Ben hiç ölü ziyaret etmedim

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda RiVeR_Nn tarafından 23 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. RiVeR_Nn

    RiVeR_Nn Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ben hiç ölü ziyaret etmedim konusu Ben hiç ölü ziyaret etmedim

    Dirileri mezarda ölüleri sokakta gördüm

    Onlar diridirler, fakat siz bunun bilincinde değilsiniz diyen Kuran, bizim yaptığımızdan farklı bir hayat ve ölüm tarifi yapıyor. Kuranın inşa ettiği tasavvvurun diri dediğine, sokaktaki adam diye bakıyor.


    Dostlarıma söylediğim hep şu olmuştur:Ben hiç ölüleri ziyaret etmedim. Ziyaretine gittiklerimse, dirilerdi. Asıl onlara ölü diye bakanlar ölmüştüler.

    Şairin Siz hayat süren leşler sizi kim diriltecek? dediği cinstendi onlar. Yaşadıklarını sanıyorlardı. Fakat Allahın tarifine göre gerçek ölü onlardı. Hakikat karşısında sağır, dilsiz ve kör kesilenler, kalbi taş gibi hatta taştan da katı olanlar, akletmediği için pisliğe mahkûm edilenler... Onlar için kim kalkıp da binlerce kilometre yol teperdi ki?

    Ama mezarlardaki diriler için katlandığımız bunca yol ve zahmete hiç acımadık.

    Fırat nehrinin bereketli sularının doldurduğu Suriye havzasında Süleyman Şahı ziyaret ettik. Halepten yaklaşık 150 km. kuzeyde. Türkiye sınırına yakın bir bölgede. Kimileri onu Osmanlıların atası, Osman Gazinin dedesi, Ertuğrul Gazinin babası olarak bilir. Ben orada meskun olanın Anadolunun İslâmlaşmasında emeği geçen üç büyük İslâm komutanından biri (diğer ikisi Abdullah el-Battal ve Danişmend Ahmet Gazi) olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah olduğuna kaniim. Ömrünü Haçlılarla savaşa adayan bu zat Haçlıların elinden Antakyayı kurtarmıştı.

    Yattığı yerden çok şey konuşuyordu işitebilen bir gönül kulağı olanlara. İslâm topraklarının kaderinin bir olduğunu, bu toprakların suni sınırlarla birbirinden ayrılamayacak kadar müttehit olduğunu, bunu fark edemeyenlerin kör olduğunu...

    Mezarda gördüğüm diriler içinde beni en çok etkileyenlerden biri de şehit peygamber Hz. Zekeriyya idi. Her peygamber şehittir. Fakat peygamberler içerisinde canını imanına şahit kılan baba ve oğul Zekeriyya ve Yahya peygamberlerin durumu bir başka.

    Zekeriyya peygamberin Halepteki kabri tam anlamıyla manevi bir çekim merkeziydi. Kişiyi ruh kökünden tutup sarstığına şahit oldum. Allah yolunda yaşayıp o yolda can verenlerindiri olduğunun canlı şahidini görmek isteyenler Hz. Zekeriyyayı Halepte, onun şehit oğlu Hz. Yahyayı Şam Ümeyye Camiinde ziyaret etsinler.

    Seyyide Zeynep, Kerbelanın yaşayan şehitlerinin bir numarasıydı. Kardeşi Hz. Hüseyin gözlerinin önünde şehit edilmişti. Yezidin emriyle Şama getirilmişlerdi. O da yaşıyor; hem de olanca haşmetiyle. Fakat onlara dünyayı zından eden Yezid gerçek bir ölü. Kabri var mıdır, varsa nerededir? Kim bilir, kim merak eder?

    İşte ibret vesikası. Zalimlerin ölü, mazlumların diri olduğunun en güzel delili.

    Ölenler Hüseyinin yaptığını yaptılar. Kalanlar Zeynebin yaptığını yapsınlar. Bu ikisinin yaptığını yapmayanlara Yezidin yaptığını yapmak düşer.

    Bu ok gibi doğru ve yaralayıcı sözlerin sahibi Ali Şeriati. O da mezarda gördüğüm bin diriye bedel dirilerden.

    Şah tarafından İngilterede kaldığı otelin odasında bir suikastle öldürüldükten sonra dostlarının müzaheretiyle Şama getirilip bir ömür sancağını taşıdığı mazlumların anası Hz. Zeynebin kabrinin yanıbaşına defnedilmiş.

    Müminlerin anneleri Hz. Ümmü Seleme ve Ümmü Habibe de Şamda medfun. Şama gidilir de Allah Rasulü aşığı Hz. Bilal görülmeden dönülür mü? O mütevazı kabrine gelenlerin gönül kulağına ezan-ı Muhammedi okumayı sürdürüyor. Öldükten sonra yaşamanın sırrını haykırıyor. Her şey görene. Köre ne?
    Evet bütün bunlar ve daha burada sayamadığım birçok diriyi kabrinde ziyaret ettik. Ölü sandıklarımız, kendini diri sanan bizlere neler fısıldadı neler.

    Ben hiç ölü ziyaret etmedim. Ziyaret ettiklerim hep diriydiler.

    __________________
     

Bu Sayfayı Paylaş