Beklenen film, bu Cuma sinemalarda! Sherlock Holmes

'Sinema Dünyasından Haberler' forumunda Dine tarafından 14 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Beklenen film, bu Cuma sinemalarda! Sherlock Holmes konusu [​IMG]

    Yönetmen: Guy Ritchie

    Oyuncular:
    , Robert Downey Jr., Jude Law, Rachel McAdams, Mark Strong

    Arthur Conan Doyle’un dünyaca ünlü karakteri Sherlock Holmes’ün dinamik yeni uyarlamasında, Holmes ve cesur ortağı Watson en son maceralarına atılıyorlar. Dövüş tekniklerini, efsanevi zekası gibi silah olarak kullanan Holmes, bu macerasında ülkesini yok edebilecek ölümcül bir komployu aydınlatmak için yeni bri düşman ile savaşıyor. Robert Downey Jr. , efsanevi dedektif Sherlock Holmes’ü daha önce hiç yapılmamış bir şekilde canlandırıyor. Jude Law doktor ve bir savaş gazisi olan, Holmes’ün güvenilir çalışma arkadaşı Watson rolünde yer alıyor. Holmes’ü alt eden ilk ve tek kadın olan ve dedektifle halen çalkantılı bir ilişki sürdüren Irene Adler rolünü Rachel McAdams üstleniyor. Mark Strong gizemli yeni düşman Blackwood rolünü oynuyor. Kelly Reilly ise Watson’ın ilgilendiği Mary rolünde yer alıyor.

    Filmin kritiği:

    erry Bruckheimer’ın öncülerinden olduğu “ne kadar büyük ve gürültülü olursa o kadar iyi” ekolünün gururlu yaratıcılarından prodüktör Joel Silver’a bir sorum var: Yeni mega bütçe aksiyon projesinin adı neden Sherlock Holmes? Neden Merlock Molmes, veya Derlock Dolmes değil? Sonuçta eğer filmde yaratılan karakterler Sherlock Holmes ve Doktor Watson’dan çok Neo ve Morpheus’u hatırlatacaksa Arthur Conan Doyle’un eserinin ismini posterlere yapıştırmanın ne gereği var?

    Anlıyorum tabii ki Sherlock Holmes isminin sonuçta seyircide bir tanıdıklığı var. Ayrıca “21. Yüzyıl’da Yaşıyormuşcasına Konuşup 21.Yüzyıl Dövüş Stilleri Kullanmasına Rağmen Nasıl Olmuşsa 19. Yüzyıl’da Yaşayan Alkolik Dedektif ile Bayat Homoerotik Espriler Yapılsın Diye Ortaya Atılmış Doktor” biraz fazla uzun bir isim olabilirdi.

    [​IMG]

    Eğer şu anda Sherlock Holmes değilde Derlock Molmes filminin eleştirisini yazıyor olsaydım size derdim ki karşımızda kolayca unutulabilir, her saniyesi önceden tahmin edilebilir, bayat bir gişe filmi eskisi var. Fakat bu bayatlığın üzerine Sherlock Holmes isminin yazılması tamamiyle kafa karıştırıcı.

    İlk problem Robert Downey Jr.’un yarattığı karakterin Sherlock Holmes yerine Tony Stark ile alkolik bir sokak dövüşçüsünün uygunsuz bir bileşimini andırması. Tabi ki Holmes’un sıra sıra adam dövdüğü, kocaman patlamalardan son anda kaçtığı, kötü adamları uzun binalardan sallandırdığı uzadıkça uzayan aksiyon klişelerinin arasında olabilecek en minimal anlamda bir dedektif hikayesi araya sıkıştırılmış. Sanki yazarlar Holmes’un beşinci defa aynı devasa adamla dövüştüğü sahneyi kaleme alırken birden bir dedektif hikayesi yazmak zorunda olduklarının farkına varmışlar.

    Aslına bakarsanız Doktor Watson rolünde Jude Law, kötü ruhlu Lord Blackwood’u canlandıran Mark Strong ile filmin tek tük düzgün oyuncu seçimlerinden biri. Hikayenin akışını zorla frenleyen kavga sahnelerinde nasıl oluyorsa birden bir dövüş makinesine dönüştüğü sahneler haricinde Holmes’un çılgın dünyasından kaçıp kendisi için normal bir yaşam kurmaya çabalayan bir rasyonalist yaratıyor Law.

    Sıra eski Bay Madonna’ya gelmişken, Guy Ritchie’nin ilk yüksek bütçe Hollywood filmi haliyle 2000’li yıllarda yönettiği diğer fiyaskolara kıyasla aslında büyük bir gelişim. Fakat aklınızda tutun ki Swept Away ve Revolver’a kıyasla 5 yaşında çocuğun cep telefonu kamerasıyla çekeceği bir film bile büyük bir gelişim olacaktır. RocknRolla derseniz şimdiden unuttum bile.

    [​IMG]

    Rıtchie’nin Holmes’u, kinetik “cockney” gangster sineması stiline kıyasla aslında gayet durağan bir yönetim sunuyor. Ara sıra aynı çekim içinde kamera hızını değiştirip hızlı kesimler kullanan Snatch tarzı bir stil kendini gösteriyor, özellikle Holmes’un rakibini alaşağı etmeden önce dövüş planını kurguladığı, filmin yegane orjinal sahnelerinde. Bu sekansların dışında gayet tipik ve durağan bir görsel kurguyla oluşuyor Sherlock Holmes. Ya prodüktör Joel Silver, Matrix’te Wachowski Kardeşler’e verdiği özgürlüğü bu filmde Guy Ritchie’ye vermemiş, ya da Ritchie Hollywood’la arasındaki köprüleri yakmamak için kendini biraz frenlemiş.

    Sherlock Holmes’un Batman Başlıyor’dan utanmadan çaldığı sonuna bakılırsa yeni bir blockbuster serisi yaratıldığı ortada. Bir sonraki bölümün daha kişilikli ve yaratıcı olmasını ümit etmekten başka bir çaremiz yok. Şimdilik siz siz olun ki Sherlock Holmes’a gitmeden önce bir Sherlock Holmes filmi beklemeyin.

    Sinekritik'i yazan : Oktay Ege Kozak
     

Bu Sayfayı Paylaş