serumlar yetmiyordu. Hasta yürümede zorluk, gece oturarak uyumak, aşırı kilolar, ayaklarında ve vücudunda yaralardan sıvı sızması gibi şikayetlerden polikliniğimize başvurdu. Gerekli tetkikleri yapıldı ve tedavi verildi. Hasta 19 Ocak 2010'da yatırıldı. Tüm tetkikleri yapıldı. Bir gün sonra ameliyata alındı. 1 saat 45 dakikada ameliyat yapıldı. Ameliyattan sonraki 2 günde normal seyretti. Hastanın gaz ağrısı dışında bir sıkıntısı yoktu. 22 Ocak 2010'da ani gögüs ağrısı ve nefes almada zorlanınca yeniden bütün tetkikleri yapıldı. Ancak hasta çok şişmandı ve hiçbir alete sığmıyordu.

    Bu yüzden ailesinden de izin alınarak ambulansla Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi'deki Özel Servisteki odaya yatırıldı. Fakat burada da hastanın aşırı kilolarından dolayı bazı makinalara bağlanması mümkün olmadı. Bunun üzerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sadi Sun Yoğun Bakım ile görüşülerek ve özel bir yatak ayarlandıktan sonra hasta buraya aldırıldı.
    Buraya yatırıldığında, şuuru açık, sorulanlara cevap verebiliyordu ancak solunum zorluğu çekiyordu. Hastaya maske ile solunum yardımı yapıldı ve böbrek yetmezliği içinde bir tedavi uygulandı. Türkiye'deki mevcut teknolojide bu kilodaki bir insanı görüntülemek mümkün değildir. Tüm çabalar hastanın özel şartlarından dolayı işe yaramadı. Biz yardım amaçlı yaptık, uğraştık elimizden geleni yaptık ama başaramadık."

    Ailenin yargıya yoluna gitmesinin de doğal olduğunu söyleyen Taşkın telefonla soruları yanıtlarken "Bunları daha önce de yaşadım. Şimdi bize küfür edecekler, ne katilliğimiz ne pislikliğimiz kalacak. Böyle durumlar yüzünden itibarımız zedeleniyor" dedi. Betül Tigin'in suçlamalarını da yanıtlayan Prof. Dr. Taşkın, "Yüzlerine telefonu kapatmadım. Böbrek yetmezliğinden anlamam, benim tedavim orada sökmez. Akciğere giden damarlardan biri tıkanıyor paralelinde solunum bozukluğu oluyor" diye konuştu. Taşkın, ameliyat parasıyla ilgili muhatabın kendisi değil hastanenin ilgili yetkililerinin olduğunu söyledi.

    Cenazesi kilyos'ta toprağa verildi
    Bülent Tigin'in cenazesi Karacaahmet Mezarlığı Şakirin Cami'sinde kılınan cenaze namazının ardından, Kilyos Mezarlığı'na götürüldü. Tigin'i son yolculuğuna annesi, yakınları ve arkadaşları uğurladı. Arkadaşları Bülent'in son derece barışçı karakterinden bahsederken onu bilişim dünyasının dahisi olduğunu, müzik dünyasında da önemli bir isim olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Mustafa Taşkın kimdir?
    Taşkın'ın adı zayıflama operasyonlarında sıklıkla duyuldu. Ozan Orhon'un da doktoru olarak bilinen Prof. Dr. Mustafa Taşkın'ın adı bir başka zayıflama vakasında da duyulmuştu. 2000 yılında zayıflamak isteyen 135 kiloluk radyolog doktor Ziyanur Belül (44) ameliyat edilmiş, Belül operasyondan bir hafta sonra hayatını kaybetmişti. Belül'ün ölümüne dalak delinmesi ve mide damarı yırtılmasının yol açtığı ileri sürülmüştü. Eşinin ölümüyle ilgili olarak Dr. Azime Belül, Prof. Dr. Mustafa Taşkın hakkında şikayetçi olmuştu.

    Dr. Azime Belül, davayı kaybettiğini ancak temyize gittiğini belirterek, "Adli Tıp Kurumu Prof. Dr. Mustafa Taşkın'ı oy birliğiyle suçlu bulmasına karşın Yüksek Sağlık Şurası ile Yüksek İhtisas Kurulu kusursuz buldu." diye konuştu. Azime Belül şunları söyledi:

    "Benim eşim 135 kiloydu birçok diyet yöntemleri denedi ama başarılı olamadı, daha sonra bir arkadaşından doktor beyin ismini duymuş ameliyat olmaya karar verdi.

    Doktor herşey gayet iyi dedi, ama durumu çok iyi değildi. Durumu daha da kötüleşti biz hemen Çapa yoğun bakıma kaldırdık eşimi... Orada çalışan yoğun bakım ekibi bana, olayın adli olay olduğunu söylediler, ben ondan sonra şikayetçi oldum. Zaten ben şikayetçi olmadan da savcılık soruşturma başlamıştı. Adli Tıptan rapor 2 buçuk 3 sene sonra çıktı. Oy birliğiyle kusurlu olduğuna karar verdiler, sonra ne olduysa oldu ben davayı kaybettim."


    (ekolay)
     

Bu Sayfayı Paylaş