Bebeginizin Beyin Gelişimi İle İlgili Çarpici Gercekler

'Gebelik ve Annelik' forumunda DilzaR tarafından 22 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bebeginizin Beyin Gelişimi İle İlgili Çarpici Gercekler konusu Bebeğinizin minicik kafasının içinde ne kadar büyük ve önemli gelişmelerin yaşandığını biliyor musunuz?

    Bebeğin hem anne karnındayken, hem de doğduktan sonraki beyin gelişimi hakkındaki çarpıcı bilgileri okuduğunuzda, nasıl bir mucizenin dünyaya gelmesine vesile olduğunuzu bir kez daha anlayarak, bebeğinizi bambaşka bir gözle görmeye başlayacaksınız.

    Bebeğinizin beyni: Bunları biliyor musunuz?
    Hamile kalmanızdan sadece dört hafta sonra ilk beyin hücrelerinin (nöronlar) dakikada 250.000 adet gibi inanılmaz bir hızla oluşmaya başladığını,

    Milyarlarca beyin hücresinin milyarlarca başka hücre ile bağlantı kuracağını ve nihayetinde beyin hücreleri arasında trilyonlarca bağlantının oluşacağını; her bir hücrenin tam olması gereken yerde olacağını ve hücreler arasındaki her bir bağlantının titizlikle organize edildiğini; tesadüfi ya da rastgele hiçbir şeyin olmadığını,

    Bebeğinizin minik kafasının içerisinde dünya nüfusundan 166 kat daha fazla beyin hücresi bulunduğunu,

    İlk başta cinsiyete göre bir farklılık olmamakla birlikte, hamileliğinizin yedinci haftası civarında salınan hormonların kız ve erkek beyninin gelişim hızında hafif de olsa bir farklılığa yol açtığını,

    Hamileliğinizin 30. haftası civarında hafızasına bazı hatıraları kaydetmeye başladığını ve bu sayede doğumdan sonra sizin sesinizi tanıyabildiğini,

    Ensede omuriliğin tepesinde bulunan beyin sapının doğumda beynin en gelişmiş bölgesi olduğunu ve ağlama, sıçrama ve emme gibi tüm refleksleri yönettiğini; nefes alma, kan basıncı, kalp atım hızı ve REM uykusu gibi temel yaşamsal işlevleri düzenlediğini,

    Beyin içerisinde serebral korteks (gri madde) altında bebeğin gelişimine yardım eden iki önemli yapının bulunduğunu ve bunların hafızayı kontrol eden hipokampus ile derin uykuyu kontrol eden hipotalamus olduğunu,

    Hipokampusun doğumda yaklaşık %40 oranında olgunlaşmış olduğunu; altı hafta dolduktan sonra %50 oranında ve 18 ayın sonunda tam olarak olgunlaştığını; yenidoğan bebeğin bile hatırlama kabiliyetine sahip olmasının bundan kaynaklandığının düşünüldüğünü; bebeğinizin 10 günlükken sizin kokunuzu tanıdığını; bir aylıkken onu genellikle beslediğiniz zamanları hatırladığını; dört aylıkken bir grup insan içinden sizi ayırdığını ve yedi aylıkken müzik bittiğinde kutudan palyaçonun fırlayacağını bildiğini,

    Kafanın arkasında boyuna yakın bölümde bulunan beyinciğin denge ve kas koordinasyonundan sorumlu olduğunu; bebeğinizin önce yattığı yerde dönmesi, sonra emeklemesi ve ardından yürümesine bu bölgenin olanak verdiğini; motor ve duyusal işlevleri bu bölgenin koordine ettiğini, yani bebeğin tüm duyuları ile aldığı sinyalleri birleştirerek hareket ettiği zaman hissettiklerini kavramasına yardımcı olduğunu,

    Alnın gerisinde bulunan frontal lobun tüm düşünme işlevini ve yürüme, konuşma ve problem çözme gibi gönüllü işlevleri yönettiğini; bu bölümdeki gelişmenin bebeğin yürümeye ve konuşmaya başladığı 12 ay civarında hızlandığını,

    Bebek hece tekrarlarına başladığında beyninin sol tarafının hareketlendiğini, sevdiği bir müziği dinlediğinde kontrolün beynin sağ tarafında olduğunu; uzmanların çoğunun beynin iki yarısı arasındaki ayrılmanın bebeklikte başladığını düşündüğünü; dille ilgili faaliyetleri beynin sol tarafı kontrol ederken, müzik, uzamsal tasarım ve görsel hafızanın beynin sağ yarısında kontrol edildiğini,

    Bazı uzmanların kız bebeklerde beynin sol tarafının, erkek bebeklerde ise beynin sağ tarafının daha önce geliştiğini düşündüklerini; bu farkın sekiz yaş civarında dengelenerek erkek çocukların dil gelişiminde kızları, kızların da uzamsal kabiliyetler konusunda erkekleri yakaladığını,

    Frontal lobun ataklar şeklinde geliştiğini ve gelişiminin yıllar sürdüğünü, çocukluk çağı boyunca ve belki de daha sonrasında yeni yeni işlevler eklendiğini,

    Çocukluk döneminde beynin vücut oksijeninin %20'sini tüketecek düzeyde aktif olduğunu,

    Başın arka tarafında bulunan oksipital lobun görme ve görsel algıyı kontrol ettiğini; görmenin doğumda en az gelişmiş duyulardan biri olduğunu ve yenidoğanların en fazla 20-37 santim mesafeyi görebildiklerini ve bunun etraflarındaki ışık, hareket ve her şeyin henüz son derece belirsiz olmasına neden olduğunu; görsel bilgiyi aktaran sinir yollarının da henüz tam olarak olgunlaşmaması nedeniyle yenidoğanların gördükleri şeyleri anlamalarının zor olduğunu,

    Bu sinir yollarının ve görme kontrollerinin gelişebilmesi için bebeğinizin çok çeşitli nesneler görmesi gerektiğini; ilk birkaç haftadan sonra sizin yüzünüzü tanıyacağını ve bebeklerin insan yüzüne bakmaktan hoşlandıklarını; bir aylıkken özellikle belirgin kontrast renkleri olan nesneleri gözünün önüne getirdiğinde büyülenmiş gibi bakakalacağını; uyaranların devam etmesi ile birlikte görmesinin gelişeceğini ve yaklaşık sekiz aylıkken yetişkinler gibi görmeye başlayacağını,

    Kafanın tepe noktasına yakın bir bölgede bulunan paryetal lobun tat, dokunma, nesneleri tanıma kabiliyeti, el-göz koordinasyonu ve neye baktığımızı anlama yeteneğini kontrol ettiğini,

    Beynin bu bölgesinin çevresel uyaranlardan büyük fayda sağladığını ve bebeğinize oynaması için yeni nesneler ve dokunması için farklı dokular sunduğunuzda direkt olarak paryetal lobu uyarmakta olduğunuzu,

    Yenidoğan bebekler çok farklı lezzetlere maruz kalmamış olmalarına rağmen, bebeklerin ilk günden itibaren tatlı yiyecekleri tercih ettiklerini ve ekşi bir şey tattıklarında tıpkı yetişkinler gibi yüzlerini buruşturduklarını,

    Şakaklara yakın bölgede bulunan temporal lobun işitmeyi, dil ve koku almanın bazı yönlerini ve hafıza ile başta korku olmak üzere duyguların bir kısmını yönettiğini;

    İşitmenin bebeklerde gelişen ilk duyu olduğunu ve doğumdan birkaç dakika sonra bebeğin yüksek sesler karşısında sıçrayacağını ve ağlayacağını, iç kulağın doğumdan önce tam olarak oluşmuş olan tek duyu organı olduğunu ve hamileliğin ortalarında yetişkin ebadına ulaştığını,

    Hamileliği boyunca düzenli egzersiz yapan kadınların çocuklarının 5 yaşında yapılan testlerde egzersiz yapmamış kadınların çocuklarına kıyasla daha yüksek zeka ve dil performansı sergilediklerini ve egzersiz sırasında rahim içinde oluşan titreşim ve seslerin beyin hücrelerindeki gelişimi uyarmasının buna neden olabileceğinin düşünüldüğünü,

    4 günlük bebeğin ana dilini yabancı dillerden ayırabildiğini,

    Koku alma duyusunun da çok erken dönemde geliştiğini ve iki günlük bebeklerin sarımsak ve sirke gibi keskin kokulara şiddetle tepki verdiğini, buna karşın meyan kökü gibi hoş kokulara daha hafif tepki verdiğini; beş günlük bebeğin anne sütü emdirilmiş bez yaklaştırıldığında başını beze doğru çevirdiğini; on günlük bebeğin kendi annesinin sütünün kokusunu tercih ettiğini,

    Doğumda beynin bebeğin toplam ağırlığının dörtte birini teşkil ettiğini,

    Bebeğin beynindeki belli hücrelerin belli şeylere tepki vermek üzere ayarlandığını; örneğin bazı hücreler sadece insan yüzlerine tepki verirken, bazılarının da belli bir şekli gördüklerinde ya da farklı bir sesi duyduklarında aktive olduklarını,

    Beyin hücreleri arasındaki bağlantı sayısının bebeğin içinde bulunduğu ortam ve sizden aldığı uyaranlara bağlı olarak %25 oranında artabildiğini veya azalabildiğini; beyindeki bağlantı sayısı ne kadar fazla olursa, ileride yeni şeyleri anlayabilmek için o kadar fazla yola sahip olacağını,

    Farklı deneyimlerin farklı etkiler yarattığını ve olumsuz deneyimlerin beyin ve davranış gelişimini engelleyebildiğini; hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde anne karnında ve doğumdan sonra strese maruz kalmanın yavruların beyin yapısı ve işlevine zarar verdiğini, örneğin annelerinden mahrum kalan yavru farelerin duygusal ve sosyal zorluklar yaşadıklarını,

    Olumlu deneyimlerin sağlıklı beyin ve davranış gelişimine katkıda bulunduğunu; insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda annelerinden sıcak ve destekleyici bir bakım gören bebeklerin annelerinden düzensiz bir ilgi ya da duyarsızlık gören bebeklere kıyasla stresle daha iyi baş ettiklerinin gösterildiğini,

    Doğumdan sonra bebeğin beş duyusu ile algıladığı deneyimlerin beyin hücreleri arasındaki bağlantıların oluşmasına yardımcı olduğunu ve örneğin işiten bir bebeğin beyninde sözel dille ilgili pek çok bağlantı oluşurken, işitmeyen bebeğin bu bağlantıların oluşması için gerekli deneyimi yaşayamadığını ya da top oynamayı öğrenen bir bebeğin beyninde oluşan özel bağlantıların hiç top oynamayan bebekte oluşmayacağını,

    Bebeğinizle konuşmanız ve ona kitap okumanızın dille ilgili önemli bağlantıların oluşmasına yardımcı olduğunu; bebeğin ağlamalarına cevap vermenizin ileride sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlayacak duygusal bağlantıların kurulmasına yardımcı olduğunu,

    4 aylık bebeklerin büyük bir çıkarım ve karmaşık desenleri çözümleme kabiliyetine sahip olduklarını ve özellikle insan yüzündeki çok küçük farklılıkları fark etmelerini sağlayan çarpıcı derecede ayrıntılı bir görsel algıya olduklarını ve yetişkinler ile daha büyük çocukların bu yeteneği kaybettiğini,

    3 aylık bir bebeğin annesinin parçalara ayrılarak karıştırılmış bir şekilde gördüğü fotoğrafını tüm parçalar yerindeymişçesine hızla tanıdığını,

    Başka bir bebeğin ağlamasını işitince ağlamaya başlayan bebeklerin kendi ağlama seslerini teypten dinlediklerinde aynı şekilde ağlamaya başlamadıklarını, yani beyinde temel bir empatinin doğuştan var olduğunu,

    Bu duygu yoğunluğunun zamanla azaldığını ve 13-15 ay civarında inisiyatifi ele alarak ağlayan bebekleri yatıştırmaya çalıştıklarını ve her iki bebeğin annesi de orada olsa bile, ağlayan bebeğe yardımcı olması için kendi annelerini getirdiklerini

    BİLİYOR MUYDUNUZ
    ?
     

Bu Sayfayı Paylaş