Ben Giderim Oduna (Yaşar 2) Türküsü Hikayesi

'Müzik Sohbet & Fan Club' forumunda Mavi_inci tarafından 21 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ben Giderim Oduna (Yaşar 2) Türküsü Hikayesi konusu Ben Giderim Oduna (Yaşar 1) Türküsü ve Hikayesi - Ben Giderim Oduna Türküsü ve Hikayesi - Ben Giderim Oduna Türküsünün Hikayesi - Ben Giderim Oduna Türküsünün Sözleri - Ben Giderim Oduna Türkü Hikayesi - Ben Giderim Oduna Türkü Sözleri






    Pörnek Köyü Emirdağ’a yakın bir köyün adıdır. Yakın bir geçmişte, bu köyde Cemile adında fakat “Yaşar” diye anılan yedi sekiz yaşlarında oldukça güzel bir kız vardır. Cemile’nin anası babası ölmüş; yakın hısım, akrabasından kimse kalmamıştır. Yalnız, kendinden küçük Veyis adında bir kardeşi bulunmaktadır. Cemile, yaşının ve genç kızlığının gereğince, dünyayı başka türlü görmeye başlıyor. Yani sevmek çağına girmiştir. Ve Cemile birini sevmeye başlıyor. Köyün yakışıklı delikanlılarından Şahin (Şahan) adında birine aşık olmuştur. Şahin de onu sevmektedir. Bu sevgi devam edip gelişirken araya kara kedi girer. Cemile’nin köyde yakın birisi olmaması yüzünden onu zengin bir köylü, sonradan kendi oğluna almak düşüncesi ile himayesine alır. Aradan zaman geçer ve oğlan babasının önceden verdiği kararla nişan yapılır. Cemile Şahin’i sevdiği için nişana razı değildir. Ama baskı ağırdır ve kız sıkıntı içindedir. Hem Cemile hem de Şahin yanıp kavruluyor ve ateşleri günden güne artıyor. Bu nişan işi onları birbirinden uzaklaştıracağı yerde, aksine birbirine daha çok yaklaştırmış ve bağlamıştır. Nişanın önüne geçmek ve beraber evlenebilmek için çareler aramaya koyulurlar. Fakat oğlan tarafı buna meydan vermemekte ve mani olmaya çalışmaktadır. Aradan günler, haftalar, aylar geçiyor. Cemile erimeye başlıyor.

    Zavallı şahin de aşk ateşiyle sayıklamalar, hülyalar içindedir, içini türkülere döküyor. Cemile ile sevgisini içli bir şekilde ifade ediyor. Cemile için için ağlar erirken; Şahin de türkü döküp dururken düğün zamanı gelivermiştir.

    Oğlan tarafı çifte davullar çaldırarak, civardan pehlivanlar getirterek muhteşem bir düğün yapmış, Cemile’yi gelin almışlardır. Cemile düğünden çok etkilenmiştir, üzüntülü ve acılı bir durumdadır. Kendisi için her şey bitmiştir. Çünkü Anadolu’da kız bir kez gelin olur. Dünyada Şahin’den başka kimsesi olmayan Cemile artık istemediği bir ailenin gelinidir.

    Gelinliği bir yıl sürer. Şahin’le Cemile’nin ateşlerinin söndüğü zannedilir. Halbuki aşk ateşi daha da artmış, yalımları yüreklerinin dışına taşmıştır. Şahin bu geçen bir yıl içinde evlenmemiş ve başkasıyla da evlenmeyi aklından geçirmemiş; Cemile de kocasına bir türlü ısınamamıştır. İkisi de sevgilerini iyice gizlemeye çalışıyor ve başarılı da oluyorlar. Şahin’le gizli gizli haberleşiyorlar. Bir gün bu ıstıraba son vermek gerektiği kanısına varırlar ve Şahin’in teklifi gelir. Cemile de aynı düşüncededir: tüm yollar birlikte kaçmak düşüncesine çıkmaktadır.

    Köyün kıyısındaki evin önünde buluşmayı kararlaştırırlar. Şahin bir kır ata binip gelir. Vakit gecedir. Biraz sonra Cemile de aynı yere gelir. Hiç vakit kaybetmeden Cemile’yi atın terkisine alarak atı sürer, doğruca Şahin’in Emirdağ’daki ablasının evlerine...

    Ertesi gün olay köyün dilindedir. Hem Şahin'de hem Cemile’nin kocası tarafında bir telaş başlar.

    Şahin’le Cemile on, onbeş gün Emirdağ’da kaldıktan sonra Emirdağ’a dönerler. Cemile’nin kocası mahkemeye başvurur. Bu şekilde Cemile ile Şahin bir müddet daha birlikte kaldıktan sonra, Cemile Şahin’in yengesi tarafından kandırılır. Şahin’in yengesi Şahin’i sevmemektedir, zaten Cemile’nin kocasının akrabasıdır da. Ne yapıp edip Cemile’yi sevdiğinden ayırmak gerektiğini düşünür. Günlerce dil döküp Cemile’yi kandırmayı başarır. Cemile’nin küçük kardeşi Veyis de açıkta kaldığından, ablasının yine eski zengin kocasına dönmesini istemektedir.

    Cemile bunun üzerine düşünüyor, düşünüyor ve kocasına dönmeye karar veriyor. Çünkü küçük kardeşi içliliği yüzünden amansız bir hastalığa yakalanmış bulunuyor. Kardeşine acıyan, başka düşüncelerle de sarsılan Cemile kocasının evine dönüyor. Fakat kocası Cemile’yi kabul etmiyor. Cemile ortada kalakalmıştır. Hem Şahin’den hem kocasından olmuştur. Sığınacağı kimsesiz kardeşi kalmıştır, başka da yeri yoktur artık. Veyis hasta olduğu için bakacak kimseleri yoktur. Her şekilde açıkta kalan Cemile düşünüp dururken köyün zenginlerinden biri Cemile’ye evlenme teklif eder. Cemile maddi olanaklarının artacağı düşüncesiyle adamla evlenmeye razı olur ve evlenirler. Sonrasında Veyis hastalığın pençesinden kurtulamayıp Afyonkarahisar Hastanesi’nde ölür.

    Cemile derin bir yalnızlık içinde hissediyor kendini. Kardeşinin ölümünü kendinden biliyor ve büyük azap içinde kıvranıyor. Bu ağır elem içinde Cemile onulmaz bir derde düşüyor,garip, kimsesiz Cemile’yi ölüme götürüyor bu dert.

    Tüm bu acı hikayenin üzerine Şahin Gürbüz içini türkülere, ağıtlara döküveriyor.





    Ben Giderim Oduna

    Karşıdan gelen atlı
    Altında kilim katlı
    Anam babam sağolsun
    Hepisinden yar tatlı

    Yalan mıydın Yaşar
    Karakolda doğru söyler
    Mahkemede şaşar

    Sarı yayımın bendi
    Ne tez unuttun andı
    Düşmanlar bile etmez
    Bana ettiğin fendi

    Yalan mıydın Yaşar
    Karakolda doğru söyler
    Mahkemede şaşar

    Ben giderim oduna
    Şahan derler adıma
    Otuz günde doyamadım
    Cemile’nin tadına

    Aldırdım eller
    Burçağı mercimeği
    Yoldurdum eller

    Onyedi yarin yaşı
    Karadır yarin kaşı
    Üç senede sönmedi
    Ciğerimin ateşi

    Yanıyor gelin
    Delidevre türkü söyler
    Çürüyesi dilim

    Mahkemenin salonda
    İstidası elinde
    Kendi gidip adı kalan
    Koca köyün dilinde

    Yalan mıyım Yaşar
    Karakolda doğru söyler
    Mahkemede şaşar

    Konakta duran kadı
    Cemile gelsin dedi
    Biz nasıl ayrılalım
    Yaşlarımız onyedi

    Ayırmayın bizi
    Yaktı beni kül eyledi
    Hediye’nin kızı

    Allah yaktı özümü
    Kara yazmış yazımı
    Alt’ay söndüremedim
    Ciğerimin közünü

    Yandım kül oldum
    Cemile’min yoluna
    Deli divane oldum

    Gördü idim düşümde
    Yaşar gelin peşimde
    Övdük güzel değildin

    Yandıyıdım sana
    Cebrile getirdi dedin
    Karakolda bana

    Hükümetin emiri
    İkilinin demiri
    El yüzüne çıkmaz ettin
    Kocan denen Gımırı

    Gelin Cemile
    Kır beygirin üstüne
    Bindiydik bile

    Kınalı ellerine
    İncecik bellerine
    Pörnekliyi döküm ettin
    Afiyon yollarına

    Yalan mıyım işte
    Ben yarimi görüyordum
    Hayalimde düşte


    Kadir Üstündağ - Emirdağ

    Kaynak: Osman Attila – Afyonkarahisar Türküleri (Genişletilmiş ikinci baskı), 1966, Ankara, Güven Matbaası
     

Bu Sayfayı Paylaş