Bafa gölü..

'Ege Bölgesi' forumunda Mavi_Sema tarafından 5 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Bafa gölü.. konusu Bafa Gölü Milli Parklar statüsüne alınsın
    Ege'nin büyük sulak alanlarından biri olan Bafa Gölü'nde yine toplu balık ölümleri görülünce, çevreciler, Beşparmak Dağları'yla birlikte gölün de milli parklar statüsüne alınmasını istediler.
    [​IMG]
    AYDIN (İHA)
    Ege Bölgesi'nin en büyük sulak alanlarından biri olan Bafa Gölü'nde bir yıllık aradan sonra yine toplu balık ölümleri görüldü.
    Çevreciler, Bafa Gölü'nün Beşparmak Dağları'yla birlikte milli parklar statüsüne alınmasını istedi.
    Kuşadası Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü ile Almanya'nın Hamburg şehrinden EKODOSD'u ziyarete gelen Greenpeace üyesi Suzan Kokowsky'nin Bafa Gölü'nde yaptığı incelemede, levrek ve kefal türü balıkların karaya vurduğu tespit edildi. Bafa Gölü'nün tüm koyları ve dalyan bölümünde toplu haldeki balık ölümleri çevrecilerin tepkisine yol açtı.
    EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, Bafa Gölü'ndeki balık ölümleri ile karşılaşınca diğer koyları dolaşmaya başladıklarını belirterek "Birçok levrek ve kefal balıklarının karaya vurduklarını gördük. Geçen yıl balık ölümlerinde, yetkili kurumlar ölen balıkları için "balıkçılar atmıştır" demişlerdi. Bugün kendimiz inceledik. Bunlar göldeki oksijensizlik nedeniyle ölen balıklar. Bafa Gölü'nü iyi tanıdığımızdan hemen Dalyan kanalına gittik. Dalyan kanalında binlerce balık ölüsü su yüzeyine vurmuş ve dipte balıkölüleri vardı. Bütün kıyılar balık ölüsünden geçilmiyordu. Çok iri kefal balıkları kimi ölmüş kimi de can çekişiyordu. Demir kafeslere takılan balıklar kokmasın diye kafeslerden ileriye ılgınların içine atılmıştı. Ilgınların ve sazlıkların içi ölü balık kaynıyor" dedi.
    Greenpeace üyesi Suzan Kokowsky'in sonunda görüntüye dayanamayıp ağlamaya başladığını anlatan Sürücü, sözlerine şöyle devam etti: "Bir kefal balığı kıyıya yanaşmış, bize doğru bakıyordu. Ara sıra başını dışarı çıkararak nefes alıyor sonra yine suyun içine giriyordu. Sanki gözleriyle beni kurtarın diye yardım bekliyordu. Elimizden gelecek hiçbir şey yoktu. O da diğerleri gibi ölecekti. Ölen balıkların balıkçılar tarafından atılmadığının en canlı örneğiydi bu. " EKODOSD Başkanı Sürücü, Bafa Gölü'ndeki doğal yaşamın, ekolojik dengenin korunması ve balık potansiyelinin artması için göl kıyısında balık üretim tesisleri ve yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemesini istedi. Mevcut olanlara da, Çevre Kanunu'nda belirtilen kurallara uymaları için yetkili kurumların gerekli yaptırımları uygulaması gerektiğini anlatan EKODOSD Başkanı Sürücü, şöyle konuştu: "Bafa Gölü'nün kurtarılması yağacak yağmurların getireceği sulara, göl aynasına düşecek yağışlara bağlı olsa da,DSİ'nin mutlaka barajlardan sulama birliklerine ayırdığı gibi göle de bir miktar su tahsisi yapmasına bağlıdır. Göl çevresindeki tesislerin Çevre Kanunu hükümlerini yerine getirmesi için adında çevre olan ve tabelasında çevre dostu yazan yetkili kurumların olaya derhal müdahale etmesi gerekmektedir. "
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Bafa Gölü

    Bafa Gölü, Milas İlçesi'nin sınırları içerisinde, Söke Ovası'nde yer alıyor. Bu bölgenin arkeolojik değerler açısından Türkiye'nin en zengin yerlerinden biri olduğunu söylersek, gölün kıymetini kısadan özetlemiş oluruz. Söke Ovası, 2000 yıl önce denizmiş; büyük bir körfez varmış burada. Büyük Menderes Irmağı'nın getirdiği alüvyonlar körfezi doldurunca, ova haline gelmiş. Bugünkü Bafa Gölü, denizden bir parça olarak arada kalmış. Coğrafya dersi gibi gelmiş olabilir, ama buranın coğrafyası üstüne konuşulmaya değer.

    Gölün üzerinde üç küçük ada var. Buralarda manastırlar, kiliseler kurulmuş çok eskiden. En eskisi "Yediler Manastırı". Tarihi kalıntıların yanısıra, balıkçıl kuşları, pelikanlar, karabataklar ve ördekler de hemen dikkatinizi çekiyor. Etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrili gölün doğal zenginliklerini tamamlıyor kuşlar. Sahilde birçok tekne gezi için yolcularını bekliyor. Dolmuş usulü çalışan teknelerle ada turu yapmak mümkün. Bu keyifli tur sırasında yüzme molası da veriliyor. Ama en keyifli anlar, güneş battıktan sonra gökyüzüne vuran kızıllığın gölün rengini değiştirmesi seyrettiğiniz saatler.

    Tarihi zenginlikler

    Göl turu, adalardan sonra antik Heraklia kentine dek uzanıyor. Beşparmak Dağları'nın güney eteklerinde, gölün kıyısına kurulu kente Bafa Beldesi'nden dönüp, 9 kilometrelik toprak yolla da ulaşabilirsiniz. Bu yolculuk bir hayli keyifli, çünkü çevredeki kayaların ilginç şekilleri hayal gücünüzü zorluyor yol boyunca. Her kayada başka bir şekil arıyor ve buluyor gözleriniz... Yol önce Kapıkırı Köyü'ne ulaştırıyor sizi. Köye girmeden, sahile inen bir yol ayrılıyor. Karşınızda Heraklia, antik yapılarıyla bir taeih hazinesi!
    Heraklia'nın tarihi M.Ö. 7. yüzyıla uzanıyor. Hellenistik ve Roma dönemlerinde parlayan kent, deniz ticaretiyle zenginleşmiş. Bizans döneminde ise psikoposluk merkezi olmuş.

    Kayalık ve engebelik bir arazi üzerine kurulan kent, 6.5 metre yüksekliğinde surlarla ve 65 kuleyle çevrilmiş. Mükemmel denecek kadar düzgün olan taş işçiliği bugün bile farkediliyor.

    Kentin içindeki Athena Tapınağı, günümüze kadar gelebilmiş şanslı yapılardan. İki katlı olarak inşa edilen Agora'dan ise geriye tek kat kalmış. Yinede dükkan ve hanların yerlerini görebiliyorsunuz. Agora'nın doğusundaki "U" planlı yapı, M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Şehir Meclis Binası. Sonra sırasıyla tiyatro, Endymion Kutsal Alanı ve Haham Manastırı'nı gezebilirsiniz.
     

Bu Sayfayı Paylaş