Bilecik Hakkında Bilgi

'Bilecik Tanıtımı' forumunda =FiRaRi tarafından 15 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bilecik Hakkında Bilgi konusu Bilecik


    [​IMG]
    Böylece Bilecik Kurtuluş Savaşından çok büyük yaralar alarak çıkmış, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik çöküntü nedeniyle Cumhuriyet dönemine çok güçsüz başlamıştır.

    Bilecik Halkı Kurtuluş Savaşına tüm varlığı ile katılmış, gerek milis kuvvetleri ve gerekse düzenli ordularımıza onbinlerce evladını vermiştir. Bilecik, Kurtuluş Savaşından yanmış-yıkılmış, tam bir enkaz halinde çıkmıştır. 1920’lerde 12.000 olduğu tahmin edilen şehir nüfusu, savaştan sonra 4.000’e inmiştir.

    Savaştan önce Bilecik bölgenin en önemli ipek endüstrisi merkeziydi. Şehirde çok sayıda ipekçilik tesisi ve ipek kadife üreten fabrika bulunuyordu. Ancak, Yunanlıların çıkardığı intikam yangınlarında bu fabrika ve tesislerin tümü yandı. Bu arada diğer fabrika ve işyerlerinin de yanmış olması il ekonomisini çökertmiştir.
     
    1 kişi bunu beğendi.
  2. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik

    COĞRAFYA



    Bilecik ilinin en önemli akarsuyu Sakarya Irmağı olup, bir doğal göl, bir de baraj gölü bulunmaktadır.



    İlin orman zenginliği av hayvanları bakımından da zenginleşmesini sağlamıştır. Bin metreye kadar yükseklerde orman örtüsü genellikle meşe, otsu bitkiler ve makilerden oluşmaktadır. 1000 metre ve daha yükseklerde ise karaçam, kayın, kızılçam, kestane, köknar türündeki yüksek boylu ağaçlar sıralanır.



    Bilecik' de İç Anadolu Bölgesi' nin sert ve az yağışlı karasal iklimi ile Akdeniz ve Karadeniz kıyılarının ılık ve yağışlı ılıman iklimleri arasında geçiş iklimi görülür.



    TARİHÇE



    Kentin Antik Çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik�i de içine alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilir. Bitinya bölgesinin bilinen tarihi M.Ö. 1950� lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler�le başlar. Bölge daha sonra Mısır, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Makedonya, Bitinya Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun yönetimine geçmiştir. Bilecik�in bilinen ilk adı Belekoma� dır.



    Tarihte pek çok kavmin uygarlık ve egemenliğine sahne olan Bilecik, Kayı Boyu�nun Orta Asya�dan 400 çadırla gelip Söğüt�te, Osmanlı Devletinin kuruluş merkezliğini yaptığı yerdir. İlin tarihçesinin çok eskilere dayanması ve Osmanlının kurulduğu yer olması ayrıcalığı yanında, Kurtuluş Savaşı�nda verdiği çetin mücadeleler ve kazanılan zaferlerle Cumhuriyetin kuruluşunda da önemli bir role sahip olmuştur. Üzerinde çok sayıda arkeolojik ve tarihi eser bulunan, Bilecik�teki tarihi eserlerin çoğunu Osmanlı döneminde yapılan camiler, türbeler, hanlar, hamamlar, sivil mimari örnekleri , imaret ve benzeri yapılar oluşturmaktadır.



    Kayı Boyu Aşireti mensuplarının 720 yıldan beri geleneksel olarak sürdürdükleri ve her yıl (Eylül ayının 2. haftası son üç gün) yapılan muhteşem törenlerle kutlanan �Ertuğrul Gazi� yi Anma ve Söğüt Şenlikleri�ne çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi gelir. Törenlerde yörüklerin kına gecesi ve yaşantıları canlandırılır, cirit gösterileri yapılır.



    NE YENİR?


    GENEL BİLGİLER



    Yüzölçümü: 4.307 km²



    Nüfus: 175.526 (1990)



    İl Trafik No: 11



    Bilecik ili, Marmara Bölgesi'nin güney doğusunda; Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege Bölgelerinin kesim noktaları üzerinde yer alır. İlin bilinen en eski isimleri arasında Agrilion ve Belekoma vardır. Bilecik, Osmanlı İmparatorluğu' nun doğduğu topraklardadır. Sakarya ırmağının etrafında kurulan ve göletleri ve derelerinin zenginliği ile tanınan yöre antik çağlardan günümüze tarihin izlerini taşır.



    İLÇELER:



    Bilecik ilinin ilçeleri; Bozüyük, Gölpazarı, İnhisar, Osmaneli, Pazaryeri, Söğüt ve Yenipazar'dır.



    Bozüyük: Bozüyük Frigler döneminde oluşmuş bir yerleşim merkezidir. 1908�den sonra Ertuğrul Livası�na bağlanarak Kaza merkezi yapılmıştır. Bozüyük Bilecik�in il olması ile birlikte 1924 yılında ilçe statüsüne kavuşturulmuştur.



    Gölpazarı : Bizanslılar döneminde Harmankaya Tekfurluğu�na bağlı olan Gölpazarı, Osman Gazi tarafından alınmıştır. Gölpazarı kuruluşundan itibaren sıra ile Resulşel, Dönen ve Akçaova (Akçaoba) adlarıyla anılmış, son olarak Gölpazarı adını almıştır.



    İnhisar : İnhisar önceleri Söğüt�e bağlı bir bucak iken mütevazı nüfusuna rağmen coğrafi konumu dikkate alınarak 1991 yılında ilçe yapılmıştır.



    Osmaneli : Osmaneli çok eski bir yerleşim yeridir; Trakyalılar, Romalılar ve Bizans'a ait kalıntılar bunu göstermektedir.



    Pazaryeri pazaryeri'nde ilk yerleşim 1273 yılında olmuştur. Pazaryeri'nde hediyelik ve turistik toprak ev eşyası ve ağaç eşya yapımcılığı da sürdürülmektedir.



    Söğüt : Söğüt, Ertuğrul Gazi tarafından bir kuşatma ve mücadele sonucunda 1232 yılında Bizanslılardan alınmıştır. Ertuğrul Gazi Türbesinin de içinde bulunduğu ilçe önemli bir turizm merkezidir.



    Yenipazar : Eski adı Kırka olan Yenipazar, Cumhuriyetten önce Bolu�nun Göynük ilçesine bağlıydı. 1926�da bucak olarak Gölpazarı�na bağlanmış, 1988�de de ilçe olmuştur.
     
  3. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Genel Bilgi


    [​IMG]
    Marmara Bölgesi'nin güney doğusunda; Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege Bölgelerinin kesim noktaları üzerinde yer alan Bilecik ili doğudan Bolu ve Eskişehir, güneyden Kütahya, batıdan Bursa, kuzeyden Sakarya illeri ile çevrilidir. İl, küçük tepelik alanlar ile dik ve derin vadilerle yarılmış aşınım düzlüklerinden oluşur. Güney ve güneybatı kesimleri oldukça engebeli olup, kuzey kesimi, Sakarya Irmağı vadisi diğerlerine göre daha düzdür. En önemli akarsuları Sakarya Nehri ve onun kolları ile güneydeki Sarı Su'dur. Doğu yönünden il sınırları içerisine giren Sakarya, kuzeye doğru bir yay çizer ve Karasu Göynük Çayı ve Göksu'nun kollarını içine alır. Sakarya'nın Bilecik sınırları içerisindeki uzunluğu 80 km.yi bulur. Sakarya'nın vadisi bir çok yerde oldukça dar ve derin olmakla beraber, ilin orta ve kuzey kesimlerinde genişler. Güneyde Yeşildağ yakınlarında doğan Sarı Su, doğuya doğru akar ve il sınırlarının dışına çıkar. Sarı Su zaman zaman taşkınlıklara yol açtığından, üzerine 1976'da Dodurga Barajı kurulmuştur. Dodurga Gölü dışında ilin kuzeyinde de Çerkeşli Gölü yer alır. İlin topraklarını küçük bölümler halinde oluşturan ovalar Sakarya Vadisi boyunca küçük düzlükler halindedir. Güneyde 60 km.lik bir alanı da Bozüyük Ovası kaplar. Bilecik'in yüzölçümü 4.307 km2 olup, toplam nüfusu 194.326'dır.
    İlin ekonomisi tarıma dayalıdır. En çok tahıl, şeker pancarı, ayçiçeği, şerbetçiotu, üzüm, meyva ve sebze üretilir. Bira sanayinin önemli maddesi olan şerbetçiotu burada üretilmektedir. Az da olsa hayvancılık ve hayvan ürünleri ekonomisinde yer almaktadır. Ayrıca yöreden çıkarılan mermeri işleyen küçük atölyeler, ipekli dokumacılık ve kozacılık da yapılmaktadır.
    Bilecik’te ilk yerleşimin başlangıcı kesinlik kazanamamakla birlikte, MÖ 3000’den öncelere indiği sanılmaktadır. Anadolu’da Tunç Çağına geçiş sürecinde önemli bir yeri olan Bilecik’ten MÖ 3000’lerde tunç yapımı için kalay çıkarıldığı bilinmektedir. İlin bilinen en eski isimleri Agrilion ve Agrillum’dur. Daha sonraki dönemlerde Bilecik Bizans İmparatorluğu sınırları içine giren bir yerleşim yeri olmuştur.
    [​IMG]Bilecik yöresi MÖ.1200'lerde Friglerin egemenliği altına girmiş, MÖ. 546'da Perslerin yönetimine geçmiştir. Büyük İskender'in MÖ.334'te Anadolu'da Pers egemenliğine son vermesiyle birlikte, Helen uygarlığı Roma dönemine kadar sürmüştür. Bilecik'in de içerisinde bulunduğu Bithynia Devleti MÖ.74'te Roma egemenliğini kabul etmiş ve Pontus Krallığı ile birleştirilerek, Roma'nın Anadolu eyaletini oluşturmuştur. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasından sonra da Bizans yönetimine girmiştir. Doğu Roma (Bizans) döneminde şehir Belekoma ismiyle anılıyordu. Bilecik o zaman, şimdiki Bilecik’in doğusunda, Hamsu ve Tabakhane derelerinin oluşturduğu vadiler arasındaki bir kaya çıkıntısı üzerine inşa edilen kale çevresinde kurulmuştu. Bizans döneminde Belekoma Kalesi Bilecik’te inşa edilmiş olup, bu dönemde Bilecik bir Tekfurluk idi. Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde (797), Bithynia bölgesinin diğer şehirleri gibi Bilecik ve Söğüt civarı da fethedilerek Abbasi idaresine sokulmuştur. Çevresi kale ile korunan Belekoma kenti tarih içinde Bizanslılar-Emeviler ve Bizanslılar-Abbasiler arasında birkaç kez el değiştirmiştir.
    Malazgirt Savaşı'ndan (1071) sonra Selçukluların boyu olan Kayıların bir bölümü Ertuğrul Bey yönetiminde batıya doğru ilerlemiş ve Söğüt çevresine yerleşmişlerdir. Osmanlı vaka-i namelerinde Kayıların Söğüt ve çevresine 1230 yıllarında yerleştikleri belirtilmektedir. 1231 yılında İznik İmparatorluğu ile Selçuklular arasında yapılan savaşa Ertuğrul Bey de akıncı olarak katılmıştır. Selçuklu ve Bizans orduları arasında Sultanönü mevkiinde meydana gelen savaşın sonucunda Bizans ordusu yenilmiş, Karacadağ ve Söğüt dolayları Büyük Selçuklu Devleti’nin eline geçmiştir. I.Aleaddin Keykubat Belekoma (Bilecik) Tekfurunu vergiye bağlamış, savaşta büyük yararlıklar gösteren Ertuğrul Bey’e Söğüt’ü mülk, Domaniç’i de yaylak olarak vermiştir. Osmanlı kaynaklarına göre Ertuğrul Bey 1281 yılında ölmüştür. Türbesi Söğüt ilçesinde bulunmakta ve her yıl Söğüt’te düzenlenen Ertuğrul Gazi Şenlikleri ile anılmaktadır.
    [​IMG]Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra Kayıların başına Osman Bey geçmiştir. Osman BeY Bizans’a karşı savaşmış ve sürekli başarılı olmuştur. Kayıların bu başarılarında Şeyh Edebali’nin büyük payı olmuştur. Fakih Şeyh Edebali Kayı Ahilerinin önderi idi. Şeyh Edebali o sıralar Eskişehir ili sınırları içindeki İtburnu Köyünde oturuyordu. Daha sonra medresesini Söğüt ve son olarak da Bilecik’e taşımıştır. Osman Bey 1286 yılında İnegöl yakınındaki Hisarcık kalesini Bizanslılardan almıştır. 1287 yılında İnegöl Tekfuru’nu Domaniç yakınındaki İkizce’de (Erice) yenilgiye uğratmıştır. Bu sırada Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat büyük bir ordu ile Karacahisar önlerine gelmiş ve Osman Bey’in kuvvetleriyle birleşerek Bizans elindeki bu kaleyi kuşatmıştır. Kuşatma sürerken Selçuklu Sultanı geri döndü. Osman Bey’e bir sancak, tuğ alem ve gümüş takımlı bir at göndererek Söğüt ve Eskişehir’i de içine alan bu sancağı Osman Bey’e vermiştir. Bundan sonra Karacahisar’daki Rum kilisesini camiye çeviren Osman Bey ilk kez kendi adına hutbe okutmuş (1289), böylece Osmanlı Devletinin kuruluşunun başlangıcı olmuştur. O sıralarda Bilecik henüz Türkler tarafından fethedilmemiş, Bizanslılara ait bir kentti. Osman Bey Bilecik (Belekoma) ve Yarhisar tekfurları vergiye bağlanmış, ardından 1299 yılı yaz başında Belekoma kalesini ve peşinden Yarhisar kalesini fethetmiştir. Bilecik, Yıldırım Bayezid dönemine kadar Osmanlı yönetiminde kalmış, ancak, 1402 yılında Ankara Meydan Savaşı'nda Bayezid’in Timur’a yenilmesi sonucunda 2 ay kadar Timur’un hakimiyetine geçmiş ve Çelebi Sultan Mehmet tarafından geri alınmıştır. Osmanlı yönetimi sırasında Bilecik daha da gelişmiş, ancak, şehrin kurulu bulunduğu alanın iskân için uygun olmaması daha hızlı gelişmesini engellemiştir. Bununla birlikte Bilecik Bursa ve İznik’ten Eskişehir’e ve Anadolu içlerine giden yol üzerinde önemli bir konaklama ve dinlenme yeri olarak önemini korumuştur.
    Bilecik Trakya ve Marmara bölgelerini İç, Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle Ön Asya’ya bağlayan İstanbul-Bağdat demiryolu kenarında kurulmuştur. Roma ve Bizanslılar zamanında kent merkezinin küçük bir yer olduğu sanılan Bilecik, Osmanlıların eline geçtikten sonra önem kazanmıştır. Osman Gazi’nin fethettiği ilk önemli kale olması ve Şeyh Edebali Türbesi’nin burada bulunması, şehre olan ilgiyi artırmıştır. Önceleri kale çevresinde yerleşik kent daha sonra Şeyh Edebali Türbesi, Orhan Gazi camii ve yakınındaki medreseye doğru büyümeye başlamıştır. Şehir Türk hakimiyetine geçtikten sonra, önceleri Türkler ve Rumlar ayrı mahallelerde oturmuşlardır. Örneğin, Türkler daha çok Osman Gazi, Orhan Gazi ve Aşağı Camiler çevresine yerleşmiş, Rumlar ise bugünkü Bilecik merkezinin bulunduğu bölgede yoğunlaşmışlardı. Zamanla toplumlar arası sosyal ve ekonomik ilişkiler kurulmuş, iki toplumun ayrı mahallelerde oturması eğilimi ortadan kalkmış, devlet yapıları Yukarı Mahalleye yapılmaya başlanmış ve kent bugünkü yerleşim yerine doğru gelişmiştir.
    [​IMG]İstiklal Savaşında T.B.M.M. hükümet ile İstanbul’da bulunan padişah taraftarı hükümet arasında ortaya çıkan ihtilafı gidermek amacı ile İstanbul’daki Tevfik Paşa hükümeti adına Dahiliye Nazırı Ahmet İzzet Paşa, Ankara Hükümeti ile bir görüşme yapmak istemişti. Görüşmenin Bilecik İstasyon binasında yapılması kararlaştırıldı. Heyetler 5 Aralık 1920 günü Bilecik İstasyon binasında bir araya geldiler. İstanbul Heyeti Ahmet İzzet Paşa, Salih Paşa, elçilerden Cevat Bey, Ziraat Nazırı Kazım Bey, Hukuk Danışmanı Münir Bey ve Hoca Fatih Efendi’den oluşmuştu. Ankara heyetine ise Mustafa Kemal Paşa başkanlık etmişti. Heyette İsmet Bey (İnönü) de bulunuyordu. Bilecik Mülakatından olumlu ve somut bir sonuç elde edilememiştir.
    Yunan Ordusu 6 Ocak 1921 günü Bursa ve Uşak dolaylarından taarruza geçmiş, 8 Ocak 192'de Bilecik-Karaköy-Muratdere hattına kadar geldi. Böylece Bilecik işgal edilmiştir. I. İnönü ve II. İnönü Savaşı tümüyle Bilecik toprakları üzerinde geçmiştir. II. İnönü Savaşları sırasında Bilecik iki kez daha Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. 30 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle Yunan ordusuna karşı son ve kapsamlı zaferi kazanan Türk ordusu, 4 Eylül 1922’de Söğüt ve Bozüyük, 5 Eylül de Pazaryeri ve 6 Eylül l922’de ise Bilecik’i Yunan işgalinden kurtarmıştır. Yunanlılar bu ilçeler ve il merkezini boşaltırken bir çok yerde yangınlar çıkararak buraları harabeye çevirmişlerdir. Bilecik’te yalnızca Yukarı Mahalledeki birkaç evle, Tabakhane Mahallesi yangın ve tahripten kurtarılabilmiştir. Yangınlar sırasında 1956 ev, 331 dükkân, 18 han, hükümet konağı, tüm ipek fabrikaları, okul, cami ve türbeler yanarak kullanılamaz duruma gelmiştir.
    Bilecik Kurtuluş Savaşı'ndan çok büyük yaralar alarak çıkmış, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik çöküntü nedeniyle Cumhuriyet dönemine çok güçsüz başlamıştır. Kurtuluş Savaşından yanmış-yıkılmış, tam bir enkaz halinde çıkmıştır. 1920’lerde 12.000 olduğu tahmin edilen şehir nüfusu, savaştan sonra 4.000’e inmiştir. Savaştan önce Bilecik bölgenin en önemli ipek endüstrisi merkeziydi. Şehirde çok sayıda ipekçilik tesisi ve ipek kadife üreten fabrika bulunuyordu. Ancak, Yunanlıların çıkardığı yangınlarda bu fabrika ve tesislerin tümü yanmıştır.Diğer fabrika ve işyerlerinin de yanmış olması il ekonomisini çökertmiştir.
    Cumhuriyet sonrasında Bilecik, daha kuzeydeki ortalama yüksekliği 520 m. olan engebeli bir alanda kurulmuştur. Bugün Bilecik İstanbul-Eskişehir karayolu üzerinde, bir mahallesi de 5 km. doğudaki İstanbul-Eskişehir-Ankara demiryolu üzerinde yer almaktadır.
    Bilecik'te günümüze gelebilen tarihi eserlerin başlıcaları; Osman Gazi Camisi ve İmareti (XIV.yüzyıl), Emirler, Karacalr ve Akkaldırım Camileri, Şeyh Edebali ve Mal Hatun türbeleri, Bâki Hamamı ve Ayşe Hatun Çeşmesi, Saat Kulesi günümüze ulaşan eserleridir. Ayrıca Bilecik'in 15 km. kuzeybatısındaki Vezirhan Köyü'nde XVII.yüzyıl başlarında Köprülü Mehmet Paşa'nın yaptırdığı cami ve kervansaray bulunmaktadır. Ancak bu kervansaray günümüze oldukça harap bir durumda gelebilmiştir.
     
  4. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Gezgin Gözüyle

    [​IMG] Bilecik; Osmanlı devletini kuran Osman Gazi’nin kayınpederi Osmanlı’nın kuruluşunun manevi lideri olarak bilinen Şeyh Edebalı’nın türbesi Bilecik’te, Kurtuluş Savaşının simgesi görkemli Metristepe Anıtı Bozüyük’te bulunmaktadır. Tarihi İpek Yolu’nun içinden geçtiği Bilecik, köklü tarihi geçmişi ile diğer medeniyetler ve Osmanlı dönemine ait birçok tarihi-kültürel değerlere sahiptir. Tarihte pek çok uygarlıklara sahne olan Bilecik; M.Ö. 1950’li yıllarda yörede yaşamış olan Trakya kavimlerinden Thynler’den sonra Mısırlılar, Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Bitinya Krallığı ve Roma İmparatorluğu’nun geçiş dönemlerini yaşamış ve onlara ait izleri üzerinde saklar. (Cami, türbe, kervansaray, han, hamam, çeşme, imaret, anıt, kale...) Tarihi Belekoma Kalesi, Saat Kulesi, Orhangazi Cami ve İmareti, Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı (Bilecik), Türk Büyükleri Platformu, Ertuğrulgazi Müzesi, Dursun Fakıh Türbesi, Çelebi Mehmet Cami, Çifte Minareli Cami, Ertuğrulgazi Mescidi, Kaymakam Çeşmesi, tarihi yapılar (Söğüt), İnönü Şehitliği,
    [​IMG]
    İntikamtepe Şehitliği, Kumral Abdal Türbesi, Kasımpaşa Cami-İmareti, (Bozüyük), Kilise, sivil mimari örnekleri (Osmaneli), Taşhan, Mihalgazi Cami, Kapılıkaya, Kayamezarı, sivil mimari örnekleri (Gölpazarı), Mihalgazi Türbesi (İnhisar) gibi daha birçok tarihi-kültürel varlığa sahiptir.
    Merkez: Kurtköy-Beyceköy Höyükleri, Marmara Ören Yeri, Vezirhan Paşaboğazı Mevkii Antik Taş Ocağı, Nekropol. Bozüyük: Çerkezçepni-Çokçapınar-Yenidodurga höyükleri, Dibekli Tümülüsü, Günyarık Köyü höyük ve nekropol. Gölpazarı: Beşevler Höyükler, İncirli Köyü Tümülüsü ve nekropol, Arıcaklar, Kasımlar Kaya Mezarları. Osmaneli: Han Duvar Kalıntıları, Taş Köprü Kalıntısı, Medetli Höyüğü, Soğucakpınar arkeolojik sit alanı.
    Söğüt: Geçitli Köyü Nekropol, Oluklu ve Yeşilyurt Höyükleri, Zemzemiye Arkeolojik Sit Alanı, Dereboyu Köyü Kale, Höyük, yerleşim, tümülüs. İnhisar: 2 adet Çınar Ağacı, Harmanköy Kale Duvar Kalıntıları. Su Sporları (kano): 1. Parkur: Deresakarya köprü-Vezirhan köprü Gölpazarı yolu köprü 2. Parkur: Vezirhan köprü-Gölpazarı yolu köprü Osmaneli Selçik Köyü yolu köprü.
     
  5. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Cami ve Mescitleri


    Osman Gazi Camisi (Merkez)


    Eski Bilecik’in Kuzey batısında,dik yamaçlı iki tepenin oluşturduğu bir vadi içerisinde yer alan Osman Gazi Camisi,Vakıf kayıtlarından anlaşıldığına göre Orhan Gazi tarafından babası Osman Gazi adına yaptırılmıştır.

    Bilecik’in Yunan işgali sırsında yakılan caminin kuzey duvarı, avlu duvarlarının bir bölümü ile minaresi günümüze gelebilmiştir. Bu caminin dikdörtgen planlı ve üzerinin de çatı ile örtülü olduğu bilinmektedir. Mimari yönden önemli bir cami olmamakla beraber, tarihi yönden üzerinde durulacak bir eserdir. Kare kaideli tuğla gövdeli silindirik minaresi ahşap minberi vardı. Bunlardan ahşap minberin XIX.yüzyılın sonlarında İstanbul’a götürüldüğü biliniyorsa da nerede olduğu tespit edilememiştir.


    Orhan Gazi Camisi (Merkez)

    [​IMG]Bilecik’in yaklaşık 500 m. güneyin de dik yamaçlı bir kayalık vadide bulunan Orhan Gazi Camisi’nin XIV.yüzyılın başlarında Orhan Gazi tarafından yaptırılmıştır. Büyük olasılıkla caminin yapım tarihi 1331’dir.
    Cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup kaba taştan yapılmış,ibadet mekanını bir bölümünü ahşap çatı,orta kısmını da kubbe örtmektedir. Kubbenin üzeri kurşun kaplı olduğundan ötürü de halk arasında Kurşunlu Cami olarak tanınmıştır.Kuzey duvarının sağ tarafında eski sıva tabakaların altından bir tamir kitabesi bulunmaktadır:
    Bu Selviyi olsun deyu diktim bir tarihte
    Sene 1229 (1813) da her kim beni yad edesu ruhuna bir fatiha ihsan ede
    Ve inna el Gayüfül Haç
    İbrahim Bin Abdülselim

    İbadet mekanı kubbeli kısmın örttüğü bölümler sivri kemerlerle genişletilerek dört eyvanlı Osmanlı Erken Dönem plan şemasına uydurulmuştur. Bu kemerler aynı zamanda kubbenin ağırlığını taşımaktadır.

    Mihrap basit bir niş halindedir. Caminin bugünkü minareleri 1882 yılındaki fotoğraflarından anlaşılmaktadır. Günümüze yalnızca düzgün olmayan bir kaide üzerinde yükselen, yuvarlak gövdeli iki minaresi gelebilmiştir. Son cemaat yeri yakın tarihlerde yapılmış ,yapı ile uyum sağlayamamıştır.


    Emirler Camisi (Merkez)

    Bilecik’in doğusunda, Emirler Mahallesinde bulunan bu caminin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. XIX..yüzyılda yapıldığı sanılan bu cami de Bilecik’in Yunan işgali sırasında yakılmıştır.

    Caminin orijinal durumu ile çok az kalıntı günümüze gelebilmiştir. Moloz taştan yapılmış olan cami duvarlarında ağaç hatıllar kullanılmıştır. Basit bir mihrabı ve minberi bulunmaktadır. Duvarları üzerine oturtulmuş minare kaidesi üzerinde on altı köşeli gövdesi bulunmaktadır.


    Karacalar Camisi Minaresi (Merkez)

    Bilecik Emirler Mahallesinde bulunan Karacalar Camisinden günümüze yalnızca minaresi gelebilmiştir. Bu caminin ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber günümüze ulaşan bazı kalıntılarından ve minaresinden XIV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Büyük olasılıkla bu cami kesme taştan ve dikdörtgen planlı idi üzeri kubbe ile örtülü bulunuyordu.

    Minare kesme taş kaide üzerine tuğladan olup, minare gövdesi altta ve üstte birer bilezik ile sınırlanmıştır.


    Köprülü Mehmet Paşa Camisi (Vezirhan)

    Bilecik, Vezirhan’da olan bu camiyi Köprülü Mehmet Paşa 1665’de yaptırmıştır. Mimar Sinan eseri olduğu ileri sürülen caminin bu iddiayı kesinleştirecek bir belgeye rastlanmamıştır.

    Cami dikdörtgen planlı olup, 17.30 X 18.60 m. ölçüsünde, kesme taştan yapılmıştır. Üzeri kırma çatı ile örtülüdür. Kuzey kenarında birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlı altı sütunlu beş bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri ile ibadet mekanı kırma bir çatı ile örtülmüştür. İbadet mekanı sonraki devirlerde yapılmış ahşap bir tavanla örtülmüştür. İbadet mekanı yan duvarlarda ikişer, mihrap duvarında iki sıra halinde yuvarlak kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır. Mihrabı basit olmasına rağmen rozetler, stalaktitlerle süslü minberinin sanat tarihi yönünden güzel bir görünümü vardır.

    Kuzeybatı köşesindeki kesme taştan minaresi 1965 yılında yenilenmiştir.


    Mihal Bey Camisi (Gölpazarı)

    Bilecik Gölpazarı’ndaki Mihal Bey Camisi XIV.yüzyılda Mihal Bey tarafından yaptırılmıştır.
    Cami 12 x 10 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı, küçük bir yapıdır. Çeşitli dönemlerde yapılan onarımlarla özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Moloz taştan olan caminin önündeki son cemaat yeri ibadet mekanına katılmıştır. Caminin mimarisinde ve bezemesinde sanat tarihi yönünden önemli unsurlara rastlanmamaktadır.


    Kasımlar Köyü Camisi (Gölpazarı)

    Gölpazarı’nın l5 km güney batısında Kasımlar Köyü’nde bulunan Kasımlar Köyü Camisinin ne zaman ve kimin tarafından kurulduğu bilinmemektedir. XVII-XVIII.yüzyıla ait olduğu sanılan cami 18.40 X 10.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Kaba moloz taştan yapılan caminin önüne sonraki devirlerde bir son cemaat yeri eklenmiştir. İbadet mekanında iki ahşap sütunun desteklediği kadınlar mahfeli bulunmakta olup, yarım silindirik mihrap özellik taşımamaktadır. İç mekana iki sıra halinde dikdörtgen, üsttekiler de alçı şebekeli pencerelerle aydınlatılmıştır. Yalnızca ahşap tavanın süsleyen boyalı nakışların ileri düzeyde bir işçiliği vardır.


    Ertuğrul Gazi Mescidi (Söğüt)

    Söğüt’ün batısında küçük bir tepenin eteğinde bulunan Ertuğrul Gazi Mescidi, Ertuğrul Gazi zamanında yapılmışsa da günümüze ulaşan yapı orijinal değildir. XIX.yüzyıl sonlarında Hacı Hüseyin isimli bir kişi tarafından yeniden yapılırcasına onarılmıştır. Cami 96.10 X 6.10 m. ölçüsünde kare planlı, kubbeli bir yapıdır. Kuzeyindeki son cemaat yerine iki yanında yuvarlak kemerli iki penceresi olan bir kapıdan içerisine girilmektedir. İbadet mekanında mimari ve sanat tarihi yönünden hiçbir özellik bulunmamaktadır. Minare beden duvarları üzerinde, silindirik gövdelidir.


    Çelebi Mehmet Camisi (Söğüt)

    Söğüt Çarşısında, Hükümet Konağının karşısında bulunan Çelebi Mehmet Camisi, Çelebi Sultan Mehmet döneminde XIV.yüzyılda yaptırılmıştır .Günümüze yalnızca minaresi orijinal olarak gelebilmiştir. Bugünkü camiyi Sultan II.Abdülhamit devrinde Üsep Kalfa yapmıştır.

    Cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri dört sütunun taşıdığı on iki kubbe ile örtülmüştür. Böylece Osmanlı mimarisindeki ulu cami plan tipinde bir eserdir. Ancak caminin Çelebi Mehmet zamanındaki ilk yapılışında tek kubbeli olduğu sanılmaktadır

    Caminin kuzey, doğu ve batısında beşer basamakla çıkılan üç kapısı bulunmaktadır. Doğu ve batı kapısında iki sütunlu sundurmalar vardır. İbadet mekanı dört sütunun taşıdığı ve yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlanan kubbeleri taşımaktadır. Bunlardan orta kubbe diğerlerinden daha yüksek olup burada ulu cami plan tipi aynen uygulanmıştır. Bu kubbelerin içerisi XIX.yüzyıl alem işleriyle bezenmiştir. Ancak süsleme sanatı yönünden bu bezemenin özelliği bulunmamaktadır.

    Kuzey batı kenarına camiye bitişik olarak kaide ve pabuç kısmı kesme taştan, gövdesi tuğladan minaresi bulunmaktadır..

    Rüstem Paşa Camisi (Osmaneli)

    Osmaneli’nde Rüstem Paşa Camisi,Sadrazam Rüstem Paşa tarafından l527’de yaptırılmıştır. Bu caminin Mimar Sinan eseri olduğu ileri sürülmüşse de, Mimar Sinan’ın yapmış olduğu camiler arasında bu yapının ismi geçmemektedir. Büyük olasılıkla Mimar Sinan üslubunu benimsemiş bir mimar tarafından yapılmıştır.

    Cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup üzeri ahşap tavan ve çatı ile örtülmüştür. Kesme taştan caminin önünde altı sütunun taşıdığı ve birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmış revaklı bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Camiye giriş büyük bir niş içersindedir. Bunun iki yanında da birer küçük mihrap vardır. Ahşap tavanlı ibadet mekanının kuzeyinde dört sütunun taşıdığı ahşap bir mahfil bulunmaktadır. Mihrap ve minberi oldukça basit olup mihrap ve pencere arasında Kabe tasvirli, XVII.yüzyıla ait bir çini pano yerleştirilmiştir.



    Kırgıllı Camisi (Osmaneli)


    Hamidi Hatun ve Şaban Ağa tarafından inşaatına başlanmıştır. Tavan kısımları tamamlanmadan, banilerinin ölümleri üzerine inşaat yarıda kalmıştır. Hacı Mustafa Ağa tarafından tamamlanarak ibadete açılmıştır.



    Ertuğrulgazi Gazi Mescidi ( Kuyulu Mescit) (Söğüt)


    Ertuğrul Gazi aşiretiyle birlikte Söğüt’e geldiğinde Aktopraklı mevkiine yerleşmiştir. Söğüt Çayı kenarındaki mescit, küçük, bahçe içerisinde bir ibadet yeridir. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kare planında tek kubbeli ve minaresi bulunan mescidin kuzeyinde, son cemaat yeri vardır. Bahçesinde günümüzde üstü kapatılmış olan bir de su kuyusu bulunmaktadır. Kuyulu Mescit adı da buradan gelmektedir. Mescit mekan ve plan olarak özelliğini korumakla birlikte zaman içerisinde büyük bir değişikliğe uğramıştır.



    Balaban Cami (Söğüt)


    Osmanlı devletinin kurucusu Osman Bey tarafından 1300 yılından sonra yaptırıldığı bilinmektedir. Önünde bir çeşmesi bulunan cami tek minarelidir. Cami mekan ve plan özelliklerini korumuş ancak yapılan onarımlarla orijinalliğini kaybetmiştir.



    Çelebi Sultan Mehmet Camisi (Söğüt)


    Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1414-1420 yılları arasında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planı, bir büyük ana kubbe ve on bir küçük kubbesi, bir minaresi kuzey,doğu ve batı taraflarından üç giriş kapısı olan bir camidir. İç mekanın aydınlanması için kubbe üzerine, Erken Osmanlı Dönemi camilerinde görülen aydınlanma feneri konulmuştur. Ana kubbe dört taş sütun üzerine oturtulmuştur. Kubbeler ve iç mekan son devir işlemeleri ile süslenmiştir. Bu cami ”Çarşı Cami” diye de bilinmektedir. Cami II.Abdülhamit döneminde büyük bir onarımdan geçirilmiş olup, bugünkü görünümü daha çok bu döneme aittir. Geçmişte büyük bir vakfiyesi olduğu söylenen cami, Söğüt’ün merkezinde olup, avlusundaki ulu çınarlarla geçmişi günümüze taşımaktadır.



    Hamidiye Cami ( Çifte Minareli Cami) (Söğüt)
    [​IMG]Söğüt İstiklal Caddesinde,ilçenin hemen girişinde bulunan Hamidiye Camisini Sultan II.Abdülhamit l790 da yaptırmıştır.

    Cami kare planlı olup ibadet mekanı, kemerlerin taşıdığı büyük ve tek bir kubbe ile örtülmüştür. Kuzey yönündeki son cemaat yeri Neo-Klasik üslupta olup hafif sivri kemerli bir kapıdan içeriye girilmektedir. İbadet mekanı iki sıralı pencerelerle aydınlatılmıştır. Bunlardan alt sıradakiler Neo-Klasik üslupta ,üst sıradakiler de Arap üslubundadır..Bu bakımdan XIX.yüzyılın ikinci yarısında mimari de görülen üslup karmaşası burada da karımıza çıkmaktadır. Ayrıca pencereler arasında yapıldığı dönemin çinileri ile pencereler birbirinden ayrılmıştır. Bezeme XIX.yüzyıl üslubunda bitkiseldir.

    Caminin kesme taştan iki minaresi bulunduğundan ötürü de halk arasında bu camiye çifte minareli cami ismi yakıştırılmıştır.



    Kasımpaşa Camisi (Bozöyük)

    Bozöyük merkezinde bulunan Bozöyük Kasımpaşa Camisi’ni Sadrazam Kasım Paşa 1525-1528 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırmıştır.

    Klasik Osmanlı mimarisinde tek kubbeli camiler gurubu içerisindeki cami, kare planlı olup üzeri çokgen kasnaklı, pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Kesme taştan beden duvarları iki kademe halinde yükselmekte silmeli bir saçak kısmı ile son bulmaktadır. Kuzey kısmında dört sütunun taşıdığı, çokgen kasnaklı üç kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. İbadet mekanı girişin ve diğer kenarlardaki ikişer bunların üzerinde alçı şebekeli üçer, kasnakta da sekiz yuvarlak pencere bulunmakta olup, toplam sekiz pencere ile aydınlatılmıştır.

    Mihrap beyaz mermerdendir.Üst kısmında palmetli bir bezeme bulunmaktadır. Beş köşeli mihrap stalaktitli olarak sona ermektedir. Minber beyaz mermerdendir. Caminin içerisi XVI.yüzyıl çinileri ile bezenmiştir. Bu çinilerde sır altı tekniğinde lacivert, sarı, yeşil, mavi sarı renklerde palmet ve rumili kompozisyonlara yer verilmiştir. Kalem işleri orijinal olup kiremit kırmızısı, lacivert, sarı, beyaz renklerde çeşitli motifler, rozetler, hatayiler, kıvrık dallardan oluşan kompozisyonlar birbirini izlemektedir. Ayrıca kündekari tekniğinde pencere kapaklarında yer yer fildişi kakmalar da dikkati çekmektedir. Doğu duvarındaki mermer vaaz kürsüsü, müezzin mahfili de XVI.yüzyıl Osmanlı Sanatını yansıtmaktadır.

    Caminin kare, taş kaidesi üzerinde yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.
     
  6. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Türbeleri


    Ertuğrul Gazi Türbesi (Söğüt)


    Söğüt-Bilecik yolu üzerindeki mezarlığın yanı başında bulunan Ertuğrul Gazi Türbesi XIII. Yüzyıl sonlarında yapılmıştır.Sultan III.Mustafa zamanında 1757’de yeniden yapılırcasına onarılmış ve ilk yapılıştaki özelliğini yitirmiştir. Ardından Sultan II.Abdülhamit zamanında 1886’da bir kez daha onarılmış ve yanına da bir çeşme eklenmiştir.

    Bu onarım sırasında Türbe giriş kapısı yanına bir kitabe eklenmiştir:

    Menba-i cuy-i inayet şah-ı ali siretin
    Mevce-i derya kadar ömrün Huda kılsın mezid
    Kıldı ol şahinseh-i devran cedd-i emcedin
    Gazi Ertuğrul Cenabın kabrini zira cedid
    Baabı yanında dahi bu çeşmeyi inşa ile
    Eyledi ruh-ı revanın şad o Hakan-ı reşid
    Cevher-i nazma iki tarih bir beyt içre bak
    Su verir buldukçe mecray-ı kalem feyz-i bedid
    Ruh-ı Ertuğrul içün bu çeşmeyi kıldı iyan
    Ayn-ı Lütf-ı saltanat Şah-ı zaman Abdül Mecid 1304

    Türbeyi onartan ve yanındaki çeşmeyi Sultan II.Abdülhamit yaptırmış ise de kitabeye babası Abdülmecid’in ismi konulmuştur.

    Türbe kapısı üzerine bu onarım sırasında ikinci bir kitabe konulmuştur:

    Şeref-ü şevket eyle aleme Sultan Hamit
    İşte ezcümle olup ahdihümayuunda
    Sene 1100 dahi 71 iken Ahmet Han çok
    Vakit geçmekle münhemdim olmada iken
    Bir iki çeşme vü fevvade ederek şimdi de
    Mevkiini havi harita yapılıp yeniden
    Eyledi inşaasını emrü ferman yani bu
    Tarzı dilevize Hamit Han kodu
    Nekadar yar ise kurbinde kuburu şüheda
    Bunların yattığı müddetçe bu merkatlerde
    Kaymakam Zühti kulu kuşesin necetti zida
    Salik kulu tarih temhidi tevşihin Eyledi seyai İmranını metdü temhit
    Türbe-i hazreti Ertuğrul Gazide cedid
    Temelinden buni idmişti bina-i tecdit
    Pederişah zaman hazreti Sultan Mecit
    Şerefi türbeyi tamir ile etmişti mezd
    Şeref-ü zineti hakkaki olundu teyit
    Oldu sandukasında böyle ruhamile Ferit
    Ziri sanduka hazenede iderler tahmit
    Şevket-ü saltanatın eylesün Allah medit
    Bunun imarına meşkurkıla ol rabbi-vahit
    Kıldı bu türbeyi mamur ol Hakkan Hamit

    Ertuğrul Gazi Türbesi altıgen planlı ,üzeri kubbe örtülü olup, dikdörtgen bir girişten sonra içeriye ulaşılmaktadır. Bu girişin yanlarında ikişer pencere bulunmaktadır. Türbenin duvarları bir sıra taş iki sıra tuğladan örülmüştür. Sandukanın bulunduğu türbenin içerisi batı, güneydoğu duvarlarına dikdörtgen pencereler açılmıştır.


    Dursun Fakıh Türbesi (Söğüt)


    Şeyh Edebali’nin damadı, Osman Bey’in bacanağı olan Dursun Fakıh’ın doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Karamanlı olduğu bilinen Dursun Fakıh, Şeyh Edebali’den Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Usul ilimlerini öğrenmiştir.Osman Bey ile birlikte savaş ve fetihlere katılmıştır. Katıldığı bu seferlerde askerlerin imam hatipliğini ve vaizliğini yapmıştır. Devletin bağımsızlığının bir nişanesi olan Osman Bey adına ilk hutbeyi Karacahisar’da okuyan ve Osmanlı Devleti’nin ilk kadısıdır. Türbesi ilçeye bağlı Küre beldesinde, Söğüt-Bilecik karayolu yakınında bir tepe üzerindedir.


    İsa Sofi Türbesi (Söğüt)

    Söğüt’ün 5 km. uzağında, Borçak Köyü'nde, dağlar arasında İsa Dede Türbesi bulunmaktadır. İsa Dede’nin kim olduğunun bilinmediği gibi türbenin de kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Bununla beraber türbenin Erken Osmanlı Döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde yaşamış olan İsa Sofi bilgin, gönül dostu, ermiş bir insan olarak bilinmektedir.

    Türbe moloz taştan yapılmıştır.Kare planlı olup üzeri sekizgen kasnaklı küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Günümüzde bu türbe ziyaretgahtır.

    Ayrıca çevrede Sır Hoca, Kara Tekin, Kamuran Tekke,Taşça Dede, Kumral Dede, Süleyman Bey, isimleri ile anılan türbe ve yatırlar da mevcuttur. Ancak bunlar hakkında yeterli bilgiler bulunmamaktadır.

    Mal Hatun Türbesi (Merkez)

    Eski Bilecik’in kuzeyindeki Orhan Camisi yakınında, Şeyh Edebali Zaviyesi’nin yanında, Edebali’nin kızı ,Osman Gazi’nin eşi Mal Hatun’un Türbesi bulunmaktadır

    Türbe, Osmanlı Türbe Mimarisinin tipik bir örneğidir. Kare planlı, moloz taştan yapılmış olup üzeri beden duvarlarına oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin üzeri de kiremit örtülüdür. Yanındaki Edebali zaviyesinden birkaç basamakla çıkılan türbesinde kubbe intikali Türk üçgenleri ile sağlanmıştır. Türbenin içerisi küçük bir pencere ile aydınlatılmıştır.

    Türbe içerisinde Mal Hatun’dan başka Nilüfer Hatun’un da sandukası bulunmaktadır.
     
  7. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Belikoma Kalesi


    Bilecik'te Hamsu Çayı kenarında, kayalık ve sivri bir tepenin üzerinde bulunan Belikoma Kalesi'nin Bizans döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Bizans Tekfurunun yaşadığı sanılan bu kalenin büyük bir kısmı yıkılmıştır. Günümüze yalnızca sur duvarlarının pek azı ile kayalara oyulmuş merdivenleri gelebilmiştir.
     
  8. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Müzeleri


    Ertuğrul Gazi Müzesi (Söğüt)

    Bilecik, Söğüt Ertuğrul Gazi Müzesi 1981 yılında Ertuğrul Gazi Türbesi’nin karşısındaki XIX.yüzyıl konağında kurulmuştur. Müzedeki eserler Bilecik, Söğüt çevresinden derlenmiş, etnoğrafik malzemeden oluşmaktadır. Bunların başında halı, kilim, düz yaygılar, heybeler, tartı aletleri, ateşli ve kesici yöresel silahlar gelmektedir. Çevrede bulunan arkeolojik eserler ile sikkeler de müze koleksiyonlarını tamamlamaktadır.

    Ertuğrul Gazi Cad. Kayhan Mahallesi Söğüt
    Tel : (0228) 361 30 27
    Faks : (0228) 361 36 94
     
  9. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Sivil Mimari Örnekleri


    Bilecik Evleri

    Bilecik evleri Batı Anadolu evlerinin tipik örneklerini bir araya getirmiştir. Evlerin plan düzenleri iki ve üç katlı olup girişlerde taşlık ve bunun çevresinde kiler, mutfak, çamaşırhane gibi bölümler yer almıştır. İkinci ve üçüncü katlarda ise bir sofanın çevresinde odalar yer almıştır.Odaları genelde dikdörtgen pencereler aydınlatır ve çoğu kez kafeslere yer verilmiştir i.Bunların çevresinde duvara dayalı sedirler yerleştirilmiştir. Ayrıca odalarda yüklüklere, dolaplara yer verilmiştir. Üst örtüyü oluşturan tavanlar çoğu kez kalem işleri veya manzara resimleri ile bezenmiştir.Üst örtüyü ise kırma veya düz çatılar oluşturmuştur.

    Bilecik evlerinin en iyi korunmuş örnekleri Osmaneli ilçesindedir. Osmaneli evleri bahçe içerisinde veya birbirlerine bitişik olarak sokak boyunca sıralanmışlardır. Zemin katın üzerinde iki kata yer verilmiştir. Çoğu örneklerde birinci katların cephesi zemin katları ile aynı düzendedir. Üst kat cephelerinde baş oda denilen oda yola doğru çıkıntı yapar ve bu odalar alttan çıkmalarla desteklenir. Ev köşe başında ise çıkmalar yan sokakta da devam der. Üst kat cepheleri eşit boyutlarda üç bölüme ayrılır. Bunlardan ortadaki bölüm zemin katlarla aynı düzeydedir. Yalnızca bunlar köşelerde ise iki yana da çıkma yapar ve çıkma ve konsollarla desteklenir.

    Osmaneli evleri çatı ile örtülü olup çatı altları ahşap kirişlerle desteklenir.Saçaklar her evde ayrı bir görünümdedir. Çoğu kez de bunlar bezemesiz ve çıplak bırakılmıştır. Yalnızca çatının sofa üzerine rastlayan bölümü üçgen bir alınlık şeklinde olup çeşitli bezemelerle süslenmiştir.

    Evlerin girişinde, arkasında veya bahçesinde kümes, ağıl, tandır, aşhane ve helalara yer verilmiştir. Bahçenin bir köşesine de gölgelikli bir oturma yeri yapılmıştır.

    Osmaneli’nde evler içerisinde yaşayanların sosyal konumlarına göre ayrıcalık göstermezler. Osmaneli’ndeki Muhtar Evi varlıklı bir aileye aittir. Bu ev dış sofalı plan tipine göre yapılmıştır ve ahşap payandalara dayanan çıkmaları,renkli camlarla bezenmiş alçı tepe pencereleri, bezemeli ahşap tavanları ile dikkat çekici bir örnektir.
     
  10. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Köprüleri


    Taş Köprü (Osmaneli)

    Göksu nehri üzerinde bulunan köprü Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Bakım çalışmalarının yapılmaması, gerekli koruma önlemlerinin alınmaması sebebiyle yıkılarak Göksu nehrinin içinde bir taş yığını halini almıştır.
     
  11. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Saat Kulesi



    [​IMG]Bilecik’e hakim bir tepe üzerinde Anadolu Lisesi’nin bahçesindedir. Giriş kapısı üzerindeki kitabesinden 1907’de Ertuğrul mutasarrıfı Musa Kâzım Bey tarafından yaptırıldığı, 1987’de Bilecik Valisi Adil Yazar tarafından restore edildiği öğrenilmektedir.

    Bilecik’in sembolü niteliğindeki saat kulesi, yukarıdan aşağıya doğru genişleyen dikdörtgen prizma şeklindedir. Alttan iki kat, köşeleri kesme taştan, cepheleri ise moloz taştan olup, üst katlar ahşaptır. En altta yuvarlak kemerli bir kapısı ile üzerinde yine yuvarlak bir pencere yer almaktadır. İkinci katta balkon bulunmaktadır. Balkon üzerindeki ahşap bloğun dört cephesinde birer kare kadranlı saat yer alır. Saat Kulesinin üzeri pramidal bir külahla örtülü olup h.1325 (1907) tarihli Hüdavendigâr salnamesindeki resmi ile onarım sonrası bugünkü görünümü arasında hiçbir fark bulunmamaktadır.
     
  12. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Hamamları


    Baki Hamamı (Merkez)

    Bilecik İstiklal Mahallesi’ndeki Baki Hamamı’nın ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı kesinlik kazanamamıştır.

    Hamamın günümüze ulaşan bölümlerinden dikdörtgen planlı olduğu, soyunmalığın ise ahşaptan olduğu sanılmaktadır. Doğu yönündeki girişin arkasında kubbe ile örtülü soğukluk ve sıcaklık kısımları bulunmaktadır. Ayrı ayrı kubbeli olan bu mekanların üzeri pandantifli kubbelerle örtülüdür.


    Göl Pazarı Hamamı (Gölpazarı)

    Göl Pazarı Hamamını Mihal Bey yaptırılmıştır.

    Hamamdan günümüze yalnızca soğukluk ve sıcaklık bölümleri gelebilmiştir. Soyunmalık bölümü günümüze gelememiştir. Soğukluk iki yarım kubbenin desteklediği merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Buradan kare kubbeli sıcaklığa geçilmektedir. Sıcaklığın iki yanında da halvet hücreleri bulunmaktadır.Bu hücrelerin üzeri de küçük birer kubbe ile örtülüdür.
     
  13. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Çeşmeleri


    Ayşe Hatun Çeşmesi (Merkez)

    Bilecik Merkezinde Orhan Camisi’nin batısında bulunan Ayşe Hatun Çeşmesi’ni Bilecik Ayanı Himmet Ağa’nın annesi Ayşe Hatun l813 yılında yaptırmıştır.

    Yuvarlak kemerli kaba yontma taş ve tuğla hatıllı çeşmenin ayna taşı üzerinde altı satırlık bir kitabesi bulunmaktadır:

    “Safha-i dehri içre emme hak edicek rüsgar
    Bu cihan-ı vefada kala çeşme yadiğar
    Ma-i zemzem feyz idev at şane bu
    İç imam Hasan Hüseyin aşkına su
    Sahip-ül hayrat ve hasenat
    1228”.


    Kaymakam Sait Bey Çeşmesi (Söğüt)

    Söğüt Meydanında,parkın yanında bulunan bu çeşmeyi Söğüt de kaymakamlık yapmış olan Sait Bey l914 yılında yaptırmıştır.

    Neo-Klasik üsluptaki çeşme üç kenarı, dış yüzleri dilimli vazolar halinde çeşme yalakları ile çevrilmiştir. Bu yalakaların ikişer yanında kabartma yıldız motifleri yerleştirilmiştir. Gövdenin köşeleri pahlı,ön yüzleri sivri kemerli nişler halindedir. Nişler ve aynaların yüzeyleri çinilerle bezenmiştir. Ayrıca üst kısımda dikdörtgen nişler içerisinde kitabeler bulunmaktadır. Çeşmenin doğu yüzünde “Minel mal küllüşeyhinbay”, kuzey yüzünde “Rebihüm ve sekahüm şeraban Tahura” yazılıdır. Batı yüzünde ise bir çini üzerine “Amel-i Mehmet Emin mintilazım Mehmet Hilmi Kütahya 1334” yazılıdır. Saçak kısmında stalaktitli frizler bulunmakta olup bunların üzerleri kıvrık dallar, rumiler ve palmetlerle süslü bir alınlıkla sona ermektedir.
     
  14. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik İmareti


    Eski Bilecik’in doğusunda bulunan İmaret’in Orhan Gazi döneminde yapıldığı bilinmektedir. Vakıf kayıtlarından Osman Gazi’nin Şeyh Edebali adına Bilecik’de bir zaviye yapılmasını istediği, kendi mülkünden Kaz Ağaç Köyü’nde bir zaviye yaptırdığı öğrenilmektedir. Günümüze bu zaviye yıkıldığından, hiçbir iz gelememiştir.

    Bilecik İmareti, orta eksen üzerinde iki kare mekandan meydana gelmiştir. Birbirlerinden geniş,yuvarlak kemerlerle ayrılan, üzerleri kubbe ile örtülü olan bu mekanlar moloz taş duvarlardan örülüdür. İmaretin güneyinde taş çıkıntılar dikkati çekmektedir. İmaretin dört taş sırası arasına üç sıra tuğla yerleştirilmiştir. Mihrap yönündeki bölümündeki pencereler içerisini aydınlatmaktadır.Yan mekanların üzerinin tonozlu olduğu sanılırsa da bu bölümler günümüze gelememiştir
     
  15. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Şeyh Edebali Zaviyesi


    Şeyh Edebali Zayiyesi Mal Hatun Türbesi ile birlikte Eski Bilecik’in kuzeyinde, Orhan Camisi’nin üzerindeki kayalık bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Bu yapı topluluğundan zaviye yıkılmış, Osman Gazi’nin eşi Mal Hatun Türbesi yanına sonraki devirlerde yeniden yapılmıştır. Günümüzde bu yapı topluluğu Şeyh Edebali’nin Türbesinin de bulunduğu zaviye-mescit, türbeden ibaret bir yapı topluluğu halindedir.

    Şeyh Edebali Türbe ve dergahı aynı yapı içerisinde olmasına karşılık Mal Hatun Türbesi onların doğusunda ayrı bir yapıdır. Bazı kayıtlarda bütün bu yapı topluluğunu Osman Gazi’nin yaptırdığı ileri sürülmüşse de o tarihlerde Osman Gazi hasta olup, Bursa’da yaşıyordu. Bu bakımdan bu yapı topluluğunu Orhan Gazi’nin yaptırmış olması daha akla yakındır.

    Edebali Türbesi ve zaviye dikdörtgen planlı, ahşap tavanlı bir yapıdır. Taş duvarlı yapının batısında Edebali’nin türbesi kubbeli olup iki yanında eyvanlı bir üst örtü bulunmaktadır.

    Bu yapı topluluğunun doğusunda Mal Hatun Türbesi bulunmaktadır. Türbe küçük bir yapı olmasına karşılık Osmanlı Türbe Mimarisi özelliğini taşımaktadır. Kare planlı,moloz taş bir yapısı vardır. Türbenin orta kısmında sandukaların bulunduğu kubbeli kısım kare planlıdır.Yanlarda eyvan duvarlarında açılmış küçük pencerelerle içerisi aydınlatılmıştır. Üzeri kubbe ile örtülüdür. Ayrıca kubbe üzerine kiremit çatı kaplanmıştır.
     
  16. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Köprülü Kervansarayı


    Bilecik’e 16 km. uzaklıkta Vezirhan’da bulunan Kervansarayı Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa yaptırmıştır. Kervansarayın yapım tarihini gösteren kitabesi olmamakla beraber l655’de yapıldığı sanılmaktadır.

    Kervansaray 101.52 X 27.21 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır.Üç bölümlü kervansarayın orta kısmı iki yandakilere göre biraz daha farklıdır. Bu bölüm girişe ayrılmış, yapımında taş ve tuğla kullanılmıştır. Bunun iki yanında arabaların ve atların barındığı birbirine eşit iki dikdörtgen bölüm bulunmaktadır. Dışa kapalı, payandalarla destelenen, kale görünümündeki kervansarayın üzeri iki yana meyilli ahşap kırma bir çatı ile örtülmüştür. İçerideki ahşap sütun dizisi ve kirişler çatıyı taşımaktadır. Bu çatı 1912 yılına kadar sağlam durumda kalmış, bundan sonra yıkılmış ve kervansaray kendi haline terkedilmiştir.

    Kervansarayın iç kısmında her iki yanda duvarlara ocaklar yerleştirilmiştir.Yanlara sekiler yapılmış ve bunlar zeminden daha yüksek tutulmuştur. Bu durumda ortada araba ve atlar, iki yanda da yolcuların konaklaması sağlanmıştır. Duvarlardaki ocakların üzerinde de küçük, mazgal niteliğinde pencereler açılmıştır.
     
  17. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Hanları


    Mihal Bey Hanı (Gölpazarı)

    Gölpazarı’da Mihal Bey Camisi’nin karşısında Mihal Bey Hanı bulunmaktadır. Osmanlı menzil hanlarından biri olan bu hanı Mihal Bey l318 de yaptırmıştır.

    Hanın güney duvarında,dar kenarında sivri kemerli büyük bir giriş nişi içerisinde yuvarlak kemerli kapısı bulunmaktadır.Burada hanın yapım kitabesi bulunmaktadır:

    Bena Bazihil bina is şerif
    Sahibül hayr dafı üd dayr
    Adil il ümere Mihal Bey
    Fi seneti semana işrin ve semanemie
    Ve itmaruhu kanefi ihda ve işrine ve semanemie

    Mihail Hanı ince uzun dikdörtgen planlıdır.Tuğla derzli kaba yontma taştan yapılmıştır.Güneyde hanın giriş kapısı kare bir bölüme açılmaktadır.Bunun ardındaki üç bölümlü,iki kemerle birbirlerinden ayrılmıştır.Bölümlerin doğu duvarlarına birer niş yerleştirilmiştir. Hanın üzeri kalın beden duvarlarına oturan ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Doğu duvarına mazgal pencereler açılmıştır.
     
  18. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Bilecik Anıt ve Şehitlikleri


    Metristepe Şehitlik ve Anıtı (Bozüyük)

    Bozüyük-Eskişehir yolu üzerinde, Bozüyük’ten 10 km. sonra yolun sağ sapağındaki “Metristepe Şehitliği” tabelası yazan yola girdikten 1 km. sonradır. Şehitliğe varmadan az evvel, küçük bir şehitlik daha vardır. Burada, 61 Tümen 174.üncü Alay, 2.Tabur,7.Bölük kumandanı iken 28 Mart 1921 de Şehit olan Bekir Şahinoğlu ile Bnb.Erzincanlı Karakullukçu oğlu Halis Bey’in ve Hüseyin Hüsnü ile adları bilinmeyen Mehmetçiklere ait 10 mezar vardır. Komutan Halis Bey için dikilen mezar anıtının üzerinde ay-yıldız resmedilmiş olup, üzerine şu ibare yazılmıştır:
    ”İkinci İnönü cenginde Kahramanca Şehit düşen fırka 62 Alay 174 İkinci Tabur Kumandanı Binbaşı Erzincanlı Karakullukçu oğlu Halis Beyin Mezarıdır. Tarihi şahadeti 29 Mart 1921.”

    Buradan itibaren virajlı ve dik bir yolla Metristepe’ye çıkıldığında karşımıza Metristepe Anıtı gelir. Anıtın üzerinde şu ibare yazılıdır:

    “Ankara 1 Nisan 1924 - ...Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz../ T.B.M.M. Başkanı Mustafa Kemal" .Anıtın önünde savaş sahnelerini canlandıran rölyefli kabartmaların arasında da Zaferden sonra İsmet İnönü’nün Atatürk’e çektiği telgraftan alınan şu ibare yazılıdır " Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşaya / Bozüyük yanıyor Düşman binlerce ölüleriyle doldurduğu savaş alanını silâhlarımıza bırakmıştır / Batı Cephesi Komutanı İsmet 1.4.1921”.

    Anıtın arka yüzünde ise Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarına katılan Tümen ve daha üst Birlikleri ve Komutanlarının isimlerinin yazıldığı mermer yazıt yer alır:

    Birinci İnönü Savaşları 6-1 Ocak 1921
    Garp Cephesi K. Alb.İsmet İnönü
    8.Tümen K. Yzb. Mehmet Sabri Erçetin (1932’de Tümgeneralken emekli oldu. Vefatı: 1956)
    24 Tümen K.Yzb. Mehmet Hulusi Conk (1923’de Sağlık durumundan ötürü Albay iken emekli oldu.Vef.1950)
    61 Tümen K.Alb. İzzettin Çalışlar (1939 da Orgeneral olarak emekli oldu. Vefatı: 1951)
    4 Tümen K. Yzb. Mehmet Nazım (Eskişehir, Yumruçal’da 15 Temmuz 1921 de şehit oldu.)
    Kocaeli Grup K. Alb.Halit Karsıalan (Tümgeneral oldu. Vefatı: 1925)

    İkinci İnönü Savaşları 23 Mart-1 Nisan 1922
    Garp Cephesi K. Alb.İsmet İnönü
    3.Süvarı Tümen K. Alb. İbrahim Çolak (1922 ’de emekli oldu. Vefatı: 1944)
    61 Piyade Tümen K.Alb. İzzettin Çalışlar
    24 Piyade Tümen K. Yzb. Mehmet Hulusi Conk
    II.Piyade Tümen K. Alb.Mehmet Arif (Şehit)
    I.Piyade Tümen K. Yzb. Kemalettin Sami (Korgeneral olarak 1924 de ordudan ayrıldı 1934 de Berlin Büyükelçisi iken vefat etti.)
    12 Kolordu K. Alb. Fahrettin Altay (1945 de Orgeneral olarak Yüksek Askeri Şura üyesi iken emekli oldu.Vefatı: 1974)
    2 Süvari Tümen K.Yzb.Nazım Solok (1939 da Korgeneral olarak emekli oldu. Vefatı: 1956)
    1.Süvarı Tümen K. Yzb.Ahmet Derviş (1932 de Korgeneral iken vefat etti.)
    41 Piyade Tüm.K.Yzb.Şerif Yacağaz (1923 de Albay olarak İstanbul Merkez Komutanı oldu aynı sene kendi isteği ile emekli oldu. Vefatı: 1938)
    8.Piyade Tümen K. Alb.Mehmet Sabri Erçetin
    4 Piyade Tümen K. Yzb.Mehmet Nazım
    57 Piyade Tümen K. Yzb.Mümtaz (Şehit)
    23 Piyade Tümen K. Yzb.Ömer Halis Bıyıktay (27 Mayıs 1934 de Korgeneral olarak İstanbul
    Komutanı iken vefat etti).
    7 Piyade Tümen K.Alb.Hüseyin Nurettin (Şehit)
    Kocaeli Grubu Alb.Halit Karsıalan
    Karamürsel Tüm.K. Bnb.Rıza (Şehit)

    Şehitlikten aşağıya bakıldığında savaşın geçtiği geniş düzlük alan görülür.

    Metristepe Anıtı Cumhuriyetin ellinci yılında İnönü Savaşları Zafer Anıtı olarak 1973’te yapımına başlanmış, 29.6.1975 tarihinde açılışı yapılmıştır.


    İntikamtepe Şehitliği (Bozüyük)

    Bozüyük-Kütahya yolunun 10. km. sinde, Akpınar köyünün 3 km güneyindeki yöreye hâkim bir tepededir. İçerisinde 63 şehidin makamı olan bu şehitlik 1959 yılında düzenlenip ziyarete açılmıştır. Son derece sade bir şekilde tanzim edilmiş olan şehitliğin batı tarafındaki giriş kapısının hemen önünde üç basamaklı bir platformun üzerinde 60 x 70 cm. ebadında ve 10 cm. kalınlığındaki mermer blokta şu ibare yazılıdır:

    ”126. Alay, 3.Tabur, 9 Bölük Kahramanları, 30-31 Mart 1921 de burada şehit üştüler. Mezarları zaferlerinin beşiğidir.”

    Şehitlikteki mezarlar, tabut ölçüsü ve şeklinde olup baş ve ayakuçlarına Türk Bayrakları resmedilmiştir. Birinci sıranın ortasındaki mezarda şu ibare yazılıdır:

    ”11. Tümenin 126.Alayın 3.Tabur, 9.Bölük Komutanı Afyonlu Subay Ömer Altınay, 2.İnönü Harbinde 4 süngü yarası alarak düşman eline esir düşmüştür. Yunan komutanı tarafından bir ağaca bağlanmak suretiyle, üzerine benzin dökülerek yakılmak istenirken, yetişen kuvvetlerimiz tarafından kurtarılmıştır”.

    Buradaki bir başka yazıtta ise Yüzbaşı Ömer Altınay’ın 1959 da hayatta olduğu ve şehitliğin açılışında bulunma şansına erişmiştir denilmektedir.

    İntikamtepe Şehitliği İnönü Savaşlarında 126. Alay, 3.Tabur, 9.Bölük askerlerinin şehit düşenlerinin hatırasına 1950’den itibaren Milli Savunma Bakanlığınca yapımına başlanmıştır.


    İnönü Şehitliği (Bozüyük)

    İnönü Şehitliği, Bilecik Bozüyük İlçesi ile Akpınar Köyü arasında bir tepede bulunmaktadır. İstiklâl Savaşı’nın Metristepe-İnönü istikametinde gelişen ve tarihimizde İnönü Savaşları olarak bilinen savaşların geçtiği cephedir. 844 mezardan oluşmaktadır ve 1930 yılında Milli Savunma Bakanlığınca yaptırılmıştır.1981 yılına kadar Haziran ayı içinde yapılan şenlikler bu yıldan itibaren İnönü Savaşı’nın kazanıldığı tarih olan 1 Nisan günü yapılmaya başlanmıştır.

    Dikdörtgen duvarlarla çevrili olan mezarların ayakuçlarında Türk bayrakları resmedilmiştir. Burada 4 200 şehit’in kaydı olmasına rağmen isimleri bilinemediğinden sadece 141 mezar vardır. Şehitliğin ortasında küçük boyda mermerden bir anıt vardır. Üzerindeki pirinç levhada ise şu sözler yazılmıştır:

    ”Ey Yolcu burada şu gördüğün mezar
    Türklerin İstiklâl abidesidir.
    Bir gökten bir göğe haykıran rüzgâr
    İnönü Cengi’nin Zafer Sesi’dir”.

    İlçe merkezinde İsmet İnönü Anıtı, I. ve II. İnönü Savaşları’nın simgesidir. Geniş ve yüksekçe bir platform üzerinde büyük bir ay-yıldız onun yanında da asker kıyafeti ile İsmet İnönü’nün heykeli vardır. Anıtın ön tarafında ise savaşı simgeleyen rölyefli kabartmaların bulunduğu geniş ve alçak bir friz yer alır. İlçe merkezindeki karargâh binası restore edilmiştir. Ayrıca Çukurhisar Köyü’ndeki kerpiçten basit bir köy evini de İsmet İnönü ikinci bir karargâh olarak kullanmıştır.

    II. İnönü Savaş alanlarından biri olan Tarassut Tepe’de bugün İnönü İlköğretim Okulu vardır.
     
  19. Google

    Google Özel Üye

    bilecik- bilecik ili - bilecik hakkında geniş bilgi
     

Bu Sayfayı Paylaş