Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti

'Şiirler' forumunda KaRDeLeN tarafından 4 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti konusu
    Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti​


    asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
    asıl eksiklik,çareyi başkasında aramaktı.
    hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
    insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.

    önce yalnızdık.
    9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
    geldik. pişman gibiydik.
    ya da mecburen gelmiş gibi.

    biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren,
    kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik:
    bir yerde bir eksik var.
    korktuk. "bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize.
    cevabı yapıştırdık:
    demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.o yüzden eksiklik hissediyoruz."
    peki, neye sahip olmamız gerekiyor?

    çocukken,"yaşımız küçük" diye düşündük.
    her istediğimizi yapamıyoruz. kurallar, yasaklar var. büyüyünce her şey yoluna girecek.

    büyüdükçe bir şey değismedi.
    yine huzursuzduk. içimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:
    "bir eksik var."
    kafamız karıştı. nasıl kurtulacagız bu iğrenç duygudan? nasıl geçecek bu?
    aklımıza yeni cevaplar geldi: okulu bitirince geçecek.
    işe girince geçecek.
    para kazanınca geçecek.
    tatile gidince geçecek.
    okulu bitirdik. diploma aldık. işe girdik. kartvizit aldık.
    calıştık. para kazandık. taşındık. araba aldık.çalıştık.
    eve yeni eşyalar aldık.
    tatile gittik. dans ettik. terfi ettik. kartviziti değistirdik.
    daha cok çalıştık. daha çok para kazandık.çalıştık.çalıştık.
    geçmedi. "bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu.

    bu sefer de "sevgilimiz olunca geçecek" dedik.
    "yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız." beklemeye başladık.
    derken, biri çıktı karşımıza. aşık olduk. ve anında başka biri olduk.
    daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. hesap cüzdanları,
    kartvizitler,hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.

    sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve
    hayranlık gördük.
    sevgilimizin gözlerinde tanrı' yı gördük.
    ışığı gördük. "tünelin ucundakı ısık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk."
    sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.

    ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi.
    ya da başka birine aşık olduğunu söyledi.
    ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.
    telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak
    zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladğk, bir
    terslik olduğunu.....

    belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.

    fark etmez.

    sonuçta aşk bitti.

    şimdi her yer bomboş. şimdi tekrar yalnızız. başladığımız yere döndük.
    yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık.
    halbuki her şeyi denedik, her yere baktık.

    öyle mi?

    bakmadığımız bir yer kaldı. içimize bakmadık.
    eksik parcayı dışarda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
    birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.
    şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik.

    kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk?

    canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık?

    kendimizi boş sanıp doldurmaya uğrasır mıydık?

    terk edilmekten korkar mıydık?

    asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
    asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
    hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.

    insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
    herkes beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes
    sevgisine şart koyuyor, sımır koyuyor.
    oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye düşününce, kendimizi olduğumuz
    gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.
    her şey bir oluyor.
    işte o zaman perde aralanıyor. acı diniyor.
    işte o zaman baska 'bir' iyle bir
    araya gelerek, hesabın kitabın,
    korkunun kaygının
    hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.


     

Bu Sayfayı Paylaş