Armoni Nedir - Armoni Hakkında

'Müzik Türleri ve Enstrümanları' forumunda SeLeN tarafından 12 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Armoni Nedir - Armoni Hakkında konusu Armoni Hakkında - Armoni Tarihçesi - Müzik Terimlerinde Armoni Nedir - Latinçede Armoni - Armoni Dersleri


    Latince harmos (bağlantı) kelimesinden türetilmiştir.
    fransızca harmonie sözcüğünün türkçeye uyarlanması ile armoni şeklini almıştır.
    türkçede uyum veya ahenk (osmanlıca) anlamlarındadır.
    tdk sözlüğünde sadece bir müzik terimi olarak :
    iki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek biçimdeki uyumu, harmoni.
    şeklinde anlamlandırılmıştır.
    günlük hayatta sadece müzik terimi olarak kullanılmayıp , dilimizde uyum ve ahenk olarak ifade edebileceğimiz kavramların yerine gereksiz biçimde kullanılmaktadır.

    Bir akorun kökünü oluşturan notaya 1 deyip oradan itibaren saymaya başlıyoruz. yani örneğin kök notamız do (frenkçede c) ise:

    c=1
    d=2
    e=3
    f=4
    g=5
    a=6
    b=7
    c=8
    d=9
    e=10
    f=11
    g=12
    a=13
    b=14
    c=15

    batı armonisinin temelini olusturan tertian veya tertiary (üçlü) denen bir sistemin varliği nedeniyle (bunun geçmişi pisagora dayanıyor, ama o başka bir yazının konusu) akorlar kök notasından başlayıp üçer üçer atlayarak elde edecegin notalarla oluşturuluyor. yani kök (1) ile başlıyorsun, sonra üzerine 3 geliyor, sonra 5 geliyor. kök, 3 ve 5ten oluşan temel akorlara triad deniyor, yani üç notadan oluşan akor.

    bunların da dört çeşidi var: majör, minör, augmented, diminished.

    insanlık uzun süre bu triad denen akorlarla idare etmiş. 19. yuzyılın ortalarına kadar yazılmış eserlerde pek bunun dışında birşey bulamazsın. ancak piyano dersi alan bir ufaklıkla aynı ortamı paylaşan herkesin kısa sürede farkedecegi gibi, bütün gün majör-minörden başka şey duymamak insanın kulağını, beynini, müzik zevkini ve yaşama sevincini dumura uğratan talihsiz bir durumdur. bu nedenle 19. yy sonlarında daha zengin sesler aranmaya baslanmış ve triadlerin üzerine o ses dizisinden yeni sesler eklenmeye başlanmıştır.

    ilk akla gelecek nota 7dir (üçlü silsileyi korumak açısından). gerçekten de üçlü bir akora 7liyi ekleyerek sese inanılmaz zenginlik kazandırabilirsin.

    ama orada durmaya ne gerek var? yine 3lü silsileyi koruyarak akorun üzerine 9, 11 ve 13ü de eklemek mümkündür. bunlara tension denır. türkçesini bilen varsa yazsın lütfen, ben de öğrenmiş olayım.

    tensionları yemeğin baharatı gibi düşünebilirsin. uygun miktarda kullanıldığında lezzet verir. caz rocka göre çok daha fazla baharatlı bir yemektir.

    fakat öyle her akora her tension eklenmez. eklenir de genel kabul görmüş bir yolu yordamı vardır işin. majör akorlara 9, minör akorlara 9 ve 11 rahatlıkla ekleyebilirsin. dominant akorlara 9 ve 13 iyi gider. jimi hendrix diyarına girmek istersen bunları da biraz değistirip #9 veya b9 ile b13 gibi karışımlara da girebilirsin. örneğin:

    c7#9b13 (jiminin çok kullandığı bir akor) şu notalardan oluşur:

    c-e-g-bb-d#-ab

    makamla gam aynı şeydir denebilir. daha doğrusu aynı şey olmamakla beraber aynı işlevi görüyorlar. türk muziğinde bir oktavda çok daha fazla nota yeraldığı için makamlar batı muziğinin gamlarına göre çok daha karmaşıktır...

    bir parçanın "karar notası" denen bir "ağırlık merkezi" vardır, sanki beste surekli o notaya doğru gitmeye çalışıyormuş gibidir. işte o notayı ve parçada kullanılan ses dizisini yanyana getirdiğin zaman parçanın gamını elde etmiş olursun, yani kullanılan ses dizisi minörse ve tüm notalar sole gitmek istiyorsa şarkinin gamı sol minördur. çogu klasik müzik parçasi bu karar notasını abartılı biçimde vurgulayarak sonuçlanır, hani en sonda "ta-taaaaa" diye kafana vurduklari nota aynı zamanda parçanın karar notasıdır.

    çağdaş armonide karar notası pek o kadar belirgin kullanılmaz, hele cazda veya çağdaş senfonik müzikte şöyle bir ima eder geçersin karar notasını, hatta non-functional harmony denen bir alan vardır ki esamesi okunmaz karar notasının.

    ...ifadesini şöyle açalım: türk müziğindeki makâmlar batı müziğindeki gamlar gibi sadece nota aralıklarına dayanmaz, aynı zamanda hangi notalarda gezindiğinize de bakar. aynı nota aralıklarını kullandıkları halde farklı diziler üzerinde gezindikleri için ayrı makâmlar olarak tanımlanan birçok makâm vardır.

    bu batılı müzik kafasıyla yaklaşıldığında pek anlaması mümkün olmayan bir mantalite. zaten o yüzden batılı müzisyenlerin kafası türk müziğine gelince pek basmaz, ne kadar deneseler çıkardıkları müzik köşeli olur, bize çok doğal gelen bazı detayları bir türlü göremezler, duyamazlar ya da hissedemezler.

    türk müziğinin gramerini anlatan çok güzel bir kitap vardı, abim çok seneler evvel almıştı, var bir 15-20 senesi, hâlâ basılır mı bilmiyorum, ismi "türk mûsikîsi" miydi neydi, sarı kaplı birşey, abimin evde olması lâzım, yarın bakar gelir buraya yazarım, gider bir tane alırsın eğer piyasada satılıyorsa. her türk müzisyenin alıp okuması gereken bir kitap bana göre.

    bunlar esasen "naturel minör" (natural minor veya pure minor) denen gamdan türüyor. önce onu bir yazalım. dodan başlarsak:

    do-re-mi bemol-fa-sol-la bemol-si bemol

    veya

    c-d-eb-f-g-ab-bb

    bu da aslında majör gamdan türeyen bir gamdır; mi bemol majör gamını dodan başlayarak çalarsan bunu elde edersin. çünkü mi bemol majör gamı şudur:

    eb-f-g-ab-bb-c-d

    doğru terminolojiyi kullanacak olursak, mi bemol majör ile do natürel minör paralel gamlardir.

    e tabi sırf majör gamdan türedi diye insanlık bu natürel minor denen naneyi bağrına basmamış. gerçekten de pek heyecan verici bir ses dizisi olduğu söylenemez. buna biraz atraksiyon vermek için 6 ve 7. notalari natürel hale getirmişler, yani:

    do-re-mi bemol-fa-sol-la-si

    veya

    c-d-eb-f-g-a-b

    bu kulağa daha melodik geldiği için (sürpriz!) adı melodik minör olmuş.

    fakat bu melodik minör eski yüzyıllar için çok önem taşıyan bir sorunu da beraberinde getiriyor: eğer iki nota arasındaki aralık eksilmiş beşli (diminished fifth veya tritone) ise, gecmiş yüzyillarda bu iki notayi birarada kullanmaktan deli gibi kaçınılıyormuş. bunun nedeni bu aralığın içinde bir çekişme veya gerginlik olması. özellikle barok dönemde buna "music diabolicum" (şeytanın müziği) deniyormuş (örneğin do ile fa diyezi aynı anda çalmak gibi).

    tabi bu ses bugün bize çok normal geliyor, çünkü blues bu ses aralığını bol bol kullanır, biz de blues ve türevlerini bol bol dinlediğimiz için kulağımız alışıktır. ama ta 1960lara kadar neden bazı insanların blues için "şeytanın müziği" dediklerine akademik bir açıklama isterseniz işte burada okudunuz.

    yukarıdaki melodik minör konusuna dönersek, gamın 3 ve 6. notaları (mi bemol ve la) arasında baba gibi bir diminished 5 olduğu için bu gamdan türetilen seslerin birarada kullanılamayacağına, yani armonik olarak işe yaramayacağına karar verilip gamın altıncı sesi bir perde kalınlaştırılmış. dolayısıyla do armonik minor:

    do-re-mi bemol-fa-sol-la bemol-si

    veya

    c-d-eb-f-g-ab-b

    tabi bunun da sesi kulağa çok "arabesk" geldiği için hiçbir zaman melodik olarak kullanılmamış (klasik batı muziğinde). hep armonide kalmış.
     

Bu Sayfayı Paylaş