Atatürk'ün Önderlik Özelliği Hakkında Bilgi

'Atatürk Hakkında Herşey' forumunda Mavi_inci tarafından 13 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Atatürk'ün Önderlik Özelliği Hakkında Bilgi konusu
    Mustafa Kemal'in Önderlik Özelliği - Mustafa Kemal'in Önderlik Özelliğine Örnekler

    Atatürk ve O'nun modelliğinde önderlik tanımı Doğuştan gelen,sonradan öğrenilmeyen ruh yapısının esnek ve geniş görüntüsüyle,özelden genele doğru insanları örgütleyebilen,inisiyatif sahibi olarak cesur ve girişimci yönlerini siste matize ve disiplinsize ederek insanları yönetme sanatına önder veya önderlik denir.
    İnsanlık tarihinden bu yana her dönemde önder kişilikler belirmiş ve yetişmiştir.Toplumlar üzerinde etkin olarak askeri,siyasi,sosyal ve dinsel yapılarda ön plana çıkmış; peygamberler,komutanlar,devrimciler ve seçkin önderler gibi doğuştan üstün donanımlı asil insanlar, bozuk ve savruk olan yönetimleri,sosyal yapıları değiştirmiş, halk yığınlarını ortak amaç uğruna örgütleyerek, birleştirmiştir.Bugünün toplumları asil önderlerin başarılı, özverili ve cesur çabalarının ürünü olarak vardır.
    Önder veya önderliğin bugün ki geldiği konum kişisel gelişim süreci içerisinde,bireysel gelişimini tamamlayarak,doğuştan getirdiği önderlik ruhuyla,KENDİNİ BİR ATOM BOMBASI HALİNE GETİREBİLECEK kadar etkileyici bir potansiyele sahip olmasıdır.
    Önder demek maddi imkanlarla kurulu şirket veya holdingleri yada devletin kurduğu siyasi,askeri ve sosyal sistemleri yönetmek değildir.Önder demek,halkın içinde bulunduğu kötü durumları görerek,sezerek onları iyileştirebilen,değiştirebilen girişimlerde bulunabilendir.Önder, hazırcı,yönetici ve yürüten değildir.ÖNDER BİR İLKİ BAŞLATANDIR.YENİDEN YARATANDIR.
    Önder veya önderlik anlayışının en önemli özelliği potansiyel gücünü yerinde kullanabilen,elindeki imkanları maksimum değerlendiren,yeni gelişen oluşumlara ayak uydurabilen,vizyon-misyon sahibi,karizma tik kişilikte,elit,cesur olabilendir.Onur,sabır ve duyu görü sahip önderler bu zamanda çok zor yetişen değerlerdendir.
    Önderlik ve yöneticilik çoğu zaman birbirine karıştırılmaktadır.Post modern zihniyet önderlik ve yöneticiliği birbirine benzetse de,aslında yöneticilik,önderlik karşısında çok basit bir aksiyon gösterir.Metafiziğin yeni ontoloji sistemindeki önderlik anlayışının günümüz yaşam felsefesinde oluşan yöneticilik+önderlik=başarı anlayışını eleştirir.Yeni ontolojinin totolojik paradoksuna göre herkes yönetime katılabilir fakat herkes önder olamaz ve önderlikte yer alamaz.Bir varlığın önder olabilmesi için gerekli koşulların hepsini taşıması gerekir.
    1. Formel,sosyal ve dinsel bilimleri aşma
    2. kültürel değerlerde entegrasyon(birleşme)
    3. kişisel gelişim ve bireysel sorumluluk
    4. geniş düşünme yetisi ve imajinasyon
    5. karizmatik yapı,vizyon,misyon ve hitabet sanatı
    6. spiritüal (ruh) birleştiriciliği
    7. onur,sabır,cesaret,akıl,erdem,inanç,sorumluluk,anlayış
    8. doğuştan getirdiği(fıtrat) ruh ve yönetme gücü
    9. geleceği görme yetisi(parapsikoloji-öngörü)
    10. Sempati,empati,telepati özellikleri
    11. Metafiziksel bakış açısı
    Önderlik ,yöneticilik gibi sonradan kazanılmış statü veya parasal güç ile idame edilen güç ve kudret değildir.Önderlik kendiliğinden gelen ve kendiliğinden oluşan fatalist (kadersel) bir yapıdır.
    Örgütsel işleyiş şekline göre ise; önderlik ideolojik veya doktrinsel felsefe kuramları ile halk üzerinde temellendirilmiş,ortak amaç uğruna kurulu askeri veya siyasi yapıların sistemleştirilerek yürütülmesini sağlamak ve bu etkin güçler ile potansiyel gücü birleştirerek kurumsallaşmaya yönelik hareketi başlatan kişiliğe önder denir.
    Örgütsel işleyişin yürütülmesi ve koordinasyonu için önder devamlı çağın yenilikleri ile örgütü ayakta tutabilmek için, örgüt içinde ve dışında yenilikler,tasfiyeler ve yeni kararlar almakla yükümlü olduğunu bilir.Önder ancak ,halk gereksinimlerine göre örgütün plan ve programında değişikliklere gidebilir. Önderin amacı sadece halkın yararını gözetmesiyle evrensellik kazanır.Bir örgütü ayakta tutan en önemli özellikler.4 ana unsurdan oluşur.
    1. Halk
    2. içsel bütünlük
    3. potansiyel güç
    4. lojistik destek

    Parti yönetimlerindeki önderlik anlayışı ise halk yararını gözeterek,devlet içinde kurulacak hükümetin yürütülmesini sağlayacak aktivitede, seçmenlerin oy sayısına göre belirlenecek parti ve parti başkanının, iktidara gelerek o ülkedeki mecliste yönetecek halkı temsil etme gücünü kazanması ve yürütmesidir.Demokrasi ile yönetilen ülkelerde,temsili,yarı temsili,çoğulcu vb gibi...Demokratik süreçler işler.Her ülkenin demokrasiyi yaşama şekli farklı olduğundan ,o ülkede gerçek demokratik hakların olup olmaması tartışılır.Bu bağlamda çok partili süreci yaşayan ülkelerde çeşitli barajlar gibi anti-demokratik engellerin olması,demokrasinin o ülkede tam oluşturulamadığını ve sağlanamadığını gösterecek kadar açıktır.Demokratik anlayışı içine sindirememiş ülkelerde,belli bir halk çoğunluğunun oy kullanmasıyla,hükümeti kurma görevine seçilen parti başkanlarının Önderliğinden bahsedilemez.Parti başkanı hükümeti yönetme politikasını, belirli plan ve programa göre uygulayarak, yürütse bile,halk yönetiminde sadece parti başkanı ve yöneticisi olarak kalır.Parti başkanlarına önder denilmez.Üstelik partiyi kurma aşamasında partide yer alacak kişilerin feodal ağa,hoca,şarkıcı,televizyoncu veya parası olan ama siyaset felsefesini bilmeyen şahıslarla doldurulması.O ülkenin yönetiminde asil Önderliğin gelişemediğini ve gelişi mininde önünün kapatıldığını gösterir.
    Önderlik kısaca ilki başlatan,halk üzerinde etki bırakan,doğuştan getirdiği asalet ve yönetim kabiliyetiyle kendini gösteren kişiliktir.Yada halkı kandırarak elindeki güçlerle,onu yapacam ,bunu yapacam palavraları artık demode olmuştur.Gerçek önderlerin çıkamadığı toplumlarda,kapatılan yamalar devamlı açılarak,çok büyük zararlar verecektir.
    Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Mondros Ateşkes Anlaşması'ndan sonra başlayan işgal günlerinde, toplumu olaylar karşısında yönlendirecek bir öndere ihtiyaç vardı. İşte o karanlık günlerde Atatürk, milletine rehber oldu. Anadolu'ya geçerek kongreler topladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasını sağladı. Millî Mücadele, Atatürk'ün önderliğinde başarıya ulaştı. Türk Milleti'nin her alanda çağdaşlaşmasını hedef alan inkılâplar onun önderliğinde gerçekleşti. O'nun ilke ve inkılâpları, Türk milletine günümüzde de rehber olmaya devam etmektedir. Mustafa Kemal Atatürk, askerî zaferlerini ve başardığı inkılâpları kendisine mal etmemiştir. Büyük eserlerin, ancak büyük milletle başarılabileceğine inanan bir önderdi.
    Atatürk'ün, milletine sonsuz bir güveni vardı. Türk milletinin geçmişte olduğu gibi büyük hamleler yapacağına bütün kalbiyle inanmıştı. Şan ve şerefle dolu tarihindeki başarılarına yenilerini ilâve edeceğine bütün kalbiyle inanmıştı. O, "Atatürk Zaferleri" denmesinden hoşlanmazdı. "Atatürk İnkılâpları" sözünü reddeder, "Türk İnkılâbı" sözünün kullanılmasını isterdi. Bütün başarıları milletine mal etmekten zevk duyardı. Mustafa Kemal bir konuşmasında "Millî Mücadele'yi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlâtlarıdır" demişti.
    Atatürk, kararlı ve mücadeleci bir liderdi. Güçlükler karşısında yılmayan, ümitsizliğe düşmeyen kişiliği onun Millî Mücadele'nin lideri olmasını sağlamıştır.. Memleketi bu durumdan ancak Türk milletinin mukavemet azmi kurtarabilir" diyordu. Eskişehir-Kütahya Savaşları'ndan sonra Yunanlılar, Ankara'ya doğru ilerlemeye başladıkları zaman, Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından başkomutanlık görevine getirilmişti..
    Atatürk, bütün çalışmalarını bir plân dahilinde yapardı. Bir işe karar verdiğinde; bu kararı bütün yönleriyle inceler, en iyi sonucu alacak şekilde uygulamaya geçerdi. Mustafa Kemal, yapacağı inkılâpları önceden düşünmüş, kamuoyunu bu değişiklikler konusunda aydınlattıktan sonra inkılâplarını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın plânını, İstanbul'dan Anadolu'ya geçmeden önce yapmış ve bunu yakın arkadaşlarıyla tartışmıştı. Zamanı geldikçe düşündüklerini uyguladı. Uygulamaya başladıktan sonra hiç taviz vermedi. Bütün hayatı boyunca metotlu çalışmayı hiç bırakmadı.
    Atatürk, milletimizi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracak ileri bir zihniyetin yerleşmesi çabasındaydı. Bu yolda birtakım inkılâplar yaptı...
    O'nun şu sözleri inkılâpçı karakterini ortaya koyar: "Büyük davamız, en medenî ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde de temelli inkılâp yapmış olan büyük Türk Milleti'nin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa zamanda başarmak için, fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz".
    Atatürk'ün birleştirici ve bütünleştirici özelliği sayesinde, Millî Mücadele başarıya ulaşmıştır. Atatürk, Millî Mücadele'nin karanlık günlerinde, değişik fikirlere sahip insanları bir mecliste, kendi etrafında toplamayı başardı.. Atatürk'ün birleştirici gücü, kişisel özelliğinden ve karakterinden geliyordu. O, yalnız askerlerin değil, sivil halkın da güvenini kazanmıştı.
    Atatürk'ün bu üstün meziyetleri, sıkıntı ve bunalım içinde bulunan insanların, ona sevgi ve saygıyla bağlanmasını sağladı.
    Atatürk, tarihte büyük devletler kuran ve yüksek bir medeniyet meydana getirmiş olan Türk Milleti'nin büyüklüğüne inanan ve bununla gurur duyan bir insandı. Atatürk; kahramanlık, vatan sevgisi, çalışkanlık, bilim ve sanata önem verme gibi değerlerin, Türklüğün yüksek vasıflarından olduğunu ifade etmiştir. O, milletinin bu özelliklerini her fırsatta dile getirip insanlık ailesi içinde lâyık olduğu yeri almasına çalıştı. Milletimizin yüksek karakteri, çalışkanlığı, zekâsı ve ilme bağlılığı ile millî birlik ve beraberlik duygusunu geliştirmeyi başlıca ilke kabul etti. Ona göre: "... Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır".
     

Bu Sayfayı Paylaş