Bankacılık ve Siğortacılık Ders Özetleri

'Açık Öğretim AÖF' forumunda DeMSaL tarafından 6 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bankacılık ve Siğortacılık Ders Özetleri konusu Bankacılık ve Siğortacılık konu özetleri - Bankacılık ve Siğortacılık özeti - Bankacılık ve Siğortacılık bölümü - aöf konu özetleri


    BANKA VE SİGORTA HUKUKU 1.ÜNİTE

    Banka Hukuku, banka adı verilen ticari ve mali kurum ile bu kurumun işlemlerini düzenleyen hukuk kurallarından oluşmaktadır. Bankacılık sektörü ile ilgili hukuki düzenlemeler kanun, yönetmelik, Bakanlar Kurulu kararı ve tebliğ biçiminde kendilerini göstermektedir. Banka Hukukunun ilk kaynağını oluşturan kanunların Bankalar Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, Merkez Bankası Kanunu, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun, Çek Kanunu, Kara paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun ve

    Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun olarak sıralanması mümkündür. İlgili oldukları ölçüde Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu hükümleri de bankalara ve banka işlemlerine uygulanmaktadır. Söz konusu kanunlardan esas olarak Bankalar Kanunu bankacılık sektörünün örgütlenme şemasını belirlemektedir. Bankacılık sektörünün merkez kuruluşu banka işletmesi olmakla birlikte, bu sektörün en üstünde 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile kurulmuş olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu yer almaktadır. T.C.Merkez Bankası, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Türkiye Bankalar Birliği sektörün diğer kuruluşlarıdır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu genel olarak bankacılık sektörünü gözetip denetlemek üzere kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişidir. Kurum işlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Başkan ve ana hizmet birimleri aracılığı ile yerine getirmektedir.

    Devletin para ve kredi politikasını yürütmek görevini üstlenmiş olan Merkez Bankası, aynı zamanda Türkiye'de banknot ihracı imtiyazına da sahiptir. Kamu tüzel kişiliğine sahip bulunan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun temel işlevi bankaları n tasarruf mevduatlarını sigorta etmektedir. Türkiye Bankalar Birliği ise kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur Banka Hukuku' nun temel kavramını oluşturan banka, girişimlerin gereksinim duydukları finansmanı kredi vermek suretiyle karşılayan ve Bankalar Kanun' una göre kurulmuş bulunan mali kuruluştur. Bankalar Kanunu, bankaların kuruluşunu Türkiye' de banka olarak kurulma ve yurt dışında kurulu bir bankanın Türkiye' de ilk şubesinin açma biçimlerinde ele almaktadır. Banka olarak kurulma koşulları kurul' dan izin alınması ve bankanın anonim ortaklık biçiminde kurulmasıdır. Anonim ortaklığın ve kurucularının Bankalar Kanunun belirlediği özelliklere sahip olması gerekmektedir.

    Yurt dışında kurulmuş bir bankanın Türkiye' de ilk şubesini açabilmesi için ise kurul' dan izin alınması yanında, belli miktarda sermaye getirmesi ile mevduat kabul etme ve bankacılık faaliyetinde bulunmasının yasaklanmamış veya kısıtlanmamış olması koşulları da aranmaktadır.

    2.ÜNİTE Bankaların Faal. Geçmesi ve Bank.Örgütlenmesine


    Bankalar Kanunu’nun öngördüğü şekle uygun olarak kurulmuş bir bankanın, faaliyete geçebilmesi, bu konuda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndan izin alınmasına bağlı- dır. Kurulun yaptığı inceleme sonunda bankanın gerekli koşulları sağladığı saptanırsa izin verilmekte, banka bir yıl içinde faaliyete geçmediği takdirde izin geçersiz olmaktadır. Faaliyete geçmediği takdirde izin geçersiz olmaktadır. Faaliyete geçme izni talebinin reddi, kuruluş izninin kendiliğinden geçersiz olmasına neden olmaktadır. Faaliyete geçme kavramı içinde bankacılık işlemleri ve mevduat kabulü yer almaktadır. Ancak mevduat kabulü bankacılık faaliyeti için zorunlu olmadığı halde, bankacılık işlemleri tüm bankalara özgü karakteristik bir öğedir. Bankalar Kanunu bankaların bankacılık işlemlerini gerçekleştirebilecek ölçüde yönetim, personel ve teknik donanıma sahip olmaları koşulunu öngörmekte, bu koşulun gerçekleştirebilmesi için de bankanın örgütüne, yönetimine ve çalışma düzenine ilişkin bazı düzenlemeler getirmektedir. Bankalar anonim ortaklık biçiminde kurduklarından, Ticaret Kanunu’na göre anonim ortaklıklarda bulunması zorunlu olan genel kurul, yönetim kurulu ve denetçilerin, bankalarda da zorunlu olarak bulunması gerekmektedir. Bankalar Kanunu bu konuda farklı bir düzenleme getirmemekte, yalnızca bankalara özgü olmak üzere bu organlara ilişkin kimi hükümler öngörmektedir. Bankalar Kanunu, kuruluştan sonra bankanın genel kurul yapısını etkileyecek pay devirlerine ve ana sözleşme değişikliklerine müdahale gereksinimi duymuştur.

    Bu müdahale ile gerçekleştirmek istenen, bankanın en üst düzeydeki karar organı olan genel kurulun bankanın güvenirliğine ve itibarına uygun ortaklardan oluşması ile sağlıklı bir yönetim ve denetimle faaliyetlerini sürdürmesini sağlamaktır. Bu amaçla Kanun yüzde on oranını aşan pay edinimleri ile pay devirlerini, yönetim ve denetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren hisse senetleri ile intifa veya rehin hakkı konusu senetlerin devirlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun iznine bağlı tutmaktadır. Kanun, bankaların işlemleri nedeniyle karşılaştıkları risklerin izlenmesi ve kontrolünün sağlanması amacıyla, etkin bir iç denetim ile risk kontrol ve yönetim sisteminin kurulmasını da öngörmektedir. Bankalar Kanunu, bankaların Kurulca belirlenecek esaslara uymaları ve Kanun uyarınca konulacak standart oranları gerçekleştirmeleri kaydıyla şube açmalarının serbest olduğunu belirtmektedir. Bankanın güvenilir ve itibarlı bir kurum olarak nitelenebilmesi için, bankanın yönetiminde doğrudan etkin rol oynayacak üst düzey görevlere atanacakların belli bir eğitimden geçmiş, bankacılık ve işletmecilik alanında belli bir deneyim elde etmiş, dürüst ve güvenilir kişiler olması gerektiği kuşkusuzdur. Kanun bu amaçla bir dizi düzenleme getirmektedir. Kanun aynı amaç-la bir yandan bankanın düzenli çalışmasını sağlamak üzere kayıt ve hesapların nasıl tutulacağına ilişkin kurallar getirmekte, öte yandan halkın bankalar hakkında sağlıklı bilgiler almasını sağlamak amacıyla bilançolar, kar ve zarar hesapları ve mali durum ile ilgili raporların yayınlanması esasını kabul etmektedir.

    Bankalar Kanunu kara paranın aklanmasını önlemek amacıyla, bankaların kimliklerini ve vergi kimlik numaralarını belgelemeyen müşterilere hizmet vermelerinin yasak olduğunu öngörmektedir. Bankalar güvenilir birer kurum olarak kendilerine güvenen müşterilerinin sırlarını da başkalarına açıklamamak durumundadırlar.

    3.ÜNİTE BANKALARIN FAALİYETLERİ


    Bir bankanın gerekli izinleri aldıktan sonra, kurulup faaliyete geçmesi ile kasdedilen üçüncü kişilerle, genelde mevduat toplama ve kredi kullandırma şeklinde görülen, ilişkiler kurmasıdır. Bankalar faaliyet alanlarının özelli¤i nedeniyle, özel bir gözetim ve denetim altında olmak yanında, ayrıca müşterileri ile kurduktan ilişkide güvenilir ve itibarlı bir kurum olarak hareket etme sorumluluğunu taşımaktadırlar. Bu sorumluluk bankaların birer anonim ortaklık olarak tüzelkişi olmalarından kaynaklandığı gibi, özel konumlarından da doğmaktadır. Bankaların müşterileriyle imzaladıkları sözleşmelerde, çeşitli sorumsuzluk kayıtlarına yer verdikleri uygulamada sıkça görülmekle birlikte, bu kayıtların geçerliliği BK.m.99/2'ye atıf yapılarak kabul edilmemektedir. Mevduat, duyuru yapılmak suretiyle halktan saklamak veya kullanmak üzere belli bir vadede veya talep edildiğinde geri verilmek kaydıyla para toplanması işlemi olarak tanımlanmaktadır.

    Mevduat, sahibi ve vade açısından çeşitli sınıflamalara tabi tutulmaktadır. Tasarruf mevduatı, Bankalar Kanunu tarafından mevduat sigortası yolu ile koruma altına alınmıştır. Ekonomik açıdan bir kişiye sağlanan satın alma gücü olarak tanımlanan kredi çok geniş işlemleri kapsamaktadır.

    Bu işlemlerden hangilerinin Bankalar Kanunu'nun uygulama alanına girdiği Kanun tarafından belirlenmiştir. Belirlenen bu işlemlerin bir özelliği, bunların banka açısından riskli olmasıdır. Bankalar kredilerin ödenmemesi riskine karşı kendilerini nesnel ve kişisel teminat alarak ve kredilere sınır getirerek korumaktadırlar. Nesnel teminatlarda, bir nesnenin değerinin kredi borcunun ödenmesine özgülenmesi söz konusudur. Kişisel teminatlarda ise, kredi borçlusu dışında bir üçüncü kişinin bankaya karşı kişisel sorumluluk altına girmesi söz konusudur. Bankalar Kanunu hem bir kişinin bankaya karşı yüklenebileceği kişisel sorumluluğu sınırlamakta, hem de belli oranların üzerinde kullandırılacak krediler ile dolaylı bir biçimde başkaları na yararlı olabilecek kredilere sınıflandarma getirmektedir. Bir banka gerçek veya tüzel bir kişiye doğrudan veya dolaylı olarak özkaynaklarının yüzde yirmibeşinden fazla kredi veremez, aval ve kefaletlerini kabul edemez, bu oran bankanın bireysel kredi sınırını oluşturmaktadır.

    Bankaların Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik Kısımlık, ortaklık ilişkisi, ekonomik ilişki gibi bir dizi özellikten hareketle gerçek ve tüzel kişi grupları oluşturmakta ve bu grupları oluşturan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi birine doğrudan verilen bir kredinin, bu kişinin içinde yer aldığı grubu oluşturan diğer gerçek ve tüzel kişilere de dolaylı verilmiş bir kredi sayılacağını hükme bağlamaktadır.


    4,ÜNİTE Bankaların Faaliyetleri (2) ve Bankaların Sona Ermesi

    Kredi sınırlarının belirlenmesinde Bankalar Kanunu kimi esaslar öngörülmüş bulunmaktadır. Bu esesların, birincisi, kredi sınırlarının hesaplanmasında hangi kredilerin ne oranda değerlendirmeye alınacağına, ikincisi xxxxx ortaklıklarda her bir ortağa ilişkin sınırın nasıl belirleneceğine, üçüncüsü ise bu hesaplamada hangi kredilerin göz önünde tutulmayacağına ilişkin bulunmaktadır.

    Bu sınırlar yanında, Bankalar Kanunu risksiz oldukları varsayılan bazı işlemleri sayarak, bunları n kredi sınırlarının hesaplanmasında göz önüne alınmayacağını hükme bağlamaktadır. Banka faaliyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturan kredi işlemleri, kural olarak, banka ile kredi müşterisi arasında yapılan bir sözleşmeye dayanmakta ve kredi temel olarak nakdi ve gayrinakdi olarak iki türe ayrılmaktadır. Nakdi kredide, bankaların müşterisine geri verilmek üzere bir miktar para vermesi söz konusu iken, gayri nakdi kredide, banka, müşterisi lehine, bir üçüncü kişiye karşı kişisel sorumluluk altına girmektedir.

    Bankalar Kanunu, ülke ekonomisinin gereklerine uygun, etkin bir kredi sisteminin kurulması amacıyla, bankaların kendi iştiraklerini finanse eden kuruluşlar olmaktan çıkıp, daha geniş kesimlere kredi veren kuruluşlar haline gelmeleri için iştirak kredilerine de sınır getirmektedir. Bankaların haiz oldukları güveni kesintisiz sürdürmeleri ülke ekonomisi açısından zorunludur. Bu nedenle bankalar üzerinde kurumsal bir denetim ve gözetim sistemi getirilmiş ve TC. Merkez Bankası ile Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu’nca gerçekleştirilmesi kabul edilmiştir. Her iki birim tarafından gerçekleştirilen denetimler sonucunda bankanın düzenli çalışmadığının belirlenmesi halinde, banka bazı önlemler almak konusunda uyarılmakta, önlemlerin alınmasına karşın bankanın mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan bulunmaması halinde ise bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmaktadır. Bankanın bir başka bankaya devri veya bir başka bankayla birleşmesi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun iznine tabi kılınmıştır.

    5.ÜNİTE Sigorta Kavramı


    Sigorta, fertlerin ve müesseselerin karşılaşabilecekleri tehlikelerin zarar ve masraf doğuran sonuçlarından kendilerini korumak için önceden tedbir alma ihtiyacından doğmuştur. Sigorta kavramında, aynı tehlikelere maruz kimseler arasında karşılıklı yardımlaşma ve bu yardımlaşmanın teknik ve rasyonel bir şekilde sigorta işletmesi aracılığıyla organize edilmesi fikri hakimdir. Sigortanın esası, zararın topluma dağıtılmasıdır. Sigortanın bir çok faydası mevcuttur: emniyet sağlar, milli kaynakları korur, kredi temininde kolaylık sağlar, kapital birikimini sağlar. Sigorta ayrıca bir tasarruf vasıtasıdır. Tarihi orijini itibariyle sigorta, Yunan ve Roma deniz ticaretinde rastlanan deniz ödüncü müessesinden kaynaklanmaktadır. XIV. yüzyılda ise, İtalya'da deniz sigortası kavramı ortaya çıktı. Kara sigortaları ise Büyük Londra yangınından sonra doğdu.

    Ülkemizde ise, sigorta XIX yüzyılın son çeyreğinden itibaren, Büyük İstanbul Yangınından sonra gelişmeye başladı. Sigorta esas itibariyle, XIX ve XX. yüzyılda gelişme göstermiş, yeni teknikler ve müesseseler kazanmıştır. Sigorta, sosyal sigorta ve özel sigorta olmak üzere başlıca iki grupta toplanabilir. Özel sigorta da kendi içinde şu şekilde tasnif edilebilir: (İhtiyari Sigorta-Mecburi Sigorta), (Sabit Primli Sigorta- Değişir Primli Sigorta), (Deniz Sigortaları-Kara Sigortaları) ve (Zarar Sigortaları Meblağ Sigortaları). Zarar sigortalarına tazmin (zenginleşme yasağı) ilkesi ile menfaat ilkesi hakimdir. Meblâğ sigortalarında ise kural olarak tazmin ilkesine ve menfaat ilkesine yer yoktur.

    Bankaların faaliyetlerine son vermek ve bunları tasfiye etmek istemeleri halinde durumu ilan etmeleri, ilgili kişi ve kurumlara bildirimde bulunmaları gerektirmektedir.

    6.ÜNİTE Sigorta Hukuku ve Sigorta Akdi (1)


    Sigorta Hukuku Ticaret Hukukunun bir bölümünü teşkil eder. Dolayısıyla özel hukuk alanına dahil sayılır. Ülkemizde 1860'dan itibaren özel bir gelişme göstermiştir. Halen 1957 tarihli Türk Ticaret kanununca düzenlenmiş bulunmaktadır. Sigorta Hukukunun kaynakları arasında, kanunlar, kararnameler, talimatnameler, sirkülerler, tarifeler, sigorta poliçesi genel şartları yer almaktadır. Sigorta hukukuna sınırlı akit serbestisi ilkesi hakimdir. Sigorta hukukunda akit serbestisi, bir çok kanun (Türk Ticaret Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu, Sigorta Murakabe Kanunu ... vs) hükmü ile sınırlandırılmıştır. Özel sigortada sigorta himayesi bir sigorta akdinin kurulması ile elde edilir. Sigorta akdinin unsurları şunlardır: sigortacı (sigortacılıkla uğraşan bir anonim şirket veya kooperatif teşekkül), sigorta ettiren, menfaat, riziko, sigorta bedeli (tazminatı), prim (ücret), süre. Sigorta akdi çeşitli nitelikleri haizdir: Sigorta akdi bir özel hukuk akdidir. Kanunda öngörülmüş ve düzenlenmiş (isimli) bir akittir. Borç doğuran bir akittir.

    Tam iki taraflı (karşılıklı) bir akittir. İvazlı bir akittir. Sürekli borç ilişkisi doğuran bir akittir. Rızai bir akittir. Sigorta akdi, dürüstlük kuralının geniş uygulama alanına sahip olduğu bir akittir. Şekilsiz bir akittir. Bahti bir akit değildir. Şarta bağlı, fer'i bir akit değildir. Sigorta akdi mahiyeti itibariyle, kumar ve bahisten, garanti akdinden ayrılır. Sigorta akdinin (muvakkat kuvertür, kombine sigorta gibi) özel çeşitleri mevcuttur. Sigorta akdine uygulanacak hükümler ve sırası TTK.m. 1, TTK.m. 1264/1, MK.1 nazara alınarak tespit edilir. Sigorta akdi, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun rızalarının (iradelerinin) akdin esaslı unsurları üzerinde birleşmesiyle kurulur. Sigorta akdinin kurulması bazı hallerde mecburidir. Kurulan bir sigorta akdi, primin veya ilk taksidinin ödendiği tarihte yürürlüğe girer. Yani sigorta himayesi başlar. Bu kuralın istisnaları mevcuttur. Sigorta akdi, genellikle, bir zeyilname ile değiştirilir. Sigorta akdi kural olarak yazılı delille ispat olunur.

    7.ÜNİTE Sigorta Akdi (2)


    Sigorta Hukuku Ticaret Hukukunun bir bölümünü teşkil eder. Dolayısıyla özel hukuk alanına Sigorta akdi, gerek sigortacı gerekse sigorta ettiren açısından çeşitli hukuki sonuçlar doğurur. Sigorta ettiren prim ödeme borcu altındadır. Sİgorta ettiren ayrıca-(akdin kuruluşunda, devamında, rizikonun gerçekleşmesinden sonra)- ihbar mükellefiyetine tabidir. Sigorta ettiren -(zararı önleyici, azaltıcı mahiyette)- koruma tedbirleri almakla mükelleftir.

    Sigorta ettiren malın muayenesine müsaade etmekle mükelleftir. Sigortacı ise, sigorta himayesi sağlamakla mükelleftir. Sigortacı sigorta ettirene poliçe vermek durumundadır. Sigortacı sigorta konusu malı muayene hakkına sahiptir. Sigorta akdinden doğan talepler iki yılda zamanaşımına uğrar. Sigorta akdi, sürenin sona ermesi, rizikonun gerçekleşmesi, tarafların anlaşması, taraflardan birinin tek taraflı iradesi (fesih kullanması) ile sona erer
     

Bu Sayfayı Paylaş