Bilgili Köyü Hakkında Bilgi Niksar Tokat

'Tokat Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 8 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bilgili Köyü Hakkında Bilgi Niksar Tokat konusu Niksar Bilgili Köyü - Bilgili Köyü Hakkında - Bilgili Köyü Tanıtımı - Bilgili Köyü Resimleri - Elmüdür Köyü




    Tarihi

    BİLGİLİ ( ELMÜDÜR ) KÖYÜ

    Güzel Niksar’ımıza bağlı Canik dağlarının doruklarında Tokat ve Ordu illeri sınırlarında Ordu ili Korgan ilçesi ile komşu Niksar’ın en son ve Niksar’ın kuzey doğusunda ilçeye uzaklığı 46 Km. 86 haneli olup, 586 nüfuslu mis gibi orman havası, berrak suları, yeşil vadileri ile güzelliğine hayran kalınan şirin bir yaylası olan güzel bir orman köyüdür. Köyün tarihi hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte, bir hayli eskiye dayandığı da kesindir. Başbakanlık Osmanlı Arşivinde 1840 / 1256 yılı 14265 Temettüat kayıtlarında köyün adının İlmüdü, hane sayısının 23 olduğu; 1574 yılı kayıtlarında ise Köyün adının Emeldi olduğu ve hane sayısının 37 olduğu kayıtlarda görülmektedir. Köyümüzün 600 – 700 yıldan fazla tarihi olduğu kesindir. Buradan anlaşılıyor ki, Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi neticesinde burada da yerleşik hayat başlamıştır. Köyümüzde ikamet eden ailelerinin Karadeniz illeri Samsun – Ordu ve doğu illeri olan Erzurum – Malatya’dan geldikleri söylenmektedir. Buraya yerleşmelerinin sebebi ise bölgenin ormanlık olması ve sık yağış almasından dolayı sürekli yeşil olduğundan hayvancılık yapmak için buraya yerleşmişlerdir. Söylentilere göre köyün kuruluş yıllarında bölgede büyük çam ormanları ve bol gürgen ve meşe ormanlarıyla örtülüdür. Köyümüz coğrafi bakımdan oldukça güzeldir. Doğusunda Aybastı İlçesi ve yaylaları, Kuzeyinde Korgan ilçesi ve yaylaları, Güneyinde Başçiftlik ilçesi ve yaylaları, Batısında Özalan Kasabası ve Bozcaarmut köyü ile çevrilidir. Yine kendine ait Canik dağlarının bir parçası olan Karadağ, Kırmalık, Alaca, Saray tepesi, Erdağı gibi ormanları vardır. Köy, havası ve suyu yönünden de şanslı köylerden biridir. Suyu, hem tadımlı, hem de boldur. Havası da temizdir. Köyümüzde yaylanın sembolü olan ve köyün içinden geçen Karakuş çayı köye hayat vermektedir. Köyün Karadeniz Bölgesinin bütün özelliklerini taşıyan Niksar – Başçiftlik ve Korgan sınırında bir yaylası vardır. Sanki bir tabiat harikasıdır. Oldukça geniş bir arazi yapısı vardır. Yeşilliği bol suyu son derece soğuk ve içimi iyidir. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Köyün arazisi oldukça verimlidir. Eskiden koyun, keçi manda, sığır çok sayıda yetiştiriliyordu. Şimdi ise küçükbaş hayvanlardan koyun ve büyükbaş hayvanlardan sığır ve manda yetiştiriciliği önem kazanmıştır. 2500 koyun, 500 kadarda büyükbaş hayvan yetiştirilmektedir. İklim koşulları son derece serttir. Buna bağlı olarak tarımsal ürünlerde istenilen verim elde edilememektedir. Ancak yörenin iklim koşulları hayvancılığa elverişlidir. Tarım ürünleri arasında buğday, arpa, yulaf, fiğ, mısır, yonca sayılabilir. Patates yeteri kadar ve köylünün ihtiyacı kadar ekilmektedir. Göç olgusu köyü etkilemeye başlamıştır. Bu nedenle arazinin bir kısmı ekilememektedir. Arıcılığın da önem kazandığı köyümüzde 150 – 200 arı kovanı vardır. Kümes hayvancılığı da yapılmaktadır. Köyde 1978’den sonra Hereke tipi halı dokumacılığı başlamıştır. İlk zamanlarda hemen her evde bir halı tezgâhı kurulmuş, köylüye büyük katkı sağlamıştır. Ancak, son yıllarda büyük şehirlere göçün artmasıyla dokumacılıkta gerilemiştir. Sosyal hayatın iyi bir yardımlaşma ve dayanışma içinde sürdüğü köyde elektrik, telefon, şebekeli içme suyu, kanalizasyon, sağlık evi, iki derslik ilköğretim okulu, cami ve öğretmen lojmanı mevcuttur. Okuma yazma oranı %95 dır.

    Kültür

    YÖRESEL YEMEK ÇEŞİTLERİ

    Karadeniz’in bütün yörelerinde olduğu gibi köyümüzde de Türk mutfaklarının bütün zenginliklerini görmek mümkündür. Ancak bunun için yeteri kadar özen gösterilmez. Sebze olarak “Kara pancar” sofranın önde gelen gıdalarındandır. Az da olsa arazi sahibi olan herkes bu sebzeyi yetiştirmektedir.

    Köyümüzde düzenli bir beslenme yoktur. Genellikle köyümüzde mahalli yemeklerin başlıcaları şunlardır:


    Galdırîk Kavurması:

    Galdırîk denen geniş yapraklı ot toplanır, yıkanır, bıçakla marul salatalığı biçiminde doğranır. Süzgece konur ve suyunun sarkması beklenir. Ateşte kaynayan suya dökülür. Yeterince haşladıktan sonra tekrar süzgece boşaltılır ve suyu iyice süzdürülür. Daha önceden ayrıca haşlanmış olan renkli fasulye(barbunya) ile belli bir oranda karıştırılır. Bu oran, yaklaşık yarı yarıya olur. Karışım bir kenara alınır. Tencereye soğan doğranır, yağ yakılır ve üzerine bu karışım dökülür. Ateş üzerinde bir müddet kavrulur. Servis yapılır. (Tuzu haşlanırken atılır).


    Pancar Çorbası:

    Bahçeden, tarladan toplanan karalâhana seçilir, çürükleri ayıklanır; sonra sofra üzerinde bıçakla ince ince doğranır. Bazıları doğradıktan sonra yıkama yoluna giderler, ancak bu yanlış olup yıkama işini doğramadan önce yapmak gerekir. Çünkü bu şekilde yıkanınca, lahananın besin değeri düşmektedir. Doğranan lahanaya göre ayarlanmış su, ateşe bırakılır. Su, kaba dökülmeden önce dibine yağ yakılır, soğan doğranır. Kaynama esnasında bu suyun içerisine, ayrıca haşlanmış olan renkli kuru fasulye ¼ oranında karıştırılır. Arkasından da doğranan lahana, bu suyun içine dökülür. Karıştırılır. Hemen arkasından biraz mısır unu kaşıkla çorbaya çalınır, yani karıştırılır. Tuzu, biberi atılır; bibersiz olanı pek rağbet görmez. Yirmi, yirmi beş dakika normal ateşte kaynatılarak pişirilir. Servise hazırlanır. Bu çorbanın içine mısır ekmeği doğrayarak yenir. Bu, bölge insanı için çok özel bir zevk ve özelliktir.


    Bulgur Yapımı:

    Buğday taneleri sıcak su içinde 15–20 dakika bekletilir. Sonra dibek denilen içerisi çukur olan ağaç kap içine doldurulur, eldeç denilen bir araçla dövülür. Bu dövme sonucunda buğdayın kabuğu ayrılır. Bu şekilde biriken kabuksuz buğday rüzgârda savrulur, yani rüzgârın yardımı ile ince kabuklarından arındırılır. Sonra yıkanır, bol suda pişirilir. Sıcak güneş altında iki gün kurutulur. Bu kurutma sırasında sık sık karıştırmak gerekir. Kuruduktan sonra el değirmeninde öğütülür ve bu şekilde bulgur hazırlanmış olur.


    Helva(Hevla) Yapımı:

    Daha önce nasıl elde edildiğini anlattığımız fırındarusu unu genişçe bir tepsi içine dökülür. Bu tepsi ocağın üzerine konur; ağaç kaşık yardımıyla tamamen kızarıncaya kadar karıştırılır. Bu arada helvanın şerbeti de hazırlanmıştır. Kızarıp kızarmadığını kontrol için numunelik olarak bir miktar un kaşıkla alınır ve şerbetle karıştırılır. Rengi pembeleşmiş ise ve un tadı değilse kavurma işi tamamlanmış demektir. Ateşten alınan un, şerbetle karıştırılır ve birbirine tamamen yedirilir. Helva yemeye hazırdır ama ikram kolaylığı için elde top şekline getirilir ve ayrı bir tepsiye bırakılır. İkram edilirken bu top helvanın bir tanesi tabak içinde getirilir.

    Darı Çorbası/Mısır Çorbası:

    Mısır, el değirmeninde iri bir biçimde öğütülür. Bu öğütme sonunda mısır, un halinde olmaz; ikiye bölünmüş bir durumdadır. El değirmeninde mısırları ikiye bölme işine darı çekme, çekilen daruya da darı çorbalığı adı verilir. Çekilen darı, elekte elenir ve olabilecek unundan ayıklanır. Ateş üzerindeki ölçülü suyun üzerine dökülür. 15-20 dakika kaynadıktan sonra üzerine, ayrıca haşlanmış olan renkli kuru fasulye(barbunya) ilave edilir. Dibine sarmaması(yapışmaması) için sık sık karıştırılır. Pişmekte iken tuzu ilave edilir. Piştikten sonra üzerine ayran dökülerek yenir. Karalâhana Çorbası: Bir gece önceden ısladığımız fasulyeleri pişiririz. Yeni derilmiş taze lahanayı ince ince doğradıktan sonra güzelce yıkanır. Bu sırada tence¬reye koyduğumuz suyu ve fasulyeyi kaynamaya bırakırız. Su kaynadıktan sonra lahanayı ilave ederek biraz mı¬sır unu serperiz. Yemek kaynayana kadar tencerenin ka¬pağı açılmaz. Çorba kaynarken mısır ununun az veya çok olduğu görülür. Yemeğin tuzunu da ilave ederek pişirmeye bırakırız. Ara sıra çorbayı karıştırmalıyız ki çorba yanma¬sın. Özellikle kış aylarında tüketilen karalâhana çorbası¬nın, sıcak iken odun kaşığı ve mısır ekmeği ile yenmesi önemlidir.

    Darı Çorbası:

    Hazır çorbalık alınır. Akşamdan su-da ıslatılır. Fasulye (düdek) haşlanır. Akşamdan ısladığı¬mız çorbalığı tencereye koyar su ile pişmeye bırakırız. Pişmeye başladığında fasulye ilave edilerek pişirilir. Çorbanın suyu pişmeden çekebileceğinden ara sıra çor¬baya kaynamış su ilave edilir. Piştikten sonra isteğe bağlı olarak tabağa böldüğümüz çorbaya, yoğurt veya ayran katarak servise sunulur. Fasulye Kavurması: Fasulye haşlandıktan sonra süzülür. Bolca sarımsak ile birlikte bolca tere yağda kavrulur. Mısır unuyla birlikte kızartılır.

    Patates Haşlaması:

    Patates güzelce yıkanır ve kabuğu ile birlikte doğranır. Tencereye koyup tuz ilave ederek haşlanır. Haşlandıktan sonra süzgeçte (iliştir) süzülerek yemeğe hazır hale gelir. Patatesin olduğu gibi, fırınlara konularak pişirilip yenmesi başka bir yemek çeşididir.

    Lahana Dolması:

    Karalâhana, pirinç, bulgur, soğan, salçadan yapılan yöresel bir yemektir, ilk önce dol¬mamızın harcını hazırlarız. Bunu yaparken isteğe bağlı olarak pirinç veya bulgur ya da her ikisini de kullanabiliriz, (ince mısır kırması kullanıldığında görülür). Pirinci ve bulguru seçtikten (ayıklandıktan) sonra güzelce yıkarız. Tencereye tereyağı, sıvı yağ, soğan, salça, baharatı (kırmızıbiber) karıştırarak kavururuz. Kavurduktan sonra bulgur, pirinci, tuzuda koyarak kavurmaya devam ederiz. Kavurma esnasında az miktarda su ilave edilebilir. Harcın tam olarak pişmesine gerek yoktur. Çünkü dolmayı sardıktan sonra harç nasıl olsa pişecektir. Sıra lahananın haşlanmasına geldi. Önce su kaynatılır, lahana suyun içine koyularak haşlanır. Haşlandıktan sonra lahana süzülerek, üzerine soğuk su dökülür ki lahana çok fazla haşlanmasın ve dolma sarılırken yırtılmasın. Dolma sarılırken lahana ikiye bölünür (büyük olanlar) ve önceden hazırladığımız harcı içine koyarak sararız. Sarılan dolmayı dibine bir sıra lahana yaprağı serilmiş tencereye güzelce dizerek, kaynamış su, tuz ve isteğe bağlı olarak soğan doğranarak pişmeye bırakırız. Dolmanın üzerine lahananın kalın sapçıklarından konur ve üzeri bir sıra lahana yaprağı ile kapatılır. Dolmaların açılmaması için su kaynamaya başladığında yemeği kısık ateşe almalıyız.

    Tarhana Çorbası Malzemeler:

    Tarhana Kuru nane Tereyağı Kaynamış suya birkaç parça ufaltılmış tarhana koyulur ve kaynatılır. İyice kaynadıktan sonra (tarhana çözülünceye kadar) yağda kızartılmış nane üzerine dökülür. Tuz ve istenirse karabiber eklendikten sonra servis yapılır (afiyet olsun).

    KEŞKEK

    Bütün yarma, nohut, kemikli et, yağ, tuz, karabiber. İlikli kemikli et akşamdan çemenlenir ve bekletilir. Keşkeğin pişeceği tencereye etler alınır, üzerine tuz ilave edilir ve pişmeye bırakılır. Suyu azalınca et pişmemişse tekrar su konulur ve pişmeye devam edilir. Et piştiğinde suyu yeterli ise tekrar su verilmez. Ayıklanmış ve yıkanmış yarma ve nohut katılır. Tuz ilave edilir. Baharatları atılır. Ağır ateşte pişmeye bırakılır. Yarmaları ve nohudu istenilen derecede pişmemişse tekrar su verilir. Yarı pişmiş durumda iken yağı eklenir ve pişmesi tamamlanır.

    NOT:

    Taze etle olabileceği gibi kurutulmuş etle de pişebilir. Sıcak sıcak sofraya alınır. Tahta kaşıkla piştiği tencereden yenilmesi tercihlidir. Tabaklara dağıtım yapılmaz. Kış sabah kahvaltısında ve öğle vaktinde tercih edilir. Yanında ayran, kuşburnu ezmesi ve turşu tercih edilir.

    BAT

    Yeşil mercimek, yeşil soğan, yeşilbiber, maydanoz, kuru soğan, domates salçası, dereotu, reyhan, domates, kıyılmış ceviz, ince bulgur, tuz, kimyon ve karabiber malzemelerinden yapılır. Yeşil mercimek önce haşlanır, suyu süzülmeden soğumaya bırakılır, yukarıdaki malzemeler doğranarak soğumuş olan mercimeğe katılır. Biraz su ilave edilir. Hafif ve besin değeri yüksek bir soğuk yemek olarak servise sunulur. BAKLA DOLMASI İç bakla, ince bulgur, domates salçası, reyhan, kuru soğan, maydanoz, tuz, karabiber, yağ ve parçalanmış et malzemelerinden yapılır. Bakla önce ıslatılarak ikiye kesilir, kabuğu soyulur. İnce bulgur ve diğer malzemeler birbirine karıştırılarak dolma içi hazırlanır. Daha önce salamura yapılmış asma yaprağına irice sarılır. İçine parça et konmuş kazana dolmalar dizilir. Üzerine kıyılarak yağda öldürülmüş dörtlü ilave edilerek, kısık ateşte pişirilir.

    MADIMAK

    Köyümüzün yemek kültürünün en güzel örneklerinden biri olan madımak, çayır ve meralardan toplanır. Ayıklandıktan sonra yıkanır. İnce ince doğranıp, tekrar yıkanarak süzgeçten geçirilir. Bir kazanda kıyılmış soğan, yağ ve pastırma ile karıştırılıp, soğan ölünceye kadar beklenir. Daha sonra madımak konur. Biraz bekledikten sonra bulgur ve su ilave edilir. Tuz atılarak iyice pişinceye kadar beklenir.

    Coğrafya

    Tokat iline 94 km, Niksar ilçesine 44 km uzaklıktadır.Coğrafi konumunu itibarıyla köyümüz doğanın hala bakir kalabildiği bir yerdir. Deniz kenarından 1280 Metre yükseklikte bir dağın üzerindedir. Köyümüz 37–38 derece doğu meridyenleri ile 40–41 derece kuzey paralelleri arasında yer almıştır. Doğu' da Aybastı ilçesi, Kuzey' de Korgan ilçesi, batısında Özalan Kasabası ve Bozcaarmut köyü, Güneyinde Başçiftlik ilçesi yayları ile çevrilidir. Köyün sorumluluk sahası ise 15487 dekar. Doğudan denize doğru akan Karakuş suyu araziyi derin vadiler halinde ikiye ayırmaktadır. Genellikle dik ve kesik tepelerden oluşmuştur. Ilıman bir iklime sahip olan köyümüz, başta buğday ve arpa olmak üzere patates, fasulye gibi ürünler teşkil etmektedir. Köyün ekonomik yapısı her türlü sanayiye cevap verebilecek nitelikte değildir. Patatesten başka sebze ve meyvenin dışında tarla ürünlerinden arpa buğday, bakla, çavdar, köyümüzün her tarafında yetiştirilmektedir. Köyümüzde meyve olarak armut, yaban armudu, elma, erik, döngel, fındık ve ceviz gibi meyveler yetiştirilmektedir
     
  2. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    İklim

    40-38 derece kuzey enlemleri ve 37-13 doğu boylamları üzerinde bulunan Bilgili orta iklim kuşağı üzerindedir. Kendine özgü bir iklimi vardır. Bu kendine özgülük Karadeniz Bölgesiyle İç Anadolu Bölgesi arasında bir geçiş alanı olmasından ileri gelmektedir. Köy her ne kadar coğrafi bölgelendirmede Orta Karadeniz Bölümü içersinde işlenirse de, yer yer Türkiye’nin iç bölgelerinde görülen karasal iklimin özelliklerini de taşır. Bu karasallık şiddetli değildir. Kuzeyden güneye doğru gidildikçe karasallığın etkisi daha fazla belirir. Bu durum bitki örtüsünün dağılımında da kendini gösterir Karadeniz’in nemli rüzgârları kıyıdan hemen yükselen Kuzey Anadolu Dağları’na (Canik Dağlarına) çarparak içerilere fazla sokulamazlar. Köyümüzün Orta Karadeniz Bölümünde yer alması nemlilik açısından olumlu bir coğrafi konum avantajıdır. Çünkü Orta Karadeniz bölümünde, Samsun yöresindeki dağların yükseltisi fazla olmadığı için nemli rüzgârlar içerilere kadar rahatça sokulabilirler. Bu durum Reşadiye'yi karasallıktan az da olsa uzaklaştırır. Köyümüzde hava durumunun uzun yıllar içindeki seyri incelendiğinde şu genel özelliklerin ortaya çıktığı görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve sert geçer. En fazla yağış ilkbaharda görülür. En düşük yağış ise yaz aylarındadır. Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarındaki ortalama yağış miktarı 100–150 mm civarındadır. Yani bu aylarda yağış yok denecek kadar azdır. Son on yılın ısı, nem ve yağış durumlu “meteorolojik ortalama değerler” çizelgesinde gösterilmiştir.Köyümüzün bazı mevkilerinde yükseltinin ve rakımın etkisiyle iklim özelliklerinde değişme görülür. Kış aylarında köy içinde fazla kar tutmaz; bunda en büyük etken köyün rakımıdır. (m.) Yükseltinin arttığı yerlerde kışın şiddetinin de arttığı görülür. Köyümüzün kuzey ve güney yamaçları arasında da ısınma farklılıkları vardır. Güneye bakan yamaçlar daha çabuk ısınır ve buralarda kar örtüsü daha kısa süre barınır. Bu durum rakımın etkisinden kaynaklanmaktadır.Aralık ve Ocak aylarında sınırlı da olsa doğudan esen ve halk arasında “sarıyel” olarak adlandırılan rüzgâr, soğuk ve sert eser. Bu nedenle halk arasında “sarı it” olarak da adlandırılır. Bu durum ilçe merkezinin yüksek dağlar arasında Kelkit Vadisi boyunca uzanmasından kaynaklanmaktadır. Bu rüzgâra yükseklerde rastlanmaz. Yükseltinin 1400 m.nin üzerine çıktığı yerlerde ve yaylalarda yoğun nemli hava gözlenebilir. Isınan hava yükselir. Yükselen bu nemli hava köyümüz yörelerinde yoğun sis halini alır. Yaylaları kaplayan bu sis bulutları görülmeye değer doğal güzellikler oluştururlar.

    Nüfus

    NÜFUS DURUMU Bilindiği gibi Türkiye, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren göç ile iç içe yaşamış, bu ülkede yaşayan hemen herkes çocukluğunda ailesinin göç öyküleri ile büyümüştür. Özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet’in kuruluş döneminde siyasi, dini nitelik taşıyan Göçler, 1950’ler sonrasında ekonomik boyutu ağır basan bir toplumsal harekete dönüşmüştür.
    KÖYÜMÜZ TAMAMEN TÜRKLERDEN OLUŞUR VE SÜNNİ HANEFİ MEZHEBİNDENDİR.

    Ekonomi

    HAYVANCILIK Köyümüzde, hayvan yetiştiriciliğine uygun bir konuma sahiptir. Çünkü yumuşak ikliminin yanında, 7000 dekardan fazla alanı çayır ve meralar oluşturmaktadır. Bu bakımdan hayvancılık, tarım ürünleriyle birlikte bölge insanının yaşayışında önemli bir yere sahiptir. Genellikle köyümüzde her hane ihtiyaçlarını giderecek sayıda hayvan beslemektedir. Manda, sığır, koyun, keçi, at, katır, eşek, köpek bölgedeki başlıca ehli hayvan çeşitleridir. Son sayımlara göre; Köyümüzde 35 bin dolayında sığır, 80 bin dolayında koyun varlığı tespit edilmiştir. Beslenen hayvanların hem gücünden, hem de et, süt, deri ve yün gibi çeşitli ürünlerinden yararlanılmaktadır. Henüz modern yöntemler tam olarak yaygın olmasa da hayvancılığın olumlu yönde geliştiği görülmektedir. Daha iyi verim elde etmek için mevcut sayıların iyileştirilmesi çalışmaları yapılmaktadır. Bu konuda İlçe Tarım Müdürlüğü çiftçilerimize gerekli donanım yardımları yapmaktadır.

    1- Büyük Baş Hayvanlar

    Büyük baş hayvanlardan en çok sığır beslenir. Manda besiciliği eskisi gibi pek o kadar önemli değildir. Yöreye has sığır cinsleri yanında, daha verimli kültür ırkları da yavaş yavaş yayılmaktadır. Böylece gelişigüzel bakımla günlük 4–5 Kg. Süt alınan inekler yerine bakımlı, ıslah edilmiş, iyi cins inekten günlük 20–30 Kg. süt almak imkânı doğmuştur.
    Yörede üç cins sığır hayvanı görülür. Birincisi halkın "Kara Sığır" dediği yerli siyah ırktır. En az verimli olmasına rağmen, en fazla beslenen sığır cinsidir. Ufak cüsseli olduğundan genellikle orman köylerinde beslenmektedir. İkincisi Karadeniz bölgesine has olan Jersey (sarı inek) sığır ırkıdır. Yerli siyah ırktan sonra bölgede hâkim ırktır. Genelde verimi yüksek, ufak cüsseli hayvanlardır. Üçüncüsü süt için beslenen Hoş tein (Siyah-Beyaz Alaca) ineklerdir. Besicilik yapanların en çok sıkıntıları, ürettikleri sütün gereği gibi değerlendirilemeyişidir.


    2-Küçük Baş Hayvanlar

    Köyümüzde sığırdan sonra en fazla koyunculuk yapılmaktadır. "Karayaka koyun ırkı" başlıca yetiştirilen koyun cinsidir. Karayaka koyununun en önemli özelliği et ve yapağı yönünden verimli olmasıdır. Sürü sahipleri bölgemizdeki çayır, mera ve yaylalardan faydalandığı gibi, Koyunlarda hastalık olarak "Koyun çiçek hastalığı, şap, düşük (entretoksemi)" hastalıkları, bakır ve selenyum noksanlığına bağlı daha çok kuzularda " beyaz kas " rahatsızlıkları ile doğum mevsiminde ishal görülmektedir.

    3-Kümes Hayvancılığı

    Kümes hayvancılığı köyümüzde aile işletmeciliği şeklinde ve ek gelir kaynağı olarak yapılmaktadır. Her ailenin kendine yeterli tavuğu vardır. Tavuktan başka az sayıda ördek bulunur. Genellikle yumurta tavukçuluğu yapılmaktadır. İhtiyaç fazlası yumurtalar pazarda satılmaktadır. Köyümüzde ticari amaçlı büyük tavuk işletmeciliği olmamakla beraber, Son tespitlere göre; köyümüz bazında 100 dolayında kümes hayvanı bulunmaktadır.
    4-Arıcılık Bilgilide modern arıcılığın 10 yıllık bir geçmişi vardır. Daha önce yapılan arıcılık, iptidai usullerle olduğu gibi, ekonomik bir değeri yoktur. Köyümüz bazında yine de 100 civarında yeni tip arı kovanına karşılık 10 ila 15 civarında eski tip kovan bulunmaktadır. İlçe Tarım Müdürlüğü ve Halk Eğitim Müdürlüğünün koordineli çalışmalarıyla eğitici kurslar düzenlenmiştir.

    Lütfi YILMAZ

    Altyapı bilgileri

    Köyde 2 DERSLİK ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi vardır ancak yarısı kullanırken yarısıda agzını açıp bakıyor çünkü aşagıya aktında su yukarki mahalleler sususz kalıyor kanalizasyon şebekesi yoktur var diyen yalan söylüyor. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır.ancak ne hemşire ne ebe nede doktor vardır. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol stabilize güldürmeyin insanları kendinize yalan söylemeyin olup köyde elektrik ve her evde telefon vardır.





    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi

    Kaynak : Yerel Net


    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş