Beslenme ve Genlerimiz

'Diyet Beslenme' forumunda NeslisH tarafından 14 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Beslenme ve Genlerimiz konusu İleri Tıp Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Dr. B. Serdar Savaş:


    -Beslenme ihtiyacı kadına ve erkeğe göre değişir mi?

    -Evet!

    -Yaşa göre değişir mi?

    -Evet!

    -Kiloya, boya göre değişir mi?

    -Evet!




    Bütün bunlar gösteriyor ki beslenme ihtiyacı kişiseldir; her bireye göre farklıdır. Her bireyi diğerlerinden farklı kılan özelliklerin temeldeki kaynağı nedir? Genlerimiz. O halde beslenme ihtiyacı bir kişinin cinsiyetine, yaşına, kilosuna, boyuna, vücudundaki yağ, kas, su oranına ve hepsinden önemlisi genetik yapısına göre farklılık gösterir.
    Türkiye toplumunun genetik olarak homojen olmadığı düşünülmektedir. Kavimlerin göç yolları üzerinde bulunan ve birbirinden farklı birçok uygarlığa ve devlete ev sahipliği yapmış olan Anadolu’da birçok değişik etnik yapı birbirinin içine girmiştir.
    Türkiye, beslenme kültürü bakımından da heterojendir. Güney ve Güneydoğu’nun et ve bulgur, İç Anadolu’nun hamur işleri, Karadeniz’in hamsi, mısır ekmeği ve karalâhana ağırlıklı besin örüntüsü, Ege’nin zeytinyağlı sebzeler, otlardan oluşan mutfağı, bu yörelerde yaşayan insanlarımız üzerinde farklı etkiler yaratmaktadır.

    Büyük kentlerde yaşayıp sağlığına dikkat eden ‘bilinçli erkekler’ arasında bazı beslenme eğilimleri gözlenmektedir. Ne var ki sağlıklı olduğu düşünülerek yapılan kimi tercihler olumsuz sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. “Artık ağzıma kırmızı et koymuyorum.”, “Ekmeği kestim.”, “Hiç yağ kullanmıyorum.” türünden trendler folikasit eksikliğinden B6 eksikliğine, E vitamini eksikliğinden demir eksikliğine kadar birçok mikrobesin bileşeninin yoksunluğuna yol açabilir. Bireyde bu besin bileşenleriyle ilgili olumsuz genetik yatkınlıklar da varsa karşımıza erken yaşta bir kalp krizi çıkabilir.
    ‘Bilinçli’ bireylerin yaptığı önemli bir yanlış da rasgele vitamin ve besin destekleri kullanmalarıdır. Bunları kullanıp kendilerine zarar veren sağlığına düşkün kişilerle sıkça karşılaşıyoruz. Alınan vitamin ve besin desteklerinin üçte birinin hiçbir işe yaramadığını, üçte birinin kişiye zarar verdiği, ancak üçte birinin yararlı olduğunu genel bir değerlendirme ile söyleyebiliriz. Vitamin ve besin desteklerinin hangi çeşitlerinin ne sıklıkta ve ne miktarda kullanılması gerektiği de bireyin başta genetik olmak üzere diğer kişisel özelliklerine bağlıdır.
    21. yüzyıl tıbbının en temel özelliği gittikçe ‘Kişiye özel’ hale gelmesidir. Tek beden ceketin herkese olmayacağı anlaşılmıştır. Bugüne kadar yapılan, “her gün şundan şu kadar tüketin” türü öneriler artık geçerliliğini yitirmiştir. Çünkü bu öneriler toplumun ortalama değerlerini yansıtır. Oysaki bu ortalama değerler gerçek kişilerin hiçbirine uymayabilir. 2000’li yılların başında gerçekleştirilen insan genomunun dizilişinin keşfi, artık her bireyi sürüden ayıran moleküler farklılıkları ortaya koymamızı sağlamaktadır. Kişiye özel tıp moleküler genetiğin tıbbı olmuştur.
     

Bu Sayfayı Paylaş