Bilecik Pazaryeri İlçesi

'Bilecik Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 30 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Bilecik Pazaryeri İlçesi konusu Pazaryeri

    İlçe Tarihçesi

    Pazaryeri'nin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İlkçağlarda "BİTHİNİA" denilen bugün Bursa, Bilecik, Kocaeli topraklarını kapsayan bölgenin güney batı bölümünde yer alıyordu. Roma döneminde Anadolu'nun içinden gelip Bursa'ya giden Roma yolu Pazaryeri'nden geçerdi. Bu yolun geçtiği yerler halen yöre halkı tarafından "BAĞDAT YOLU" veya "İPEK YOLU" olarak bilinir. Roma döneminden kalma antik eserlere Firanlar, Ahmetler köyleri ve Doğanlar mevkiinde rastlanır.

    Bizans döneminde, Pazaryeri "BİTHİNİA THEMAKİON" bölgesinde "ARMENO KASTRON" adı yerleşim birimiydi. Bu ismin anlamı "Ermeni Kalesi"dir. Fakat bu bölgede Ermeniler yaşamamıştır. "ARMENO" ismi Ahi dağlarının antik ismidir. Bu isim Anadolu'nun yaklaşık M.Ö. 3000-2000 yılları arasında yaşamış "LUVİ" halkının konuştuğu dilde "Aytanrısı Ülkesi"dir. Bizanslılar bu dağların geçit bölgelerine haberleşme ve gözetleme kuleleri yaptığı için bu ismi vermişlerdir.

    Kayı aşireti 1132 yılında Söğüt'e yerleştikten sonra Ertuğrul Gazi'ye yaylak olarak verilen Domaniç yaylasına giden en kısa yol Pazaryeri'nden geçmekte idi. Osman Bey Osmanlı devletini kurduktan sonra İnegöl'e (ANGELO KOMA) ve verimli ovalara ulaşmak ve fethetmek amacı ile batıya yöneldi. "Ermeni Derbendi" denilen bugünkü Pazaryeri'nin civarından geçen yolu kullandı. Bu isim Osmanlılar tarafından Ahı dağında verilen "Ermenek" isminden geldiği sanılır. Adı geçen Söğüt-Bozhüyük'ten gelir "Karani Derbendi'nden (Bu derbent bugün Pazaryeri'ne bağlı Karaköy civarındadır) geçip Pazaryeri'ne vardıktan sonra Ahi Beli/Büyük Derbent/ Nazif Paşa köyü civarında Ahi dağını kuzeyden aşardı. Küçük Derbent/Bahçesultan köyünden geçerek Kurşunlu yolu ile İnegöl'e ulaşırdı. Osman Bey buraları fethettikten sonra III. oğlu olan Yahşi Pazarlu Bey'e iskan ve idare etmesi amacıyla Pazaryerini ve havalisini verdi. Bu bölgenin ismini Yahşi Pazarlu Bey kendi adını taşıyan "PAZARLUCUK" ismi ile değiştirdi. Bu isim zamanla "Pazarcık"a dönüştü.

    Osmanlılar döneminde önemli ticaret ve askeri yolların üzerinde olduğu için Avrupalı seyyahlar Anadolu'ya giderlerken Pazaryeri'nden geçerlerdi. Ünlü Avusturya'lı seyyah Hans DERNSCWAM 1553-1555 yılları arasında Anadolu'ya yaptığı seyahat sırasında Pazaryeri'nden geçmiştir. Bunları şöyle anlatır: "...Pazargik'te bir mescit var. Burada yalnız Türk'ler oturuyor. Rum yok. Sağ tarafta yol kenarında büyük bir kervansaray gördük. Kervansarayın içinde orta kısmında 12 tane meşe direk var. Bu direkler taşlar üzerinde oturtulmuş. Bütün binayı taşıyorlar. 20 baca saydım. Kervansaray herkese açık. İçinde 150-200 at barınabilir...Pazargik (Pazarcık) sakin iki tarafı dağlarla çevrili güzel bir yer. Buarada üzüm yetişmiyor. Bir Rum bize ilerideki Rum köyünden bir tulum şarap getirdi... 19 Mart sabahı Pazargik'ten Boz Gywck (Bozüyük)'e dığru yola çıktık."

    17. yy'da İran seferine çıkan IV.Murat sadrazamı Kara Mustafa Paşa ordusu ile birlikte askeri yol üzerinde olan Pazaryerine uğramış ve konaklamıştır. Buraya kendi adını taşıyan cami ve külliyeyi yaptırmıştır. Fakat bu cami Yunan işgali sırasında yıkılmış yalnız tarihi minaresi kalmıştır. Caminin yerine yenisi yapılmıştır.

    Pazaryeri 19. yy'ın sonlarına kadar Hüdavendigar (Bursa) livasına (vilayet) bağlı bir nahiye idi. 1852'de (H.1301) Pazarcık adı ile Ertuğrul (Bilecik) livası merkez kazasına bağlı nahiye merkezi oldu. Rumeli'den Kafkaslar'dan gelen göçmenlerin ve Yörüklerin buralara iskan edilmesiyle Pazaryeri'nin nüfusu artmış. Çok renkli ve gelişmiş bir kültür alt yapısı oluşmuştur.

    Kurtuluş Savaşı zamanında Pazaryeri üç kez Yunan işgaline uğramış ve yıkılmıştır.

    Miralay Ayıcı Arif Bey komutasındaki birliklerimizle yunanlı işgalcileri arasında kanlı çarpışmalar sonucunda 5 Eylül 1922 tarihinde Yunanlılar Pazaryeri'ni boşalttılar. Ancak çekilirken yakıp yıktıklarından Pazaryeri harabe halinde bırakılmıştır.

    1926 yılında, yeniden yapılan idari taksimata göre, Pazarcık, Bilecik İli Bozüyük ilçesine bağlı bir bucak merkezi oldu. Pazarcık bucağı 1953 yılında Maraş ilinin Pazarcık ilçesi ile isim benzerliği ve bu benzerliğin çeşitli karışıklıklara sebep olacağı gerekçesi ile PAZARYERİ ismi ile ilçe merkezi oldu. 1974 yılında Eskişehir-Bursa karayolu üzerindeyken 1974'den sonra yeni açılan Mezit Boğazı ile kıyıda kalmış ve gelişememiştir.


    Coğrafi Yapısı

    Pazaryeri ilçesi, Marmara bölgesinin doğusunda yer alan Bilecik ilinin küçük ve şirin bir ilçesidir. Doğusunda Söğüt ve Bozüyük, batısında Bursa'nın İnegöl ilçesi, kuzeyinde Bilecik merkez ilçe, güneyinde Bozüyük ilçesi ile çevrilmiştir. Yüzölçümü 399 kilometre karedir. İlçe, Marmara Bölgesinde yer almasına rağmen iklimi sert ve karasaldır. Ege ve Batı Karadeniz, ve iç Anadolu Bölgesi iklimlerinin zaman zaman etkilerini gösterdiği geçiş bölgesini oluşturur. İlçenin topografik yapısı engebeli ve dağınıktır. Yayla görünümünde vadiler içinde küçük düzlükler bulunur. İlçe merkezinde, Kireçlik Tepesi 890mt, batısında Ahı Dağı 1110 mt, kuzeyinde Esemen Sırtları (Dokuzöküz Dağları), güneyinde Ahı Dağının devamı Uzunçam, Karateke, Kertalan Sırtları 1000-1500 mt. arasında değişen yüksekliklere sahiptir. İlçenin rakımı 810 mt olup arazi yapısı doğuya doğru alçaktır. İlçe arazisinin tarım alanı olarak kullanılan (12204 ha) bölümleri üç tarafı dağlarla çevrili bir ovadır. Ova içinde kuzey kısmını boydan boya geçen Sorgun Çayı, doğudan geçen Karasu Çayı ve bunları besleyen derelerden sulama olarak faydalanılmaktadır. Bu çaylar ve derelerin üzerine kurulan ve isimlerini kurdukları yerlerin adlarından alan Küçükelmalı, Bozaarmut, Esere, Kamçı, Sorgun, Ovacık, Sarnıç gibi göletlerin tarım arazilerinin sulanmasına ve yöre iklimine olumlu etkileri olmuştur.

    Pazaryeri ilçesi arazisinin büyük bir kısmı (%87) ormanlarla kaplıdır.



    Sosyal Yapısı

    İlçe Merkezinden ve Köylerinde yerleşim genellikle topludur. Pazaryeri Kültürel faaliyetlerin en yoğun olduğu Marmara Bölgesinden yer almasına ve çok eski bir yerleşim merkezi olmasına rağmen geleneksel Anadolu kasabası görünümündedir. Halkın en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ancak son yıllarda ilçede mevcut olan organize sanayi bölgesi ile birlikte sanayi yatırımlarının hız kazanması sosyal yaşama olumlu katkılar sağlamaktadır. Ataerkil aile sisteminin gelekeneksel özellikleri yörenin en yaygın yaşam şeklini oluşturur. İlçe merkezinden büyük aile tipi çok az sayıda iken, daha ziyade çekirdek aile denilen Karı-Koca beraberindeki aileler çoğunlukta olup, büyük aileler kırsal kesimde biraz daha fazla görülmektedir. Çağın ilerleyen hayat modeline uygun olarak ilçe merkezi ve kırsal kesimlerdeki giyim de aynı ölçüde çağdaş özellikleri ihtiva etmesine rağmen kadınlar sokak giysisi olarak boyundan ayak bileklerine kadar uzanan siyah pamuklu kumaştan ferace denilen kollu ve bol elbise giymektedir. Yerine göre manto vazifesi gören bu giysi başa örtülen beyaz bir örtü ile tamamlanır. Geleneksel beslenme şekli hala geçerlidir. Beslenmede tahıl ürünleri ilk sırada yer alır. Yöre halkının bir bölümü ekmeğini hala kendi pişirmektedir.


    Eğitim

    İlçede okur yazar oranı %98 civarındadır. İlçe merkezinde Anadolu Lisesi, Anadolu Kız Meslek Lisesi, Çok Programlı Lise, ve Sağlık Meslek Lisesi olmak üzere dört adet Lise; Demirköy ve Kınık Köylerinde iki adet İlköğretim okulu taşıma merkezi durumundadır. İlçe merkezinde 1994 yılında eğitime başlayan Dumlupınar Üniversitesi'ne bağlı Meslek Yüksek Okulunda Bilgisayar Programcılığı, Tekstil, Tekstil-Baskı, Kalite Kontrol ve Bilgisayar Uygulamalı Muhasebe (I. ve II. öğretim) bölümleri eğitime devam etmektedir. Halk Eğitim Faaliyetleri ise yılın belli aylarında açılan kusrlarla devam etmektedir.

    Nüfus

    İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 13296'dir. Bunun 6659'si ilçe merkezinde, 6637'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; belde, köy ve ?mahalleden oluşmaktadır.
     

Bu Sayfayı Paylaş