Asın Beni

'Şiirler' forumunda GizLi_ÖzNe tarafından 12 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Asın Beni konusu gün boyu keder çoğaltır
    yol uzatır
    çekilir kabuğuna
    yine de sever

    kim ölü, kim diri
    hayatın anlamsız kargaşasında
    kimin neden sevdiği belli mi
    sever işte, yalnızca sever

    başındaki kavak yellerine de sormayın
    hazan vurunca dalları, kaç yaprak düşer
    kaçının aklı başından gider
    kimin nasıl delirdiği belli mi

    vardır herkesin bir öyküsü
    defne ağaçlarını düşündüm
    düşündüm direnişi
    babamı
    ben çocukken de kocamandım diyordu
    anlatıyordu yüreğini
    koca koca taşlar taşırmış temeli sağlam olsun diye
    keskin ve sivri ucuyla malanın, saf sevgiler sürermiş
    dökülmesin duvarlarının sıvası
    aç kalmasın, açıkta kalmasın diye

    şimdi kutsal sevgiler girdaplaşan siste
    kırılmış binlerce hayat parçacıkları kendine küs
    sahralardan kumlar taşıyoruz su niyetine
    suya inen bir ceylan olsan ki ne
    avcılar kralı olmuş adaların
    hangi deniz kurutur mayalanmış yangınımızı

    eksik kalmış öykülerinde kan
    ve kazara arkamızı döndüğümüz an
    vuruluyorsak sırtımızdan
    adı kalleş olduğundandır insan sanılan

    ve binlerce vurulan
    bazen lodosa tutulmuş kuru bir yaprak
    bazen kırılmış bir ses adı konulmamış tinde
    bazen de doruklarda erimeyen kar
    ah o sevdalılar
    hangi yandan dönüp baksam hep aynı girdaptalar

    her birinin ayrı öyküsü vardır kanatır içimi
    karanlık küreler içindeyim
    açmadan gidiyorum sararmış sayfaları
    bölerek acıların uykularını
    görüyorum gözyaşlarını
    kirpiklerden dökülen buzları görüyorum

    hep birileri kandırıyor birilerini
    yazdım öykülerini
    siz asıl gözlerimdeki çılgınlıkları görün
    görün bakışlarımda yıkanan ölüleri
    dökülsün diye lanetli yüzleri
    namlusuna koyuyorum nişan aldığım tüfeğin

    kuruyan yüreklerde bulanık yakarışları dünya malına
    ve sessiz haykırışları duyuyorum
    yolculuğa çıkmışlar yozların kehanetine
    çaput bağlayıp tapmışlar ağaçlara
    görüyorum aç gözlüleri
    ve namlusuna koyuyorum nişan aldığım tüfeğin

    el uzatıyorum
    hırkalar örüyorum sevginin tezgahında
    insana, insanlığa yüz görümlüğü
    gülenle bir, ağlayanla birim
    dönün bakın bütün iyiliklerde parmak izlerim
    suçluysam eğer boynum kıldan ince
    asın beni
     

Bu Sayfayı Paylaş