Batı Afrika'nın İncisi....DAKAR

'Yabancı Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Siraç tarafından 6 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Batı Afrika'nın İncisi....DAKAR konusu Atlantik’in sonsuzluğunu iliklerinize kadar hissedebileceğiniz, üstelik bu duyguyu Afrika’nın Atlantik içine doğru sokulmuş en batı ucunda yaşayabileceğiniz yegane yerdir Dakar.

    [​IMG]


    Batı Afrika’daki en büyük korunaklı liman olmasından ötürü yüzyıllardır Avrupa - Afrika - Amerika üçgenindeki deniz trafiğinde önemli bir kilometre taşı olmuştur Dakar. İlk kez 15’inci yüzyılda ülkenin en büyük gruplarından Voloflar’a bağlı küçük bir etnik grup olan Lebolar (Lebou), şehrin kurulduğu Cap Vert Yarımadası’na yerleşir. 1444 yılında Afrika’daki ilk öncü Avrupalı güç olan Portekizlilerin Goree Adası üzerinden ticarete başlamasıyla birlikte, adadaki Avrupalılar’a su ve yiyecek temin etmek için bugünkü şehrin bulunduğu bölgede bir köy kurulur. Dakar’ın ilk çekirdeğini teşkil eden bu köy, yer fıstığı ve pamuk üretiminin desteklenmesi ve artan ticaretle büyüyerek Fransız Batı Afrikası’nın başkenti olur. Dakar, günümüzde 2 milyonu aşkın nüfusuyla genç bir şehir olarak Batı Afrika’daki en büyük finans ve ticaret merkezi konumundadır.

    Ünlü Dakar Rallisi’nin Bitiş Noktası
    Dakar’ın 1978’den beri ünlü Paris-Dakar Rallisi’nin bitiş noktası olması, ona dünya çapında bir şöhret de kazandırmıştır ama son yıllarda yarış, Güney Amerika’ya alınmış durumdadır. Rallinin bittiği yer Dakar olarak bilinse de aslında yarış, şehre kırk kilometre uzaklıktaki Retba Gölü (Pink Lake) kıyısında sona ererdi.

    Yüzde kırkı aşan tuz oranıyla, insanların batmadan suyun yüzeyinde kalabildikleri bu pembe renkli gölde yüzmeye çalışmak, keyifli bir deneyimdir. Gölün hemen gerisindeki Atlantik’in bakir kumsallarında yürümek ve denize girmek, buraya kadar gelmişken, kaçırılmaması gereken güzel bir fırsattır.

    [​IMG]



    Dakar’da “Ulu” Bir Cami
    Şehrin her tarafından görülebilen Ulu Cami (Grand Mosquee)’yi gözden kaçırmanız imkânsızdır.
    Yapımı 1964’te tamamlanan ve tipik Fas etkileri taşıyan bu cami, şehrin Medina bölgesindeki alçak binaların arasından yükselen yetmiş metrelik minaresiyle oldukça etkileyici bir görüntüye sahiptir. 1920’de inşa edilmiş Katedral de görülmesi gereken önemli mimari yapılar arasındadır.
    Şehrin, Mache Sandaga ve Marche Kermel olarak anılan marketleri de görülmesi gereken yerler arasında. Cıvıl cıvıl bu yerlerde ahşap heykellerden deri işlerine kadar her şeyi bulabilirsiniz.

    Dakar’ın kültürel simgesi IFAN Müzesi, Batı Afrika’nın değişik köşelerinden toplanmış binlerce objesiyle Batı Afrika kültürlerine ışık tutar. En önemli parçalar ise, Mali’de yaşayan Dogon kabilesine ait törensel başlık ve masklardır. IFAN, bu konuda ziyaretçilerine Mali’nin başkenti Bamako’daki Milli Müze’den daha güzel bir koleksiyon sunar.

    Bağımsızlık Meydanı (Place de I’Independance), Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Odası gibi önemli devlet binalarının yanı sıra birçok havayolu şirketi ve seyahat acentesinin yer aldığı önemli bir yerdir.

    [​IMG]



    İyi Liman: Goree Adası
    Goree’siz bir Dakar, Dakar’sız bir Goree düşünülemez. Mutlaka zaman ayırıp 2-3 saatliğine de olsa tarihsel geçmiş açısından çok önemli bu küçücük adayı gezmeye gitmelisiniz. Goree, Atlantik’in içerisine doğru uzanmış Cap Vert Burnu’nun sağladığı doğal koruma sayesinde güvenilir bir demirleme yeri olmuştur. 1588’de Adayı Portekizliler’den alan Hollandalılar, adaya “iyi liman” anlamına gelen “Goree Reede” ismini vermişler. Küçük ama stratejik önemi çok büyük, savunulması kolay bu ada, Avrupalı güçler arasında defalarca el değiştirmiştir.

    Adaya ulaşım, ana tren istasyonunun yanındaki Dakar Limanı’ndan feribotlarla sağlanıyor. Feribot, dev şileplerin, yük gemilerinin, transatlantiklerin arasından geçerek Atlantik’e açıldığı anda geçmişe yolculuğun başladığını hissediyorsunuz. Adanın iskelesine güney burnundaki kalenin önünden geçerek yanaşılıyor.

    [​IMG]



    Baobab Ağaçlarının Gölgesinde
    Goree’de araba yoktur. Hükümet Meydanı ve sokakların büyük çoğunluğu kumla kaplıdır. Adanın sokaklarında yürürken şahit olacağınız sükûnet ve görsel atmosfer sizi de içine alıverir. Evlerin taş duvarlarından sokaklara sarkan begonvillerin coşkusu, size “Goree’ye hoş geldiniz” dercesine sımsıcaktır. UNESCO ve Senegal Hükümeti’nin 1970’lerin sonlarında başlattığı kapsamlı bir koruma projesi çerçevesinde, uzun yıllardır bakımsızlıktan tahribata uğramış yapılar korumaya alınarak restore edilmeye başlanmıştır. Adanın tepesine doğru yapacağınız kısa yürüyüş, Afrika’daki birçok kabile tarafından kutsal kabul edilen baobab ağaçlarının gölgesinde devam eder. Tepeden Dakar’ın görüntüsü, yorgunluğunuza değecektir. 360 derecelik panoramik görüntü, sizi Afrika ile Atlantik’in eşiğinde buluşturuverir. Karşınızda sanki elinizle dokunacakmışçasına yakın Dakar, arkanızda ise Atlantiğin sonsuzluğu yer alır.

    Tepeden aşağı inerek son dönemlerde müze olan küçük kaleyi ziyaret zamanı. Ortadaki dairesel planlı avlunun etrafındaki korunmalı odalar, Senegal ve Goree tarihini anlatan güzel bir müzeye dönüştürülmüş.

    Biraz dinlenmek ve feribotla geri dönüşten önce bu sakin yerde güzel bir yemek molası vermek isterseniz önerim, plaja ve iskeleye bakan hoş terası ve tarihsel kimliği ile “Hostellerie du Chevalier de Boufflers” olacaktır. 1785’de Senegal valisi olan Jean - Stanislas de Boufflers’in, Senegal Irmağı’nın Atlantik’e döküldüğü yerdeki St. Louis’ten ayrıldıktan sonra taşındığı Goree Adası’nda yerleştiği bu bina, şimdilerde küçük bir otele dönüştürülmüş. Restoranın Fransız sahipleri, deniz ürünlerinden oluşan farklı ve eşsiz lezzetler sunuyor.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Şarkılarda Dakar
    Dakar, 2005 yılında “En İyi Çağdaş Dünya Müzik Albümü” dalında Amerikan Grammy Ödülü kazanmış, dünya çapında bir şarkıcı olan Youssou N’Dour’un da doğum yeridir. Batı Afrika halkları içerisinde, Hinduizm kadar katı kuralları olmasa da benzer bir şekilde var olan kast sisteminde, kabilenin tarihini, yaşamını, geçmişini genç kuşaklara müzik eşliğinde anlatmakla görevli müzisyen Griotlar’a mensup bir ailenin çocuğu olarak şehrin Medina bölgesinde doğmuş, bu kültürün içinde büyümüştür. Bu çok başarılı Dakarlı sanatçı, Griotların bir oğlu olarak Griot geleneğini en güzel şekilde sürdürmektedir.

    Şarkılarında Senegalli kadınların güzelliğini, aşklarını, ülkesinin günlük yaşamını, halkının acılarını, kölelik ve ırkçılığı anlatır. Müziği, caz ve soul temalarıyla sentezlenmiş geleneksel Senegal müziğidir. En çok sevilen şarkılarından biri olan “Seven Seconds”’ta Neneh Cherry ile birlikte yaptığı düet, onun dünya çapında tanınmasına yardımcı olmuştur.

    Capcanlı bu şehir, diğer Batı Afrika şehirlerinin aksine cıvıl cıvıl bir gece hayatı, canlı performanslar, film, sanat ve müzik festivalleriyle de öne çıkar. Bence bu şehrin en güzel tarafı, neredeyse 24 saat boyunca Atlantik’in uçsuz bucaksızlığı gibi Batı Afrika ruhunu derinliklerine kadar hissedebileceğiniz değişik sayıda seçenek ve güzellik sunuyor olması…

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş