At Hırsızı (Skeç)

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 1 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    At Hırsızı (Skeç) konusu At Hırsızı (Skeç)
    SKEÇ-1: AT HIRSIZI
    HASAN : Hayrola Rüstem, üzgün görünüyorsun, ne oldu?
    RÜSTEM : Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün Hasan?
    HASAN : Hele anlat bakalım seni bu kadar perişan eden olay neymiş, merak ettim yahu!
    RÜSTEM : Bütün paramı verip bir at almıştım
    HASAN : Ee, at öldü mü yoksa?
    RÜSTEM : Ölse teselli olacak bir yanı var?
    HASAN : Ne oldu peki?
    RÜSTEM : Dün gece ahıra bir hırsız girip atımı çalmış
    HASAN : Yapma yaa İnan ki çok üzüldüm İnşallah bulursun atını
    RÜSTEM : Pek sanmıyorum bulabileceğimi ama hayırlısı neyse o olsun Ne diyelim
    HASAN : Benim acele bir işim var, gitmek zorundayım Hadi kal sağlıcakla
    RÜSTEM : Yolun açık olsun Hasan
    HIRSIZ : Lanet hayvan yürüsene be!
    RÜSTEM : Aman Allah´ım rüya mı görüyorum yoksa! Bu at benim atım yahu! Hey, heey, bu benim atım!
    HIRSIZ : Yanlışın var Beyim Bu at yıllardan beri benimdir
    RÜSTEM : Madem ki bu at yıllardan beri senin, o halde söyle bakalım, bu atın hangi gözü kör?
    HIRSIZ : Hangi gözü mü kör? Bunu bilmeyecek ne var, tabi ki sol gözü kör
    RÜSTEM : Bilemedin
    HIRSIZ : Pardon pordon, ben sağ gözü diyecektim, yanıldım Evet evet, sağ gözü kör bu atm
    RÜSTEM : Sen sadece hırsız değil ayrıca beceriksiz bir yalancısın da
    HIRSIZ : Niye?
    RÜSTEM : Bu atın iki gözü de sapasağlam çünkü! Ver atımı

    SKEÇ-2: BEN SENİN YAŞINDAYKEN
    BABA : Oğlum gel bakalım buraya!
    ÇOCUK : Buyur baba!
    BABA : Bu hafta yapı-etkin sınavda kaçıncı oldun?
    ÇOCUK : 25 oldum baba
    BABA : Ama nasıl olur! Daha geçen hafta 21 idin Nasıl dört sıra birden geriledin? Tembel herif
    ÇOCUK : Ne yapayım baba? Sınıfa dört tane yeni öğrenci daha geldi Dolayısıyla 21likten, 25 liğe geriledim Hem bana kızmaya senin hakkın yok
    BABA : Bak şu bacaksıza! Bu kadar tembel olacaksın ve benim sana kızmaya hakkım olmayacak, öyle mi?
    ÇOCUK : Tabii Demek ki mükemmel bir çocuk dünyaya getirememişsiniz El alem öyle çocuk yapıyor ki! Hepsi süper zeka
    BABA : Kızdırma beni alırım ayağımın altına bak Sınıfta kalmış abuk subuk, aptal saptal konuşuyor
    ÇOCUK : Niye kızıyorsun baba? Sınıfta kaldıysak ne olmuş! Daha iyi ya!
    BABA : Neresi iyi bunun?
    ÇOCUK : Sürekli maddi sıkıntıdan bahsediyordun, düşünsene yeni sınıf için yeni kitaplar almak zorunda kalacaktın Şimdi buna gerek kalmadı Aynı kitapları yeniden kullanacağım
    BABA : Yahu şu karneye bakBütün dersler bir, bir, bir Allah aşkına bir tane bile iki yok Yuh sana, nasıl becerdin bunu?
    ÇOCUK : Hepsi bir mi, emin misin baba?
    BABA : Bir de utanmadan şaşırma numarası yapıyor Utan, utan! Al da kendi gözlerinle bir daha bak karneye
    ÇOCUK : Allah, Allah! Ver bakalım şu karneyi Hepsi bir olmamalıydı
    BABA : Şunun söylediğine bak Doğru hepsi bir olmamalıydı Sıfır olmalıydıBir sene boyunca yattın tabi Bir bile fazla sana Ben senin yaşındayken sınıfın en iyisiydim Karnemde bütün notlarım "5" idi, "5"
    ÇOCUK : Yapma baba Bu benim karnem değil Dün bu karneyi tavan arasında buldum Senin karnen bu Neee! Benim karnem mi? Hadi canımVer bakiiimLAaa! Sahi ya Eee Şeeey yani Diyecektim ki!
    ÇOCUK : Demek bütün notların beşti haa İşte bak bu da benim karnem İtiraf et baba, ben senden daha çalışkanım
    BABA : Tamam, tamam anladık, para istiyorsun Söyle ne kadar vereyim?
    ÇOCUK : Şeey! Ne desem bilmem ki! 500 yeter Ama şimdilik
    BABA :Ne 400 mü? 300 neyine yetmez? Al şu 200´ü 100´ ünü geri getir
    ÇOCUK : Ama baba
    BABA : Aması maması yok Al şunu! Dur bakim, senin eline ne oldu böyle?
    ÇOCUK : Önemli değil baba
    BABA : Nasıl önemli değil oğlum? Avuçların kıpkırmızı olmuş Ne oldu?
    ÇOCUK : Öğretmen dövdü
    BABA : Öğretmen mi dövdü? Hangi çağdayız? Dağ başı mı burası? Ben ona sorarım
    ÇOCUK : Dur, dur! Dur baba Tabiki burası dağ başı değil Ama galiba kabahat bendeydi
    BABA : Niye, ne oldu ki?
    ÇOCUK : Arkadaşım öğretmenin sandalyesine raptiye koymuştu
    BABA : Raptiye koyan arkadaşınsa seni niye dövdü? Onu dövseydi ya!
    ÇOCUK : Asıl olay ondan sonra
    BABA : Nasıl yani?
    ÇOCUK : Ben de öğretmen raptiyenin üzerine oturmasın diye, tam oturacağı sırada sandalyeyi çektim Hooop! Gümm! Tabiki
    BABA : Hak etmişsin Bu gün okulda ne yaptınız?
    ÇOCUK : Bu gün okulda dinamit yaptık
    BABA : Peki yarın ne yapacaksınız okulda?
    ÇOCUK : Hangi okulda? Dinamit yaptık yaptık diyorum, okul falan kalmadı ortada


    SKEÇ-3: BİR GARİP DAVA
    MUHAFIZ :padişahım üç adam geldi Bir davaları varmış Huzurunuza çıkmak istiyorlar
    PADİŞAH :Gelsinler bakalım
    MUHAFIZ : Geçin bakalım şöyle Padişahımız sizi bekliyor
    PADİŞAH :Hoşgeldiniz ağalar Anlatın bakalım derdinizi
    SAKALLI :Efendim biz üç arkadaştık Üçümüz beraber bir iş yaptık Ve iyice bir para kazandık Birbirimize de hiç güvenmiyorduk
    PADİŞAH :Ee
    PALABIYIK: “Paramızı hepimizin güveneceği birine verelim” dedik ve bu arkadaşa teslim ettik
    PADİŞAH : Sonra ne oldu peki?
    SAKALLI : Parayı bu arkadaşa emanet ederken « üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme » diye sıkı sıkı tembih ettik
    PALABIYIK: Tembih etmemize rağmen emanete ihanet etti bu adam
    SAKALLI :Evet ihanet etti Parayı tek başına gelen diğer arkadaşımıza verdiğini söylüyor
    PADİŞAH : Doğru mu söylüyor bunlar efendi?
    KESE : Doğru efendim ama eksik anlattılar
    PADİŞAH :Nasıl yani?
    KESE :Evet, bunlar bana bir kese para bıraktılar „Üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme“ dediler
    PADİŞAH :E niye verdin o zaman paraları diğer adama?
    KESE :Ama padişahım, henüz elli adım bile gitmemişlerdi ki içerden biri geri geldi ve paraları istedi Bu ikisine uzaktan bağırdım “Bakın bu arkadaşa veriyorum” dedim
    PADİŞAH : Bunlar ne yaptı peki?
    KESE :Vallahi ikiside kafa sallayıp “Tamam ver” dediler
    PADİŞAH iz söyleyin bakalım, bu beyefendi doğru mu söylüyor?
    SAKALLI :Valla padişahım, keseyi emanet edip gidiyorduk ki şimdi burada olmayan arkadaşımız aniden durdu “Akşetkin yiyeceğimiz yemeğin parasını alalım” dedi Biz de “yemek parası al gel, bekliyoruz dedik” Meğer adam tüm parayı almış
    PADİŞAH : Demek arkadaşınız parayı alıp kaçmış ha?
    PALABIYIK :Evet ama bu emanetçiye “Biz üçümüz birlikte gelmezsek, hiçbirimize parayı verme” demiştik O da kabul etmiştiVermeseydi Versin bizim paramızı
    PADİŞAH :Ne diyorsun efendi? Adamlar paralarını istiyorlar
    KESE : Doğru, paralarını vermem gerekiyor ama anlaşmaya bağlı kalıyorum ben Bu yüzden şu an paralarını vermem
    PADİŞAH :Ne demek o?
    KESE :Şu demek padişahım Anlaşmaya göre, bunlara parayı vermem için üçünün birlikte gelmesi gerekiyordu Getirsinler diğer arkadaşlarını da vereyim paralarını!
    PADİŞAH oğru Hadi bakayım, getirin üçüncü arkadaşınızı, alın paranızı!Bir daha da güvenmediğiniz insanlarla iş yapmayın


    SKEÇ-4: GERÇEK ZENGİNLİK SAĞLIKTIR
    ÖĞRETMEN :Çocuklaar! Piknik sona erdi Hava kararmak üzere Toparlanın okula yetişmeniz lazım
    ALİ :Biz hazırız öğretmenim
    ÖĞRETMEN :Haydi bakalım, geldiğimiz yoldan geriye dönüyoruz
    VELİ :Öğretmenim şuraya bakın! Ne kadar güzel bir köşk burası
    ÖĞRETMEN :Aaa! Gerçekteeen! Harika bir ev bu! Kimin acaba çocuklar?
    CAN :Bilmem Ama keşke bu evin sahibinin oğlu olsaydım
    ÖĞRETMEN :Niye?
    CAN :Niye mi? Baksanıza, boğaz manzaralı, yem yeşil bahçesi olan olağanüstü bir ev bu
    Kimbilir içinde neler neler vardır
    ÖĞRETMEN :Eğer sen bu evin sahibinin oğlu olsaydın neler yapardın?
    CAN : Sizleri evime davet ederdim
    ALİ : Öğretmenim ne olur şu evin bahçesine bir girelim
    ÖĞRETMEN :Niye, ama geç kalıyoruz çocuklar
    VELİ :Ne olur öğretmenim! Hemen geri çıkarız
    ÖĞRETMEN : İzinsiz olmaz Bir bakalım kim var içeride?
    ALİ : Öğretmenim bakın orada bir kadın var
    ÖĞRETMEN :Evet gördüm Heey! Bakar mısınız?
    BAKICI :Buyrun, ne istemiştiniz?
    ÖĞRETMEN :Şeey! Ben öğretmenim Bunlarda Gümüş İlköğretim Okulu öğrencileri Sınıfça buraya
    pikniğe gelmiştik Dönerken bu köşkü gördük Kime ait olduğunu merak ettik Bu köşk
    kimin acaba?
    BAKICI :Bu köşk ülkemizin en zengin insanına ait
    CAN : Öğretmenim orada bir çocuk var Tekerlekli sandalyede oturuyor
    BAKICI :Bir dakika onu buraya getireyim
    ALİ : Aa! Çocuk hasta galiba
    BAKICI :Bu çocuk da bu köşkün sahibinin oğlu Gördüğünüz gibi tekerlekli sandalyeye mahkum
    Bende onun bakıcısıyım
    ÖĞRETMEN :Yaa! Demek bu çocuk bu köşkün sahibinin oğlu ha Çocuklar! Az önce "Keşke bu
    köşkün sahibinin oğlu olsaydım" diyen kimdi?
    CAN :Şey bendim öğretmenim
    ÖĞRETMEN :Şimdi ne düşünüyorsun?
    CAN :Şeey, ne diyeceğimi bilemiyorum
    ÖĞRETMEN :Bakın çocuklar zenginlik sandığınız gibi mal ve varlık yönünden herşeye sahip olmak
    değildir Gerçek zenginlik gönülle olur Eğer gönlünüz huzur doluysa siz dünyanın en
    zengin insanısınız demektir
    ALİ :Nasıl yani öğretmenim
    VELİ : Gönlün huzur dolu olması ne demek öğretmenim
    CAN : Gerçek zenginlik nedir öğretmenim?
    ÖĞRETMEN : Çocuklar, sizler hepiniz aslında milyardersiniz Örneğin sen çocuğum, sana 100 milyar
    verseler gözlerini satarmısın?
    ALİ -Hayır, kesinlikle satmam Gözlerim olmadıktan sonra parayı ne yapayım?
    ÖĞRETMEN :Ya kalbini 100 milyara satar mısın?
    ALİ :Olur mu öğretmenim? Kalbim olmazsa ben nasıl yaşarım?
    ÖĞRETMEN :peki sana 500 milyar verseler bir ayağını satar mıydm?
    VELİ :Hayır
    ÖĞRETMEN :peki 500 milyara bir kolunu satar mısın?
    YELİ :Hayır
    ÖĞRETMEN : Gördüğünüz gibi hiç biriniz milyarlarca paraya rağmen bir organınızı bile satmıyorsunuz Demek ki bu organlarınızın değeri çok çok fazla Örneğin çok çok zengin olan bir insan ölmek üzereyken, birazcık daha yaşamak için, bütün servetini vermeye razı olur Yani anlıyacağınız önemli olan sağlıktır Sağlık ve huzur! Nice insanlar vardır ki, servet içinde yüzüyorlar, ama mutsuzlar!
    CAN :Teşekkür ediyorum öğretmenim Bana gerçek zenginliğin ne olduğunu gösterdiniz
    Demek ki ben çok çok zengin bir insanmışım
    (Cengiz Tan - Yürek Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır)


    SKEÇ-5: GÜLSÜM'ÜN KISMETİ
    BABA : Biliyor musun Hanım, Gülsüm’e ne çıktı?
    ANNE : Piyango mu çıktı yoksa bey?
    BABA : Onun gibi bir şey, bil bakalım
    ANNE : Kısbet mi çıktı?
    BABA : Pehlivan mı bu? Ne kısbeti? Kısmet demek istedin herhalde
    ANNE : He ya, tam onu diyecektim
    BABA : Aferin sana, evet ondan çıktı
    ANNE : Peki kim?
    BABA : Kim kim?
    ANNE : Herif, kısmet kim?
    BABA : Kısmet de kim?
    ANNE : Ayol, Gülsüm´e çıkan kısmet kim?
    BABA : Düşünüyorum, sen de düşün
    ANNE__ : Olur
    GÜLSÜM : Ana, baba, ne oluyor burada?
    ANNE : Ne bağırıyorsun kız! Otur sen de düşün
    GÜLSÜM : Oluur
    BABA : Yahu Hanım, ne düşünüyoruz biz?
    ANNE : Gülsüm´e çıkan kısmetin adını
    GÜLSÜM : Nee! Bana kısmet mi çıktı?
    BABA : He ya
    GÜLSÜM : Ne duruyorsunuz öyleyse, verin gitsin
    BABA : Kime vereceğiz kız?
    GÜLSÜM : İsteyen adama
    BABA : O kim? îşte onu düşünüyoruz
    GÜLSÜM : Baba, beni kim istedi?
    BABA : Karşı köyden biri
    ANNE : Herif, madem biliyordun neden söylemedin?
    BABA : Ne düşünüyorduk demin biz?
    ANNE : Gülsüm´ün kısmetini düşünüyorduk!
    BABA : Hay Allah ben de ne düşünüyoruz diye düşünüyordum
    GÜLSÜM : Peki kim bu adam baba?
    BABA : Çiftçi Seni de şehzade istemez ya
    GÜLSÜM : Nerede görmüş beni?
    BABA : Görmemiş ki
    ANNE : Bey, bu nasıl iş? Kızı görmeden mi alacak bu adam?
    BABA : Görmeden olur mu kadın? Görecek tabi
    ANNE : Ne zaman?
    BABA : Nerdeyse gelir
    GÜLSÜM : Amanın! Ana kız, hemen ortalığı toparlayalım
    BABA : Kapı çalınıyor, kim o?
    DÜNÜR : Benim, haber yollamıştım Aldınız mıydı?
    BABA : Haber bu, kaybolur mu? Aldık tabi
    ANNE : Gülsüm! Gel kız buraya!
    GÜLSÜM : Süsleniyorum ayol, herif gelip beni böyle mi görsün?
    BABA : Şeey, bizim kızımız biraz şeydir
    ANNE : Akılsız
    DÜNÜR : Aman efendim, akıllı kadın daha tehlikeli olur
    BABA : Zaten ben hiç akıllı kadın görmedim
    GÜLSÜM : İşte geldim Deminden beri ne bağırıp duruyorsunuz yahu? Bu da kim?
    BABA : İşte, bu kısmetin
    DÜNÜR : Adım İsmet
    ANNE : Kızım hele bi sor Kısmet efendi ne içmek ister?
    GÜLSÜM : Ne içecek! Şıra tabii
    DÜNÜR : Neden?
    GÜLSÜM : Bizim şıramız iyi de ondan Aptal değilsen şıra içersin
    BABA : Kusura bakma oğul bizim kız kıt akıllıdır
    DÜNÜR : Aman aman, böylesi daha iyi
    GÜLSÜM : Anaaaa, anaaaaa, üüüüüüüüü,üüüüü
    ANNE : Ne oldu kız? Niye ağlıyorsun?
    GÜLSÜM : Ağlarım tabi
    ANNE : Kız, kocaya gidiyorum diye ağ-etkinır mı?
    GÜLSÜM : Ona ağlamıyorum Şu baltaya ağlıyorum
    ANNE : Baltanın nesine ağlıyorsun?
    GÜLSÜM : Ben evlenince çocuğum olmayacak mı?
    ANNE_ : Olacaak!
    GÜLSÜM : Çocuk buraya şıra olmaya gelmiyecek mi?
    ANNE_ :Geleceek!
    GÜLSÜM : O balta yavrumun kafasına düşerse ya
    ANNE : Essahtan kuz Vah benim torunum Vay talihsiz yavrum!
    BABA : Nooluyor orada be!
    ANNE : Beey, bey yetiş!
    BABA :Noldu?
    ANNE : Bu balta ilerde torunumuzun kafasına düşerse nolur halimizİ bir düşünsene
    BABA : Amanın, bunu ben hiç düşünmemiştim yahu Vay torunum/
    DÜNÜR : Yahu sabahtan beri sizi dinliyorum oradan Çok safsınız ha
    BABA : Vay yavrum, oy torunum, ooy!
    DÜNÜR : Yahu kesin şu ağlamayı Bakın baltayı aldım oradan Artık çocuğunuza bir şey olmaz
    BABA : Vaay, ne kadar akıllıymış bu kısmet yav! Allah razı olsun evladım
    DÜNÜR : Bakın, ben Gülsüm´ü akıllı değil diye alacaktım ama, dünyanın en aptal kızıyla da evlenemem
    GÜLSÜM : Ana, ana, almayacak bu adam beni!
    DÜNÜR : Belki en aptal değildir Bunu öğreneceğim
    BABA : Nereden öğreneceksin?
    DÜNÜR : Şimdi yola düşeceğim Eğer kızınızdan daha aptal birini görürsem gelir kızınızla
    evlenirim Beni beklesin
    BABA : Zaten kim alır ki onu? Mecbur bekleyecek
    GÜLSÜM : Benden aptal insan yoktur dünyada Bulamaz Evlenemiyeceğim
    DÜNÜR : Sözüm söz Hadi hoşça kalın
    BABA : Merak etme kızım, buralar aptal doludur Döner alır seni
    - sahnenin önünde
    DÜNÜR : Kolay gelsin hemşerim!
    ÇOBAN : Kolaysa başına gelsin Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi
    DÜNÜR : Ne yapmaya çalışıyorsun?
    ÇOBAN : Eşeği yukarı, ağaca çıkaracağım
    DÜNÜR : Zor bir iş ama, etkin ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Görmüyor musun, hayvanın karnı aç Hadi aslanım, çık yukarı
    DÜNÜR : İyi de etkin ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Manzara seyredecek! Tövbe yarabbi! Karnını doyuracak karnını!
    DÜNÜR : Yani ağaca karnını doyurmak için mi çıkacak?
    ÇOBAN : Len git işine! Sorgu meleği misin sen?
    DÜNÜR : Kızma, sahiden merak ettim
    ÇOBAN : Ağaçta ne var?
    DÜNÜR : Yapraak
    ÇOBAN : Haa, demek kör değilsin Ya kör olmalıydın ya aptal Demek ki kör değilsin
    DÜNÜR : etkin ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Len hemşerim, "hayvan aç" diyorum
    DÜNÜR : Haa, anladım Çıkarıp onları yedireceksin
    ÇOBAN : Afferin sana
    DÜNÜR : Ama şöyle yapsan, dalı tutup aşağı çeksen öyle yedirsen daha kolay olmaz mı?
    ÇOBAN : Vaay canına!
    DÜNÜR :Yaa!
    ÇOBAN : Yahu sen sandığım gibi aptal değilmişsin be
    DÜNÜR : Sana bu kadarı yeter Hadi eyvallah
    ÇOBAN : Uğurlar ola!
    sahnede --------------
    GÜLSÜM : Hoş geldiniz Bak geçen gün şıranı içmemiştin Sakladım îç
    DÜNÜR : Yani sen üç gündür elinde bardakla beni mi bekledin?
    GÜLSÜM : Ne var bunda? Başka işim mi var ki?
    DÜNÜR : Ya hiç gelmeseydim?
    GÜLSÜM : Babam "mutlaka geri döner" dedi Benden daha aptal insan çokmuş Söyle bakalım beni alacak mısın?
    DÜNÜR : Alacağım Gülsüm
    GÜLSÜM : Yaşasın, demek benden aptallar da var şu dünyada Ne gördün, anlatsana DÜNÜR : Bir adam gördüm Aç olan eşeği zorla ağaca çıkarmaya çalışıyordu etkin ağaca çıkınca oradaki dalları yiyecekmiş Zavallı hayvanı itip duruyordu
    GÜLSÜM : Hah hah hah ha! Aptal adam etkin öyle itmeyle ağaca çıkar mı? Önce kendi ağaca çıkıp, sonra iple eşeği yukarı çekseydi ya!
    (Halk Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır)
     

Bu Sayfayı Paylaş