Bayburt efsaneleri

'Bayburt Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 9 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Bayburt efsaneleri konusu Taş Kardeşler


    Bu gün Bayburt ilinin Veysel Mahallesine yolu düşenler iki metre yüksekliğinde bir taş yığını ile karşılaşırlar. Bununla ilgili şöyle bir efsane vardır.

    Bu mahallede binlerce yıl evvel güzelliği dillere destan olmuş bir kız yaşar, ona herkes ulaşmak istese de başaramaz, isteyeni çoktur ama kimseyi beğenmemektedir. Bu durum uzun sürer, nihayet bir yiğide gönül verir zamanla ondan bir oğlu olur bu durumdan çok korkan kız çocuğunu o anda oradan geçmekte olan bir kadına verir. Bunu duyan yiğit kişi memleketi terk eder. Bir süre sonra kadın kendisini isteyen biriyle evlendirilir. Bu meşru evlilikten de bir kız çocuğu olur. Yıllar geçer kadın oğlunu bir daha göremez bu yıllarda kızıda büyür. Annesi gibi güzelliğiyle dillere destan biri olur, günlerden bir gün kız ile oğlan tesadüfen karşılaşırlar fakat kardeş olduklarını bilmezler. Aralarında ki bu sevgi onları evlenmeye götürür ve sonunda evlenirler. Ama başlarını daha yastığa koymadan taş kesilirler.



    Tilkinin Gözleri

    --------------------------------------------------------------------------------

    Zamanın birinde Hz. Adem ormanda bir ağacın altında dinlenirken uykuya dalar.Bu arada 3 metre uzunluğunda bir yılan Hz. Adem i yemeye yönelir.Tam bu arada tilki yılana:

    - Yılan bey yan yana gelin hanginizin boyu uzun ise uzun olan kısa olanı yesin.

    Yılan Hz Adem den uzun olduğunu düşünür. Yan yana gelindiğinde yılanın boyunun uzun olduğu anlaşılır.Bu arada tilki Hz. Adem den kılıcıyla yılanı kesmesini ister. Hz Adem derhal kılıcını çekip yılanı dört parçaya böler.O günden beri tilkinin gözleri oynamaya başlar




    Kaybolan Nehir

    --------------------------------------------------------------------------------

    Bayburt ilinin Maden bucağına bağlı Taht köyünden kuzey ve güney istikametinde pek çok tarihi kalıntılar vardır.Bu kalıntılar vardır.Bu kalıntılar anlaşıldığına göre bir kilise ve pek çok eve aittir.Bu kalıntıları gezmek bir saat zaman almaktadır.Bunlardan kuzeydekilere Gobdat, güneydekilere ise Hörsenk adı verilir.Bu adların vaktiyle kurulu olan mahallelere ait olduğu söylenir.

    Hörsenk ile yine o civardaki mağaralar arasında vaktiyle değirmen arkı şeklinde bir su yolu vardır.Anlatıldığına göre bunun hikayesi şöyledir:

    Yakın zamanlara kadar köyün bütün arazisini sulayacak bir su kapasitesine sahip olan bu gün hemen hemen kurumuş gibidir:koskoca arazinin içinde adeta kaybolur gider.Vaktiyle Ermenilerin oturduğu bu köyde bir gün gelinlerden biri çocuğun altını bu su ile temizlemez yanındaki buğday ekmeğiyle ile temizler.Daha sonra temizlik yapmak için kullandığı bu ekmeği suya atar.Bu duruma küsen su da günden güne azalır,ancak bir değirmeni döndürebilecek kadar kalır.

    Anlatıldığına göre bu su akışına toprağın altında devam eder.Hatta bu suyun gürül gürül akışı çevredeki mağaralarından işitilir.
     

Bu Sayfayı Paylaş