Arif Damar Hayatı ve Şiirleri

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda Mavi_Sema tarafından 15 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Arif Damar Hayatı ve Şiirleri konusu Arif Damar Hayatı ve Şiirleri

    1925 yılının Ocak ayında Gelibolu nun Karainebey köyünde doğdu İlkokulu Çanakkale de, ortaokulu İstanbul da bitirdi İstanbul Erkek Lisesi nde 2 yıl okudu 1944 te Ankara ya taşındı Memur olarak çalışmaya başladı Kars, Ankara ve İstanbul arasında dolaştı İstanbul da işportacılık yaptı 5 Aralık 1951 de TKP davasından tutuklandı 1953 sonunda cezaevinden çıktı Bir çok şirkette çalıştı 1969 da Yeryüzü Kitapevi ni açtı 1984 te kitapevini kapatıp kendisini bütünüyle şiirlerine verdi

    [​IMG]





    DUR DUR

    Gecem erken dur dur
    Gözlerine bakmazsam uzun bakmazsam
    Gecem erken inecek bitecek tükenecek gibi de değil
    Dur bi sokak daha aydınlık edineyim
    Gecem erken

    Yağmuru güneşleri haziranı yürüsek
    Diyelim saat 24 aşk dinler mi cumartesiyi geçmişiz dinler mi
    Akşamları alsak samanyolunu alsak Aksaray'a götürsek bıraksak
    Bir dalı kırdık diyelim şiirden başka nereye konur
    Gecem erken inecek dur dur

    Hangi gökyüzü ister yasak edilsin bakılmak bakılmak
    Dur bir sokak daha aydınlık edineyim
    Gecem erken, bitecek tükenecek gibi de değil
    İstersen sonu yok diyelim istersen ırak ırak
    Gecem erken inecek





    GİTME KAL

    Nice nice acıları aklına getir
    Bunca yoksulluğu aklına getir
    Gözyaşlarını aklına getir
    "Gitme kal" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir
    Gitme aklına getir

    Kıraç mı kıraç toprakların üstüne
    Güneşler açar yağmurlar kesilince
    Çırılçıplak kayada yeşerir incir ağacı
    Dağların kuytusunda bir uslu çiçek
    Dağıtır mavisini kendi kendine
    Gitme beraberlik içinde
    Nasıl sevinirdik aklına getir

    Her şeyi her şeyi aklına getir
    Gece yarılarını aklına getir
    Söylediklerimi aklına getir
    Sinsi yağmurlar yağıyordu
    Soğuktu
    Yaktığımız ateşi aklına getir

    Nerelerden geçiyorsun aklına getir
    Gitme dünyamızın her yerinde
    Yorgun eller gülleri derleyince
    Ellerin sevincini aklına getir
    Güllerin sevincini aklına getir

    Ne çok severdik seni aklına getir





    KUYTUDA

    Işığın benim için yanmıyor geceleri
    Benim sesimle uyanmıyorsun uykularından

    Doğan günle canlanan sevincin
    benim için değil
    Yenilenen güzelliğin
    dinlenen elin

    Benim sevdam koduğun gibi
    kuytuda saklı durur
    Suçlu
    sen suçladın
    Elden günden utanır

    Kulağı ayak sesinde
    senin ayak sesinde





    SAAT SEKİZİ GEÇ VURDU

    Kime ne desem
    Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

    Düşünmeden biliyorum deniz ılıdı
    Dökülen çelik katı
    Yürüyenler yanyana

    Yüzümü güneşte dinlendirsem
    Dağın dağ olduğunu bilsem, ovanın ova, ağacın ağaç
    Kurtulurdum

    Çok köprülü sular gibi git git bitmedi
    Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

    Saat sekizi geç vurdu
    Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna
    Düşünmeden biliyordum





    AYNANIN ÖNÜNDE

    Altmış beş yıl
    - Bir ömür bu bir uzun -
    Yoksa önce mi biraz
    Yazdı kuşkusuz ilkyaz
    Saksılara uzak duran gelinciklerden
    Anneme götürdüğüm o demet
    Bir küçük bulut parçası alev alev
    Yeşil yapraklar içinde kızıl
    İsyan bayrağım oldu zamanla
    Aynanın önünde

    Solgun sarı
    Mor çiçekli
    Kale işi
    Küçük vazomuzun içinde
    Nasıl da durdu bunca yıl
    Ne ben
    Ne de ah benim güzel annem
    Elimiz değip de bir yol
    Suyunu yenilemedik
    Aynanın önünde

    Bakın duruyor işte
    Duruyor o ilk günlerdeki gibi
    Görüyorum salınıyor ara sıra
    Bir o yana bir bu yana
    Eski uzak günlerimizde kimi zaman
    Kimi zaman bu günlerimizde
    Aynanın önünde

    Ayaklanan bir şarkı duyulur bazen
    Bir devrim şarkısı Marseyez gibi
    Yıldız kayar ay seslenir bir gemi geçer

    Çiçekler de seslenir derinden
    Derinden çok derinden
    Kederi çevrensiz sessizliğimizden

    Nohut oda bakla sofa evimiz
    Bir yıkıntıdır çoktan
    Nasıldı o eski deyim
    İşte öyle "yer ile yeksan"
    Denizden kopup gelen sert poyraz
    İstenmeyen bir konuktu
    Kapımızda penceremizde
    O günler nerede nerede nerede

    Dalıp dalıp gidiyorum
    Zaman zaman
    Her şey bıraktığım gibi uzaktan
    Bu uzun yaşam boyu hep böyle
    Eksiği yok orada hiçbir şeyin
    İşte her şey yerli yerinde
    Kapımızda penceremizde
    Aynanın önünde

    Durup dururken
    Ve de birden
    Pusula bekleyen yıldız karayelde
    Ayaklanan şarkı savruluyor
    Savruluyor kızıl gelincikler
    Kırlangıçlar martılarla birlikte
    Bulutsuz Gelibolu göklerinde
    Alev alev o bulut
    Göndersiz bir bayrak savruluyor
    Hoyrat ses duyuluyor kargaşa bitmez
    - Unut unut unut

    Çok yaz
    İlkyazlarda
    Yabanıl gülleri beyaz
    Uzun ovamızda bizim
    Bol yapraklı Ece ovamızda
    Ya da Marmara'yı
    Akıntılı Boğaz'ı öpen
    Dışdeniz'e
    "Nam-ı diğer" Saros körfezine hasret
    Ekininden geçilmez kırlarımızda
    İçerimde o çevrensiz keder
    Önlerine çıkıyorum sessiz soluksuz

    Güneşte bir yağmur
    Bir sağnak gibi birden
    Yeniden sonra yeniden
    Bir yerlerde isyan bayrakları yükselir
    Bir devrimin şarkısı ayaklanırken
    Kıpkızıl gelincikler derliyorum
    Evimizin güzelim vazosunu
    Bir gün bile çiçeksiz bırakmıyorum
    Aynanın önünde

    Annem benim
    Nasıl inanırım ben buna nasıl
    Yoksa nasıl dayanırdım onca yıl
    Kız kardeşim
    Biricik kızım
    Sevdalım
    O hep üşüyen
    O hep yoksul
    Otuz yedisine bile gelmeden
    Ah o yiten yiten yiten

    Gülümsüyor işte ben görüyorum
    Gülümsüyor bilinmedik bir yerden
    Ötelerden çok ötelerden
    Uzaklardan çok
    Aynanın içinden

    Sonsuzluk sonsuzdur kim bilmez
    Aydınlıktır
    Dilerim mevsimi tektir
    Tektir hep yaz

    Ah ilkyaz





    SAKSI

    Elimde demin
    Küçük bir saksı vardı
    Boş bir saksı

    Nasıl ağırmış meğer
    Nasıl kolum ağrıyor
    Boş
    Bomboş
    Çiçeksiz bir saksı





    25 HAZİRAN 1981

    Yoktun ya burda
    Burda yokken
    Daha sıkı tuttum ellerini
    Daha yakından baktım yüzüne
    Daha iyi daha çok
    Gördüm dinledim seni
    Takıldım peşine sonra
    Gözlerinden geçen bulutların
    Yere düşmüş bir gülün
    Belki senin önündeyim şimdi





    GECE

    Gece seni birdenbire hatırladım

    Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar
    pencereden dışarıya öyle baktım

    Dışarda seni benden ayıran hayat
    dışarda lodosa çevirmiş hava
    eriyor günlerdir yağan kar

    Bir görülmez düşmanın üzerine yürümek
    ve düşüp ölmek sonra
    birkaç adım atarak





    DİDİNE

    Gücünden kattım güçlendim
    Sesinden kattım seslendim
    Sana seslendim
    Dönüp baktılar ben bin diyeyim

    Oy oy dedim yanlış anlama
    Durmuşsam dinleniyorum
    O sokak senin bu sokak benim
    Aslında yerimdeyim

    Bir elde hep elimin biri
    Ötekini görmüyor musun
    Kimi bir adım geride kalıyorum
    Kimi bir adım geride kalıyorsun

    Ayışığını yoluna çıkarıyorum
    Yolu yok olana çıkarıyorum
    Kayaların ardından çıkarıyorum
    Kayaların önüne çıkarıyorum

    Ateşböceklerini karanlıkta bırakıyorum





    YOK YERE

    Yalnızlığım kalabalık gitgide
    Soğuk günler gibi çekildim kentin sokaklarından
    Yoksa koruyamam bu sevinci, kılır kolum kanadım yoksa
    Hani yok mu ya, hani ne derler, hani işte yok yere
    Yalnızlığım yalnızlığım gitgide

    Yığınları yerine koyuyorum sıradağları diziyorum ardarda
    Bunu ben ister miydim oysa hiç ister miydim
    Kapılarda kalmasaydım nsıl söylesem? Yarı yolda
    Hani yok mu ya, hani ne derler, hani işte yok yere
    Yalnızlığım kalabalık






    BİR AŞK ŞARKISI
    YAZMAK İSTERDİM SENİN İÇİN


    Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
    Unutulmasın ebediyete kadar
    Sensiz geçen anılarım gibi hazin
    Ve aşkımızla yüklü olsun mısralar

    Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
    Sığdırsın içine bütün güzellikleri
    Semanın maviliğini ve sonsuzluğunu sevgimizin
    Ve bitsin "Seni Seviyorum"la cümleleri

    Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
    Yalnız söleyebilelim sen ve ben
    O şarkıdır ki ılık bakışlarında gözlerini
    Gölgeler halinde dile gelir

    Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için





    VİETNAM

    Vietnam için yazmadın dedi Akşit
    Vietnam için şiir yazılmaz
    Vietnam için döğüşülür
    Vietnam için ölünür


    Yapraktan kömür
    Kirpikten kül
    Gözlerin yandığı Vietnam

    Dağ ol dağlarına katıl
    Başak ol
    Tüfek ol çatıl
    Tuz ol ekmeğini bansın
    Göreyim

    Ağlamayı bilmiyor Vietnam
    Şiir ne ki
    Gözyaşı
    Çocuklar doğmadan öldürülüyor
    Git Vietnam'da ana ol





    SESLERİN AYAK SESİ

    Kırlangıçlar dönecek yakında
    Açılacak onurlu kapıları
    Haziran sabahlarının
    Ağırdan

    Yer gök deniz nasıl bak
    Birbirine karışacak
    Çiçekler başı çekecek hey Nice
    Sonra çocuklar
    Balonlar uçurtmalar bulutlar ellerinde
    Ardından
    Beyazlar kırmızılar kayıklar
    Haydiii
    Yeşilde mavilikte

    Ayak sesleri var başka işiteceksin
    Bizlerin ayak sesinden
    Toprağın var suların var ağaçların var
    Günlerin gecelerin
    Sözlerin biçimlerin ayak sesleri
    Ayak sesleri elele
    Ayak sesleri kıyamet gibi
    Işığın ayak sesi
    Gölgenin ayak sesi
    Seslerin ayak sesi

    Çocuğum ilk ağızda bunları belle





    DAR AÇI

    Uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar
    Bir gökyüzü bitince öteki başlardı
    Çevik taylar dururdu güneşte olgun başaklar
    gölgelikler dururdu,
    Ovalar aydınlıkta dururdu
    Bulut geçti derdik bilemedin
    Ya da yağmur yağacak derdik
    Fesleğen saksıda güzel dururdu
    Bak bu olacak şey mi kömür beni vurdu
    Ayaklarım aldı başını gitti
    Ellerim kaldı duvarda
    Kalk ne olur pencereyi aç
    Uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar
    Bir gökyüzü bitince öteki başlardı





    BEN BENİ

    Ben beni sarpa vurdum ben de böyleyim
    Korkulu sular boyu yalçını diki
    Ayın karanlığında gün ertesini
    Ben seçtim denizleri kendim istedim

    Gölleri sevmedim ki düz ovaları
    Kişiye bir şey katmaz yürüsen baksan
    Denize vurmasa da gölgen bilirsin
    Tuza karışacaksın maviye çalan

    Kaç kapının önünde bekledim durdum
    Kaç güneşten eli boş çevrildim geri
    Bir ateş böceğiyim aysız gecede
    Bir çağrıyım işitin geleceklerden

    Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda
    Boya karıyorlardı çam kabuğundan
    Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda
    Boya karıyorlardı göklerden sudan

    Bir ateş böceğiyim aysız gecede
    Muştuyum hiç olmazsa aydınlıklardan
    Bizim göklerimiz de çoğalır bir gün
    Bir gün gelir toprağın suya aşkından
     

Bu Sayfayı Paylaş