Bebeklerde Uyku Sorununa Öneriler

'Çocuk Sağlığı ve Bakımı' forumunda Dine tarafından 13 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bebeklerde Uyku Sorununa Öneriler konusu 4 ÇOCUKTAN 1’İ UYKU SORUNU YAŞIYOR!

    Her 4 çocuktan biri geceleri uyku sorunu yaşıyor ve bu sorun, 4-5 yaşına kadar devam edebiliyor. Uyku problemi yaşayan bir çocuğun, önceki yıllardaki uyku düzenine bakıldığında, bu sorunun genellikle bebeklikten itibaren devam ettiği biliniyor. Klinik Psikolog Çiğdem Çalkılıç annelerin uyku ile ilgili sorularını cevaplıyor.

    Nasıl bizim uykularımız gün içinde yaşadıklarımızdan, genel duygu durumumuzdan etkileniyorsa, aynı şekilde bebekler ve çocukların uykuları da etkilenir.

    ODASINI NE ZAMAN AYIRMALI?
    Bebek ve çocukların 2-3 aylıktan itibaren ayrı odaları olabilir ve onlar buna alışabilirler.
    Yeni doğan bebekler günlerinin üçte ikisini yani 16-17 saatini, 3-3,5 saatten uzun olamayan uyku periyotları ile geçirirler.

    6. ayında ise bebek gününün hemen hemen yarısını uykuda, diğer yarısını da uyanık geçirir.

    UYKUSU NE ZAMAN DÜZENE GİRECEK?
    Bebeğin uykularının düzenli bir rutine girmesi ise ancak 12-16. haftada söz konusu olabilir. Bebeklerin yüzde 70'i 3. aydan sonra düzenli bir şekilde uyumaya başlarken; 9. aydan sonra bu oran yüzde 90’a çıkar. Uyku bozukluğu şayet biyolojik bir nedene dayanmıyorsa, psikosomatik; yani kaynağı psikolojik kökenli bir problemdir.

    NE ZAMAN UYKU PROBLEMİNDEN SÖZ EDEBİLİRİZ?
    Richman, eğer bebek ya da çocuk geceleri 5 ya da daha fazla kez uyanıyorsa ve uyandığında en az 20 dakika uyanık kalıyor ya da anne babasının yatağına gidiyorsa ve bu durum en az 3 aydır devam ediyorsa, burada uyku probleminden söz edebileceğimizi belirtir.

    Zuckerman ise, bebeğin geceleri 3 seferden fazla uyanıp, yeniden uyumasının en az 1 saati aldığı durumlarda uyku problemi olduğunu belirtir.

    Özellikle doğum öncesi ve sonrası stresli günler geçiren annelerin bebeklerinin uykuda sorun yaşadıklarını görürüz.

    Bebek uyuyama*****, ağla*****, uyanarak, sürekli annenin varlığını ara*****, aslında kendisi ile ilgili bir sıkıntıyı dile getirir.

    UYKU AYRILABİLMEKTİR!
    Genel anlamda baktığımızda aslında uyku bir ayrılma, bir veda ediştir. O yüzden de bebek ya da çocuk için “iyi geceler” ile “hoşçakal” aynı anlama gelir. Uykuda sorun yaşayan bebeklerin özellikle annelerine bağımlılık geliştirerek her türlü ayrılmaya da tepkili olmaları sadece bir tesadüf değildir. Ayrılamama, bağlılık yerine bağımlılık geliştirme, başta anne ve bebek arasında değişik nedenlerle geliştirilememiş olan “bağlanma” ile ilgilidir. Bağlanma deneyimi, anne ve bebek arasında doğumdan hemen sonraki ilk haftalarda geliştirilmesi beklenen güven ilişkisidir.

    Uyku problemi olan bebeklerin büyük bölümünün anne ya da babalarının, ya çocukluklarında ya da halihazırda uyku problemlerinin olması da üzerinde durulması gereken bir başka anlamlı noktadır.

    Önemli olan bebek uyandığında ne yapılması gerektiğinden çok, bebeğin uyumasına engel olan faktörlerin anne-baba tarafından fark edilmesidir.

    HER UYANDIĞINDA MEME VERMEYİN!
    Bebeğin hayatında beslenme ve uyku birbirini etkileyen çok önemli iki temel etkinliktir. Bazı durumlarda anne babalar bebeğin uyanarak aslında neye ihtiyacı olduğunu karıştırırlar. Bebeğe acıkmadığı halde memenin verilmesi bu kez bebeğin sonraki gün ve haftalarda beslenme düzenini de etkiler.

    BEBEĞİ UYKUYA HAZIRLARKEN...
    - İdeal olan sadece ilk haftalarda bebeğin yatağının anne babasının odasında olmasıdır. Çünkü bebeğin anne babanın varlığını hissetmeye onların seslerini, soluk alışverişlerini duymaya ihtiyacı vardır. Ancak ilk haftalardan sonra bebek mutlaka kendi odasına alınmalıdır.
    - Bebek her ağladığında yanına giderek yatağından almak yerine, bebeğe kendi kendine yeniden uyuyabilmesi için zaman verilmesi gerekir. Şayet bebek yine uyuyamamışsa yanına giderek onunla konuşmak, varlığınızı ona hissettirerek bebeğinize bağımsız bir şekilde uykuya dalabilmesi için gerekli olanağı ona vermiş olursunuz.
    - Uyku konusunda bir başka önemli nokta da uykuya gidişin bir seremoniye dönüştürülmesidir. Belirli bir uyku saatinin ve rutinin sağlanması bebeğin bir sonraki davranışı öngörerek kendisini bir sonraki adıma hazırlamasını sağlar.
    - Uyku vakti ve bebeğin uyuduğu oda daha çekici bir hale getirilebilir. Uyku öncesi yapılanlar bir tür seremoniye dönüştürülebilir: Banyo, pijamaların giyilmesi, öykü okunması gibi…
    - Uykudan hemen önce geçirilen hazırlık sürecinin huzurlu ve sessiz olması sağlanabilir. Bebeğin en sevdiği oyuncak ya da battaniyesi gibi bir objeyi kendisini güvende hissetmesi için bebeğinizin yanına koyabilirsiniz.
    - Eğer bebeğinizin huzursuz olduğunu düşünüyorsanız, gün içinde bebeğinize daha fazla ilgi verip keyifli zaman geçirmeye çalışın. Etkili olabilecek bir başka yöntem de bebeğinizin rahatlamasını sağlayacak bebek masajı yapmanızdır.
    - Salla***** uyutmayı ise, kesinlikle yapmayın. Çünkü bu şekilde bebek, hem sersemliyor, hem de kendi kendine uyumayı öğrenmesine imkan tanınmamış oluyor. Bebek, ne kadar doğal yolla ve kendi kendine uyursa, o kadar sağlıklı… Üstelik, bebek sallanmayı oyun olarak da algıladığından, anne karnındayken bu deneyime aşina olduğundan bundan keyif duyuyor, bunu oyun sanıyor. Ve kendi kendine uyuma disiplinini edinmesi de gecikmiş oluyor.

    “YANIMDA YATMAK İSTİYOR?!”
    Çocuğun gece uyanarak yanınıza gelmesi halinde, yeniden yatağına dönmeden önce yanınızda ne kadar kalacağına en iyi siz karar verebilirsiniz.

    Çocuğun uyku problemi yaşamasının nedeni uygun olmayan fiziksel koşullar (fazla ışık, gürültü) ve yalnız kalmaktan korkması gibi nedenler olabilir.

    Çocuğun anne babanın yatağına gelmesi yeni bir durumsa, çocuğun hayatında neler olduğuna bakmak gerekir.

    Asıl yardım alınması ya da harakete geçilmesi gereken durum, çocuğun sürekli olarak anne babayla yatması kendi başına uyumayı reddetmesidir.



    AYRILAMAYAN SİZSİNİZ!
    - Çocuk,yatağında tek başına uyumayı ve uyandığında da yine kendi kendine uykuya dalmayı öğrenmelidir. Her ağladığında yanına giderek yatağından almak yerine, ona yeniden uyuyabilmesi için zaman tanınması gerekir.
    - Fakat, çocuğun kendini terkedilmiş hissetmemesi için de ihtiyacı olduğunda yanına gidip, sakince yanında olduğunuzu söylemelisiniz. Ve ardından da odasından çıkmalısınız.
    - Çocuğunuzun sallanmadan, emziksiz, biberonsuz, televizyon seyeretmeden uykuya dalabilmesi çok önemlidir.
    - Uykuya gidişin bir seremoniye dönüştürülmesi, belirli bir uyku saatinin ve rutinin sağlanması çocuğun bir sonraki davranışı öngörerek kendisini bir sonraki adıma hazırlamasını sağlar. Banyo, pijamaların giyilmesi, öykü okunması gibi…

    YALNIZ UYUYAMAMA BİR ANLAMDA UYKU BOZUKLUKLARININ DA BİR PARÇASIDIR!
    Kısacası nörolojik sebeplerle başlayıp daha sonra bu sebepler kendiliğinden geçse de psikolojik olarak devam edegelen yalnız uyuyamama problemleri vardır. Psikolojik olgunlaşma ve gelişimin doğal bir parçası olarak yalnız uyuyamama ve uyku bozuklukları da mevcuttur.

    Kaygı ve tedirginlik karşılıklı olarak çocuktan anne ve babaya, anne ve babadan çocuğa geçer.

    15 aylıktan itibaren çocuk hem bilişsel hem dil hem de duygusal gelişiminin sonucu olarak, anneyi “ayrı bir insan” olarak algılamaya başlar bununla birlikte kendisini de “ayrı bir birey” olarak algılamaya başlar. Bu durum onda üzüntü ve kızgınlık da yaratır, çünkü anne ve o artık iki “ayrı” insandır. Bu bilinçlenme onda huzursuzluklara da sebep olur.

    17-18. aylarda 7-9. aylardakine benzer başka insanları yabancılama vb. şeyler yaşayabilir. Bu ileriki aylarda 18-24 aylar arasında anneye bazen yapışma bazen de isyan tepkileri verme halini alır. Çocuk bu dönemde yalnız uyuyamama, uykuya dalma sıkıntıları çekebilir. Çünkü ayrılma ve bireyselleşme bu dönemde yoğun değişimleri gerektirir. Çocuk ve anne çok huzursuz ve adeta bir savaş alanında gibidir, kimi anne-çocuk bu savaşı daha kolay kimi daha zor atlatır. Zor atlatanların pek çoğunda yalnız uyuyamama kalıcı bir hal alır.

    Anne-bebek ilişkisinde psikolojik veya fiziksel (prematüre doğum, ilk bebeklik döneminde ameliyatlar, çok sık hasta olan bebek ve çocuklar) sebeplere dayalı sorunlar mevcutsa bu da yalnız uyuyamama sorununu beraberinde getirecektir.

    Çünkü bir ömür boyu süren bu “ayrılma-bireyselleşme süreci” iki temel dönemde yüklü işlerle doludur biri 15-24 aylık dönem, diğeri ergenlik dönemidir. Ergenlik dönemi zorlu geçiyor ise yalnız uyuyamama ya da uyku bozuklukları sıklıkla ortaya çıkar.

    ANNENİN KAYGISI ÇOCUĞA GEÇİYOR...
    Kronik tek başına uyuyamama muhakkak bir uzman tarafından ele alınması gereken bir belirtidir. Dönemsel olanların bir kısmı büyümenin bir parçasıdır ve anne ve babanın psikolojik gelişim hakkında bilgilenmeleri ilk adımdır. Anne ve babaların kendi kaygı ve korkularını farketmeleri gerkirse, kendileri için yardım almaları gerekmektedir. Çok kaygılı ve tedirgin bir annenin çocuğunun rahat rahat tek başına yatabileceğini beklemek pek de makul değildir.

    Anne ve baba olarak aranızda çeşitli sebeplere dayalı (cinsel, iletişimsel, ailevi vb.) sorunlar var ise kuvvetle muhtemel bu çocukta da sorunlar yaratacaktır.

    Çocuğun psikolojik olgunlaşması hakkında detaylı bilgi edinin. Doğal gelişimin bir parçası olarak zaman zaman kısa dönemlerle uyku bozuklukları çıkabilir. Bundan telaşa kapılmayın.


    UYKUYA DALMA NESNESİ SİZ OLMAYIN!
    Okul öncesinde uyumadan önce muhakkkak kitap okuyun. Bebekliğinden itibaren uykuya geçişte bir oyuncağı yastığı veya battaniyesi olsun: Siz uykuya dalma nesnesi olmayın.

    Çoğu çocuk annesinin kulak memesini okşa*****, saçına dokunarak, yanağını tutarak uykuya dalıyor. Bu anne ile çocuğun yeterli derecede ayrılamamasına sebep oluyor. Uykuya dalmanın genelde çocuklar için çok da kolay birşey olmadığını bilelim. Çünkü tek başınalığını yoğun bir şekilde duyumsadığı bir alandır uyku. Ama gelişim için olmazsa olmaz bir alandır. Güven verici destekleyici olun. Çocuğun kaygı ve korkularından etkilenmeyin. Anlayış ve kabul gösterin, ama siz de kaygılanmaya başlamayın. Bu zincirleme reaksiyon doğurur. Olay kronikleşmeye doğru gidiyorsa gecikmeden bir uzmana danışın.
     
  2. Dine

    Dine Özel Üye

    Bebeklerde uyku sorunu

    Uyusun da büyüsün demiş ninnilerimiz. 21. Yüzyılda uyusun da büyüme hormonu salınsın diyoruz. Ama neden mutlulukla bağrımıza bastığımız bebeğimizin uyku saatleri ile bizimki uyuşmuyor? Hep böyle uykusuz mu kalacağız? Gece sekiz-on saat uyuyan bebekler bir efsane mi?

    [​IMG]

    Bayındır Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Neonatoloji Uzmanı Dr.Füsun Kitapçı Uysal, her dönemde bebeklerin uyku ihtiyaçlarının ve uyku tarzlarının farklı olduğunu söyledi.

    Yenidoğan bebeklerin 2-3 saate bir uyanıp beslenmesi gerektiğini hatırlatan Uysal, bebeğin kilo alımı yeterli ve doktor tarafından başka bir öneride bulunulmamışsa 2 haftadan itibaren uyandırmaya gerek olmadığını belirtti. Uysal, ilk 3 ay gece 24 den sonra 2-3 kez olan uyanmaların 6 aydan sonra genellikle bire düştüğünü kaydetti.

    Gece uyanmalarının nedenleri nelerdir?

    İlk aylarda kolik sancıları anne-babaları uyutmazken, bebek büyüdükçe diş çıkarma dönemi, gündüz yaşanan korkuların rüyalarda tekrarlanması, annenin işe başlaması ile terkedilme korkusu, anne sütünün kesilme dönemi gibi çeşitli nedenler geceleri uyanmaya yol açabilir. Bazı bebekler etrafta çok fazla uyaran olduğunda, kalabalık ortamlarda, eve yabancıların gelmesi ve aşırı aktivite yapılan bir günün sonunda uyuyamazlar. Anne-baba ile fazla zaman geçirmek isteyen bazı çocuklarda da uykuya direnirler.

    Gece ağlayan bebeğe nasıl yaklaşmalıyız?
    Öncelikle bebeğin fiziksel gereksinimlerinin karşılandığından yani karnının tok, altının kuru, ortam ısısının yeterli olup olmadığını anlamalıyız. Bebeğin kısa bir süre sonra tekrar uyuyabileceğini düşünerek aşırı gürültü, ışık gibi uyaranlar vermemeliyiz. Bebeği yatağından uzaklaştırmadan sakinleştirmeye çalışarak bir süre onunla konuşmalıyız.

    Bebeğin kendini güvende hissedebilmesi için ağladığında yanına gitmeliyiz. Ama kendi yatağına almak bir süre sonra alışkanlık yaratacağı için uygun bir davranış değildir.

    Bebeğiniz kaç saat uyumalıdır?
    Yenidoğan bebekler ortalama 18 saat, 6 aydan sonra genellikle 10-12 saat ( gündüzleri 2 kez yapılan şekerleme dahil) uyurlar.

    Bebeklerde gündüz uykusu şart mıdır?
    Yenidoğan bebekler gece ve gündüz ayrımı yapmadan uyurlar ve uyanırlar. 2 aydan sonra geceleri daha uzun uyumaya başlarlar. 15 aydan sonra gündüz uykusu ikiden bire düşer.
    Öğlen uykusu da 4 yaştan sonra pek gerekli değildir.

    Bebekler gündüz kaç saat uyumalıdır?
    Nasıl yetişkin insanların uyku ihtiyacı farklı farklı ise bebeklerde aynı şekildedir. Bazı bebek 15 dakika ile yetinirken, bazıları 2 saat uyuyabilmektedir.

    Geceleri uyandırıp beslemeli miyiz?
    Yenidoğan sağlıklı bir bebek 2-3 saatte bir uyanıp anne sütü alır ve uyumaya devam eder. Gece beslenmesi genellikle 6-8 aydan sonra gerekli değildir.
    Çocuğun her uyanması açlık olarak algılanmamalıdır.

    Kesintisiz gece uykusu ne zaman olur?
    Büyüklere özgü kesintisiz uyku bazı çocuklarda üç yaşı bulmaktadır.

    Bebeğinizi nasıl bir ortamda uyutmalıyız?
    Ortalama 20 derecelik ısısı olan sessiz, loş bir ortam uyku için idealdir. Her gün aynı ortam ve aynı saatte uyutmaya çalışmalıyız. Yatak güvenli, kenarları yumuşak, yatak örtüleri pamuklu ve yumuşak olmalıdır. Yastık kullanmak tehlikeli olabilir. Bebeğin sevdiği yumuşak bir oyuncak yatağa konulabilir. Başka bir çocukla aynı yatakta asla yatırmamalısınız. Uykunuz ağırsa asla yatağınıza almayınız.

    Uykudan önce banyo rahatlatıcı olabilir. Hafif bir müzik, hafif sallama hareketleri uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.

    Uykudan önce aşırı heyecan yaratıcı aktivitelerden, büyük çocuklarda bilgisayar oyunları ve televizyondan kaçınmak gerekir. Yatmadan önce pijama giymek, kitap okumak gibi belirli rituelleri yaparak uyku saatini öğrenmeye alıştırmak gerekir.

    Uykusuzluk bebeklikte başlıyor
    Uykunun insan yaşamında çok önemli bir yeri vardır. Erişkin bir insan yaşamının yaklaşık üçte birini uykuda geçirmektedir. Bu dönem içerisinde hem beynin işlevleri hem de beynin işlevlerine bağlı olarak organizmadaki diğer sistemlerin işlevlerinde çok ciddi değişiklikler olmakta yani uyku sırasında hem beynimiz hem organlarımız, uyanıklıktan farklı bir şekilde çalışmaktadır. Dolayısıyla uyku sırasındaki bu farklılık, oluşan hastalıkların da farklı olmasına neden olmaktadır. Bu hastalıkları inceleyen bilim dalı da ‘uyku hastalıkları’ bilimidir.

    Uyku hastalıkları içerisinde uykusuzluk (insomni) çok sık görülmekte, bu hastalık filmlere, edebiyat eserlerine ve sanat akımlarına konu olmaktadır. Uykusuzluk insan yaşamını ciddi şekilde etkileyen bir tablodur.

    Uykusuzluk denilen tablo, aslında beynin uyanıklığını sağlayan merkezlerin normalden daha fazla aktif olması sonucu ortaya çıkmaktadır. Beyinde uyanıklığı sağlayan merkezlerin oluşturduğu sempatik aktivitenin uykusuzluk çeken kişilerde daha fazla olarak ortaya çıktığı gözlenmektedir. Bu nedenle insomni hastalarının bazılarında “Çocukluğumdan beri annem benim az uyuduğumuz söyler” sözü çok sık duyulur. Çünkü bunların bebeklikten gelişen, uyanıklığı sağlayan merkezleri, uyanıklığı sağlayan hormonları daha aktif durumda bulunmaktadır. Uykusuzluk tedavisi son dönemlerde çok önemli değişiklikler göstermekte, gelecek yıllarda bu hastalığın kökünden çözülmesi için kesin verilere ulaşılabilecektir.
     

Bu Sayfayı Paylaş