Atatürk'ün Vasiyeti

'Atatürk Hakkında Herşey' forumunda Mavi_Sema tarafından 21 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Atatürk'ün Vasiyeti konusu Atatürk'ün Gizli Vasiyeti
    Atatürk'ün Gizlenen Vasiyeti
    Atatürk'ün Vasiyet Mektubu


    Atatürk�ün Gizli Vasiyetnamesi

    Açıklamıyorlar Atatürk�ün Gizli Vasiyetnamesini
    Okuyun Atatürk�ün Gençliğe Hitabesini
    Duyulmaz Ankara�da , Halkın , Feryadı
    Yetiş İmdad�a Ey Türk İstikbal�inin Evladı

    Hain�ler, Zalim�ler, Keyf Çatar Ankara�da
    Atatürk�ün Ruh�u , Seyrediyor Sizi Semada
    Sonunuz Geldi, Hainlerden Hesap Sorulacak
    Türk Milleti Huzura, Mutluluğa Kavuşacak

    Çıkarın Yüzünüzdeki Atatürk�çü Maskeyi
    Okuyun Türk Milletine Gizli Vasiyetnameyi
    Ne Yazıyor Bilsin , Görsün Türk Milleti
    Yaşatıyorsunuz Bu Dünya�da Halka Cehennemi

    Bir Türk Dünya�ya Bedel Demişti Ata�mız
    Vatan Uğruna , Feda Olsun Malımız, Canımız
    Para�ya Mevki�ye Tapmayın ,Tapınız Allah�a
    Ölümü Unutmayın Belki, Çıkmazsınız Sabah�a

    Atatürk�ün Gizli Vasiyetnamesi M.K.Atatürk�ün Sağlığında Kaleme Aldığı, Öldükten 50 Yıl Sonra Açıklanmasını İstediği Gizli Vasiyetnamesi 10.Kasım.1988�de Dönemin
    Cumhurbaşkanı Sn.Kenan Evren Ve Başbakanı Turgut Özal Tarafından Teslim Alınıp Eski Türkçeden Yeni Türkçeye Çevriltilip İnceledikleri Zaman Atamızın Emri Olduğu Halde Türk Ulusuna Açıklamamışlardır.Konu 16.Mayıs.1990 Tarihli Sabah Gazetesinde
    Manşetten Verilmiştir.

    Atatürk'ün Açıklanmayan Vasiyeti !


    Atatürk, ölümünden 50 yıl sonra açıklanmak üzere bir vasiyet bırakmıştı. Kenan Evren, 1988'de Atatürk'ün vasiyetini açmış, ancak "açıklanmasını sakıncalı görüp" tekrar kitlemişti. Atatürk, sözlü olarak Fevzi Çakmak'ın Cumhurbaşkanı olmasını ve dış politikada da Türk-Sovyet dostluğunu vasiyet etmişti.

    MEHMET PERİNÇEK

    Bu 10 Kasım'da Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün üzerinden 66 yıl geçmiş olacak. Büyük önder, ölümünden 50 yıl sonra açıklanmak üzere bir vasiyet bırakmıştı. Vasiyet, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi'nde saklanmıştı. 1988'de dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Atatürk'ün vasiyetini açmış, ancak "açıklanmasını sakıncalı görüp" gizli tutulmak üzere Genelkurmay Harp Dairesi'ne geri göndermişti.

    KÜÇÜK AMERİKA İÇİN SAKINCALI

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunun vasiyeti, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı tarafından "sakıncalı" bulunmuştu. Gerçekten de Atatürk'ün devrimleri ve fikirleri Türkiye'yi Küçük Amerika yapmak isteyenler için sakıncalı olabilirdi. Bu yüzden yıllarca Atatürk'ün fikirleri çarpıtıldı, sansürlendi.
    Ancak Atatürk'ün devlet yöneticilerine ve yakın arkadaşlarına birkaç defa ifade ettiği sözlü vasiyeti çeşitli kaynaklara yansıdı. Atatürk, sözlü vasiyetinde, kendisinin Cumhurbaşkanı adayını açıklmış, Türkiye'nin dış politikasının izleyeceği hattı belirtmişti.

    CUMHURBAŞKANLIĞI'NA FEVZİ ÇAKMAK'I ÖNERDİ

    Kaynaklara göre Atatürk, kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olarak Mareşal Fevzi Çakmak'ın seçilmesini istemişti. Bu öneri, Mustafa Kemal tarafından ilk olarak doğrudan Çakmak'a da yapıldı. Hatta Genelkurmay Başkanı Çakmak'ın milletvekili olarak Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için erken seçim bile tasarlandı, anayasanın değiştirilmesi bile düşünüldü. İddialara göre Atatürk, ölürken Fevzi Çakmak'ın Cumhurbaşkanı olacağına emindi. Ancak daha sonradan Celal Bayar'ın İnönü'yü desteklemesiyle durum değişti ve İnönü Cumhurbaşkanı oldu.

    TÜRK-SOVYET DOSTLUĞUNU VASİYET ETTİ

    Atatürk, Türkiye'nin dış politikası konusundaki vasiyetini ise yakın silah arkadaşlarına belirtmişti. İsmet İnönü, Atatürk'ün Türk-Sovyet dostluğunu vasiyet ettiğini belirtir. Diğer taraftan Atatürk, Kılıç Ali'ye ölmeden kısa bir süre önce "Dış politikamızın temeli Sovyet dostluğudur. Sovyet dostluğuna zarar vermemek şartıyla İngiltere ile bir anlaşmanın faydası olur" demiştir.
    Tevfik Rüştü Aras ise, Atatürk'ün son sözlerinden birinin Sovyetler'le ilişkilerin 1925 Antlaşması çerçevesinde yürütülmesi olduğunu söyler. Türkiye ve SSCB'nin Batılı emperyalist ülkeler tarafından tecrit edildiği ve Musul Sorunu'nun Türkiye aleyhine çözümlendiği dönemde, iki ülke, 17 Aralık 1925 tarihinde Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması imzalamıştır. Dönemin Dışişleri Bakını Tevfik Rüştü Aras ve Dışişleri Halk Komiseri Çiçerin'in imzaladığı bu antlaşma, belirli protokoller de eklenerek ve birkaç defa uzatılarak 1945 senesine kadar geçerliliğini korumuştur.

    "SOVYETLER'E KARŞI BİR SALDIRI POLİTİKASI GÜTMEYECEKSİNİZ!"

    Zekeriya Sertel de Celal Bayar ve Tevfik Rüştü Aras'ı kaynak göstererek, Atatürk'ün ölüm yatağında arkadaşlarına şu vasiyette bulunduğunu aktarır:
    "Sovyetler Birliği'ne karşı asla bir saldırı politikası gütmeyeceksiniz. Doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak Sovyetler'e yöneltilmiş herhangi bir antlaşmaya girmeyecek ve böyle bir antlaşmaya imza koymayacaksınız."
    Atatürk, son günlerinde bu konuyla ilgili önemli bir görüşmeyi de Ali Fuat Cebesoy'la yapar. Atatürk, Cebesoy'a dış politikayla ilgili şu öğütleri verir:
    "Fuat Paşa, pek yakında dünya vaziyeti mütareke senelerinden daha çok ciddi olacak ve karışacaktır. İkinci büyük bir harb karşısında kalacağız. Dünyada hakim olan milletleri idare edenlerin arasında maatteessüf birinci derecede devlet adamı çıkmıyor. (Hitler'le Mussolini'yi kastederek) Avrupa'da birkaç maceraperest Almanya ve İtalya'nın başında cebren bulunuyorlar. Karşı karşıya geldikleri zayıf devlet adamlarının aczinden cüret alıyorlar. Bunlar bugün dünyayı kana boyamaktan çekinmeyeceklerdir. Eski dostumuz Rus Sovyet Hükümeti, acizlerle maceraperestlerin yanlış hareketlerinden istifade etmesini bilecektir. Bunun neticesinde dünyanın vaziyeti ve muvazenesi kamilen değişecektir. İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip en küçük bir hata yapmamız halinde başımıza mütareke senelerinden daha çok felaketler gelmesi mümkündür."
     

Bu Sayfayı Paylaş