Aynalardan nefret mi ediyorsunuz?

'Psikoloji' forumunda KaRDeLeN tarafından 3 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Aynalardan nefret mi ediyorsunuz? konusu Aynalardan nefret mi ediyorsunuz?


    Vücudumuzu neden beğenmeyiz?


    Bu durum genellikle vücudumuzun farkına vardığımız ergenliğe geçiş döneminde başlar. Ve beraberinde birçok kompleksi de getirir. Bu duygu her ne kadar seneler geçtikçe karşımıza çıkmasa da bilinçaltımızda bir yerlerde saklanır. Dismorfofobi durumlarında yeniden canlanır. O dönemlerde fazla zayıf veya kilolu olmak veya bazen anne babaların söyledikleri bazı sözler aklımızda öyle bir yer ediyor ki işte seneler sonra dismorfofobi olarak ortaya çıkıyor.

    Dismorfofobi kendini nasıl belli eder?

    Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Atalay “Bu kişilerin sıklıkla aşırı aynaya bakma veya farz edilen kusuru saklama girişimleri vardır” diyor. Kırışıklıklar, yara izleri, damar lekeleri, ten rengindeki solukluk veya kızarıklık, ödem, akne veya diğer lezyonlar, yüzde asimetri veya orantısızlık, saçın inceliği veya yüzdeki aşırı kıllanma gibi, yüz ve baştaki hayali veya abartılmış kusurları olduğunu düşünürler. Dismorfofobili hastaların hemen hemen tümü sosyal ve mesleki ortamlardan kaçınır. Hatta abartılmış kusurları nedeniyle alaya alınma endişeleri yüzünden evden çıkamaz hale gelir.

    Acıbadem Hastanesi Psikiyatri Konsültanı Doç. Dr. Ece Orhon da bu durumun kişide, aynaya çok bakmak veya reddederek hiç bakmamak şeklinde görülebildiğini belirtiyor. Kusurlu bulduğu yeri kamufle etmek için büyük bir çaba içine girer. Makyaj, şapka, eldiven, peruk kullanır. Kusurlu bulduğu beden kısmını başkalarınınki ile kıyaslar. Kendilerini diğer kişilerin yanında mahcup, ezik ve güvensiz hissederler.

    Dismorfofobi kimlerde daha sık görülür?

    Çoğu zaman bekar veya boşanmış kişilerdir, toplumsal becerileri eksiktir, ilişkilerinden memnun değildirler. Kendilerini başkalarıyla kıyaslarlar ve gerek aileden, arkadaşlardan, gerekse hekimlerden görünüşlerine dair sürekli güvenceye ihtiyaç duyarlar.

    Bu hastalar genellikle obsesif, utangaç ve çekingen karakterdir. Bedenleri ile ilgili eleştirilere fazla duyarlıdırlar. Eğer bozukluk ergenlikte başlarsa, daha az arkadaş ve sevgili edinirler. Yaşıtlarından uzaklaşırlar. Ciddi olgularda bireyler görünmemek için evlerini sadece gece terk edebilir veya tamamen eve kapanabilirler. İşlerinden istifa edebilir, okuldan ayrılabilir veya gizlenme girişimi nedeniyle kapasitelerinin altında çalışabilirler.

    Vücudunuza bir şans verin

    Öncelikle kendinizi şu şekilde tedavi etmeyi deneyin: vücudunuza bir şans verin! Nasıl mı?

    Yoklamayı bırakın: Aynanın karşısına geçip memnun olmadığınız bölgelerinize bakarak kusurları büyütmek yerine ayna karşısında kendinize hızlıca bir çeki düzen vermekle yetinin. Aynayla bu kadar haşır neşir olmaya gerek yok…

    İyiliksever insanlarla vakit geçirin: Hoşgörülü, pozitif insanlarla vakit geçirmeniz bu tip durumlarda çok önemli bir etkendir. Bu şekilde kendinize verdiğiniz değerin siz farkına bile varmadan nasıl da artacağına inanamayacaksınız.

    Biri size iltifat ettiğinde kabul edin: Biri size güzel olduğunuzu söylediğinde binbir çeşit mütevaziliğe bürünmek veya daha da kötüsü bu iltifatlara inanmamak yerine kabul edin. Kendinizin farkına varın ve bu farkındalığı hem kendinize, hem karşınızdakine kanıtlayın.

    Kendinize keyif anları yaşatın: Örneğin bir haftasonunuzu yalnız başınıza spa’ya ayırın. Hamama girin, bakımlar uygulattırın, masajlar yaptırın. Vücudunuzun her noktasını hissedin ve hissettiğiniz her noktaya değer verin.

    Gardırobunuzu değiştirin: Modayı takip edin; ama size yakıştığı takdirde. Her sezon moda olan bir parçayı vücut şeklinize hiç olmamasına rağmen giymek yerine; trend olan kıyafetlerden kendi stilinize uygun olanları alın. Giydiklerinizi sevmenizle vücudunuzu sevmeniz arasında çok bağ vardır!

    Vücudunuzu sesini dinleyin: Vücudunuza yeterli olacak uykuyu uyuyun, dengeli ve sağlıklı beslenin (beyaz et, balık, tahıllı yiyecekler, yeşil yapraklı sebzeler, meyveler…), hareket etmeyi ihmal etmeyin... Vücudunuzu baştan aşağı tatmin edin!
     

Bu Sayfayı Paylaş