Atatürk Türkiyesinde Kadın ve Halk Kültürü Hakkında Bilgi

'Tarihi Bilgiler' forumunda DeMSaL tarafından 25 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Atatürk Türkiyesinde Kadın ve Halk Kültürü Hakkında Bilgi konusu Atatürk Türkiyesinde Kadın ve Halk Kültürü

    Halk kültüründe kadın konusunun Türkiye açısından durumunu ele aldığımızda gerçekten onsuz düşünülemeye- cek bir durumla karşılaşmaktayız. Gerçi, halk kültürü, ka- dın ve erkek birlikteliği içinde gerçekleşen bir kültürdür. Fakat ülkemizde kadın, halk kültüründe etkin bir rol al- maktadır. Hatta özellikle kadına özgü halk kültürü öğeleri söz konusudur.

    I. Kadına Özgü Halk Kültürü Alanları Özellikle kadına özgü halk kültürü alanları şu konularda odaklaşmaktadır:
    • Geleneksel toplayıcılık
    (mevsimlik otlar, meyveler, tohumlar). 230 Türk Ailesi Antropolojisi
    • Dokumacılık, örmecilik (halı, kilim, heybe, keçe, çul-çuval, çadır, kuşak, çorap, eldiven, terlik, poşu, atkı, ağ, sepet).
    • iğne oyaları, nakışlar.
    • Yemek yapımı, ekmek yapımı, kışlık yiyecek hazırlığı-
    • Geleneksel giyim kuşam.
    • Evlenme geleneklerindeki özel kadın rolleri.
    • Akrabalık ilişkilerindeki rolleri.
    • inançlara ilişkin roller (din, büyü, yatır, fal, tarikat, vs.).
    • Dinlenme, eğlenmeye ilişkin etkinlikler (halk oyun- ları, halk müziği vs.).
    • Geçiş törenlerindeki roller (doğum, sünnet, evlenme, ölüm gibi).
    • Çeşitli törenlere katılım (kına gecelerinde gelin ağlatma türküleri).
    • Üretim ilişkilerindeki roller (hasat, çapalama gibi tarla bahçedeki işler).
    • Halk edebiyatına ilişkin roller.
    • Masal anlatmak (masalcı teyzeler, yaşlı nineler, çocuklarına, torunlarına masal anlatırlar).
    • Atasözleri, bilmeceler, hayır duaları, beddualar.
    • Ninniler, maniler.
    • Ağıt yakma, yas tutma.
    • Halk sağlığındaki roller.


    Bunların dışında daha pek çok alan belirtilebilir. Bu konuda dikkatimizi çeken husus, kadının halk kültürü ala- nındaki rolleri ve yer alışının çok yaygın ve zengin olduğu- dur. Yukarıda belirtilen bütün bu etkinlikler, geleneksel kadın rolleri içerisinde yer almaktadır. Toplumda bu rolle- rin kadına özgü olduğu kabullenilmiştir. Kadın da bu rol- lerine göre doğumundan itibaren toplumsallaştırılır, eğiti- Atatürk Tûrkiyesinde Kadın ve Halk Kültürü 231 lir. Kuşkusuz kadının rolleri sadece bunlardan oluşmaz. Ayrıca erkeklerle birlikte yerine getirdiği rolleri de vardır. Yukarıda belirtilen roller daha çok kırsal kesime iliş- kindir. Fakat kadının rolleri, kentsel birimlerde de söz ko- nusudur. Bu rollerin bir kısım kırsal kesimdekilerin aynısı- dır. Bir kısmı ise kadının toplumsal yaşamda yer alması nedeniyle farklı rollerdir. Bunlar ise mesleksel roller ola- rak belirlenmiştir. Çalışma yaşamına ilişkin tüm roller bu kategoridedir. Ailesel roller ise ayrı bir kategori oluşturur.

    II. Türk Kadının Çeşitli Dönemleri Türk kadını üç dönemde ele alınabilir.
    1. islam öncesi dönem
    2. islam kültürü çevresine katıldıktan sonraki dönem
    3. Batı uygarlığı etkisindeki dönem

    Birinci dönemde kadın,
    devrinin erkek tipi gibidir. Onun gibi ata biner, ok atar, kılıç kullanır ve düşmanla bi- le savaşır. Hun egemenliğinin sürdüğü dönemlerden, Hun devletini başkan (Hakan) ile karısı (Hatun) birlikte temsil ederlerdi. Halktan olan Hun kadınları, erkeklerin yanında dövüşebilmek için iyi bir biçimde eğitilirler, iyice silahlan- dırılırlardı. Savaşta, siyasal toplantılarda, toplumsal ilişki- lerde kadınlar her zaman kocalarının yanında yer alırlar. Ailede çocukların sorumluluğunu da paylaşırlardı. Kadın- lar bütün etkinliklerde örtünmezlerdi. Kadın ve erkek aynı sorumluluğu paylaşırdı. ikinci dönemde kadın, erkekten daha edilgendir. Kahramanlık niteliklerini kaybederek bir aşk konusu olmuştur. Isamiyetin ilk zamanlarında kadınların öğretmen, şair, vaiz ve hatta asker olarak görev yaptıkları görülür, ilk Müslümanlar arasında kadının inzivaya çekilmesi hiç Türk Ailesi Antropolojisi önemsenmezdi. Fakat, sonraları Müslümanların eski ve bozulmuş uygarlıklarla ilişki kurmaları sonucu kadının konumu aşağıya çekilmiştir. Kadınlara peçe takılmış ve toplumsal etkinliklerden soyutlanarak eve kapatılmışlar- dır. Yeterince eğitilmezler ve erkeklerin malı gibi kabul edilirler. Türkler de 8. yüzyılın ortalarından itibaren Isla- miyeti kabul etmeye başlarlar ve kadınları toplumsal hak- ları da sınırlandırılır. Erkeklerin durumu gelişir ve kadınlar, atalarından elde ettikleri haklan kaybederler. Osmanlı döneminde kadının toplumsal durumu geriler. Üçüncü dönem, Batı etkisidir. Kadınlar Batılılaşmayı ilgi ile karşılarlar. Kadınlar, davranışlarında, giyimlerinde Avrupalı kadınları taklit etmeye başlarlar. Kadının toplumdaki yeri karmaşık bir görüntü içine girmiştir. Özellikle kent kadını diğer yerleşim yerlerindeki kadından oldukça farklılaşmış, daha avantajlı, toplumda yer alan, çeşitli mesleklere dağılmış, özgür, çağdaş bir durumdadır.

    Bugün Ülkemizde Çeşitli Kesimlerdeki Kadın

    A. Göçebelerde Kadın:
    Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki göçebe aşiretlerde kadın, üretimde yüksek oranda yer alır. Bu nedenle, halk kültüründeki rolü de o derecede yüksektir. Hayvancılık, bunların başında gelir. Besleme kültürü de yemekler nedeniyle göçebe kadının katılımı ile gerçekleşir.

    B. Geleneksel/Kırsal Kadın:
    Tarıma dayalı olan geleneksel yapılarda ya da kırsal kesimde yine kadın hayvancılık ve üretimde etken katılımda bulunduğu için halk kültürü bakımından önemli bir varlıktır. Yemek kültürü, hayvancılık ve el sanatları açısından kadın, halk kültürünün temelidir. Yine kırsal kesimde geçiş dönemlerinde, evlenme geleneklerinin icrasında kadın başroldedir.

    Kadın ve Halk Kültürü


    C. Kasaba Kadını:
    Kamuya ait etkinlik alanından sınırlandırılmış kasaba kadını, eve kapanmıştır. Dolayısıyla evde halk kültürü ürünlerini üretmek olanağı artmıştır. Dokumacılık, iğne oyaları, yemek kültürüne katılım daha çok artmıştır. Ayrıca serbest zaman etkinliklerinde yer alan "Kabul Günleri"ne katılım, oralarda halk kültürü öğesi olan müzik, eğlence, oyunlar gibi geleneksel halk kültürü uygulamalarına önemi arttırmıştır.

    Ç. Gecekondu Kadım:
    Kadının kırsal kesimdeki geleneksel rollerinin bir kısmı gecekonduda da görülmektedir. El işleri, iğne oyaları, yemek kültürü bunlar arasındadır.

    D. Kentsel Orta Sınıf Kadınları:
    Ev ziyaretleri, dolayısıyla günlere katılım, yemek, el işleri bu kesimde kısmen sür- mektedir.

    E. Metropoliten Kadını:
    Buralarda meslek kadınları ortaya çıkarak daha çok hizmet sektöründe çalışan kadınlar oranı artmıştır. Bu nedenle bu kesim kadınlarının halk kültürü üretme işlevleri azalmıştır.

    F. Aşiret Kadını:
    Aşiretlerde kadın, üretime yoğun biçimde katılır. Hayvancılıkta; süt sağmak, süt mamullerini üret- mek (peynir, yağ, yoğurt vs.) kıl, yün, deri gibi diğer hay- van ürünlerini işlemek (eğirmek, örmek, çadır, kilim, halı, heybe dokumak, deriden çeşitli torbalar yapmak), ağıl, ahır ve kümeslerin bakımı, çobanlık, hayvan yemi için ot biçmek, taşımak ve vermek. Yarı göçerlerde bahçecilik ve tarımda; bahçelerin bakı- mı, çapa, gübreleme, meyve ve sebze toplama, taşıma, seb- zeleri yenmek üzere hazırlama (ayıklama ve kurutma gibi) tahıl ve diğer tarım ürünlerinin işlenmesi, hazırlanması ve depolanması. 234 Türk Ailesi Antropolojisi Doğrudan hane ve hane halkı ile ilgili üretim ve yeni- den üretimde; evin ve evdeki eşyaların bakımı, tamiri, te- mizlenmesi, yemek pişirme, çamaşır, bulaşık yıkama, ya- tak, yorgan, yastık gibi ev eşyalarını üretmek, elbise dik- mek, örmek, dokumacılık, çocuk doğurmak ve bakmak, yaşlı ve hastalara bakmak, konuk ve erkeklere hizmet. Köy, kasaba, küçük kent, gecekondu ve metropoliten yöresi kadınları da yukarıdaki gibi yoğun bir üretime katıl- mamakla birlikte, yine de pek çok üretime katılmaktadır. Kent kadını dışarıda çalışmakta olduğundan ailesel üre- timde fazla yer almamakla birlikte, işinden sonra yine evi- ne gelip ailesel rollerini yerine getirip geleneksel kadın iş- lerini yapmaktadır. Yemek, temizlik, çamaşır, ütü gibi işler... Kuşkusuz bunlardan başka serbest zamanlarında ör- gü, dantel, oya gibi el işleri de yapmaktadır.

    G. Yörükler:
    Eski Türk geleneklerini korumuşlardır. Şii mezhebini kabul etmişlerdir. Erkek-kadın ilişkilerinde tam bir eşitlik vardır, iş bölümü esastır. Kadının yüzü açıktır. Başını örter. Aşiret içinde veya dışında erkeklerle arkadaş- lık kurabilirler. Evlilik kurulduktan sonra boşanma yoktur ve poligami onlarca bilinmez. Ahlak ilkesi, her iki cinse eşit olarak uygulanır. Kara Keçili, Kara Koyunlu, Ak Keçi- li, Ak Koyunlu, Bayat, Yüreğir adındaki aşiretlerde bu gele- nekler hâlâ sürer.


    SONUÇ

    Atatürk Türkiyesinde kadın ve halk kültürü konusu, hem Atatürk'ün görüşleri doğrultusunda hem de uygulamada Türkiye genelinde etkin bir biçimde önemini korumakta- dır. Kadın bu konuda çeşitli kesimlerde zengin bir katılı- ma sahiptir. Bu katılım hâlâ gerçekleşmektedir. Sanayileş- Atatürk Türkiyesinde Kadın ve Halk Kültürü 235 me, kentleşme sürecinde kadının halk kültüründeki rolleri azalmaktadır. Fakat yeni ortamlarda kadın yine bu konu- larda yeni görevler üstlenmektedir. Özellikle erkekle bir- likte olarak bu rollerini sürdürmektedir. Atatürk'ün de ön- gördüğü, her iki cinsin de bir arada olarak yaşantıda yer almaları, çağdaş Türkiyemizde gerçekleşmiştir. Aile orta- mında kadın, toplumsal yaşamdan soyutlanmayarak bu konudaki rollerini büyük bir özveri ile yerine getirmekte- dir. Kadını toplumsal yaşamdan soyutlayan her türlü hare- ket, Cumhuriyet kuşakları tarafından haklı olarak engel- lenmektedir. Çünkü demokratik yaşam, cumhuriyet, be- nimsenmiş ve yerleşmiştir. Bu durum kuşkusuz, ikibinli yıllardan sonra da Avrupa Birliği içerisinde daha da güçle- nerek sürecektir. Bu süreçte kadın da sömürüden, ezil- mekten, hor görülmekten kurtularak, erkeğin egemenli- ğinden çıkıp aile yaşamında dengeli bir konumda olacak- tır.
     

Bu Sayfayı Paylaş