Beyazlaşan saçlara bitkisel boya

'Güzellik & Bakım' forumunda Fatma tarafından 30 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Fatma

    Fatma Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Beyazlaşan saçlara bitkisel boya konusu Genellikle yaşlılığın en büyük belirtisi olarak görülen beyaz saçlar herkese rahatsızlık verir. Çözüm basittir; saçları boyamak. Bu durumda kimyasal saç boyaları değil, bitkisel olanlar tercih edilmeli.
    Avrupa'da 18 yaş üzeri her üç kadından ve 40 yaş üzeri on erkekten biri saçını boyamaktadır. Bu kadar yaygın olan bir uygulama konusunu eleştirmenin güçlüğünün bilincindeyim. Ancak bir tıp mensubu olarak işlemin sağlığa etkileri konusunda toplumu aydınlatmanın yararlı ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Saç boyamada oksidasyonla boya maddesi saça uygulanır. Boyanın saçtan çıkarılması olanaksızdır. Eğer saçın eski rengine dönmek istenirse, saç uzadıkça kesilerek bu mümkündür. Saçın iç yapısına müdahale ederek saç rengini değiştiren tüm kimyasal maddelerin sağlık için sakıncaları vardır. Örneğin, saç boyalarındaki phenilendiamin (PDA), o-toluylendiamin, Resorcin, alpha naphthol; böbrek, karaciğer ve kalbe zarar vermektedir. Kurşun asetat kanserojen ve aşırı toksiktir. Danimarka'da yapılan bir araştırma, kuaförlerde kanserin iki kat daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Bu bulguyu Amerika ve Almanya'da da yapılan araştırmalar doğrulamıştır. Birkaç yıl önce de kimi kadınların ameliyatla alınmış rahimlerinin iç dokusunda boya maddesi birikimi saptandığı basına manşet olmuştur. Boya maddesi idrarda da bulunmuştur. Seçilen saç boya rengi ne kadar koyu ise kanser riski de o derece büyüktür. Amerika'da California Southern Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmada ayda bir kez saçını boyatan bayanlarda bir yıl sonra mesane kanseri riskinin 2.1 oranında arttığı saptanmıştır. 15 yıl süreli uygulamadan sonra ise bu artış oranı; saçını boyatmayanlara göre yüzde 330'dur. Boya ürünleri ile çok sık temasta olan kuaförlerde de bir sene sonra mesane kanseri riski yüzde 50 artmaktadır. Amerikalı bilim adamları saç boyası ile meme kanseri arasında da ilişkiyi ortaya koymuşlardır. Sürekli saç boyatanlarda meme kanseri riski 5 kat artmaktadır. Yalnızca boya maddesi değil, ürünlerdeki oksidasyon maddesi de hastalıklara neden olmaktadır. Örneğin amonyum persulfat/ amonyum peroksodisulfat toz ve buharıyla kuaför astımı olarak tanımlanan rahatsızlığa yol açmaktadır. Hidrojenperoksit hücrelerimize zarar veren serbest radikalleri oluşturmaktadır. Bu nedenlerle saç boyası ürünlerinin baş derisiyle temasının elden geldiğince azaltılması ve uygulayıcının eldiven kullanması önerilmektedir.
    Beyaz Saç Sorun Değil
    Uzun yıllardan beri kırlaşmış saçlar yaşlanma belirtisi sanılmaktadır. Ancak yirminci yaşlardan başlayarak bir kısım insanda saçların kırlaşmaya başlaması bu inanışı desteklememektedir. Vücutta renk pigmenti yapımının azalması saçların kırlaşmasına neden olmaktadır. Saçları kırlaşmış bir erkeğe kötü ve yaşlı görünüm yakıştırılmadığı halde kadınlarda kır saçların yaşlı görünüm sergilediği korkusu yaygındır. Gerçi rengi kaybolmuş saçın nemliliği de azalmış ve matlaşmıştır. Özellikle mat ve soluk bir saçı kimyasal girişimlerle canlandırmak, nemliliğini ve parlaklığını kazandırmak mantıklı ve uygun bir yol değildir. Saç boyası ile sağlanan parlaklık çok kısa sürelidir. Bu girişimlerle saçın yıpranması ön plana çıkar. Her şey için olduğu gibi, saça da sevgi dolu bir yaklaşımla; eksiğini giderici ve iyi bir bakım uygulayarak tekrar parlak ve canlı bir görünüm sağlamak mümkündür.
     

Bu Sayfayı Paylaş