Beştepe Köyü Hakkında Bilgi Merkez Sivas

'Sivas Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 19 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Beştepe Köyü Hakkında Bilgi Merkez Sivas konusu Sivas İli Köyleri - Beştepe Köyü Merkez - Beştepe Köyü Hakkında Bilgiler - Beştepe Köyü Resimleri






    Sivas
    Bilgiler
    Nüfus 192 (2000)
    Koordinatlar
    Posta Kodu 58000
    Alan Kodu 0346
    Yönetim
    Coğrafi Bölge İç Anadolu Bölgesi
    İl Sivas
    İlçe Merkez

    Beştepe, Sivas ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.


    Tarihi
    Sivas ilinin güneydoğusunda Tecer dağlarının kuzey etekleri boyunca uzanan düzlükte, beştepe olarak adlandırılan tepelerin doğusunda yer almaktadır. Köyün ilk kurulduğu yer, Beştepelerin tam batı dibinde yer alan ve şu anda küçük bir bölümü kalan köy kayasının güneyidir. Adı geçen kaya 1970 ve 1991 yıllarında yapılan Üçtepe Göleti ile Harmancık Göleti’nin yapımında kullanılmıştır. Köyün kurucuları Halep Bayatları olarak Türkiye’ye giriş yapan ve 1735 yılı civarında bu noktaya ulaşan Bayat Türkmenlerinden Abbasoğulları’dır. Abbasoğulları, Sivasın güneydoğu bölgesine yerleştirilen ve bir hayli kalabalık nüfusa sahip Türkmenlerdendir. Osmanlı’nın son yıllarında bozulan dirlik ve düzenin bir aksi olarak güven maksadıyla köy şu anki yeri olan tepelerin doğu bölümüne, batı yakasında olarak nakletmişlerdir. Derenin doğu yakasına harmancık adıyla Köy Kalesi olarak adlandırılan yerin sakinleri yerleşmiştir. Harmancık, birkaç Türkmen aile ve imparatorluk nüfusundan müteşekkildir.

    Coğrafik yapı olarak ele alacak olursak, yerleşim bölgesi ve çevre, yerleşime uygun değildir. Asbest ihtiva eden ve hiçbir bitkinin yetişmesine imkân tanımayan, halk tarafından ağ toprak olarak adlandırılan toprak, yer yer açık kaynak olarak zemini oluşturmaktadır. Su gibi bir etkenle karşılaştığında hemen eriyen bu toprak, evlerin zemini içi güvenli değildir. Çevre, temel karstik arazi olması nedeniyle polin ve dolyelerle dopdoludur. Yine halkın cünüt olarak adlandırdığı mevsimlik su kaynamaları, tarlalarda ürün miktar ve kalitesini düşürmektedir. Kireçli arazide oluşmuş mağara ve obruklar hemen her yönde görülebilir. Tipik karasal iklimin görüldüğü coğrafyada, ısının sıfırın altına inmesi için kış mevsimi diye bir kavram yoktur. Ağır kış şartlarında toprak 120-140 santimetre derinliğe kadar donduğuna göre çevre ısısı toprağın fiziksel özelliklerine bakarak hesaplanırsa eksi 40 derece santigradı geçmiş olmalıdır. Tarımla iştigal eden köy sakinleri modern tarıma geçememişlerdir. Topraklarının beşte biri ancak sulu tarımda kullanılmaktadır.Ağ toprak olarak adlandırılan asbestli toprak evlerin yapımında ve iç sıvasında kullanıldığından asbestin yörede görülen kanser türleri üzerindeki etkisi konusunda herhangi bir tıbbi çalışma yapılmamıştır.1960 lı yıllarda köyün nakledilmesi konusunda müracaatlar yapılmışsada verilen sözler seçmen oyalamadan öteye gidememiştir.

    İklim
    Sivas’ın güneydoğusunda Tecer dağlarının kuzeyinde, nemden yoksun bir havası vardır. Dağların ormansız olması sert ve kuru iklim koşullarını hazırlamaktadır. Yağışın kışın kar olarak düşmesinden başka bir su kaynağı yoktur. Yağmur sularını tutacak bitki örtüsünün olmaması toprağın kuru kalmasına neden olduğu gibi yeraltı sularının miktarına da bir fayda sağlamamaktadır. Özellikle bahar aylarında aniden soğuyan hava afet derecesinde dolu yağışına sebep olur. Bölgenin temel geçim kaynağı buğdayın ya tamamen yok olmasına ya da ürün kalitesinin düşmesine yol açar bu yağış. Yüz yıllardır çıplak olan toprak tamamen erozyona açıktır. Mevsimlik yetişen otsu bitkiler hayvan istilasına açık olduğu için toprağın tutunmasına imkân tanıyacak bir katkıda bulunamamaktadır. Hayvancılığın kapalı sahalarda yapılması, bu negatif etkiyi ortadan kaldırabilir. Hayvancılığın ekonomik değerinden ziyade zararı söz konusudur. 1967 yılında başlatılan bir proje iyi netice vermesine rağmen uygulayıcıların daha sonra bu işi köylülere devretmesi sonucu akim kalmıştır. Köyün "Kırma Önü" olarak adlandırılan mevkiinde çok yıllık otsu bitki üretimine başlanmıştır.

    Nüfus
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 192
    1997 166

    Kültür
    Yörede hakim olan kültür, Türkmen kültürüdür. İslami kültürün içine bilerek veya bilmeyerek anlatılar şeklinde daha önce atalarının yaşadığı coğrafyanın kültürü etkin bir şekilde sızmıştır. Eski inanışlar ve gelenekler, İslami sembollerle süslü bir ifade tarzıyla vücut bulmaktadır. Moderniteye açılma değil, geleneğe sıkıca bağlanma, son otuz yılda ülkedeki gelişmelere bağlı olarak açıkça görülmektedir. Türkmen kültüründe var olan hemen herkesin heves ettiği şiir yazma (türkü yakma) geleneği, neredeyse terk edilir hale gelmiştir. Yapılan tüm işlerde dine uygunluk gibi bir referans arayışı görülmektedir. Toplumsal değişimin bu neticesi, diğer sosyal olaylarda da belirgindir.

    Sözlü anlatı kültüründe kopuklukların olması, önceki şairleri ve şiirlerini unutulma noktasına getirmiştir. Henüz edebi, folklorik araştırmalar yapılmamış olan şairler ve şiirleri, bilinmez bir değer olarak beklemektedir. Bayat Türkmenlerinden Abbasoğuları’nın Kel Ahmet koluna mensup Sukuti ve Alibeylilere mensup Ömer Osman Badem, Alibey’li Mehrali (Mehmet Ali Badem) ilk akla gelen örnek kişilerdir. Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşamış Aşık Emine’nin şiirlerini bilen kalmadığı gibi zamanında yazıya geçiren de olmamıştır. Yüzyılların ihmal edilmişliği hâlâ atılabilmiş değildir. Türkmen kültüründeki ululama, yüceleştirme, tanrısallaştırma geleneği, keramet anlatıları, tanrı dostluğu gibi kelimelerle tasvir edilmektedir.Ortaasyadan getirilen dini inanışlar farklı şekillerde günlük hayat ve dini kültürün içine yerleşmiş ve gelenekler haline dönüşerek kendini yaşatmaktadır.İslami yaşamın gerekliliği gibi görülen bu tarz davranışlar katı dini kurallar olarak kabul gömekte ve getirilen ikaz ve itirazlara "atalarımızdan gördüğümüz dinimizi mi terk edeceğiz "savunusunu yapmayı dinin bir görev telakki etmektedirler.Yüz yılı aşmayan yerleşim yer ve bölgeleri için anlatılan ziyaretğah mübarek yer ,uğurlu ocak,evliya yatağı hikayeleri düzinelercedir.Hastalık tedavisi yapan ocaktan kadınları hamile bırakan ocağa ondan kuduz ocağına kadar eski kültürün artığı onlarca efsane yaşam alanı bulmuştur ve hazin olanı bunun din gibi algılanarak yaşatılmasıdır.Tabiattaki diğer canlılarla ruhsal bağlantıya girerek onları yönetmek te mümkündür.Kaybolan bir hayvan olduğunda bir bıçağın ağzı okunup üflenerek kapatılır ve bunun tılsımı ile canavarların ağzı kapatılır hayvan yenmekten kurtarılır.Bu konuda örnekler dahada artırılabilir.Göçebe kültüründe tabiata sonsuz saygı ve kutsiyet atfedilmesi temel esaslardan biridir.Bunun en güzel örneklerinden biri de sonbaharda yapılan KOÇ KATIMI yani SAYA törenleridir. Bazı yerlerde saya gezmesi olarakta adlandırılır.Damızlık olarak beslenen koçlar çeşitli boyalarla dini ve kültürel motifler işlenerek boyanır süslenir .Özellikle gençlerden oluşturulan kafileler ellerinde davul, tef gibi ses çıkaran aletlerle ve bazende acayip kıyafetlere bürünmüş olarak gülüş ahenk şarkı türkü söyleyerek evden eve , çadırdan çadıra giderek bir süre eğlenirler, mekan sahibi herhanği bir hediye verdikten sonra ayrılırlar.Bu gezmelerin nihayetinde imam yada kutlu kişi gelecek mahsülün bol olması için dua eder ardından koçlar sürüye bırakılır.Topluca bir eğreke yani eğlenme yerine gidilir bir kurban kesilir kazanlar kurulur gezmelerden toplanan yiyecekler ve et pişirilerek gelemeyen hastalar dahi düşünülerek üleştirilir yani paylaştırılarak yenir.Şehirlere olan akın bu değerin de unutulmasına yol açmıştır.Binlerce yıllık savaşçı kültürün yazısız kanunlarını taşıyan mertle namerdi ayıran er yapılı ya da avrat yapılı eri birbirinden ayıran savaş oyunu er eğlencesi CİRİT ve o oyunun oynandığı Karaman ATLARI ve TÜRKMEN ATLARI da bu gün unutulan değerler arasındadır.Her hafta cuma namazından sonra ikindi vaktine değin oynanan bu yiğitlik gösterisi tarihin bir yerinde bir destanın bölük pörçük parçaları gibidir artık.Son ciritcileri hatırlayan var mıdır bilinmez ama Deli Asinin DELİOĞLAN ,EDENİN OSMAN ,daha önceki kuşaktan KARA YAKUP bu destanın konup göçmüş şahsiyetleridir şimdi.Ramazan ve kurban bayram arefelerinde ikindi namazından sonra mezarlığa gidilir ata mezarları ziyaret edilerek ruhlarına okunur.Bayram namazından sonra kesinlikle yapılması gereken ilk şey ata dede mezarlarının ziyaretidir.Yemek ,bayramlaşma ,kurban kesimi, hasta ziyareti, bu işlemden sonra yapılır. Cenazesi olupta bir bayram geçirmemiş kimselerin evlerine başsağlı,yas almaya gidilir.Çocuğunu evlendirecek aile yası olan aileye giderek ölenlerin ruhuna KURAN okutduktan sonra merasim için izin alır ve ardından düğün ya da nişan başlar.Aksi durumda aileler arasına küslük girecektir.

    Yemekleri
    Orta Anadolu bölgesinin doğusuna düşen köy ve yöresinde kendilerine özgü bir yemek mevcut değildir. Tipik yemekleri yoktur. Bir takım kendileştirme çabaları ile yemekleri sahiplenenler olsa da, ilçelerden Yıldızeli, Zara veya Suşehri’nin yemekleri farklı değildir. Yemekler hazırlanış ve malzeme bakımından kısmi değişiklikler gösterir. İçli köfte güneyde, etle beraber ceviz içi ve farklı baharatlarla yapılırken Sivas ve yörelerinde kavurmalı, yeşil mercimekli hazırlandığı gibi, dereotlu, yeşil mercimekli olarak da hazırlanır. Ayrıca içine ezme patates koyarak ta yapılır

    Mantının yapılışında da kavurma, kıyma, yeşil soğanlı taze çökelek, içi hazırlanmış patates kullanılır. İç hazırlanmasını tanımlayacak olursak, eritilen yağda kızartılan soğanın üstüne nane, baharat, kavurma, sadece acı biber, reyhan katılarak elde edilen muhtevadır. Eski nesil özellikle tatlılar için hazırlanan karışımlara “miyane” adını verirdi. İç hazırlanırken kesinlikle soğan kullanılır. Patatesle yapılan mantının yöresel adı “hıngel”dir. Yıldızeli yörelerinde “hengel” olarak adlandırılır.

    Belki yöresel yanılgı, belki değişik adlandırma sonucu ilginç tanımlamalar vardır. Su böreği, sibira, suböra gibi anlamsız bir şekilde kullanılmaktadır. Bu yöredeki su böreğinin tanılamasını yapacak olursak; katı bir şekilde yoğurulan hamur, 2-3 milimetre kalınlığında açılır. Birkaç mm. kalınlığında şeritler haline getirilir. Bu şeritler kare kare olacak şekilde doğranır. Diğer bir ifade ile birkaç milimetre ebadında küpler oluşacak şekilde kesilir ve suda haşlanır. Bir süre soğuduktan sonra sarmısaklı yoğurt ilave edilir. Kızdırılmış tereyağına pul biber ilave edilerek yemeye hazır hale getirilmiş olur. Bazı yörelerde de kızgın yağda yumurta pişirildikten sonra pul biber ilave edilir. Gaygana, aynı şekil bir dönüşümle kayganalığını kaybetmiş bir yemektir. Sivas ve tokat yörelerinde kullanılan madımak, oyunlara girebilecek kadar kültürün içine yerleşmiştir. Kırlarda yetişen bu bitki kavurma, kıyma, sucuk, pastırma gibi yiyeceklerle hazırlanır. Yine soğan, bu yemeğin de vazgeçilmezidir. Yalancı köfte Adana’nın “analı kızlısı” gibi dışına et konarak yapılan sulu bir köfte çeşididir. Detaylandırmadan sayacak olursak, çeşitli pilavlar, sac ve tava kızartmaları ki, hamur esaslı kızartmalardır.

    Sıcak, soğuk çorbalar:
    Bu çorbalar da ayranlı, salçalı çorbalar olarak ayrılır. Soğuk çorbalardan cacık, doğranarak haşlanan pancar süzülüp soğutulduktan sonra sarmısaklı yoğurt veya ayran ilavesi ile yapılır. Yöre mutfağına sebze, Cumhuriyet döneminden sonra girdiği için henüz kültürünü bulamamış uygulamalar şeklinde yemek yapılmaktadır. Kesme hamurları sayacak olursak; erişte, kavurma erişte, şehriye (kuskus), topak hamur (kare), ebiş kulagi (üçgen hamur yada pöçüklü hamur), bacaklı hamur (7-8 cm uzunluğunda) yemek ve çorbalarda esas öğe olarak veya temel madde olarak kullanılır. Sivas’ta ve Beştepe’de asıl üzerine eğilinmesi gereken yiyecek türü ekmeklerdir. Mayalı ve mayasız olarak hazırlanan ekmekler, pişirilme yerlerine göre de tandır, sac ekmeği, fırın gibi sınıflara ayrılabilir. Sivas kültürünün kralı veya vazgeçilmezi ekmekleridir. Buğdayına göre ekmek çeşidi vardır. Ekmekleri içinde en önem verileni yufkadır. Yufkanın daha küçük açılmış olanına fetil (fetir) dendiği gibi kalınına ise bazlama denir. Fetiller, tere yağı ile muamele edilerek yağlama adı verilen bir tür katmer yapılır. Bazlama ve yufka mayalı olarak da hazırlanır. Mayalı ekmeklerse, fodula (yuvarlak tip), pağaç, kömbe (içli veya içsiz -ki buna katı kömbe denir-), tandırda yapılan lavaş, çörek, söve çöreği ki sac üzerinde ve aynı zamanda direkt ateşte pişirilir. İki sac arasında pişirilen sac kömbesi ( patates, kuyruk yağı, kavurma, taze peynir kullanılır), sac üzerinde yapılan ekşili ekmek (15-20 cm. çapında), kızgın kül içine gömülerek yapılan külleme) yörenin ekmeklerine örnektir. Yaygın olmasa da, içli veya içsiz kete, lezzetli ekmek veya çörek çeşididir. Yörede çok sevilen bir çeşit de, “gilik” adı verilen gözleme çeşitidir. Çok çeşitli malzemeden üretilen bu yiyeceklerin üzeri tereyağı ile muamele edildikten sonra sıcak veya soğuk olarak yenir. Gözleme çeşitleri de; pazı, pancar, ıspanak, patates, kıyma, kavurma, çökelek ve değişik peynir çeşitleri sade veya biberli, baharatlı olarak yapılabilir. Gilikler, yarım yuvarlak, yuvarlak, katmer gibi katlama tarzında isteğe göre yapılır. Katmerlerde genellikle çiğ adı verilen taze krema kullanılır. Yufka ekmek, sulandırılarak (su serperek yumuşatılarak) küçük parçalara ayrılır. Kızartılmış tereyağı üzerine dökülerek ovmaç adı verilen yağlı bir yiyecek elde edilir. Çay ve ayranla tüketilmesi çok lezzet verir.

    Ekonomi
    Osmanlı döneminde olduğu gibi, ilkel tarımla uğraşan köylüler, 1970’li yıllardan sonra modern tarım aletlerine sahip olmaya başlamışlardır. Kapalı bir ekonomi ile yüzyıllardır yaşam savaşı veren bütün Anadolu insanı gibi, Beştepelilerin açık ekonomi ile tanışmaları, az da olsa pazar ekonomisine geçişleri, 1960’lı yıllarda yurt dışına işçi göçü olarak başlayan nüfus hareketinden sonra olmuştur. Yurt dışındaki birikimlerin memlekete gönderilmesi, burada hayatın olumlu yönde değişmesine yol açmıştır. Günümüzde temel ürün tahıl olsa da, başka illerden toprak kiralayan üreticilerin, ayçiçeği, şeker pancarı, patates ektiği de görülmektedir. Sert iklim koşulları ve yüzyılların tecrübesine göre kavak ağacı ve buğday, en iyi ürünü vermektedir. Hayvan besiciliği, sadece Kurban Bayramı ihtiyacına yönelik bir uğraşıdır. Henüz ticari işletme hüviyetinde bir teşebbüs bulunmamaktadır. Keza, süt ve süt ürünleri, ailelerin alelusul uğraşları şeklindedir. Sivas’taki süt işletmeleri, üretimin yoğun olduğu dönemde araçla süt toplamaktadır. Bu küçük hareketlerin köyün ekonomisini değiştirip geliştirebilme imkânı olmamaktadır.

    Toprakların, tarımda kullanılırken aldığı darbe, on yıllarca doğal yoldan oluşan erozyondan daha fenadır. Bundan kastettiğimiz, sulama yapılırken en basit sulama kurallarına bile dikkat edilmemekte, su sahipsiz bırakıldığı için tarlalardan yüzlerce ton toprak kırmızı bir akıntı halinde ırmaklara akmaktadır. Özellikle diğer şehirlerden arazi kiralayanlar sulama işini rastgele kişilere yaptırdıkları için bu olumsuz durum daha da belirgin tahribatlara yol açmaktadır.

    Muhtarlık
    Seçildikleri yıllara göre muhtarlar:

    2009 - Murat Ekici

    Altyapı bilgileri
    Köyde ilk öğrenim altıncı sınıfa kadar görülmektedir. Elan Sivas taki yatılı okulda öğrenim sürdürülmektedir.Köyden 1960 ihtilalinden sonra başlayan ve Almanya işçiliği ile devam eden yogun göç hala devam ettiğinden sınıfları tamamlayacak kadar öğrenci bulunamaktadır.Köy okulunda iki derslik bulunmaktadır.Osmanlıdan beri okulu olan köyün yüz yılı aşkın bir süredir iki derslikle idare etmesi gerçek bir idare şaheseridir bir başka açıdan bakıldığında.Köyün telefonu 1965 yılından beri vardır.1990 lardaki telekomünikasyon faaliyetleri döneminde tam otomatik santral kurulmuştur.Köyün 5 km ötesinde sağlık ocağının olması yani ocağı gereksiz kıldığından başka bir teşebbüste bulunulmamıştır.Elektrik 1977 yılında gelmiştir.Otuz sene stabilize yolla ulaşım sağlanmıştır. Asfaltın dökülmesi 2007 yılında olmuştur.İçme suyu 1965 yılında Köy içme suları kısım şefliğinin marifetiyle yandaki köyle birlikte beş köye birden getirilmiştir.Şu anda her eve dağıtım yapan sistem 1999 yılında kurulmuştur.Asfalt demişken köye gelen yol asfalttır.Köyün içinde tamamen stabilize toprak karışımı bir şey mevcuttur.Kanalizasyon teşkilatı 2007 de kurulmuştur.Köyün kuzey ve güney tarafında olmak üzere kendiliğinden biyolojik arıtma depoları yapılmıştır. Sistemden taşan veya süzülerek çıkan ve dereye karışan suyun mikrobiyolojik tahlili yapılıp kamuya bilği verilmemiştir.Bu durum açık direnajdan biraz daha sıhhatlidir denilebilir.2008 yılında bir iletişim şirketinin yaptığı baz istasyonu cep problemini çözmüştür.Köyde bahçe sulamak için göletten su getiren bir sistem kurulmuş ve bedeli mukabili isteyen herkesin evine iletim sağlanmıştır.Köy odası mevcut değildir. Muhtarlar halk ve devletle olan irtibatlarını kendi evlerinde yürütmektedirler.Okul kurulduğu gündenberi iki derslikle idare etmeye çalışırken kimsenin aklına başka derslik yapımı gelmezken hayır adı altında milli ekonomi farklı şeylere heba edilmektedir. Öğretmenler lojman sıkıntısını devamlı olarak yaşamaktadırlar.Köy imamına yapılan lojmanın sevabına nail olmak için can telef eden hayır sahipleri vardır.Modern dünyaya bakabilen aynı zamanda kitabi dini inançlarını yaşayan uygarlığı hedef olarak seçen nice insanların olması dileğiyle faydalı işlerin artmasını ümitetmek en güzel dilek olacaktır.


    Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Kaynak : Yerel Net



    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş